XVII. Yüzyılda Avrupa Devletlerinin Genel Durumu:

17. yüzyılda Mutlak Monarşinin hâkim olduğu Avrupa’da güçlerini artıran devletler İngiltere ve Fransa oldu. Coğrafi Keşiflerin etkisiyle İngiltere, Fransa, Hollanda, İspanya ve Portekiz sömürge yarışına girdiler. Bu devletler Osmanlı Devleti’nin elinde olan İpek ve Baharat yollarına alternatif olarak yeni ticaret yolları bulmaya çalışmışlardır. Bu dönemde Uzak Doğu, Hindistan Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar Avrupalı devletlerin paylaşım bölgesi olmuştur.




BİLGİ NOTU

Sömürgecilik: Bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik olarak egemenliği altına alarak yayılması veya yayılma isteğine denir.

Aydınlanma Çağı olarak bilinen bu çağda Avrupalı devletler arasında din merkezli savaşlar olmuştur. Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Ferdinand‘ın Protestanları ortadan kaldırmak amacıyla İspanya ile işbirliği yaparak Protestan Alman prenslere saldırmasından dolayı (1618 – 1648) Otuz Yıl Savaşları olmuştur. Bu savaşlar sonucunda; Alman Prenslikleri güçlenmiştir. Bu prensliklerden Prusya daha sonraki dönemlerde bugünkü Almanya’nın temelini atmıştır…

XVII. Yüzyılda Asya Devletlerinin Genel Durumu:

XVII. yüzyılda Rusya, Asya’da güçlü bir devlet olarak ortaya çıkmaya başlamış, Altın Orda Devleti‘nin ortadan kalkmasıyla Orta Asya’ya doğru açılmayı amaçlamıştır. Altın Orda Devleti‘nin dağılmasıyla birlikte bu devletin toprakları üzerinde Özbekler güç kazanmış, Hive hanlığı, Hokant hanlığı gibi hanlıkların yanında yine bu dönemde Kazak hanlığı, Buhara hanlığı, Kaşgar hanlığı ve Babür gibi devletler Orta Asya ve Hindistan’da güçlü devletler olmuştur.

Bu devletler hem Türk kültürünün bu bölgelerde yaşamasına ve yayılmasına katkıda bulunmuşlardır hem de yapmış oldukları mimari eserler ve dönemlerinde yazılmış kitaplarla Türk kültürünün bölgelerinde günümüze kadar yaşamasını sağlamışlardır. Hindistan’daki Tac Mahal Şah Cihan tarafından İstanbul’dan davet edilen Mimar Sinan‘ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi tarafından yapılmıştır. Yapıdaki yazılarda yine İstanbul’dan gelen Hattat Serdar Efendi tarafından yazılmıştır.