1xbet princessbet tempobet

Browsing: ÇOCUK EĞİTİMİ

6 Yaş Dönemi Çocukların Gelişim Özellikleri

6 Yaş Çocuğunun Gelişim Özellikleri:

  • Oyun çocuğundan okul çocuğuna geçiş olan bu yaş çocuk için tekrar dengesiz ve uyumsuz bir dönemdir.
  • Bedenen oldukça hareketlidir. Düşmeler ve çarpmalar sıklıkla görülür.
  • Grup oyunlarından hoşlanır, hayali roller alır.
  • Yerde top zıplatabilir. Toprak ve kumla oynamayı çukur kazmayı sever.
  • Küçük kasları daha gelişmiş olduğundan diğer yaşlara oranla el işlerinde daha da başarılıdır.
  • Adını, soyadını ve belki sözcük yazabilir.
  • Objeleri küçükten, büyüğe ve uzunluklarına göre sıralar, özelliklerine göre gruplandırabilir.
  • Nesneler arasındaki benzer ve farklı yönleri ayırt edebilir.
  • Sorduğunuz zaman kendi sağını, solunu size gösterebilir.
  • Daire, kare, üçgen, dikdörtgen gibi geometrik şekilleri tanıyabilir.
  • Çok meraklıdır pek çok konuda sorular sorar, en çok da soyut kelimelerin anlamını öğrenmek ister.
  • Cinsiyetini ve yaşını doğru söyleyebilir.
  • Kız erkek farkı belirginleşmiştir; kızlar bebekle oynarken, erkekler de top oyununda ustalaşırlar.
  • Değişken yapıları nedeniyle ev ve okul davranışları arasında farklılıklar görülebilir.

{ Add a Comment }

4 – 5 Yaş Arası Çocukların Gelişim Dönemi Özellikleri

4 – 5 Yaş Arasındaki Çocukların Gelişimi:

  • 4 yaş çocuğu isteklerinin anında yerine getirilmemesini anlayışla karşılamayı öğrenmeye başlar.
  • O artık kendi dışındaki dünyanın kuralları olduğunu, başkalarının hak ve istekleri olduğunu görür ve beklemeyi öğrenir.
  • 4 yaş çocuğu değişken bir görünüm sergiler. Genellikle yarım bırakılan bir şeye karşı duyarsızdır. Sorgu çağı 4 yaşında en yüksek düzeye ulaşır.
  • Hareketlerindeki koordinasyon artar.
  • Yeme, uyuma ve tuvalet alışkanlıkları düzenlidir.
  • Varım bırakılan şeylere karşı duyarsızdır. Her şeyi ağırdan alır. Oyalanır.
  • Çevresindekilere buyurmaya, hükmetmeye bayılır. Aşırılıklara kaçar.
  • Diğer çocuklar ile birlikte oyun oynar; fakat sürekli kendini savunur ve kollar.
  • Kavgaları kısa sürer.
  • En Pozla soru sorulan dönemdir.
  • Cümleleri artık daha düzgündür.
  • 4 yaşında baş ve gövdesi olan adamlar çizebilirken 5 yaşında artık baş, gövde, kol ve bacakları olan adamlar çizmeye başlayabilir.
  • Hikayeler anlatır ve abartır. Hayal gücü etkindir.
  • Şaka ve fıkralardan zevk alır, gülmeye bayılır. Sözcükler uydurur.
  • Oyunlarında gerçek yaşamı yansıtan konular işlerler. (Evcilik, doktorculuk)

{ Add a Comment }

3 – 4 Yaş Arası Çocukların Gelişim Dönemi Özellikleri

3 – 4 Yaş Arasındaki Çocukların Gelişimi:

  • Çocukluğun en renkli dönemlerinden biridir.
  • Çocuk durmadan soru sorar. Neden? Niçin? Baba bunun adı ne?
  • Kendi işini kendi görmeye bayılır.
  • Yaptıkları işlerdeki hızları ve hareketleri artmıştır.
  • Durmadan konuşup sordukları gibi, gün boyu yorulmadan usanmadan oynarlar.
  • Bağımsızlıkları artmıştır. Kendi kendilerine yemek yiyebilir, fincandan içebilirler.
  • Yaptığı davranışın onay görmediğini belirten ifadeleri anlarlar.
  • ‘Ben de…….’dönemidir. Her şeyin içinde yer almak isterler.
  • Masallara, öykülere, çizgi filmlerine ilgi başlar.
  • Masallardan hele korkulu öykülerden hemen etkilenir. Karanlıktan ve hayvanlardan korkabilirler.
  • Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmaya bayılırlar.
  • Hayal gücü kuvvetlidir. Hayali arkadaşları olabilir ve gerçekte varmış gibi onlarla konuşur.
  • Kendi kendine gayet iyi oynar; fakat grup oyunlarında problemle karşılaşılabilir.
  • Kız çocuklar babaya, erkek çocuklar anneye daha çok yakınlık duyar.
  • Kıskançtır. Özellikle yeni bir bebeği çok kıskanır.
  • Parmak emerek, tırnak yiyerek vb. davranışlarla gerginliğini azaltmaya çalışabilir.
  • Suçluluk duygusu gelişir.
  • Kitaptaki resimleri ve hayal gücünü birleştirerek hikayeler anlatabilirler.

{ Add a Comment }

2 – 3 Yaş Arası Çocukların Gelişim Dönemi Özellikleri

2 – 3 Yaş Arasındaki Çocukların Gelişimi:

  • Bebeklikten çocukluğa geçiş dönemidir.
  • Çok aktiftirler.
  • Her şeyi kendi kendine yapmak isterler, inatçı ve karasızdırlar.
  • Daha az uyur, daha kolay uyanırlar.
  • Cinsel organlarını keşfetmeye başlarlar.
  • Çorabını giyer. Giysilerinin bazılarını çıkartabilirler.
  • Elleriyle ve kaşıkla yiyebilir, bardaktan içebilirler.
  • Tuvalet eğitiminin ilk adımları atılmıştır, yetişkinleri özellikle anne – babayı taklit ederler.
  • Adını ve yaşını söyleyebilir, tek sözcükler ve kısa cümleler kullanırlar. Suyla oynamayı severler.
  • Kısa cümlelerle derdini anlatabilirler. Konuşabildiklerinden daha fazlasını anlarlar.
  • Çocuklar 2 yaşından itibaren arkadaşları ile fazla iletişime girmeseler bile arkadaşları ile yan yana oynamaya başlarlar.
  • Kedi, köpek, bebek gibi nesneleri resimli kitaba bakarak tanır. Hikaye ve masal dinlemekten hoşlanır.

{ Add a Comment }

Okul ve Öğretmenlerle İletişiminiz Nasıl Olmalı

Okul ve Öğretmenlerle Diyalog:

Çocuğun eğitimi ile ilgilenen iki büyük kurum aile ve okuldur. Çocuğun gelişiminin sağlıklı olması ve okul başarısı için bu iki kurumun işbirliği yapması zorunludur. Bunun için:

  • Sadece bir sorun olduğunda okulla iletişime geçmeyin. Her an okulla iletişim halinde bulunun.
  • Öğretmeninize çocuğunuzla ilgili bilmesi gereken her şeyi açıkça anlatın. Çocuğunuzu tanımasına yardımcı olun. Bir sorun varsa asla saklamayın.
  • ‘öğretmenine söylerim.’ Gibi cümleler ile çocuğunuzu tehdit etmeyin… Onun yanında öğretmeni ile ilgili olumsuz ifadeler kullanmayın.
  • Onun da bir çocuk olduğunu ve hatalar yapabileceğini unutmayın.
  • Her davranışınızda ona örnek olun. Çünkü o sizin davranışlarınızı MODEL alır.
  • Çocuklarınızı istediğiniz yönde geliştirmek için yaptığı her olumlu davranış karşısında onu takdir edin.
  • Öğretmeniyle sık sık iletişime geçerek çocuğunuzun gelişimini yakından takip edin.
  • Çocuğunuzu asla arkadaşlarıyla veya başka birileriyle kıyaslamayın. Çünkü her insan bir dünyadır.
  • Kızgın ve öfkeli iken ona bir şeyler öğretmeye çalışmayın.

{ Add a Comment }

Çocuklara Ders Çalışma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır

Çocuklarda Ders Çalışma İsteksizliği Nasıl Giderilir:

  • Çocuğunuz okuldan gelince mutlaka biraz dinlenmesini sağlayın.
  • Çalışması için kendine göre masa ve oda ayarlayın.
  • Çocuğunuzun odasında onu hayal dünyasına götüren dikkatini dağıtan poster, resim vb. şeyleri odasından kaldırın.
  • Ders çalışırken kullanacağı tüm malzemeleri masasında bulundurmasına özen gösterin.
  • Ders çalışmaya zorlandığı ders ya da konudan başlamasını önerin.
  • Televizyon karşısında ders çalışmasını engelleyin.
  • Asla onun yerine ödev yapmayın. Dersinin tamamını sizinle çalışmasına alıştırmayın. İhtiyaç duyduğu yerlerde yardımcı olun.
  • Çocuğunuza niçin ödev yapılması gerektiğini ve tamamlamanın neden önemli olduğunu onun anlayabileceği şekilde açıklayın.
  • Çalışma ve dinlenme sürelerini belirleyen ve ona uygun bir program hazırlayın.
  • Ders çalışmayı çekici hale getirmek için ödevin kısa bölümlere ayrılması, iki zor ders arasına daha kolay ve yorucu olmayan bir dersin koyulması, çocuğun onore edilmesi faydalı olacaktır.
  • Onu yüreklendirecek sözler söyleyin.

{ 1 Comment }

Gelişim Nedir – Gelişim ve Büyüme Arasındaki Fark

Gelişim ve Büyümenin Farkları:

Çocuğun doğumdan, hatta doğum öncesinden itibaren çeşitli aşamalarda gelişim sürecine ilişkin görüş sahibi olabilmek için “gelişim” kavramını doğru olarak bilmek gerekmektedir. Gelişim kavramı, genellikle büyüme ve olgunlaşma kavramları ile karıştırılmaktadır. Büyüme, vücudun boy ve ağırlıkça artış göstermesidir. Bu nedenle, fiziksel özellikler için kullanılır. Gelişim ise fiziksel özelliklerle birlikte diğer (zihin, dil, sosyal, duygusal, cinsel) özellikler için de kullanılır. Olgunlaşma, kişinin herhangi bir çaba harcamaksızın, doğuştan getirdiği özelliklerin zaman içinde kendiliğinden ortaya çıkmasını ifade etmektedir. Gelişim, olgunlaşmayı da içine alan bir kavramdır.

Doğum öncesinden başlayarak, yaşamın sonuna kadar kişinin geçirmiş olduğu değişiklikleri açıklayan bir süreçtir. Bu değişiklikler, çocuğun önceki durumu ile karşılaştırıldığında sonuç üç şekilde açıklanabilir: Karşılaştırma yapıldığında daha kötü bir duruma geçiş gözleniyorsa “gerileme”, herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiş ise “duraklama”, daha iyi bir duruma geçiş söz konusu ise “gelişme” kavramları, çocuğun mevcut durumunu açıklamaktadır.

Bu nedenle, anne babaların çocuğun gelişim özelliklerini ifade eden olası değişikliklerin neler olduğu, sırası, ne şekilde gerçekleştiği, nelerden etkilendiği ve yapılması gerekenler konularında bilinçlenmeleri, çocuklarının gelecekleri açısından büyük Önem taşımaktadır. Gelişimde, çocuktan çocuğa farklılıklar bulunmaktadır. Ancak burada önemli olan, bütün çocuklardan beklenen, gelişime ilişkin ortak özelliklerin neler olduğunun bilinmesidir. Gelişimde farklılık yaratan durumlar; çocuğun doğuştan getirdiği genetik özellikler ve onu etkileyen çevresel (anne baba ve çocukla ilgili diğer kişilerin tutum ve davranışları, çocuğun yaşadığı ortamın koşulları, temel gereksinimlerinin karşılanma durumu, çocuğa sunulan eğitim materyalleri, okul, öğretmen ve arkadaş çevresiyle etkileşimi vb.) özelliklerdir.

Çocuklarda gelişim farklılıkları başlangıçta büyük ölçüde genetik etmenlere bağlı olmakla birlikte, daha sonraları dış çevrenin etkileri giderek daha büyük önem kazanmaktadır. Çevresel etmenlerin etkisiyle çocukların öğrenme, düşünme, hissetme ve davranma biçimlerinde Önemli değişiklikler yaratmak mümkündür.

Her çocuk, kendisini etkileyen çok çeşitli etmenlere bağlı olarak kendine özgü bir gelişme biçimi göstermektedir. Anne babalar, çocuklarının iyi gelişmesi Fiziksel ve Motor Gelişim ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanabilmeleri için en önemli sorumluluğu üstlenmektedirler. Bununla birlikte, çocuğun büyük ölçüde yaşamın çok küçük yaşlarında belirlenen gelişme seyrini değiştirmek için yapılabilecekler sınırlı kalabilmektedir. Bu nedenle, yaşamın ilk yıllan, kritik yıllar olarak adlandırılmaktadır. Özellikle, 0-6 yaşlardaki gelişim ve bu süreci etkileyen etmenler, gerek çocuk, gerek anne babalar, gerekse toplum için son derece önemli görülmektedir.

{ Add a Comment }

Çocuk Eğitiminde Kitapların Önemi

Hiç kuşkusuz, çocuğun eğitimini etkileyen en büyük faktör, ailesi, yani anne, baba ve kardeşleridir. Ancak ne var ki, özellikle günümüzde kitap, radyo, televizyon ve video gibi birçok araç, çocuğun eğitimine olumlu veya olumsuz, ama asla küçümsenemeyecek boyutlarda katkıda bulunmaktadır. Eğitime yardımcı nitelik taşıyan bu tür araçların olumlu veya olumsuz etkilerini irdelemekte fayda görmekteyiz.

Çocuğun Bilişsel Gelişiminde Kitapların Önemi:

Üç yaşını bitirmiş bir çocuk, kendisine okunacak resimli hikâyelere büyük ilgi gösterir. Kendisine okunan kitaptaki hikâyeyi dikkatle dinler ve duydukları ile gördüğü resimler arasında kafasında bağlantı kurmaya çalışır. Kendisine kitap okunmasından o kadar memnundur ki, aynı hikâyeyi defalarca dinlemek isteyebilir. Bundan hiç bıkmaz. Bir süre sonra resimlere bakarak aynı hikâyeyi kendisi de anlatacak düzeye ulaşır. Ayrıca hayal dünyası da oldukça gelişmiştir. Öyle ki, anlatırken kendisinden de birtakım yan olaylar ekler.

Hayal dünyasının genişliği, zekâ ile doğru orantılıdır. Ağabeyi okula başlayacak olan bir çocuk, resimli hikâye kitabında kendi yaşlarında bir çocuk gördüğünde onun da ağabeyinin yakında okula başlayacağını rahatlıkla hayal edebilir. Çocuğunuzun hayal dünyasını asla kısıtlamamalısınız. Bazı cümleleri aynen tekrarladığını gözlemleyebilirsiniz. Çocuğunuz böylece bazı cümle kalıplarını ve deyimleri öğrenmektedir. Ancak okuduklarınızı satır satır tekrarlamasını da beklemeyin, bırakın olayı istediği gibi yorumlasın.

Bu yaşlardaki çocuk, kitaplarını bir arkadaş gibi görür. Çocuk, kendisini hikâyedeki kişilerin yerine koyar. Kahramanları kendi yakın çevresi ile özdeşleştirir. Büyük bir gayretle size gelir ve belki daha önce yirmi kez dinlediği bir kitabı yeniden okumanızı ister; sıkılmaz; usanmaz; size sorular yöneltir. Hikâye kahramanları ile sevinir ve üzülür. Böylece duygu dünyası da genişlemiş olur. Ayrıca başkalarının duygularını da anlama yolunda adımlar atar. Bu yüzden çizilen tiplerin olumlu kişilik özellikleri taşımalarına büyük özen göstermelisiniz. Okuyacağınız hikâyedeki en basit yalanı bile herhangi bir suç işlediğinde size karşı kullanmak isteyecektir. Buna asla mahal vermemelisiniz.

Çocuklarınızın gereksiz korkulara kapılmaması için okuyacağınız hikayede “gulyabani“ ya da“ öcü“ gibi gerçek dışı varlıkların asla yer almamaları gerekir. Bu tür soyut varlıkları çocuk tasavvur bile edemez ve bunun sonucunda yalnız kalmaktan korkar hale de gelebilir.

Yukarıda da değindiğimiz gibi, kitabın çocuk üzerindeki olumlu etkileri sayılamayacak kadar çoktur. Bu nedenle ona çikolata ya da şekerleme yerine kitap almanız çok daha yararlıdır. Onu sevin ve ona kitap okuyun. Kitap okumanın zamanı yoktur: Yatmadan önce ya da onu sevmek istediğinizde; yolculukta ya da doktor muayenehanesinde sıra beklerken… Önemli olan sizin de kitap okumayı sevmeniz ve bunun önemini kavrayarak ona kitap okumak için vakit ayırmanızdır.

{ Add a Comment }

Okul Öncesi Eğitim Kurumları ve Önemi

Anaokullarının Eğitimdeki Önemi:

Günümüzde hayat şartlarının getirdiği zorunluluklar sebebiyle, babanın yanı sıra anne de çalışmak zorunda kalmaktadır. Anne ve babanın çalışması durumunda çocuk henüz okula gitmiyor ise, bir büyüğün yanına bırakıldığı gibi çocuklara daha iyi eğitim vereceği ve evde kazanamadığı bir takım alışkanlıkları daha kolay edineceği düşüncesi ile çocuklar üç yaşından itibaren anaokulu, çocuk yuvası, çocuk evi gibi isimlerle kurulan eğitim kurumlarına gönderilmektedir.

Okul öncesi bu eğitim kurumlan çocuklar için yeni bir arkadaş çevresi, zengin bir oyun ortamı ve çeşitli deneyimler kazanacağı bir yer olması nedeniyle oldukça önemlidir. Çocukların bu yaşlarda bir hayli hızlı öğrendiği göz önünde bulundurulursa, bu eğitim kurumları evde sağlanamayan birtakım imkânları takviye etmesi açısından büyük önem taşır.

Çocuk böyle bir yerde, evde yeterli düzeye gelmeyen birtakım zorunlu alışkanlıkları -ki bunlar yemek yeme, tuvalet, temizlik gibi alışkanlıklardır- öğrenme konusunda önemli gelişmeler gösterir. Çocuğun kendi yaşıtları ile bir arada olması birbirlerinin haklarına saygı göstermeyi, paylaşmayı ve birbirleri için bir şeyler yapabilme gibi davranışları öğrenmesini sağlar.

Bu kurumlar kendilerine özgü birtakım kurallar çerçevesinde faaliyetlerini gerçekleştirirler. Çocuk burada belirli bir düzene göre programlanmış faaliyetleri, belli bir zaman içinde yaparak zaman kavramını ve bunun önemini öğrenmede büyük gelişme gösterir.

Çocukların burada birlikte yemek yemeleri, bu yemek sırasında birbirlerine hizmet etmeleri, oyuncakları paylaşmaları, birbirlerinin sırasını ve hakkını korumaları gibi alışkanlıkları kazanarak ileride kuracakları insan ilişkileri konusunda olumlu bir altyapı oluştururlar.

Okul öncesi kurumların verimli bir şekilde hizmet sağlayabilmesi, eğiticinin niteliğinin yanı sıra kurumun çocuklar için ayırdığı malzemenin niteliği ve niceliği de önemli bir konudur. Kurumda bulunan çocuklar için kaliteli ve yeterli miktarda oyuncak ve uğraşı malzemelerinin bulunması göz önünde bulundurulması gereken bir husustur. Bu malzemelerin yeterli miktarlarda sağlanmış olmasının yanı sıra, oyun alanlarının da rahat hareket imkânını sağlayacak kadar geniş olması gerekir. Bu sayededir ki, çocuklar arasında doğabilecek sürtüşme ve tatsız olaylar çok daha kolay çözüme kavuşturulabilir.

Masal ve hikâye anlatımı türünden sözlü faaliyetler bu gibi kurumlarda önemli yer tutar. Çocuklar bu yaşlarda hikâye masal dinlemekten ve anlatmaktan büyük zevk duyarlar. Bu yüzden renkli resimli kitaplar ve eğitici, eğlendirici filmler hoşça vakit geçirebilmeleri için idealdir.

Yine bu kurumlarda müziğin de önemli bir yeri vardır. Çocukların birlikte şarkı söylemeleri, çeşitli basit melodileri öğrenmeleri eğitimleri açısından aşılması gereken bir adımdır. Bu gibi faaliyetlerin yanı sıra okula hazırlık amacıyla renklerin, sayıların, şekillerin, gündelik hayattaki ve doğadaki değişmez olayların oyunla karışık olarak öğretilmesi gerekir.

Okul öncesi kurumlar, çocuğun eğilimlerini ve yeteneklerini belirlemede çok iyi bir gözlem ortamı oluştururlar. Okulda ve evde verilen eğitimin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olması bu bakımdan büyük önem taşır.

Eğitimin verimliliği açısından okulda oluşturulan gruplar arasında yaş itibariyle fazla fark olmamasına dikkat edilmesi gerekir. Çünkü çocukların dikkat süreleri, anlama kabiliyetleri yaşları ile doğru orantılı olacağından, eğitimin verimliliği de bu ayrımın özenli yapılmasına bağlı olacaktır.

{ Add a Comment }

Doğum Sırasına Göre Çocukların Özellikleri

İLK ÇOCUK:

Birinci çocuk anne-babanın ilk göz ağrısıdır. Sevilir, fakat tam bir tecrübe sahasıdır. Anne-baba her şeyi onun üzerinde deneyerek öğrenir. Doğumu büyük bir hadisedir. Cinsiyeti büyük bir merak konusudur. Anne-baba çocuğu kendilerinin küçük bir modeli olarak görme eğilimindedir.

Kendilerinde gördükleri ve beğendikleri bütün özelliklere çocuklarının da sahip olmasını beklerler. Ayrıca kendilerinin başaramadığı her şeyi de çocukta görmek isterler. Yeteneği olduğu halde istediği müzik eğitimini alamamış bir anne bu konuda hiç de yeteneği olmayan kızını piyano dersi almaya zorlayabilir. Unutulmaması gereken nokta çocuğun sahip olduğu kişiliktir. Her şeyin başı, çocuğun geliştirmekte olduğu kişiliğe duyulan, duyulması gereken saygıdır.

Anne ve baba ilk çocuk üzerinde ve bu çocuğun eğitiminde gereğinden fazla hassas davranırlar. Umutlu, ancak gergindirler. Aslında annelik ve babalık bir içgüdüdür. Önemli olan bu içgüdüyü sevgi ve bilgi ile desteklemektir.

ORTANCA ÇOCUK:

İlk ve son çocuk arasında yer alan kardeşlerin durumu diğerlerine göre daha değişiktir. Anne ve baba ilk kardeşte olduğu kadar tecrübesiz değildirler. Hoşgörüleri artmış ve kaygıları, endişeleri azalmıştır. Çocuğun birlikte oynayabileceği bir oyun arkadaşı vardır. Abla veya ağabeyini belki kıskanır, ama gene de gizli bir hayranlık duymadan edemez. Arkadaşları ile konuştuğu zaman ablası ya da ağabeyi ile övünmeyi sever. En önemli sorun; büyük kardeş ile aileye yeni katılan birey arasında sıkışıp kalmaktır. En büyük, ilk olmanın avantajı ile kendisini kabul ettirmiştir. En küçük, bütün bebekler gibi anneyi esareti altına almıştır, işte böylesi bir durum, ortanca kardeş için en kötü olanıdır. Önünde bir kaç ihtimal vardır. Ağabeyi gibi olmayı deneyebilir, yani erken olgunlaşır. Ya da tam tersi, yeni gelen bebeğe özenerek bebeksi tavırlar takınır. En kötüsü de içine kapanmasıdır. Bu durumların hiçbirisine mahal vermemek için onu sevdiğinizi belirtin; bunu kavramasına yardımcı olun ve adil davranın. Onu gereksiz rekabetlere sürüklemeyin.

EN KÜÇÜK ÇOCUK:

Aile içerisinde küçük çocuğa erişkin yaşa geldiği, hatta evlenip çoluk çocuk sahibi olduğu zaman bile ailenin bebeği olarak bakılır. Anne ve baba yaşları ilerledikçe ve tecrübeleri arttıkça daha hoşgörülü davranabilmektedirler. Çocuk iyi bir diplomattır ve bu imtiyazın kendisine kazandırdığı avantajları sonuna dek kullanır. Anne -baba tarafından diğer kardeşlere karşı himaye edilir. Yaptığı yaramazlıklara sıklıkla göz yumulur.

Görüldüğü gibi çocukların doğuş sırası aile içinde edindikleri yeri etkilemekte ve kişiliklerinin oluşumuna, yerine göre olumlu veya olumsuz katkıda bulunabilmektedir. Tabii ki bir çocuğun kişiliğini ilk ya da son veyahut tek çocuk oluşuna bağlamak yanlıştır; ancak bu durumun, kişiliğe kalıcı bir damga vurduğu da aşikardır.

Büyük Kardeşlerin Sorumluluk Üstlenmeleri:

Abla ya da ağabey kendisi de çocuk olsa bile aileye en son katılmış olan bireye oranla kıdemli bir aile bireyidir. Bu nedenle kardeşi ile ilgili olarak bir sorumluluk üstlenmiş bulunmaktadır. Bu sorumluluk birtakım yetkileri de beraberinde getirir. Tıpkı sizin gibi o da birtakım düşüncelerini kardeşine kabul ettirmek, yani onu eğitmek isteyecektir. Buna hoşgörü ile bakmaya hazır olmalısınız. Aksi takdirde onu kardeşine karşı küçük düşürmüş olursunuz ki, buna göstereceği tepkiyi tahmin bile edemezsiniz. Bir yere gitmek istediğinizde en küçük çocuğu emanet edebileceğiniz ilk kişi ağabey ya da ablasıdır. Hatta siz evde iken bile başka bir iş ile uğraşmak istediğinizde onlardan medet umarsınız.

Burada şu noktayı unutmamak gerekir. Şimdiye kadar “çocuk” olan, yani isteklerini kolayca kabul ettirebilen çocuğunuz yeni kardeşinin gelişi ile birlikte çocuk olmaktan çıkmış ve sorumlulukları bulunan bir aile bireyi haline gelmiştir. Şımarıklıkları artık tahammül edilemeyecek kaprisler kabul edilmektedir. Annesine sarılmak, en azından onunla konuşmak istediğinde annesi küçük kardeşi ile meşguldür. Kardeşi ile kendisini kıyaslar. Kendisi annesini memnun etmek için o kadar çaba gösterdiği halde, annesi kendisinin beklediği ilgiyi göstermemektedir. Aksine altını pisleten ve gerekli gereksiz ağlamaktan başka hiçbir marifeti bulunmayan kardeşinin başından ayrılmaz. Kısacası tahttan indirilmiş bir kral gibidir. Bu bir şoktur.

Kimi çocuk anne ve babasının yardımı ile bu şoku kolay atlatır. Aslında atlatılmayacak bir şok da değildir. Önemli olan çocuğun kardeşi geldiği için kendisinin pabucunun dama atıldığı imajına kapılmamasıdır. Onu, kendisini halen eskisi kadar sevdiğinize inandırmalısınız. Hiç kimse yenisi geldi diye mevcut çocuklarını sevmekten vazgeçmez, fakat gösterilen ilgi dağılmakta ve çocuk bu ilgi dağılmasını, azalma olarak algılamaktadır. Ondan kardeşinin bakımı konusunda yardım isteyin; sorumluluk yükleyin; yetki verin; bunu sevinçle karşılayacaktır. Kardeşi için bir şeyler yapabilmek onu mutlu edecektir.

Sorumluluk verirken aşırıya gitmemek aklın gereğidir. Altı yaşında bir kız çocuğundan yemeğin suyunun azalıp azalmadığına bakmasını isteyebilirsiniz, ama ona yemek yapmasını öğretmeye çalışmak onu yaşının üstünde zorlamak demektir. Bırakın yaşını yaşasın. Yapabileceği şeyleri istemekten kaçınmayın, ama zorlamayın da.

Küçük çocukları bir yere giderken yalnız bırakmamaya özen göstermek gerekir. Hele kapıyı üzerlerinden kilitlemek çok büyük bir yanlıştır. Evde yalnız kaldıklarında akıllarına gelmeyecek şey yoktur. Her şeyi, ama akıllarına gelebilecek her şeyi denemek isteyebilirler. Hatta kibritin nasıl yakıldığını bile… Sorumsuz kişilerin bu tür hatalarının sebebiyet verdiği yangınları gazetelerde okuruz. O yüzden kesinlikle çocukları evde yalnız bırakmamalısınız.

Sorumluluk yüklerken yukarıda da belirttiğimiz gibi birtakım yetkiler de vermelisiniz. Ayrıca sorumluluk birtakım hakların kısıtlanması anlamına da gelmemelidir. En sevdiği televizyon programını seyrederken onu, kardeşi ile ilgili bir işe koşmanız en olgun abla ya da ağabeyi bile isyan ettirebilir.

{ Add a Comment }

hemşire seks - gay seks
tuzla escort pendik escort kartal escort maltepe escort kacak iddaa canlı bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri online casino siteleri bahis siteleri canlı bahis siteleri