Batı’nın Zenginleşme Sebepleri:

1453’te Türkler İstanbul‘u aldıktan sonra. Batının Doğu ile olan ticaretinin kontrolünü kesin olarak ellerine geçirdiler. Bu durum Portekiz Prensi Heinrich‘in Hindistan’a Afrika kıtasını denizden dolaşarak ulaşma teşebbüsünü hızlandırdı ve 1498’de Vasco de Gama bunu gerçekleştirdi. Bu tarihten itibaren deniz yolu ulaşımı kara yolu ulaşımından daha ekonomik duruma geldi ve İtalya’nın ticareti bundan ölümcül yara aldı.

1492 de Genovalı Kristof Kolomb Kastilya kraliçesi İsabella‘nın destek ve yardımı ile Amerika’yı keşfe gitti. Asıl gayesi hep batıya giderek Çin ve Hindistan’a varmaktı. Bu yolun Afrika’yı dolaşmaktan daha kısa ve daha ekonomik olduğunu düşünüyordu. Avrupa ile Çin arasında başka bir kıta olabileceğinden haberi yoktu. 12 Ekim 1492’de ilk olarak Orta Amerika’daki Karibik Adaları’ndan San Salvador‘a vardı ve burasını Batı Hindistan zannetti.

Ünlü İtalyan Medici ailesi tarafından görevlendirilen Amerigo Vespucci 1497’de Amerika ana kıtasına ulaştı. Oradan gönderdiği mektuplar ve haritalar incelenmek üzere Freiburg’ta kozmoğrafya profesörü Martin Waldseemüller’e gönderildi.

Profesörün yaptığı incelemeler, varılan bu yerin yepyeni bir kıta olduğunu ortaya çıkardı. VValdseemüller yeni dünyanın Amerika olarak adlandırılmasını önerdi. Bu öneriyi o zamanın ünlü haritacısı Gerhard Mercator yeni yaptığı haritaya işleyerek hayata geçirdi ve bundan sonra Amerika’da yaşayan yerlilere de Amerikalı dendi.

Yenidünyayı bir İtalyan keşfetti, ismini bir Alman koydu. Keşif macerasının finansmanı ise, İspanyollar tarafından karşılandı. İspanyollar ve Portekizliler yeni kıtanın ilk hâkimleri oldular ve Yeni Dünya’da hemen fetihlere giriştiler. İşte o andan itibaren İber Yarımadasından Amerika’ya doğru her tabakadan ve her meslekten kalabalık insan toplulukları akın etmeğe başladı.

Bunlar misyonerler, yol yapımcıları, her türlü kanun kaçakları, altın arayıcıları, spekülatörler, mülteciler vb.leri idi. Bu yeni gelenlerin altın hırsı, dini baskısı, yarattıkları kriminal olaylar ve beraberlerinde getirdikleri grip virüsü yerli halkın hayatını felç etti.

Yerli halk, İspanyollara göre dinsiz sayıldığından, bunlara karşı yapılacak hırsızlık, soygun, şantaj, ölüm gibi her türlü kriminal olay serbestti. Böylece İspanya’da Yahudi ve Müslüman Araplara karşı başlatılan ve 1492’de henüz sona eren korkunç katliamlar, hiç ara verilmeden yenidünyada devam ettirildi. Kilisenin infazcılan çok gaddardılar ve katliam yapmaya çok yatkındılar. Milyonlarca masum ve zavallı yerli insan İspanyollar tarafından hunharca katledildi.

1521’de Hernando Cortez bu günkü Meksika’daki Aztek ülkesini fethetti. Kısa bir aradan sonra Francisco Pitarro bütün Peru’yu yakıp yıkarak İnka ülkesini ele geçirdi. Pedro de Alvarado Texas‘i keşfetti ve aldı. De Soto Florida’yı ele geçirdi. Francisco de Coronado Kansas‘a ulaştı.

İngilizler ve Fransızlar, kuzeydeki soğuk ve ormanlık bölge ile yetinmek zorunda kaldılar ve buzlar ülkesi Kanada’dan yüzyıllar boyunca boşuna Çin‘e giden bir kuzeybatı geçidi bulmağa çalıştılar.

Amerika kıtasının keşfedilmesi insanlık tarihindeki devrimlerin en büyüğü niteliğindedir. Bu keşiften sonra meydana gelen büyük değişiklikler şöyle sıralanabilir:

-Ticarette ağırlık noktası Akdeniz’den Atlantik’e kaydı. İtalya’nın ticarette önemini kaybetmesiyle onun yerini İspanya, Portekiz, İngiltere ve Hollanda aldı. İspanyollar bu işte ilk olmalarına rağmen zamanla İngiltere ve Hollanda karşısında rekabet edemeyerek yenidünya ticaretinde liderliği bu iki devlete kaptıracaktır. Bu durum ancak Katolik İspanyolların siestaya yatkınlığı, Calvinist rakiplerinin ise iş hastası olmalarıyla açıklanabilir.

-Keşifler yerli halklar için çok korkunç bir felaket olmuştur. Onlar ya Avrupalıların vücutlarıyla beraber getirdikleri grip virüsüne karşı hiçbir savunma mekanizması taşımadıklarından toplu olarak ölüme terk edildiler ya da fanatik Katolikler tarafından dinsiz diye toplu halde katledildiler veya esir olarak dayanamadıkları şartlar altında çalışmaya zorlanarak öldüler.

-Keşiflerin başlangıcında 15 milyon yerli halkın yaşadığı Meksika’da 100 sene sonra yalnız 3 milyon yerli halk kalmıştı.

-Keşifler bir yeni felaketin daha kapısını araladı: Avrupalı emperyalistler, Afrika’da sıcak iklime dayanıklı, tarlalarda ve madenlerde çalışmaya elverişli güçlü kuvvetli ve sağlıklı zenci avına çıktılar. Toplanan bu zavallı siyah insanlar, vatanlarından zorla koparılıp vahşi hayvanlar gibi gemilere yüklendiler ve Amerika’ya götürülerek oradaki yeni toprak ağalarına köle olarak satıldılar.

-1545 de Bolivya‘nın Potosi bölgesinde gümüş madeni işletilmeye başlandı. İşte o tarihten itibaren her sene gümüş yüklü gemilerden kurulu filolar, Avrupa istikametinde Atlantik’i kat etmeğe başladılar. Değerli metal aramaları çok miktarda meraklıyı ateşledi, İspanyolların gümüş filosu İngiliz korsanlarının geçim kaynağı oldu. Zamanla üç köşeli bir ticaret yerleşti. Avrupa’dan boncuk ve değersiz şeyler, köle satın almak veya köle yakalamak için Afrika’ya, oradan köle yüklü gemiler Amerika’daki tarlalara ve madenlere, Amerika’dan şekerpancarı, mısır, pamuk, tütün ve gümüş yüklü gemiler de tekrar Avrupa’ya. Bu şekilde gemiler hiçbir zaman boş kalmadılar ve her sefer de büyük paralar kazandılar.

-Yeni Dünyadan İspanya’ya sürekli bir değerli maden akışı olur. Bu, ülke halkının kültürünün ve ahlakının dejenere olmasına neden olur. Birdenbire gelen bu zenginlik İspanya’da produktif olmayan fütuhatçı ve popülist politikalar yolunda israf edilir. (Askeri seferler, lüks yaşam, görkemli kilise ve hükümet yapıları inşaatları vs.)

Bu politikalar İspanya’nın İngiltere karşısında tekstil sanayinde verdiği rekabet savaşını kaybetmesine neden olur.

Ayrıca bu zenginliğin bu ülkede kalmasını sağlayacak herhangi bir alt yapı çalışması ve düzeni mevcut olmadığından gelen para, İspanya’dan tekrar Hollanda’ya ve soygunda ele geçirdiklerini sarayla paylaşan ve bu paylaşma karşılığında saraydan asalet unvanları alan İngiliz korsanlarının cebine akar. İngiltere ve Hollanda bu paralarla zenginleşerek büyük sömürge devletleri oldular.

-Amerika’nın keşfiyle, Hindistan ve Uzak Doğunun da buna katılımıyla kendine özgü bir koordinasyon içinde tek düze bir dünya ekonomi sistemi ortaya çıkar:

Merkezde (Hollanda, İngiltere, Fransa, Kuzey İtalya ve Almanya’nın Batısı ) farklı bir sanayi gelişmesi ve mono kültür bir tarım sektörü, kırsal alanda kölelik (Doğu Avrupa ve kolonilerde), merkezde ise ücrete dayalı işçilik. Ayni zamanda da askeri ve silah tekniğinde elde edilen üstünlük sayesinde Dünyanın Avrupalılaştırılması devri başlar: Bu devir. Antik çağdan sonra tekrar gelen ve köleliği yeniden getiren sömürgecilik devridir.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim ve Teknik 28 Haziran 2003 Sayı 849 da yayımlanmıştır.