Din, Tanrıcı ve Tanrı’yla ilişkisi içinde evreni, toplumu ve bu arada insanı açıklayan inanç sistemidir. Buna bağlı olarak din, Tanrı inancına dayanır ve insanın iç yaşayışıyla toplumsal yaşamı düzenler.

Dindeki bilgi Tanrı’ya dayanır; O’nun mutlak gerçekliği her şeyi kuşatır. Tanrı, suje – obje ikiliğini aşan ve kuşatan bir varlıktır. Bu bakımdan dinde suje – obje ilişkisi inanç yardımıyla kurulur. Din insanlara Tanrı’nın insanların içinden seçtiği elçileri yani peygamberleri aracılığıyla bildirilir. Dinler, insanları bazı düşünce ve davranışları benimsemede serbest bırakırken bazı düşünce ve davranışları ise benimsemeye ve yerine getirmeye zorlar. Bu nedenle her dinde inanç dinin özünü oluşturur.

Ayrıca ibadetlerle inancın pekiştirilmesi sağlanır. Dinin amacı, insanın manevi yaşantısına temel olmak, onun bu dünyadaki varoluşunu anlamlandırmaktır. Din, insanı sonluluğun ve ölümlülüğün yarattığı sıkıntıdan kurtarır, onu manevi bakımdan arındırır. İnanma ihtiyacı içinde olan insan, dinde kendisine sunulan bilgileri olduğu gibi benimser. Bütün yaşantısını bu bilgilere göre düzenler.

Dinin sağladığı bilgiler, hiçbir şekilde değiştirilemeyen, kesin ve mutlak doğrulardan oluşur. Yani bir dinin üyesi olan bir insan, bu dinin ortaya koyduğu bilgilerin doğruluğundan hiçbir şekilde şüphelenemez, bu doğrulan eleştiremez.