1xbet princessbet tempobet

Browsing: GENEL TARİH

Türkler’in Dünya Coğrafyasında Dağılışı

Türkler, tarih boyunca Asya’nın —Japonya, Filipinler, Seylan gibi mahdut yerler hariç— hemen tamamında, Avrupa’nın batı kesimleri hariç en büyük kısmında, Afrika’nın kuzey yansı ile doğu kıyılarında, şu veya bu devirlerde hâkimiyet kurmuşlardır. Ancak bugün, bu ülkelerin büyük kısmından çekilmişler veya bu ülkelerde erimişlerdir. Türkler’in nasıl eridikleri hakkında bir örnek: İngilizler’in yaptıktan 1881 Hindistan sayımında, Delhi ve Râvelpindi vilâyetlerinde 36.090 Türk sayılmıştır. Bu Türkler’in şimdi hepsi Türkçe’yi unut-muşlardır.

Birçok seyyah, Türkçe konuşarak Asya’yı dolaşmanın mümkün olduğunu belirtmiştir. Bugün de siyasî sınırların keskinliği olmasa, Adriyatik’le Kamçatka arasında 140 tul ve Kuzey Buz Denizi ile İran Yaylası arasında 50 arz dairesinde arasında Türkçe konuşarak anlaşmak mümkündür.

Bugün 85 milyon kadar insanın Türkçe konuştuğu tahmin edilmektedir. Başlıca şu ülkelerde Türkler bugün mutlak veya nisbî çoğunlukla yaşamaktadırlar: Türkiye, Batı Trakya, Kuzey Makedonya ile Kıbns’ın bazı kesimleri, Dobruca ve Deliorman, Kerkük ve Er- bil, Azerbaycan, Hemedân, Hâmse, Dağıstan; Kuzey Kafkasya, Orenburg ve Astırhan’m bazı kesimleri, Çuvaşistan, Tataristan, Başkurdistan, Türkistan (Rusya, Çin ve Afganistan arasında bölüşülmüştür), Yakutistan; Altaylar’ın bazı kesimleri.

{ Add a Comment }

Türklüğü ve Türkleri Cihangir Yapan Özellikler

Türkler, daha çok erken çağlarda bir Altay kavmi olmaktan çıkmış, nüfus çoğalması ve fütuhat isteği gibi iki büyük sebeple, yayılmaya başlamışlardır. Atı en iyi kullanan ve donatan kavim olmaları, demirden yapılmış ve tesirli silahlara sahib bulunmaları, onlara bunu sağlayacak gücü vermiştir.

Türklerini ilk aktıkları yerlerden biri Kuzey Çin olmuştur. Çin’in geleneksel III. imparatorluk hanedanı Çu’ların Türk asıllı oldukları muhakkak gibidir. Bu hanedan M.Ö. 1111’den M.Ö. 256 yıllarına kadar 855 yıl Çin’de saltanat sürmüş, fakat ilk birkaç kuşak içinde Çin dilini kabul ederek Çinlileşmiştir. Bununla beraber askerî ve mülkî devlet teşkilâtını Çin’e Türkler getirmişlerdir Bu devirde Çin, 20 milyondan fazla nüfusuyle, dünyanın en kalabalık ülkesiydi. İlkçağ’da ancak Roma devletinin nüfusu Çin’inkini geçebilmiştir.

Türk fütuhatının karanlık çağlarına ait izler, Türk destanlarına aksetmiştir. Ergenekon Destanı’nın esas motifi, Türkler’in düşmanları tarafından dar bir alana sıkıştrıldıktan sonra, demir madenini eriterek yol buldukları ve dünyaya açılıp yayıldıklarıdır. Bu destan, Türkler’de nüfus artışının büyük olduğunu, fâtihlik, hattâ cihangirliklerini, en kötü şartlarından sıyrılma azmini, üstün tekniği elde tutmak başarısını göstermektedir.

Sakalar da aslen Türk’tür. Güneydoğuya indikçe fazla miktarda İran kam almış, sonunda İranlılaşmışlardır. Sakalar’ın büyük hükümdarı Alp-Er-Tunga —ki Firdevsî‘nin Şeh-Nâme‘sinde “Afrâsyâb” diye geçer—, İranlılarla uzun müddet çekişmiştir. Sonunda İran şehenşâhı Kiros (Keyhusrev) tarafından M.Ö. 624’te öldürülmüştür. Saka imparatoriçesi Tomiris’in, Alp-Er-Tun- ga’nın torununun kızı olduğu tahmin edilebilir. Bu imparatoriçenin adı da Türkçe “temir/demir” kelimesinden gelmektedir. M.Ö. 330’a doğru Sakalar’ ın başında Kâşgarlı Mahmud’un “Şu” dediği Çu vardı ki. Büyük İskender’le çağdaştır. Saka ve İskitler’le Türk kavimlerinin daha bu devirde İran’a, Kafkasya’ya, Doğu Avrupa’ya, Balkanlar’a, Anadolu’ya kadar uzandıkları muhakkaktır. Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lu- gaati’t-Türk‘ünde Alp-Er-Tunga’ya “Ajun Beği” yâni “dünya hükümdarı” demektedir ki, Osmanlı padişahlarına verilen “Pâdşâh-ı Cihân, Pâdşâh-ı Âlempe- nâh” unvanlarının aynıdır. Türkler’de cihan hâkimiyeti fikrinin menşeini göstermektedir. Bu fikir, şüphesiz Roma’ nın cihan devleti fikrinden eskidir.

Teoman Yabgü’dan Önceki devirlerde Türkler’in Asya’da milletlerarası çapta faaliyete giriştikleri, Çin’in kuzeyini fethettikleri, Kiros ve Büyük İskender gir bi cihangirlerle karşı karşıya geldikleri muhakkaktır. Bununla beraber az zamanda büyük Çinli ve İranlı kitleler içinde erişmişlerdir. Gerçek ve devamlı, hâlâ Anadolu ve Doğu Trakya’da devam eden Türk devleti, Hunlar’la, Teoman Yabgu ile kurulmuştur.

{ Add a Comment }

Türk Kelimesinin Mânâsı – Türk Kelimesinin Anlamı

Türk kelimesinin Türkçe’de mânâsı “kuvvetli” demektir. Aslı “Türük” olan bu kelime, M.S. VIII. asırda “Türk” şeklinde söylenmeye başlamıştır. Başlangıçta Türk diye, bugün kullanılan manasıyla Türkçe konuşan bütün kavimler anlaşılmıyordu. “Türk” kelimesi, Türkçe konuşan kavimlerden yalnız birinin adıydı. M.S. VI. asır ortalarında Göktürkler, Türkçe konuşan kavimlerin başına geçince bütün Türkler’e bu ismin verilmesine temayül olmuştur.

Daha önceleri Türk devletleri, hanedan ve hâkim unsur hangi Türk kabilesine dayanıyorsa, o Türk oymağının adını taşımıştır: Hun, Avar, Tabgaç, Kırgız, Karluk, Yağma, Çigil, Oğuz, Türkeş, Uygur, Hazar, Bulgar, Peçenek, Kıpçak, Çuvaş… gibi.

“Türk” kelimesinin ilk kullanılış; M. Ö. 1328’e doğru Çin tarihlerinde Tik şeklindedir. İlkçağ Yunan ve Latin kaynaklarında Türkler’e Yurcae, Turcae denmektedir. Bu suretle, şimdiki bilgilerimize göre, “Türk” adının, bozulmuş bir transkripsiyonla ilk defa bundan 3.300 yıl önce geçtiği söylenebilir.

{ Add a Comment }

Türkler’in Menşei – Türkler’in Kökeni

Türkler’in menşeine ve anayurduna ait tahminler çeşitlidir. Bundan dört bin yıl kadar önce —ki M.Ö. 2000 yıllarına rastlar— Orta Asya’da Türkler’ in atalarının yaşadığı sanılmaktadır. Bu ırka Proto-Türkler denmektedir. Rus arkeologlarının son kazılarına göre Proto-Türkler, beyaz ve brakisefal yani geniş kafalı bir ırktır.

Proto-Türkler’in çevresinde yaşayan kavimlerin ise dolikosefal yani uzun kafalı oldukları kazılarda bulunan iskeletlerden anlaşılmıştır. Proto-Türkler (İlk Türkler), avcı ve savaşçı bir kavimdi. Maden çağına erişmişlerdi. Bakırdan bıçak gibi âletler yapabiliyorlardı, önce sığın, deveyi, Ren geyiğini ve yak öküzünü,-birkaç asır sonra da koyunu evcilleştirmişler, bu hayvanlardan faydalanmayı öğrenmişlerdi.

Kartalı kutsal sayıyorlardı. Mezarlarında kartal pençeleri bulunmuştur. İlk Türkler, bugünkü Çungarya‘da yani Doğu Türkistan’ın kuzeyinde yaşıyorlardı. Tanrı ve Altay Dağlan arasındaki havzada göçebe bir hayat süren bu kavim, çoğalıyor, Savaşçı bir karakter alıyor, dört tarafa doğru yayılmak çabasında bulunuyordu.

Bir diğer Proto-Türk kültürünü temsil ettiği tahmin olunan Anav‘da (Türkmenistan’da Aşkabad yakınları) ilk kültür tabakasına en az 6.000 yıllık bir tarih biçilmiştir. M.Ö. II. Bin’de —yani M.Ö. 2000-1000 yılları arasında— Altaylar’daki medenî tezahürler, canlılaşmakta, şekillenmekte, çeşitlenmektedir. Arkeoloji buluntuları artar.

Bakırın yanında tunç ve altından eşya bulunmakta, bıçağın yanında yüzük ve bilezik gibi lükse delâlet eden süs eşyası da dikkati çekmektedir. Zaten M.Ö. II. Bin’de dünya altın endüstrisinin merkezi, Altaylar’ dır. Bu çağda Proto-Türkler, Altaylar’ ın dışına, Sibirya Ovası’nın güneyine taşarlar. Göçebedirler ve nadiren yerleşik hayata geçmektedirler.

Bu çağ Proto-Türk san’atında esas unsur, hayvan motifleri idi. Bu motifler, ince bir san’atkârlıkla işleniyor ve her türlü eşyada kullanılıyordu. Hayvan üslûbu denen san’at, çok batıya, Karadeniz kuzeyine kadar yayılmıştı.

Bazı bölgelerde Türkler, Moğollarla karışmışlardır. Türk kültürü daha üstün olduğu için, bir kısım Moğollar’ın Türkçe konuşmaya başlayıp Türkleştikleri sanılmaktadır.

{ Add a Comment }

Anadolu’ya İlk Türk Akınları

Anadolu’ya ilk Türk akınlarını Hunlar, daha sonra Sihirler düzenlemiştir. Abbasiler döneminde Türk askeri Anadolu’da oluşturulan Avasım Eyaletlerine yerleştirilmişlerdir. Bu akınlar askeri, siyasi ve ekonomik gerekçelerle yapıldığından Anadolu’ya yerleşip vatan edinme amacı taşımamışlardır.

Anadolu’ya yerleşme amacıyla yapılan ilk Türk akınlarını Büyük Selçuklular başlatmışlardır. Karahanlı ve Gazneli devletlerinin baskısı altında kalan Selçuklular Türklere yurt bulmak amacıyla Anadolu’ya yönelmiştir. Çağrı Bey döneminde keşif ve tanıma amaçlı düzenlenen akınlar giderek sıklaşmış, 1048 Pasinler ve 1071 Malazgirt savaşlarından sonra Anadolu’daki Bizans etkinliği kırılmıştır.

{ Add a Comment }

Akkoyunlu ve Karakoyunlu Devletleri Kısaca

AKKOYUNLULAR (1350-1502): Oğuz Türklerinden Kara Yüklük Osman tarafından Güneydoğu Anadolu’da kurulmuştur. Ankara Savaşı’nda Timur‘u destekleyip güçlerini artıran Akkoyunlular en parlak dönemini Uzun Hasan devrinde yaşamışlardır. Uzun Hasan, Fatih’le Anadolu’da hâkimiyet mücadelesine girmiş, ancak 1473 Otlukbeli Savaşı’nda Osmanlı karşısında başarılı olamamıştır. Bu savaşta Doğu Anadolu’yu Osmanlılara kaptıran Akkoyunlular, Uzun Hasan’ın ölümünden sonra da taht kavgaları yaşamıştır. Bu durumu fırsat bilen Şah İsmail, Akkoyunluları yıkıp Safevi Devletini kurmuştur.  Akkoyunlular Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Türkleşmesinde rol oynamışlardır.

KARAKOYUNLULAR (1365-1469): Oğuz Türklerinden Bayram Hoca tarafından Doğu Anadolu’da kurulmuştur. Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer almışlardır. Karakoyunlulara Uzun Hasan son vermiştir.

{ Add a Comment }

Haçlı Seferlerinin Sonuçları Nelerdir

Haçlı Seferleri ortaya konan gaye bakımından başarıya istenileni verememişse de Avrupa’da birtakım önemli gelişmelerin doğmasına neden olmuştur. Böylelikle Haçlı Seferleri, Avrupa’da yeni bir dönemin başlamasını sağlamıştır. Haclı Seferlerinin ortaya çıkardığı genel sonuçları maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Doğu medeniyetine ait mallar daha yakından tanınmış ayrıca Doğu-Batı ticareti hız kazanmış, İpek ve Baharat Yolu ile Suriye ve Anadolu limanlarına ulaşan mallar, Venedik ve Ceneviz tüccarları vasıtasıyla gemiler kullanılarak Avrupa’ya getirilmiş; böylelikle de Akdeniz limanlarının önemi ön plana çıkmıştır.
  • Papa ve ona bağlı kilisenin yalancılıkları ortaya çıktığından Papalığa ve Katolik kilisesine karşı duyulan itimat temelinden sarsılmıştır.
  • Haçlı Seferlerine katılan derebeylerinin bu seferlerden geri dönmemesi Avrupa’da bulunan kralların işene yaramıştır. Çünkü derebeylerinin geri dönmemesi krallıkların yeniden güç kazanmasına zemin hazırlamıştır.
  • Haçlı Seferleri esnasında, İslam devletlerinin kültür ve medeniyeti Avrupa devletleri tarafından tanınmış, bu sayede pek çok yenilik, Avrupa’ya gitmiştir. Kağıt, pusula, barut, matbaa vs. bunların önde gelenleridir.
  • Coğrafya Keşifleri
  • Rönesans
  • Reform, gibi önemli hadiselerin de alt yapısı oluşmaya başlamıştır.
  • İslam ülkeleri, özellikle de Anadolu, Haçlı Seferleri sonucunda çok büyük tahribata uğramıştır.
  • Haçlı Seferlerinin Türkler açısından önemli bir neticesi de olmuştur. Zira bu akınlara karşı başarılı mücadeleler sergileyen Türklerin İslam dünyasındaki prestiji ve önemi yükselmiştir.

{ Add a Comment }

4. Haçlı Seferi Nedenleri ve Sonuçları

Bizans devletinde çıkan saltanat kavgaları ve Bizans imparatoru’nun yardım talep etmesi sonucunda İstanbul’a gelen Haçlılar, İstanbul’u ele geçirmişler fakat Ortodoks olduğu için hoşlanmadıkları Bizans’ı yıkarak, İstanbul’u yağma etmişlerdir. Soncunda da burada bir Latin Krallığı kurmuşlardır. (1204)

Haçlı Seferi Kudüs yerine Bizans’a karşı yapılmış, sonuç olarak Haçlı Seferleri’ne, çağrıda bulunarak neden olan Bizans devleti de bu durumdan büyük zarar görmüştür.

Neticede bu sefer soncunda İstanbul’dan kaçan imparator ailesinden biri İznik’e giderek, burada İznik Rum İmparatorluğunu bir diğeri Trabzon’a geçerek, orada Trabzon Rum İmparatorluğunu, bir diğeri ise Mora’da Rum Despotluğunu kurmuştur.

{ Add a Comment }

3. Haçlı Seferi Nedenleri ve Sonuçları

Büyük hükümdar ve Eyyubi Devletinin hükümdarı Selahattin Eyyubi, Kudüs’ü Haçlılardan geri almış ve Latin Krallığını ortadan kaldırmıştır. Kudüs’ün yeniden Müslümanların eline geçmesi Avrupa’da büyük bir tepkilerin oluşmasına neden olmuştur. Bu sefer de Alman imparatoru, Fransa ve İngiltere krallarının başkanlığında yeni bir Haçlı ordusu göndermiştir. Ancak Haçlılar bu düzenledikleri seferde de başarılı olamamışlardır.

{ Add a Comment }

2. Haçlı Seferi Nedenleri ve Sonuçları

Musul Atabeyinin Urfa’yı Haçlılardan geri alması 2. Haçlı Seferlerine zemin hazırlamıştır.  Alman ve Fransa krallarının teşvikleri ve destekleri ile oluşturulmuş bu Haçlı ordusu, Anadolu’da Sultan Mesud’un üstün direnişiyle karşılaşmıştır. Haçlı Seferleri sırasında İslam dünyasının koruyuculuğunu üstlenmiş olan Anadolu Türkleri, kralların yönetimindeki bu orduya ağır kayıplar verdirmişlerdir.

Anadolu’dan geçmenin ne kadar zor olduğunu anlayan Alman ve Fransa kralları, Antalya’dan gemilerle Filistin’e geçmişler fakat; Anadolu topraklarında çok büyük kayıplar verdikleri için başarılı olamayarak, ülkelerine geri dönmek zorunda kalmışlardır.

{ 1 Comment }

hemşire seks - gay seks
tuzla escort pendik escort kartal escort maltepe escort kacak iddaa canlı bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri online casino siteleri bahis siteleri canlı bahis siteleri