A) METİN VE ZİHNİYET:

Her metin yazıldığı dönemi gösteren bir ayna gibidir. Edebi veya öğretici metin, yazıldığı dönemin kültür anlayışını ve dilini kullanarak o dönem toplumuna hakim olan zihniyeti yansıtır. Dönemin sosyal, siyasi, dini, ekonomik yapısı ve bunların hepsinin toplamı olan zihniyeti edebi esere siner. Destanlarda, masallarda ve halk hikâyelerinde geçen olağanüstülükler, aslında bu eserlerin oluştuğu dönemdeki insanların fiziksel gücün üstünlüğüne verdikleri önemin bir yansımasıdır. Aynı şekilde, Tanzimat döneminde yazılmış romanlara baktığımızda karşımıza yozlaşmış, çürümüş bir toplum ve insan manzarası çıkar. Bu o dönemin Batı medeniyetine öykünmüş ve ne Batılı ne Doğulu olabilmiş toplum ve insan gerçeğinin bir yansımasıdır.




B) METİN VE YAPI:

Olay çevresinde oluşan edebi metinlerde yapıyı o olayı yaşayan veya o olayın içinde olan kişiler, olayın geçtiği yer ve zaman oluşturur.

a) Olay: Metindeki kişilerden en az ikisi arasında herhangi bir ilgiden dolayı oluşan etkileşimdir. Metindeki kahramanların kişiliği, düşüncesi, gelişmesi ile ilgili çatışmaların belli bir karşıtlık çizgisi boyunca oluşan sistemi ise olay örgüsü olarak adlandırılır. Olay örgüsünde amaç olay anlatmak değildir. Yazar, olayları belli bir düzene sokma gayreti içindedir.

b) Kişi (Kahramanlar): Olay merkezli edebi metinlerde anlatılan olayları yaşayanlar kişi olarak adlandırılır. Bu kişiler, insan olabileceği gibi insan dışındaki canlı cansız birçok varlık veya nesne, eşya da olabilir. Bu metinlerdeki kişiler soyuttur, yalnızca o metinde yaşarlar; o metinle ilgilidirler. Bu metinlerde, kişiler “tip” ve “karakter” olarak karşımıza çıkar.

Tip: Belli bir sınıfı ya da belli bir insan eğilimini temsil eden kişidir. Tip evrenseldir, genel özelliklere sahiptir. Tipler “sevecen tip, alıngan tip, kıskanç tip, sosyal tip” gibi, bireysel olmaktan çok; başkalarında da bulunan ortak özellikler taşıyan ve bu özellikleri en belirgin şekilde temsil eden şahıs veya şahıs grubudur.

Karakter: Romanda olumlu, olumsuz yönleri ile verilen, belirli bir tip özelliği göstermeyen kişilerdir. Karakter, kendine özgüdür. Karakterler geneli temsil özelliği göstermez. Karakterler, birden fazla özelliği belirlenmiş tipik olan birkaç özelliği ile insanın iç çatışmaları ve çıkmazlarını verme görevini yüklenmiş roman şahıslarıdır. Karakterler çok yönlü olup, değişkenliğe sahip kişiler oldukları için bunlara “yuvarlak roman kişisi” de denmektedir.

c) Mekan (Yer): Olay merkezli edebi metinlerde anlatılan olayların geçtiği çevreye denir. İnsanlar gibi, bu metinlerin kişileri de belli bir çevrede yaşar. Bu çevre, okuyucuya betimleme yoluyla anlatılır. Bir anlamda mekân, o metnin vitrinidir.

d) Zaman: Bir metinde olayın geçtiği ve başı sonu belli olan süreye zaman denir. Olay veya olaylar belirli bir zaman diliminde yaşanır. Fakat bu zaman, hayattakinden farklı olarak düzenlenmiş, kurgulanmış bir zamandır. Bundan dolayı özellikle çağdaş romanda insanın hatırlama yeteneğinden yararlanılarak zamanlar arası geçiş yapılır. İç içe değişik zaman dilimlerinden söz edilebilir. Birkaç zaman bir arada kullanılabilir. Bilinç akışı tekniğiyle geriye dönüşler veya ileriye gidişler olabilir.

Öğretici metinlerde yapıyı (plan), ele alınan konu ve bu konuya yönelik olarak yazarın vurgulamak istediği düşünce etrafında oluşturduğu birimler (paragraf) meydana getirir. Bu birimlerin her biri konuya farklı bir yönden yaklaşır. Bu şekilde oluşan bütün, okuyucunun zihninde tamamlanmış bir düşünce ortaya çıkarır.

C) METİN VE TEMA:

Olay merkezli edebi metinlerde tema, yani metnin konusu olay örgüsünü oluşturan parçalar arasındaki çatışmadan hareketle bulunur. Metinlerdeki temel çatışmanın en kısa ifadesi, temadır. Bu metinlerde yazarın, yaşadığı dönemin zihniyeti benliğine ister istemez işleyeceğinden o dönemde yaşanan sosyal ve kültürel durumlar anlatılacaktır.

Öğretici metinlerde yazarın okuyucuya ulaştırmak istediği iletiye ana düşünce denir. Bu tür metinlerde ana düşünce doğrudan verilir, herhangi bir çağrışıma yer verilmez. Bundan dolayı öğretici metinlerde anlaşılırlık ve açıklık önemli bir özellik olarak karşımıza çıkar.

D) METİN, DİL VE ANLATIM:

Bir duygunun, düşüncenin, olayın, hayalin söz veya yazı ile ifadesine anlatım denir. Anlatmaya bağlı metinlerde, bir “anlatıcı” metinde geçen olayı anlatır. Bu anlatıcı soyuttur. Yazar tarafından kurgulanmıştır. Varlığı sadece o metinle ilgilidir. Dolayısıyla, anlatıcı ile yazar aynı kişi değildir. Yazar bir erkek iken, metindeki olayı anlatan kişi bir kadın olabilir.

Olay merkezli edebi metinlerde anlatıcıya 1. tekil ya da 3. tekil kişidir. Bunlardan 3. tekil kişi anlatıcısının da 3 farklı bakış açısı ile olay anlattığı görülebilir: İlahi (hakim) bakış açısı (olay ve kişilerle ilgili her bir ayrıntıyı en ince detaylarına varıncaya kadar bilen, her zaman ve her yerde olabilen bir bakış açısı); kahraman bakış açısı (olayları bir kahramanın gözüyle, onun düşünce ve histeriyle anlatan bakış açısı); gözlemci bakış açısı (anlatıcının olayların dışında, tamamen nesnel, sadece gördüklerini anlattığı ve betimlediği bakış açısı).

Öğretici metinlerde yazarın amacı düşüncesini açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koymaktır. Çünkü bu metinlerin amacı bilgi vermektir. Ama bununla birlikte, metnin türüne göre dilinde de farklılıklar göze çarpar. Bir makalede terimlerle yüklü bir dil varken, mektup veya denemede süslü ve imgesel bir dil kullanılabilir.

E) METİN VE GELENEK:

Bir toplumdaki kültürel değerler, eskiden beri o toplumda varlığını sürdüren yaşantıların bir sonraki nesle aktarılmasıyla yaşar. Bu şekilde, toplumda oluşan değerler toplamına gelenek denir. Bu edebiyat eserleri için de söz konusudur. Edebi eserler de geçmişten geleceğe uzanan bir sürecin halkalarını oluşturur. Hiçbir edebi eser kendinden önceki eser ve dönemlerden ayrı olamaz, düşünülemez.

F) ANLAMA VE YORUMLAMA:

Olay merkezli edebi metinler, bütün diğer sanat metinlerinde olduğu gibi tek ve somut anlamlı değildir. Görünen, anlatılan, gösterilenin arkasında çağrıştırılan bir anlam vardır. Okuyucu, bu anlamı, yazarın kelimelere yüklediği yeni anlamları fark ederek bulur. Bu ise kelimelerin kullanıldığı cümlelerden hareketle belirlenebilir. Okuyucu metni bu şekilde yorumlarken, kimi zaman yazarın da düşünemediği anlamlar çıkarabilir. Bu durum da okuyucunun birikimiyle ilgili bir durumdur.

G) METİN VE YAZAR:

Olay merkezli edebi metinler kurguya dayalıdır. Bu metinlerle bunların yazarı arasında, yazarın duygu ve düşünce dünyası etrafında şekillenen bir ilişki vardır. Başka bir deyişle metnin yazarı, metinde kendini yansıtır. Fakat bu doğrudan bir anlatım değildir. Yazarın gerçekliği dönüştürerek yaptığı bir kurgudur. Dolayısıyla, her metinde yazarın yaşamından izler aramak veya bulmak da mümkün olmayabilir.