1xbet princessbet tempobet

Browsing: SAĞLIK

Gebelikte Anne Adaylarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Gebelik, her kadın için oldukça normal bir süreçtir. Ancak kimi zaman gebelik durumunda bazı risk durumları ortaya çıkabilir. Bunları önlemek için de hamilelik öncesinde ve hamilelik sırasında anne adaylarının dikkat etmesi gereken bir takım kurallar vardır. Bu kurallara dikkat edilerek hem anne hem de bebek için rahat bir hamilelik gerçekleştirilmesi sağlanır.

Sağlıklı Beslenme

Anne adaylarının dikkat etmesi gereken ilk durum sağlıklı beslenmedir. Çünkü annelerdeki tüm vitamin ve mineraller bebeğe aktarılır. Annenin sağlıklı bir şekilde beslenmesi; bebeğin de sağlıklı olmasına zemin hazırlar bu nedenle de annenin hamilelik döneminde sağlıklı beslenmesi son derece önemlidir.

Anne adaylarının sigara ve alkol gibi zararlı maddelerden de uzak durması gerekir. İçilen sigaranın miktarı bu dönemde önemli değildir. Az da içmek çok da içmek bebek için son derece sağlıksızdır. Üstelik bebeği ve anne adayını da riske düşüren bir durumdur.

Yatış Pozisyonu

Anne adayının yatış pozisyonu hem annenin kendisi hem de bebek için rahatlatan bir pozisyonda olmalıdır. Bunun için en uygun yatış pozisyonu anne adayının sola doğru yattığı pozisyonlardır. Çünkü sola doğru yatan anne bebeğe daha fazla kan ve oksijen gitmesine yardımcı olur. Bu sayede bebeğin sağlıklı gelişimine de katkı sağlanır. Anne aşısından da fazla kan pompalandığı için ödem ve şişliklerde azalma durumu sağlar.

{ Add a Comment }

Ege’nin Otları Ömrü Uzatıyor – Ege’de Yetişen Otlar

Ege Bölgesi Şifalı Otları – Bitkileri – Ege’nin Şifalı Otları Hakkında Bilgi:

Vitamin ve mineral açısından zengin olan otlar, uzmanlara göre hem ömrü uzatıyor hem de metabolizmayı düzene sokuyor. Ege bölgesinde yetişen ve birçok çeşidi bulunan otlar, şifa kaynağı olarak biliniyor. Bunlardan her biri vücuda farklı yarar sağlarken Sarmaşık, ebegümeci, ısırgan, hindiba, şevketi bostan, gelincik, labada, kuş otu, sinir otu, radika, deniz börülcesi, kuşkonmaz, arapsaçı, turp otu, hardal otu, yabani kuşkonmaz gibi birçok ot türü Ege bölgesinde dağlar ve tarlalardan toplanıyor.

Genel olarak baktığımızda Ege otlarında C vitamini, magnezyum, çinko gibi vitamin ve minerallerin zengin, antloksidan İçeriklerinin yüksek, idrar söktürücü ve sindirime yardımcı özelliklerinin güçlü olduğunu görüyoruz. Hemen yanı başımızda kendiliğinden ve hiçbir uğraş gerektirmeden yetişen bu otlar, doğallığıyla ve özellikleri kesinlikle tavsiye edilmektedir daha uzun ve sağlıklı bir yaşam, tıbbi bilimlerin üzerinde çalıştığı belki de en Önemli konulardan biridir “Hücre yaşlanmasını belirleyen etmenin, kromozomlarımızın telomer adı verilen kuyruklarının uzunluğu olduğu düşünülüyor.

Yani bu telomer uzadıkça hücrelerimiz daha geç yaşlanıyor. Yapılan çalışmalarda telomer uzunluğunun beslenme ile doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor, özellikle Akdeniz diyeti ile beslenen bireylerde bu telomerlerin daha uzun olduğu görülmüştür.

{ Add a Comment }

Soğanın Faydaları Nelerdir – Soğan Hakkında Bilgiler

Soğan Hakkında Bilinmesi Gerekenler:

Soğanın faydaları araştırıldıkça inanılmaz sonuçlar ortaya çıkmakta. Kokusu rahatsızlık verici bir sebze olan soğanın tüketilmesi çoğu rahatsızlıklara iyi geliyor. Soğan geçmiş çağlardan beri kadim bir şifa aracı olarak kullanıldı. Soğan bir antioksidan olup kanserin düşmanıdır.  Soğanın bizleri şaşırtan özellikleri ve faydaları yazmakla bitirilemez. Kan hücrelerine ve dokulara inanılmaz derecede destek olan soğanın faydaları şöyle sıralanabilir:

KANSERİ ÖNLER:

Soğan kanserli hücrelerin baş düşmanıdır. Zarar görmüş ve yıkıma geçen hücrelerin diğer hücreleri ifsat etmesine engel olur. Kötü huylu tümörlerin gelişmek için buldukları ortamı yıkar atar. Kansere yakalanma riskinizi azaltması soğanın faydaları arasındadır. Kanserli hücrelerin hem gelişmesine hem de ortaya çıkmasına engel olur. Hücrelerin yapı taşlarını güçlendirerek daha aktif çalışmalarını sağlar. Soğan vücuda girdikten itibaren adeta hasarlı hücrelere doğru hücum ediyor. Kanserli hücrelere dönüşmesine engel oluyor.

ANTİOKSİDAN ÖZELLİĞİ VARDIR:

soğan kana karışmış ve hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynayan mikropları zehirler. Mikroplar, soğanın faydaları sayesinde kolayca vücuttan atılırlar. Soğanı sık tüketenlerin hastalıklara yakalanma oranı oldukça düşüktür. Soğan bünyesindeki yoğun C vitamini sayesinde, bir yandan bağışıklığı güçlendirirken bir yandan da mikroplarla savaşır. İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller, vücutta oluşan mikrop ve kötü huylu bakterilerin yapı taşlarını tarumar eder.

SİNİRLERİ YATIŞTIRIR:

Soğanın bünyesinde büyük oranda B vitamini bulunmaktadır. B vitamini eksikliğinde bildiğimiz gibi psikiyatrik ve sinirsel rahatsızlıklar ortaya çıkmakta. Yoğun B vitamini içeren soğan sinirlere iyi geliyor. Soğan, sinirlerinizi yatıştırarak sizi rahatlatır. Soğan sayesinde rahat uyku çekersiniz. Soğan uykusuzluk gibi problemleri önler. Odaklanma kabiliyetiniz arttırarak, rahat bir şekilde uykuya dalmanıza yardımcı olur.  Soğanın faydaları sayılırken, soğanın aslında bir huzur kaynağı olduğundan bahsetmek lazımdır. Bir arınma aracıdır. Soğanın büyüsü ile ruhsal rahatsızlıklardan kurtulmak mümkündür. Bilim dünyası soğanın insan psikolojisine etkilerinin pek azını keşfedebilmiştir. Bu nedenle soğandan yararlanmaktan geri durmamak gerekir.

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR:

Soğan tüketen insanlar diğerlerine nazaran hastalıklara karşı daha dirençlidir. Çoğumuz dışarda yediğimiz fastfoodlarda soğan bulunmamasını tercih ediyoruz. Genelde, ağzının kötü kokmasından çekinenler soğan istemezler. Oysaki soğan salatasındaki faydaları bilsek belki kahvaltıda bile soğan tüketirdik. Elbette ağız kokusunun ortadan kaldırılması zor değildir. Meyveli sakızlar ve karanfil size yardımcı alacaktır. Soğan bağışıklığı güçlendirir. Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olanlar kolay kolay hastalanmazlar. Çoğumuz kışın gribal enfeksiyonlardan dolayı yatağa düşeriz. Hayat kalitemizi azaltacak her türlü mikrobun vücuttan atılmasına soğan kefildir. Soğanın faydaları bu kadar çok iken soğandan kaçmak bir yana sevmek ve daha fazla tüketmek gerekir.

KANI TEMİZLER:

Soğanın faydaları bitmez. Kandaki mikropların atılmasına yardımcı olur. Terlemeye faydası olup. Ter gözeneklerinin genişlemesi sağlar. Kanın temizlenmesi demek, vücutta top yekûn bir seferberliktir. Temiz kan ile organ ve dokuların etkin çalışması sağlanır. Temiz kan demek, daha az yorulan bir kalp, aynı zamanda uzun bir ömür demektir. Soğan kanı temizleyerek sizi güçlendirir. Fiziksel performansınızı arttırır. Temiz kanın vücuda yayılması ile hem sinir sistemi hem de dolaşım rahatlar.

İLTİHAPLARA İYİ GELİR:

Soğan mikrobiyal faaliyetlerin oluşmasını sevmez. İltihaplı bölgelere uygulayacağınız soğan kürü, hızla iyileşmesini sağlar. İltihapları,  bulunduğu bölgeden uzaklaştırmak soğan ile mümkündür. Soğanın faydaları içinde en net özelliği mikroplara olan düşmanlığıdır. Özellikle gençlerde sivilce, akne ve çıban gibi ya da siyah noktalar gibi rahatsızlıklardan soğan suyu ile kurtulmak mümkündür. Yatmadan önce soğan suyu ile yüzünüzü sıvazlamanız neticesinde cildinizi mikroplardan arındırabilirsiniz. Soğan bu yönü ile sizi güzelleştirir. Bir yandan cildinizi gererken bir yandan cildinizde yağların birikmesine engel olur. İltihaplı hastalıklarda en büyük şifa kaynağı soğandır. Soğanı daha evvel saydığımız, birçok faydası zaten iltihapların oluşumunu önlüyordu.  Bunun yanında oluşmuş ve birikmiş iltihaplardan kolayca kurtulmak için soğana başvurunuz.

YARALARI İYİLEŞTİRİR:

Soğan mikropları temizlerken yaraların hızla iyileşmesine neden olur. Soğanın pansuman etkisi bulunur. Yaranızı bir yandan temizlerken bir yandan da kolayca kapanmasını sağlar. Soğan, yaralı bölgelerde cilt bozukluklarını iyi gelen bir iksire sahiptir. Yaraların geç iyileşmesi vücutta yara izlerine neden olur. Soğanın faydaları size estetik güzellik sağlıyor. Soğan iyileşmeyi hızlandırarak sizi çirkin yara izlerinden kurtarır. Soğanın yaralara uygulanması kolaydır. Kür haline getirdiğiniz soğanı yaranızın üzerine koyunuz ve üstünü sarınız. Canınız yansa da kısa bir süre katlanmalısınız. Yarım saati geçmeden önce sargıyı çıkartınız ve farkı görünüz.

AĞRILARI GİDERİR:

Soğan sinirlere direkt etki eder. Soğanın sinir sistemini rahatlattığından bahsetmiştik. Aynı şekilde sinirsel rahatsızlıklara da iyi geliyor. Soğan kürü, uygulandığı bölgenin doku ve sinir sistemine hızla nüfuz eder. Soğanın faydaları o kadar sayısızdır ki soğan, sihirli dokunuş ile ağrıya neden olan sebepleri ortadan kaldırır ve sizi rahatlatır.

SOĞUK ALGINLIĞI, GRİP VE NEZLEYE İYİ GELİR:

Soğan antioksidan özelliği sayesinde mikropların en baş düşmanıdır. Daha evvel bahsetmiştik. Kış aylarında, soğan tüketenler diğerlerine göre daha avantajlıdırlar. Çünkü kolay kolay hastalıklara yakalanmazlar. Soğan bol C vitamini sayesinde bağışıklığı güçlendiriyordu. Aynı zamanda kanı temizleyerek iyileşmeyi hızlandırır. Soğuk algınlığından kurtulmak ve yakalanma riskinizi azaltmak isterseniz kışın soğandan vazgeçmeyiniz.  Soğan tüketimi ile soğanın faydaları en çok hastalığa yakalanma riskiniz olan kışın sizin yanınızda olacaktır.

MİDE VE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARINI İYİLEŞTİR:

Midenizdeki ve bağırsağınızdaki çoğu oluşum sizi sıkıntıya sokar. Reflü gibi ve bağırsaklardaki parazitler ve yaralar gibi rahatsızlıklarda soğanın faydaları vardır. Bağırsaklarınızın temizlenmesi ve dezenfektesinde soğandan yararlanın. Soğanın yaraları iyileştirme özelliği sayesinde midenizdeki yaralardan ve rahatsızlıklardan kolayca kurtulacaksınız.

SAÇLARI VE CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR:

Soğanda C, B ve daha sayamadığımız birçok vitamin ve mineral bulunur. Çoğunun hem organlara hem de dokulara faydaları vardır. Mineraller tırnak, saç ve cildi güçlendirir. Saç dökülmesi, kepeklenme gibi rahatsızlıklarda soğan imdadınıza yetişir. Saçların güçlenmesi soğanla daha kolaydır. Soğan dokulara nüfuz eden özelliği ile cildinizi güzelleştirir ve gerer. Özellikle yüzünüzdeki yağlanma ve aknelerde soğandan büyük yarar sağlarsınız. Soğan kürü ile cildiniz, daha pürüzsüz ve güzel olacaktır. Soğanın faydaları kadınlar tarafından anlaşılsaydı, soğandan kaçmak değil tam tersine soğan tüketimlerini arttırırlardı.

KEMİK ERİMESİNİ ÖNLER:

Soğan içeriğindeki mineraller kemikleri güçlendirir. Dokuları besler. İleriki yaşlarda kemik erimesi (osteoporoz) hastalığına yakalanma riskinizi azaltır. Yaşlandığınızda kemik kırılmalarını yaşama riskiniz çok yüksektir. Ayrıca kemik erimesine bağlı olarak doku ezilmesi, vücutta su birikmesi, zedelenmeler hatta felç riskleri olabiliyor. Bu yüzden soğanla dost olmak lazımdır.

DAMARLARI TEMİZLER:

Soğan damar çeperlerindeki birikintileri ve yağları yok eder. Damarların genişlemesine neden olur. Kalp rahatsızlıklarının çoğu, damar tıkanıklıklarından oluşur. Damarların genişlemesi kan akışını kolaylaştırır. Dokuların ve organların daha rahat çalışmasını sağlar. Büzülen damarlar soğanın kesif tılsımı ile hemen düzelir. Kalp rahatsızlıklarının en tehlikelileri ölümle sonuçlanır. Damar tıkanıklığı yaşam için büyük risktir. Bu nedenle iyi bir damar ağına sahip olmak için soğanla arkadaş olmanızı tavsiye ediyoruz.

Emin olunuz sevgili dostlar,  soğanın faydaları sayılırken anlattıklarımız belki yüzlerce faydasından sadece bir kaçıdır.

{ Add a Comment }

Huzursuz Bağırsak Sendromu Nedir – Belirtileri – Tedavisi

İrritabl Barsak Sendromu – Hassas Bağırsak Sendromu:

Karın bölgenizde sürekli şişkinlik hissi varsa, çok sıkı diyetler uygulamanıza rağmen göbeğiniz halen yerinde duruyorsa, hazımsızlık çekiyorsanız ve kabızlık söz konusu ise tüm bunların nedeni huzursuz bağırsak sendromu olabilir. Özellikle son yıllarda çok sık rastlanan bu hastalığa dair her şeyi, Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ahmet Faruk Ağan ile konuştuk.

Huzursuz bağırsak sendromu nasıl bir hastalıktır ve bu hastalığın genel belirtileri nelerdir?

Kam ağrısı dışkılama zorluğu (kabızlık, daha seyrek İshal), karında şişkinlik gibi şikayetler nedeniyle araştırılma yapılmış fakat herhangi bulguya rastlanmamış ise bu hastalığa huzursuz bağırsak sendromu adı verilir. Karın ağrısı genellikle sabit bir yerde değildir. Göbek çevresi ve karın alt kısımda yaygın bir ağrı söz konusudur. Çok şiddetli değildir. Tuvalet öncesinde ve sonrasında ortaya çıkması tipik özelliğidir. Karın bölgesinde şişkinlik ve yellenme sıklıkla görülür. Her gün olmayabilir. Spastik kolit, irritabl bağırsak sendromu hastalığın diğer adlarıdır.

Huzursuz bağırsak sendromunun toplumda görülme sıklığı ne kadardır?

Batı toplumlarında 6-7 kişiden birinde görülmektedir. Kadınlarda daha sık rastlanır.25-40 yaşlarında yoğunlaşır. 60 yaşından sonra görülmesi çok seyrektir.

Hastalığın gelişiminde etkili olan sebepler nelerdir?

Genetik olarak yatkınlık en önemli etkendir. Diğer nedenler; düzensiz ve sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve tabii ki stres. Küçük bir hasta grubunda şikâyetlerin geçirilen mikrobik bağırsak enfeksiyonu (gastroenterit) sonucu başladığı bilinmektedir.

Bu hastalığın özellikle ofis çalışanlarında ve daha çok kadınlarda görüldüğü söyleniyor, bunun nedeni nedir?

Kısaca söylemek gerekirse nedeni stres ve hareket azlığı denebilir. Bağırsak düzeni, düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra kişinin fiziksel olarak aktif yaşamasına ve aynı saatte tuvalete gitme özelliklerine bağlıdır. Ofis ortamında bu İmkânlar yoktur. Sürekli oturma, yoğun İş ortamının taşıdığı stres ve tuvalet öteleme gibi durumlar hastalığı tetikler.

Huzursuz bağırsak sendromunun diğer bağırsak rahatsızlıklarından en önemli ayırt edici özelliği nedir?

Huzursuz bağırsak sendromu enfeksiyonlar ile ortaya çıkan bağırsak hastalıklarına benzemez. Mikrop kaynaklı bağırsak hastalıklarında genellikle kanlı – müklüslü İshaller ve ateş olur. Ancak kolon kanseri ile huzursuz bağırsak sendromunu ayırmak muayene bulguları ile mümkün olamamaktadır. Çünkü bağırsak kanseri bazı durumlarda hafif karın ağrısı, gaz, hafif düzeyde tuvalet düzensizliği ile karşımıza gelebilir. Burada belki en önemli fark hastanın yaşı olabilir. Kolon kanseri genellikle 50 yaşından sonra sıklaşır. Yine de kolon kanserini atlamamak gerekir.

DÜZENLİ YAŞA, HASTALIĞA YAKALANMA

Bu hastalığı önlemek için neler yapmamız gerekiyor?

Düzenli yaşam. Öğünleri düzenli alma, aynı saatte tuvalete gitme, stresten kaçma, fiziki aktivlte, örneğin günde asgari 1-2 km yürüyüş. Bazı besinlerin bu şikayetin ortaya çıkmasında etkili olabilir. Çokça tüketilen çay, kahve ya da nohut, fasulye, baharatlı yiyecekler şikayetlerin daha belirgin olmasına neden olabilir.

Huzursuz bağırsak sendromunun kronik bir hastalık olduğu bilinmekte. Tam manasıya bir tedavisi var mı?

Bu soruya cevap vermeden önce kişinin bunu bir hastalık değil, bir çeşit hassasiyet olduğunu kabul etmesinde yarar vardır. Çünkü hastalık yıllar içinde tamamen kaybolur. Kullanılan ilaçların tümü günlük rahatlamayı sağlamak içindir. Hastalığın oluşmasında birçok etkenin rolü olduğu için hepsine karşı ayrı önlem almak yararlı olacaktır.

Alternatif yöntemler kullanılarak da hastalığı tedavi etmek mümkün müdür?

Hayat şartlarında değişiklik yapmak örneğin stres sebeplerinden uzak durup fiziki aktiviteleri kapsayan hobiler edinmek faydalı sağlayabilir. Gıda hassasiyetine dikkat edip dokunduğu fark edilen gıdalardan uzak durmakta yarar vardır.

LOKMALARINIZI ÇİĞNEYİN

Bu hastalığın tedavi edebilmek için diyet yapmak gerekli midir? Kesinlikle tüketmemiz gereken gıdalar hangileridir?

Bağırsakların besinlerle doğal olarak yakın ilişkisi vardır. Lokmaları çok çiğnemek uyulması gereken önemli kuraldır. Hiçbir besini de fazlaca tüketmemek gerekiyor. Obezite bağırsakların İş yükünü artırır. Deniz ve kümes hayvanları dışında kalan etli gıdalar umumiyetle bağırsak dostu değildir. Diğer taraftan lifli gıdalar dediğimiz sebze ve meyveler, bağırsakların sindirimde zorlanmadığı gıdalardır. Bazı meyvelerin bazı kişilerde gazlanma yaptığını biliyoruz. Bu gıdalar kişiden kişiye değiştiği İçin kişinin kendisine dokunan gıdaları fark ettiğinde bunlardan uzak durmasında yarar vardır.

Huzursuz bağırsak sendromu hastalığının ilerlemesi ve daha büyük hastalıklara sebep olma ihtimali var mıdır? Mesela kanseri tetikler mi?

Bu hastalığın ilerlemesi veya kansere çevirmesi diye bir durum söz konusu değildir. Ancak tanı baştan doğru konulmalıdır, özellikle bazı durumlarda kolon kanseri ya da buğdaya karşı alerji temelinde gelişen çölyak hastalığı huzursuz bağırsak sendromu ile karışabilir.

Bu hastalık kişilerin günlük yaşamlarına nasıl etki ediyor?

Huzursuz bağırsak sendromuna sahip bazı kimseler bu hastalıktan ötürü ciddi iş kaybına uğramaktadırlar. Bazıları sabah tuvalet ihtiyaçlarını rahat karşılayamadıkları için İşe ya da okula geç kalmakta, bazıları alışveriş merkezleri gibi kalabalıkların bulunduğu yerlerde bulunmakta tuvalet ile ilgili sorun yaşanır kaygısı ile zorlanmaktadır. Birçok kişi tuvalette uzun süre kalmakta, tuvaletin öncesinde ve sonrasında bitkinlik, keyifsizlik hissedebilmektedir.

Bu hastalığın en önemli tetikleyicisinin stres olduğu düşünülüyor. Bu çerçeveden bakıldığında, sizce hangi mesleklerin bu hastalığa yakalanma riski daha fazla olabilir?

Hastalığın ziyade çok genç yaşlarda ortaya çıkmasından ötürü bilhassa lise ve üniversite öğrencileri, yeni işe başlayıp da bu ortama adapte olma kaygısı içinde olanlar, yöneticiler, mali işlerle ilgilenenler (muhasebeciler, bankacılar), aile ortamı stresli yeni evliler bu hastalığın en sık görüldüğü kesimler olarak sayılabilir.

Kaynak: Yeşilay dergisi, sayı 993, sayfa 48.

{ Add a Comment }

Hamile Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız – Hamileliğin Belirtileri

Hamile Olabileceğinizin 12 İşareti:

Hamile olup olmadığınızı mı merak ediyorsunuz? Vücudunuza yakından bakın! Birazdan okuyacağınız semptomlardan birkaçını yaşıyorsanız ve adetiniz geciktiyse, eczaneden bir hamilelik testi ya da doktor randevusu almanın zamanı gelmiş olabilir.

Ağrılı göğüsler: Ağrılı göğüsler, en yaygın hamilelik semptomlarından biridir. Bu dönemde meme dokusu hormonlara karşı oldukça hassastır. Yumurta döllendikten sonra vücudunuzda Progesteron* ve hCG** seli başlar. Bu hormonlar kan hacmini arttırarak memelerinizi normalden şiş ve ağır hissetmenize sebep olur.

Kramplar: Regl olmadan hemen önceki dönemlerde olduğu gibi kramplar hissedebilirsiniz ama bu aslında implantasyon (döllenmiş yumurtanın rahim duvarına yapıştığı zaman) tarafından tetiklenir. Sonraki dokuz ay boyunca yaşayacağı muazzam genişlemeye hazırlık için rahminiz biraz gerilmiş olabilir.

Lekelenme: Çoğu kadın hafif lekelenmeleri regl ile karıştırabilir ama bunların yüzde 25’i implantasyon dönemindeki lekelenmelerdir. Eğer reglinizin normalden daha kısa ya da farklı geçtiğini fark ederseniz, bu hamile olmanızdan kaynaklanıyor olabilir.

Yorgunluk: Eğer ofiste yapabildiğiniz tek şey biraz kestirmeyi düşünmekse ya da spor salonuna gitmek, arkadaşlannızla dışarıya çıkmak gibi gündelik aktivitelerinizi yerine getirmek için yeterince gücünüz yoksa vücudunuz erken hamilelik semptomlanndan birini gösteriyor olabilir. Gebeliğin bu en erken aşamasında bile bebeğiniz sizin kalorilerinizi kullanmaya başlar ve bu da vücudunuzun enerji stoğunun çabuk tükenmesine neden olur.

Göğüs uçlarında renk değişikliği: Göğüsleriniz bu günlerde her zamankinden biraz daha farklı mı gözüküyorlar? Hamilelik hormonları derinin rengini belirleyen hücre aktivitesini meme renginden sorumlu hücreleri de etkiler. Hali hazırda koyu renk göğüs uçlarına sahip kadınlar bunu 10. hafta ve sonrasında ancak fark edebilir.

Mide bulantısı: Hamile kadınların yüzde 85’inin yaşadığı sabah bulantıları birkaç hafta daha su yüzüne çıkmayacak olsa da bazı kadınlarda erken gebelik belirtisi olarak bulantı görülebilir Arabada bir şeyler okurken ya da uçak yolculuk yaparken aniden midenizin bulanmasının sebebi hamile olmanız olabilir.

Şişkinlik: Skinny kotlarınızın içine sığmamaya mı başladınız? Yükselen progesteron seviyeleri sindirim parçalamasını yavaşlatır ve karın normalden daha şiş hissedilebilir. Eğer bu şişkinlik geçmiyorsa ve regliniz de geciktiyse, test yapmanın zamanı gelmiş demektir.

Daha sık idrara çıkma: Erken gebelikte fazla çalışan böbrekler daha sık idrara çıkmanıza sebep olur, vücuttaki su daha sık atılmak istenir.

Aşermek: Ekstra yorgun vücudunuz ekstra karbonhidrat talep edebilir. Karbonhidrat kolaylıkla hazmedilecek ve enerji seviyenizi yükseltecektir.

Baş ağrıları: Artan kan hacmi, hamileliğin ilk haftalarında sık sık ama hafif gerilimli baş ağrılarını tetikleyebilir.

Duygu dalgalanmaları: HCG hormon seviyesi yükseldikçe, daha çok yorgunluk hissedersiniz ve bu da sizi duygu dalgalanmalarına daha eğilimli hale getirir.

Bazal vücut ısısı: Sabahları oral ısı ölçümü yapmak genellikle yumurtlama dönemlerini tespit etmek için kullanılan bir yöntemdir. Yumurta bırakıldığında vücut ısınız tipik olarak yaklaşık yarım derece veya daha fazladır ve regl olana kadar yüksek kalır. Yani eğer bu ölçümü yaptığınız halde iki haftadır düşmediğini görürseniz, bir bebek yola çıkmış olabilir.

*Progesteron: Adet döngüsünün ikinci yarısında (14. günden sonra) yükselmeye başlayan ve hamileliği mümkün kılan hormondur. Duygu durumunu etkilediği de bilinir, adet öncesi sendromunda da etkilidir.

**hCG: Hamileliğin erken dönemlerinde vücutta salgılanmaya başlanan, kanda ve idrarda gebeliğin tespit edilebilmesini sağlayan hormon.

{ Add a Comment }

Gebelik Diyabeti Nedir

Gebelik Şekeri Nedir:

Bazı genetik yatkınlığı olan gebelerde, gebelik sırasında insülin direnci oluşur. Riskli gebeler gebeliğin 24-28 haftasında 50 gr glukozla tarama testine tabi tutulur ve 1 saat sonraki kan şekeri 140 mg/dl üzeri ise diyabet açısından daha ileri testler yapılır. Genellikle bu hastalık belirti vermez ve obezlerde görülür. Hastalık doğumla birlikte sıklıkla düzelir, fakat daha sonraki gebeliklerde tekrarlar. Gebelik diyabeti, Tip 2 diyabet için risk faktörüdür. Hastalardaki kan şekeri seviyesi diyet ve egzersiz ile kontrol edilemezse, insülin kullanılmalıdır.

{ Add a Comment }

Şeker Hastalığı Belirtileri – Diyabetin Belirtileri Nelerdir

Diyabet Nasıl Anlaşılır:

Çok su içme, çok idrara çıkma, özellikle çocuklarda olmak üzere gece idrar kaçırma, yemek yemeye rağmen kilo kaybı, aşın yorgunluk, çabuk yorulma diyabet belirtileridir. Daha az sıklıkla bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, kaşıntı, genital bölgede mantar enfeksiyonları ve inatçı enfeksiyonlar gözlenir.

Bu belirtiler Tip 1 diyabet(insüline bağımlı) hastalarında, insülin eksikliği nedeniyle hızlı gelişir (15 gün-1,2 ay), erişkin hastalardaki Tip 2 diyabet(insüline bağımlı olmayan)  vakalarında belirtiler yavaş ilerler. Tip 1 diyabet hastalarının bazılarında hastalık belirtileri başlamadan 15 gün-1 ay önce üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme hikâyesi alınabilir.

Kan şekeri hızla yükselir ve böbrekler aşırı miktardaki şeker ile birlikte fazla miktarda suyu idrarla dışarı atar. Bu durum çok miktarda idrar çıkışma yol açar. İdrarla fazla su kaybedilince susama hissi artar ve hasta çok su içmeye başlar. Şekerli içecekler tüketiliyorsa, kan şekeri daha da fazla artar, insülin eksikliğinde şeker, kas ve dokuların çoğu tarafından kullanılamadığından, hasta kilo kaybeder; çünkü enerji kaynağı olarak yağ depoları kullanılır. Sonra hasta giderek halsizleşir.

{ Add a Comment }

Şeker Hastalığı (Diyabet) Neden – Nasıl Oluşur

Şeker Hastalığı Nasıl Ortaya Çıkar:

Diyabet organizmamızın karbohidratları iyi kullanamaması ile karakterize edilen bir hastalıktır. Bunun nedeni ya pankreasın işlev bozukluğu ya da insülin direnci dediğimiz insülin etkinliğinin azlığıdır. Dokular glukozu gerektiği gibi kullanamaz, glukoz kanda birikir ve idrarla atılır. Karbonhidrat adı verilen şekerler doğrudan organlar tarafından kullanılabilecek enerjiyi taşırlar. Karbohidratlar içinde en önemlisi olan glukoz, kasların ve beyin ya da kalp gibi organların temel enerji kaynağıdır. Beslenme ile glukozu ya saf olarak sofra şekerinden alırız ya da ekmek ve nişastalı maddeler şeklinde alırız. Bu alınan glukoz kaslarda ve karaciğerde toplanır. Açlıkta ve yemek öğünleri arasında karaciğer yumurta, et gibi proteinlerden de glukoz üretebilir. En fazla glukoz ihtiyacı beyin, kalp ve hareket halindeki kaslarda oluşur.

{ Add a Comment }

hemşire seks - gay seks
tuzla escort pendik escort kartal escort maltepe escort kacak iddaa canlı bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri online casino siteleri bahis siteleri canlı bahis siteleri