Browsing: ÇOCUK EĞİTİMİ

Kardeşi Olan Çocuğa Nasıl Davranılmalı

Kardeşi Olan Çocuğun Psikolojisi:

Ülkemizde ailelerin çocuk sayısı genelde birden fazladır. Çocukların herbiri ilgi bekler; özen ister. Aralarında ayrım yapamazsınız. Her birisinin beklentisi ayrıdır ve bir an önce yerine getirilmesini ister. Bir diğerine öncelik tanıdığınızda kırılır. Anaokuluna göndereceğiniz kızınızın saçını tararken, büyük oğlunuz ısrarla kalem kutusunu sorabilir ve bu arada en ufakları da ağlamaya başlayabilir. Çok çocuklu ailelerde bu tür sahnelere sıklıkla rastlanır. Tüm bunlara katlanmak için çelikten sinirler gerekebilir… Ancak tam tersi de mümkündür. En ufağı içeride ağabeyi ile oynarken ortanca kızınız hem size salata yapmakta yardım etmekte, hem de okulda canının neye sıkıldığını anlatmaktadır. Önemli olan bu tür anların birbirini dengeleyebilmesidir.

Bazı çocuklar annelerini, bazıları ise babalarını “sırdaş” olarak seçerler. Hatta evde yaşayan büyükanne ve baba da bu iş için tercih edilebilir. Bu tür tercihlerde aranan kişi olmamak sizi üzmemelidir. Ancak böyle bir kişi mutlaka mevcut olmalıdır. Çocuk kimin kendisini daha iyi anladığını gayet iyi kavrar. Kimin kendisine yardımcı olabileceğini gayet iyi bilir ve çok usta bir diplomattır.

Birden fazla çocuğu bir arada büyütmek sadece zorluklar yönünden ele alınamaz. Belirli bir yaşa gelmiş kız çocuğu, yeni doğmuş bebeğin bakımı konusunda annesine yardımcı olmaktan büyük bir zevk alır. Küçük kardeş annesine ya da babasına soramadığı soruların cevabını ablasından ya da ağabeyinden daha kolay alabilir.

Küçük kardeş diğerlerine bakarak geçireceği aşamaları daha kolay tasavvur edebilir. Ablası okula başladığı zaman, vakti geldiğin de kendisinin de okula gideceğini daha rahat kavrayabilir. Ablası onun önünde bir ufuktur. Onu kıskanabilir, ama yine de gizli bir hayranlık duyar. Gerçi aynı hayranlığı ana ve babasına da duymaktadır. Ancak bu hayranlık çok zor ulaşılabilecek bir hedeftir; oysa ablası ya da ağabeyi gibi olmak yakın bir hedeftir. Diğer yandan büyük kardeş ufak kardeşin neleri başaramadığını görerek kendisine olan güvenini pekiştirmektedir.

Kardeşler arasındaki ilişkiler, çocuğun ilerideki ilişkileri için bir idman sahasıdır. Her tür duyguyu önce bu alanda görür, hisseder: Sever ve kıskanır; kızar ve affeder; darılır ve barışır; verir ve alır… Okulda ve iş hayatında tadacağı birçok duyguyu ilk olarak kardeşleri ile olan ilişkilerinde yaşar. Anne ve baba arasındaki ilişki ne kadar olumlu, uyum ne kadar fazla ise, kardeşler arasındaki ilişki de o derece olumlu ve uyumlu olacaktır. Anne-babası sürekli tartışan bir çocuk, kardeşleri ile tartışmayı öğrenir; anne-babası anlaşan bir çocuk, kardeşleri ile anlaşmayı öğrenir. Üstelik tartışan bir anne- baba bir süre sonra barışabilirler, ama çocuğun bu etkiyi üzerinden atması çok daha fazla vakit alır.

Çocuklarınıza yapacağınız en büyük iyilik aralarında adil davranmaktır. Asla birini diğerlerine tercih etmemelisiniz. Hiç tasalanmayın; gerisini onlar kendi aralarında halledeceklerdir.

{ Add a Comment }

Çocukların Konuşma Becerisi Nasıl Gelişir

Çocuğun Konuşma Becerisi Kazanma Süreci:

Üç yaşına kadar çocuğun konuşması yarımdır. Sözcük seçimi isabetli olmayabilir. Ancak bu yaşlardan itibaren konuşma melekeleri yerine oturmaya başlar. Sözcükleri bilerek seçer. Bu yaşa kadar sözcükleri çekimsiz halde bir araya getirmekte ve kendini bu şekilde ifade etmektedir. Bu yaşlardan itibaren artık bilinçli cümleler kurmaya başlar. Basit açıklamalar yapabilmekte ve çekimli fiiller kullanmaktadır. “Anne ditti”  “annem gezmeye gitti” ye dönüşür. Gene de bazı sözcükleri telaffuz edemez. “Arı” kelimesini telaffuz etmek ona çok zor gelebilir. Arı ile ayı arasında ayırım yapamayabilir. Arabayı, “alaba” olarak dile getirebilir. Bütün bunlar gayet doğal gelişim basamaklarıdır.

“R” harfi çocuklar için büyük güçlükler arz eder. Aslında bu tür aksaklıklar çocuğun konuşmasına bir tatlılık verir. Endişeye kapılmanıza gerek yoktur, ancak bu tür konuşmalarına prim vermeyerek, yerleşmesine engel olmalısınız. Okul çağı yaklaştıkça çocuğunuz konuşmasını düzeltmelidir. Başlangıçta tatlı gelen harf hataları zaman içerisinde rahatsız edici hale gelebilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu tür hataların yerleşip kalması çok üzücüdür. Kurduğu cümlelerin daha karmaşık hale geldiğini fark edersiniz. Şart cümleleri kurmakta, olumsuz cümlelerde neden belirtmektedir.

Dil gelişimi çocuk için çok önemlidir ve teşvik edilmelidir. Bunun için resimli kitaplardan faydalanabilirsiniz. Her yerden kolaylıkla temin edebileceğiniz bu kitapları ona okuyabilirsiniz. Birkaç kez okuduktan sonra bu hikayelerin kafasında yer ettiğini göreceksiniz. Bir süre sonra da, resimlere dayanarak olayları onun anlatmasını bekleyebilirsiniz. Bunu büyük bir sevinçle yapacaktır. Ayrıca hayal gücünü de kullanarak olayları genişletecek ve olayı kendi dili ile ifade edecektir. Gerek dil gelişimi ve gerekse hayal dünyasının zenginleşmesi için ona bu anlamda vakit ayırın.

Çocuklar elle tutabildikleri somut şeyleri daha kolay kavrar ve yerine oturtabilirler. Masa ve sandalye, anne ya da baba kelimelerinin anlamını kavramak kolaydır. Sevgi ve saygıyı ise anlamaları zordur. Gerçi sevgi kelimesinin anlamım bilemeyebilirler, ancak sevgiyi anlamakta pek mahirdirler. Yapmacık sevgiyi çok kolay ve büyük insandan çok daha ustaca anlarlar. Bu yüzden çocuk soyut kavramları anlamak için zorlanmamak ve edineceği yeni bilgiler mevcudun üzerine bina edilmelidir.

“Ayıp” kelimesi çocuk için pek fazla şey ifade etmeyebilir. Ancak ‘ayıp’ şeyleri yapan çocukların büyükler tarafından sevilmediğini kolaylıkla anlayabilir. Bir de ayıp bir davranış için örnek verecek olursanız, kavramın yerine oturmasını sağlamış olursunuz.

Çocuklar üç yaş civarında bazı eşyalara kendilerine mahsus adlar vermeyi severler. Arabaya “dütdüt”, ya da bebeğe “ınga” diyebilirler. Altıncı yaşa doğru bu tür sözcükler artık terk edilmelidir. Bebeksi konuşmaları size tatlı gelebilir. Ancak onun bu tür sözlerini asla tekrarlamamalısınız. Aksine sizin gibi konuşmasına ödül vermelisiniz. Yanlışlıklarını kabullenip onaylamayın. Böyle yapmakla dil gelişimine köstek olursunuz; onunsa kösteğe değil desteğe ihtiyacı vardır.

Harf ve sözcük hatalarını düzeltmesi için ona yardımcı olun. Doğrusunu telaffuz ederek ve defalarca tekrarlayarak önayak olun ama asla baskı yapmayın. Kendine olan güvenini sarsmayın. Böyle yapmakla sadece bu tür hataların yerleşmesini temin edersiniz. Sevgi ile yaklaşın. Zaten “sevgi” çocuk eğitiminin anahtar kelimesidir ve açmayacağı kapı, halledemeyeceği güçlük yoktur.

Çocuklar anlatmak istediklerini uzun uzun düşünerek bulurlar ve bu yüzden de yavaş konuşurlar. Bu gibi durumlarda çocuğa karşı sabırlı davranmak ve onu sonuna kadar dinlemek, kendine güven duyması ve akıcı konuşması konusunda yardımcı olacaktır.

Çocuğunuz her ne kadar konuşmayı artık öğrenmiş olsa bile zaman zaman söylemek istediklerini eksik veya yanlış ifade edebilir. Bu şekilde olsa bile bize mutlaka bir şeyler anlatıyor demektir. Bu yüzden çocuğunuzun söylediklerini dikkatle dinlemeniz ve dikkate almanız gerekir. Bu yaştaki çocuklar gerçekten çok konuşur ve çok soru sorarlar. O kadar kolay olmasa bile onu dikkatle dinlemek ve sorduklarına anlayabileceği bir şekilde cevap vermek çocuğunuzu rahatlatır. Her sorduğuna sırasıyla cevap vermek kolay olmasa bile, onunla birlikte düşünüp sorularına cevap vermek onun öğrenme ve soru sorma merakını, bu konudaki hevesini kamçılayacağı muhakkaktır.

{ Add a Comment }

Çocuğun Cinsel Eğitimi – Anne Ben Nasıl Doğdum

Çocuğunuz ve Cinsel Merakları:

Cinsellikte ilk aşama, çocuğunuzun erkek ya da kız olduğunun bilincine varmasıdır. Arkasından gelecek soru, her çocuğun mutlaka sorduğu: “Ben dünyaya nasıl geldim” sorusudur. Anne ve baba olarak sizin bu tür sorular karşısında aldığınız tavır çok önemlidir. Anne ve babaların birçoğu, bu tür sorulara muhatap olmayı pek sevmezler ve geçiştirmeyi denerler. Bu tür sorulara cevap vermenin saygınlıklarını zedeleyeceği gibi boş inançlara kapılırlar.

Çocuğun zaman içerisinde bu tür soruların cevabını öğreneceğini düşünmek çok yanlıştır. Çocuk elbette, sizden olmasa bile başkasından bu sorunun cevabını alacaktır. Ancak bu gecikme sırasında ‘kafasındaki birçok spekülasyona da zemin hazırlamış olursunuz. Çocuğunuzun bu merakı sizi hiç şaşırtmasın, kızdırmasın; gayet doğaldır. Çocuğa detay borçlu değilsiniz, vereceğiniz cevabın onun anlayacağı kapasitede olması yeter.

“Seni leylek getirdi” türünden saçmalıkların çocuk açısından hiçbir inandırıcılığı yoktur ve hatta sizin inandırıcılığınızı, güvenirliğinizi bile sarsabilir. Bebeğin annenin karnında büyüdüğünü söylemekten kaçınmayın. Bunu gayet kolay anlayabilir. Gerçi göbekli bir erkek gördüğü zaman size o amcanın çocuğu olup olmayacağını soracaktır. Erkeklerin anne olamayacaklarını da o zaman anlatabilirsiniz. Merakını mutlaka tatmin edin, ama gereksiz yere kışkırtmaktan da kaçının.

Çocuk için zaman ve yer kavramı henüz gelişmemiştir. Bu tür bir soruyu otobüste herkesin ortasında sorabilir. Çevredekilerden utanarak çocuğu azarlamayın. Cevabını o anda verebilmelisiniz. O yüzden de bu tür sorulara hazırlıklı olmalısınız. Hemen cevabını veremeseniz bile, eve gittiğiniz zaman anlatmaya söz vermeli ve bu sözünüzü mutlaka tutmalısınız. Sözünüzü bir kez tutmayacak olursanız, çocuk bunu asla unutmayacak ve size kolay kolay inanmayacaktır. Oysa aldığı cevaplarla tatmin olursa, ileride başka konularda da size danışırken kendini rahat hissedecektir.

{ Add a Comment }

Çocuğunuz Nasıl Öğrenir – Çocuklarda Öğrenme

Çocuklarda Öğrenme Süreci:

Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren öğrenmeye başlar. Dünyası genişledikçe daha fazla öğrenmek ister. Gördüklerini anlamak için çaba gösterir. Her şey onun için merak konusudur. Merakını gidermek için de devamlı sorar. “Neden” ve “niçin”, ağzından en çok duyacağınız kelimelerdir. Sizin her şeyi bildiğinizi düşünür. Soruları sizi bıktırmamalıdır, çünkü soru sormak onun için en önemli öğrenme yöntemidir. Yorgun da olsanız, sorularına kayıtsız kalmayın. Sorularını bildiğiniz kadar ve onun anlayabileceği kadar cevaplandırın.

En pahalı oyuncağı alırsınız; bir süre sonra parçalandığını ve bir köşeye atıldığını görürsünüz. İçini açmış, kendince incelemiş ve işini bitirmiştir. Merakını tatmin etmiştir. Bu ilgisizlik sizi üzmesin, aksine o oyuncaktan alabileceğini aldığı için sevinmelisiniz.

Üç yaşındaki bir çocuk için gördüğü dört ayaklı bütün hayvanlar “havhav”dır. Hepsini aynı sınıf içerisinde değerlendirir. Yaşı geliştikçe kediyi, köpekten; atı, tavşandan ayırmaya başlar. Dört yaş civarında onlara isim verir. Altı yaş civarında ise artık hayvanları özellikleri ile tanımaktadır: At, kişner; kedi ise miyavlar. Bu gelişim sizi de mutlu edecektir.

Bu gelişime paralel olarak olaylara yeni çözümler getirme yeteneği de artar. Artık size: “Anne, bu işi neden böyle yapmıyorsun”, diyebilmektedir. Kardeşinin kendisinden küçük; ağabeyinin ise kendisinden büyük olduğunu öğrenmiştir. Gerçi tek ölçütü boy uzunluğudur, ama bu da bir gelişim basamağıdır ve zaman içerisinde boyu kendisinden uzun herkesin kendisinden büyük olmadığını öğrenecektir.

{ Add a Comment }

Okul Öncesi Dönemde Oyun ve Oyuncak

Anaokulu Çocuğunun Oyun Oynaması:

Oyun için oyuncak gerekeceği aşikardır. Ancak oyuncak deyince, muhakkak bizim oyuncak sınıfına soktuğumuz nesneleri anlamamız gerekmez. Basit bir kibrit kutusu ya da okunmuş bir gazete bile çocuğu en pahalı oyuncaktan daha fazla eğlendirebilir. Üç ve altı yaş arasındaki çocuğun hayal dünyası bizim anlayamıyacağımız kadar geniştir. Bir sopayı at olarak tasavvur edebilir; ona biner; onun kişnediğine bile inanabilir. Boş konserve kutularından kuleler yapar. Bu yüzdendir ki, aldığınız oyuncağın, türünün en pahalısı olmasına gerek yoktur. Üstelik böylesi bir oyuncak çocuğun dikkatini çekmeyebilir, hatta aldığınız pahalı oyuncaktan çok onun süslü kurdelesini beğenebilir. Alacağınız oyuncakta en fazla dikkat edeceğiniz özellik, çok değişik biçimlerde kullanıma imkan sağlamasıdır. Oyuncak sökülüp takılabilmeli ve her seferinde çocuğa yeni hayaller kurma imkanı vermelidir. Ayrıca oyuncağın dayanıklı olması da büyük önem taşır. Çocuk sizin ona ne kadar para verdiğinizi bilmez; oyuncağını duvara vurur; yere sürter; sağa sola fırlatır. Alacağınız oyuncağı seçerken bu hususları gözönünde bulunduracak olursanız, küçük afacanın sevincini artırmış olursunuz.

Bu yaşlarda çocuklar resim yapmaktan da büyük zevk alırlar. Bu da bir çeşit oyundur. Çocuk düşüncelerini çizgilerle ifade eder. Bir kutu pastel boya onu bütün gün oyalamaya yeter. Boyaları önüne koyun ve bırakın istediğini çizsin. Onu “şunu veya bunu çiz” diye sınırlamayın; engeller koymayın. Kullandığı sembolleri anlamaya çalışın. Babasını ya da annesini hangi eylemi yaparken çizdiği çok önemlidir. Anne ve babası sürekli kavga eden bir çocuk kargaşa halinde resimler çizebileceği gibi, mutlu bir aile tablosunu da resme dökebilir. Burada çocuk gördüğü değil görmek istediğini resmetmektedir. Çocuğu sınırlayacak olursanız, duygu ve hayallerini kısıtlamış, gelişimini engellemiş olursunuz.

Çocuklar evde oyuncakları ile oynarlarken ister istemez etrafı bir hayli dağıtacaklardır. Bu durumun normal olduğunu inkar edemeyiz. Ancak hem çocuğun rahatça oyun oynayabilmesi ve hem de evin gereğinden daha az dağılmasını sağlamak için onlara ayrı bir oda veya ayrı bir oyun köşesi düzenlemek en iyi çözüm yoludur. Burada önemli olan çocuğun rahatça oyun oynayabilmesinin yanı sıra yavaş yavaş düzenli olmayı da öğrenmeleridir.

Ne yazık ki bu alışkanlığı edinmeleri o kadar kolay değildir. Çocuklar oyun oynarken sürekli değişik değişik oyuncaklarla oynarlar ve bütün bu oyuncaklar da ortalıkta durur. Oyuncaklarını toplaması için sürekli ikazda bulunmak hem gereksiz hem de çocuğun oyuna olan ilgisini dağıtması bakımından sakıncalıdır. Ayrı bir köşede rahatlıkla oynaması en güzelidir. Ancak oyuncakları kendi alanını aştığı zaman ikaz etmek ve ayrıca oyun bittikten sonra da yine kendisinin oyuncaklarını toplaması gerektiğini hatırlatmak, düzenliliği ve sorumluluğu öğrenmesi açısından faydalıdır. Çocuğunuz oyun oynarken yemek veya başka bir iş için oyundan kalkması gerekiyorsa bunu ona önceden söylemek, oyunundan kendi isteği ile ayrılmasını sağlar ve hem bizim için hem de onun için işi kolaylaştırmış olur.

{ Add a Comment }

Okul Öncesi Dönemde Oyunun Önemi

Anaokulu Çocuğunda Oyunun Önemi:

Yetişkinler için oyun vakit geçirmeye yönelik bir uğraştır. Oysa çocuk, oyunu oldukça ciddiye alır. Oyun onun için her şeydir. Gün boyu durup dinlenmeksizin oynar. Bazen kendisini oyuna öylesine kaptırabilir ki, ihtiyaçlarını bile unutabilir. Oyunu kesmemek için karnının açlığını göz ardı edebilir. Çağırdığınız zaman oyuna öylesine dalmıştır ki, sizi duymayabilir. Oyun sanki bitirilmesi gereken bir ödevdir.

Çocuğun gelişimi için oyun en önemli yapı taşıdır. Oyun, onun için bir denemedir ve her şeyi deneyerek öğrenir. En iyi öğrenme yöntemi ise kıyaslamalar yapmaktır. Bıkıp usanmadan defalarca aynı şeyi tekrarlar. En büyük tutkusu akranları ile oynamaktır. Büyüklerin müdahalelerinden hoşlanmaz ve bunu açıkça belli eder. Oyun ayrı bir dünyadır. Yaptığı kule ve evcilik oyununda kurduğu ev düzeni, çocuk için kutsaldır. Bu bakımdan sevgi ve anlayış kadar iç dünyasına ve oyun alemine de saygı duymanızı bekler. Bunu ondan esirgememelisiniz. Onu ciddiye alın ve asil adam muamelesi yapın. Çocuk oyun oynarken kendisini özgür hissedebilmelidir. Bunun için ona kendisini özgür hissedebileceği ortamlar hazırlamalısınız.

Üç ve altı yaş arasındaki çocukların oyunları hayal gücüne dayalıdır. Bu yaştaki kız çocuğu kendisini annesi yerine koymayı pek sever. Aynen annesinin davranışlarını taklit eder. Annesi kendisine nasıl davranıyorsa, o da bebeğine öyle davranır. Bebeğini avutur, okşar, ama yeri geldiği zaman da azarlar. Konuşurken kullandığı kelimelerin, azar ve övgülerin aynen sizinkilere benzediğini, hatta çoğu zaman aynı olduğunu fark edersiniz. Bu noktada çocuğunuz sizi taklit etmektedir. Oyun adı verilen tiyatro sahnesinde sizi canlardırmaktadır. Bununla da kalmayarak hoşlanmadığı davranışlarınızı gayet güzel dile getirir, iyi bir gözlemci iseniz, yaptığınız hataları, onu üzen davranışlarınızı görebilirsiniz.

Çocuk sadece sizi taklit etmekle kalmaz. Bazen can yakan bir doktor olur. Ekmek getiren kapıcı olur. Neyi beğeniyorsa, son günlerde neden etkilenmişse o rolü oynar. Çocuk bu arayış içerisinde kendisini, kişiliğini bulur. Bu arayış içerisindeki çocuğa sunacağınız modellerin, olumlu tipler olmasının ne kadar önemli olduğu, böylece ortaya çıkmaktadır.

{ Add a Comment }

3 – 6 Yaş Arası Çocuğun Gelişim Özellikleri

İlk iki sene, bebeğin çok hızlı geliştiği çağdır; üçüncü yaştan itibaren bu gelişme yavaşlar. Çocuk aile içerisinde kendisine bir yer edinmiştir ve dertlerini, arzularını sizin dilinizle ifade edebilmektedir. ilk iki sene içerisinde edindiğiniz tecrübelerin ışığında bilgi edinmenizin çocuğunuzun eğitimini ne kadar kolaylaştırdığını bilmektesiniz.

İlk yıllardaki hızlı büyüme hatırınızdadır. Çocuğunuz bu dönemde de büyümesini sürdürmektedir, ancak ilk yıllara göre büyüme daha yavaştır. Boy uzar; kilo artar; kol ve bacaklardaki boğumlar kaybolur. Küçük afacan kol ve bacaklarını daha bilinçli kullanmaktadır. Yürümesi emin adımlarladır. Merdivenlerden ürkmez, hatta birer ikişer atlayarak bile çıkabilmektedir. Enerji doludur. Koşar, zıplar, tırmanır, atlar; kısacası oynar. Bundan da büyük bir zevk alır.

Eskiden su içmek için bardağı iki elle tuttuğunu hatırlarsınız. Artık tek eliyle bile bardağı kaldırabilmekte, bardağı kulpundan tutabilmektedir. Sofrayı kurarken size yardımcı olur. 5 yaş civarında el becerileri iyice artar; Kağıttan şekiller kesebilir, resim yapabilir ve bunu da severek yapar. Üç tekerlekli bisiklete biner, top oynar…

Bu yaşlarda artık kavramlar oluşmaya başlar. Eskiden de sıcak bir şeye elini dokundurmaktan kaçındığını bilirsiniz. Sıcağın el yaktığını bilmekte, ama bunu adlandırmayı becerememekteydi. Artık bu aşamaya gelmiştir. Tatlıyı, ekşiyi öğrenmiştir. Yiyecek seçer ve beğendiği şeyleri yemek ister. Kulağı da yaşına paralel olarak gelişir. 5 yaş civarında müzik parçalarını seçebilir. Sevdiği müziği duyunca mutlu olur. Bütün bu gelişmeler sizi mutlu etmelidir ve etmektedir. Artık yüzünü tek başına yıkayabilmekte, size yardımcı olmaktadır, bundan da son derece mutludur.

Duygusal Gelişim: 

Çocuk devamlı yeni arayışlar içerisindedir; her şeyi denemek ister; kurcalar, araştırır… İstekleri engellendiğinde gerginleşir, tepki gösterir, yüzü buruşur; oynamak istediği nesne elinden alındığında ağlar. Bu özellikler, çocuğun geçirmekte olduğu olumsuz dönemin tipik belirtileridir. Doğal karşılamak gerekir. Çocukla inatlaşmaktansa dikkatini başka yöne çekmeye çalışmak daha akıllıcadır. Üç yaşına doğru bu çağın aşıldığını gözlemleyebilirsiniz.

Bu dönem ilginç bir dönemdir. Yemek yedirmek istediğinizde: “Yemiyeceğim”, diye tutturabilir. Oysa masaya oturtursanız gayet sakin yemek yemeye başlar; söylediğini unutmuştur bile.

Üç yaşından itibaren çocuğunuz duygularını daha kolay denetim altına alabilecektir. Sadece öfke ve kızgınlığını değil, mutluluğunu da mimik ve sözleri ile ifade edebilmektedir. Büyükler arasıdaki gerginliklerden aşırı derecede etkilenir. Sözle ifade edilmeyen gerginlikleri kolayca sezebilir. Buna karşılık sevgi ortamını da gayet iyi özümser ve bu ortama kendisi de katkıda bulunmayı sever. Anne ve babasına bir arada sarılmak, ikisini birbirine kaynaştırmak onun için çok büyük bir duygusal tatmin vesiledir.

ikinci bir kardeş gelmesi çocuk için bir şoktur. Sahip olduğu yerin sarsıldığını hissetmek onu üzer, gereksiz endişelere sevk eder. Buna kesinlikle mahal vermemelidir. Yeni doğan kardeş çocuğa sevdirilmeli ve bir rekabet ortamının doğması kesinlikle önlenmelidir. Çocuk mutlaka ona olan sevginizin azalmadığını hissetmelidir. Kardeşinin bakımı konusunda ondan yardım isteyebilirsiniz. Örneğin biberonu eline verip süt içirmesini isteyin ve bunu severek yapacağından emin olun. Aslında o da kardeşine yakın olmak istemektedir.

Onu kardeşi ile rekabete sürüklememek için gereksiz kıyaslamalardan kaçınmalısınız. Hele, “benim istediğim gibi davranmazsan, kardeşini daha çok severim”, şeklindeki bir yaklaşım çok tehlikelidir. Adil davranın. Anne ve babanın çocuklarına olan sevgisi derindir, paylaşıldıkça artar.

Çocuğunuz ve Oyun Arkadaşları: 

Anne, üç yaşına kadar çocuk için her şeydir. Besler, büyütür, sever; oyun arkadaşıdır; öğretmendir… Çocuk başka hiç kimseyi aramaz, hatta reddeder. Yaşıtlarından pek hoşlanmaz. Onlarla oynamak kendisi için pek bir şey ifade etmez.

Üç yaşından itibaren çocuk artık sosyal kişiliğini kazanmaya başlar. Yaşıtlarını arar. Onlarla oynamaktan hoşlanır. Bir komşu çocuğu ya da akrabasının ziyarete gelmesi onu mutlu eder.

Oyun sırasında anlaşmazlıklar hiç eksik olmaz: Darılırlar, itişirler… Ancak bir bakarsınız, tekrar barışmış ve kaynaşmışlardır. Bu yüzden müdahale etmemeye özen göstermelisiniz. Bırakın kozlarını kendileri paylaşsınlar. Bu yaştaki çocuklar için en önemli şey paylaşmasını öğrenmektir. Bunun yolu oyuncaklarını paylaşmaktan geçer. Almasını öğrendiği kadar vermesini de öğrenmelidir.

{ Add a Comment }

Tırnak Yeme Alışkanlığından Kurtulma Yolları

Tırnak Yeme Nasıl Bırakılır:

Tırnak yemek de, parmak emme ya da gece altını kirletme gibi davranışlar grubuna girmektedir. Genel olarak çocuğun kendine olan güveninin yerleşmediğini belirtir. Sürekli azarlanan ve gereksiz yere cezalandırılan çocuklarda sıklıkla görülür. Ayrıca kardeşler arası kıskançlık, yetersiz ilgi ve sevgi gibi birçok nedeni bulunabilir.

– Gereksiz yere ısrar edip bu davranışını dilinize dolamayın. Yapabiliyorsanız, bazen görmezden de gelebilirsiniz. Gerekli gereksiz müdahale ettiğiniz zaman tırnak yemeyi bırakmasını değil, sadece ve sadece bu davranışını sizden gizli gerçekleştirmesini sağlarsınız ki, bu da çok tehlikelidir.

– Tırnak yemeyi bırakmasını istiyorsanız, konunun nedenini araştırın ve bu araştırmanıza kendinizden başlayın. Her şeyden önce kendinize nerede hata yapmış olabileceğinizi sorun. Aranızdaki ilişkide bir kopukluk bulunup bulunmadığını ortaya koyun. Onu sevdiğinizi hissetttirin. Dikkatini başka yöne çekmek için değişik uğraşlar bulun.

– Onu asla küçük düşürmeyin ve asla tırnak yediği için küçümsemeyin. Gururunu okşayın. Tırnak yemenin ne gibi sakıncalar doğurabileceğini anlatın. Mikrop kapmanın ne demek olduğunu, tırnak yemenin midesini bozabileceğini onun anlıyacağı bir dille anlatın. Anlaması belki vakit alacak, ama davranışlarınız mutlaka semeresini verecektir.

{ Add a Comment }

Parmak Emmek Nasıl Engellenir – Nasıl Bırakılır

Çocuğun Parmak Emmesi Nasıl Bıraktırılır:

Parmak emmek özellikle bebeklerde sıklıkla görülür, çünkü bu onun en kuvvetli refleksidir. Tamamiyle zararsızdır, ancak dört yaşına doğru kaybolması gerekir. 5 yaşını geçmiş bir çocuğun hâlâ parmak emiyor olması ise bizi düşündürmelidir. Bu durum, dişlerde bozukluklara neden olabilmektedir.

İleri yaştaki bir çocuğun parmak emmesi bizi ruhsal ihtiyaçları konusunda düşünmeye sevk etmelidir. Aile içi ilişkilerdeki gerginlikler veya kardeşleri ile uyumsuzlukları bu türden bir rahatsızlığa yani çocukluğa, bebekliğe geri dönme ihtiyacı doğurabilmektedir. Böylece sorunlardan kaçmakta ve her şeyin kendi istediği gibi olduğu bebekliğine özenmektedir. Hele yeni gelen bebeğin kendisinden çok daha fazla ilgi topladığını gördüğünde bu tepkisi bayağı şiddetli olacak ve adeta sizin gözünüze sokarcasına parmağını emecektir.

Onu asla suçlamayın ve gereksiz yere cezalandırmayın. Her şeyden önce neye tepki gösterdiğini öğrenmeye çalışın. Sevdiğinizi belli edin. Konuyu gerekli gereksiz her yerde konuşarak onu tedirgin etmeyin; onu bu davranışı nedeniyle arkadaşlarının ya da kardeşlerinin yanında küçük düşürmeyin. Baskı yapmak yerine dikkatini başka alanlara yöneltmeyi deneyin. Sevin ve sevdiğinizi uygun bir dille ve davranışlarınızla açıkça belirtin.

{ Add a Comment }

Çocuklarda Alt Islatma Nedenleri ve Çözümü

Çocuğum Neden Gece Altını Islatıyor?

Çocuk iki yaşına doğru tuvalet ihtiyacını haber vermeye başlar. Ancak organları üzerinde henüz tam kontrol sağlayabilmiş değildir. Özellikle geceleri kaslarını denetim altında tutmakta zorlanırlar ve bunu başaramadıklarında altlarını ıslatabilirler. Gece doğabilecek ihtiyaçların giderilmesi zaman alacaktır. Bu yüzden gcceleri altına kaçırması sizi pek ürkütmemelidir.

Ancak çocuğunuz dört, hatta beş yaşına geldiği halde geceleri hâlâ altını ıslatıyorsa, bir doktora gitmeniz gerekecektir. Doktor her şeyden önce bunun bir hastalık sonucu olup olmadığını araştıracaktır. Eğer bir hastalık söz konusu ise, bir an önce tedavi edilmelidir ve çocuğunuzun bunda bir suçu olmadığını kabullenmelisiniz. Onu gereksiz yere suçlamamalı ve cezalandırmanınsınız. Bu ona yapacağınız bir kötülük olacaktır.

Sidik torbası, vücudumuzdaki birçok organ gibi kaslardan yapılmıştır. Bu kaslardan bir kısmı iradeyle denetlenebildiği gibi, bir kısmı da bizim irademiz dışında bazı olaylara reaksiyon olarak kendiliğinden kasılır. Korktuğumuzda veya heyecanlandığımızda kalbimizin hızlandığını hepimiz biliriz. Sidik torbamızın da benzer tepkileri söz konusudur. Uyku sırasında kaslar gevşer ve sidik torbası daha fazla idrar biriktirebilir. Böylece daha çok sıvı alabilir. Bu yüzden bir çoğumuz geceleri daha az tuvalete gitme ihtiyacı duyarız. Ancak bir kabus sonucu korkuya kapılacak olursak, idrar torbası da büzülür ve şişme hissi verir; uyanır ve tuvalete gitme ihtiyacı hissederiz. Detaylı olarak anlattığımız bu olaylar çocuğunuzda bu kadar iyi işlemeyebilir ve korku sonucu gece çişini altına kaçırabilir. Bu yüzden de anlayışınıza muhtaçtır.

Öfke, korku, yeni bir kardeşin doğurduğu kıskançlık hissi, aile içi gerginlikler, ev değiştirme gibi akla gelebilecek birçok nedenden ötürü çocuğunuz gece gevşeyemeyebilir. Huzursuzdur ve bu huzursuzluk rahatlamasına engel olur. Yapabileceğiniz en büyük yardım, bu huzursuzluğun nedenini bilmek ve bunu bertaraf etmektir. Bunun dışında her türlü önlem başarısız kalmaya mahkumdur. Altını ıslatan bir çocuk, her ne kadar belli etmese de bu durumdan dolayı suçluluk duyacaktır. Altını ıslattığı için cezalandırılmaktan ve bu durumdan dolayı kendisine olan sevginin azalacağından korkar.

Anne-baba bu durumda çocuğa daha anlayışlı ve sevecen yaklaştıkları takdirde sorunun çözümü de daha kolay olacaktır. Her şeyden önce çocuğa bu durumunun sürekli olmadığı ve yine kendisi gibi çocukların da olduğu anlatılmalıdır. Çocuk kendisiyle alay edilmeyeceğini ve cezalandırılmayacağını bilmeli ve bu konuda büyüklerine güvenebilmelidir.

Gece uyumadan önce çocuğa anne veya babası tarafından masal veya öykü anlatılması, o günkü olayların değerlendirilmesi, karşılıklı konuşularak çeşitli problemlere çözüm aranması, uyumadan önce çocukta sevilme ve korunma hissinin vereceği huzurla rahatça uyumasını sağlayacaktır. Bu sorunun çözümü de, çocuk eğitiminin her alanında olduğu gibi sevgiden geçmektedir. Ona sevgi ile yaklaştığınız sürece bu sorunun da kolaylıkla üstesinden gelebileceksiniz.

{ Add a Comment }

hemşire seks - gay seks

istanbul escort