Doğruluk bir değerdir; öznenin gerçeklik ile ilgili ileri sürdüğü yargının yanlış veya doğru olma değeridir. Gerçeklik ise bir tür var oluş şeklidir. Sayılar vardır. Ancak gerçek değildir. Onların varlığı zihne bağlıdır. Çünkü zihin olmadan var olmaları mümkün değildir. Pamuk gerçektir, pamuğun yumuşaklığını dile getiren “ pamuk yumuşaktır.” yargım ise bir doğruluk değerine sahiptir.

Bir düşüncenin doğruluğu onun gerçeklikle yani nesnesine uygun olmasıdır. Şu halde doğruluk düşüncelerin bir özelliğidir. Doğruluk insanların nesnelere yönelmeleri ile onun hakkında ortaya koydukları bir yargı için söz konusudur. Özne-nesne ilişkisinin değil bu ilişkiden doğan bir bilginin doğruluğu veya yanlışlığı vardır. Bu yargıda insan zihninin ürettiği bir üründür.

Bu durumda doğruluktan söz edebilmek için ortada bir varlık olması gerekmektedir. Bu varlığın var oluşu farklı boyutlarda olabilir. Bilginin konusu olan bu varlık nesnel (gerçek) tir. Yani insan zihninden bağımsız evrende duyu organlarımızın alanına giren varlıklar anlaşılmaktadır.

Örneğin “bakır tel genleşir” önermesi bir doğruluk değerine sahiptir. Bakır telden bir kesit alıp boyunu ölçtükten sonra belli sıcaklıkta ısıtılıp tekrar boyu ölçüldüğünde bir farklılık varsa bu önermenin doğruluğuna hükmedilir.

Şu halde gerçeklik ile doğruluk arasında bir ilişki olduğu açıkça görülmektedir. Bu durum daha çok bilimsel önermeler için doğrudur. Felsefede böyle bir uygunluk oluşturmak imkânsızdır. Çünkü felsefe olgulardan ziyade zihinden hareketle bilgi oluşturmaktadır. Bu yüzden felsefi yargılarda doğruluktan ziyade temellendirme yapılmaktadır.

Temellendirme, ortaya konan bir soru ya da ileri sürülen bir iddianın dayanak gösterilerek birtakım çıkarımlar yapılmak suretiyle doğrulanmasıdır. Felsefede önermelerin, yargıların deney ve gözlemle doğrulanması söz konusu değildir. Onun için felsefede akıl ve mantıksal çıkarımlarla temellendirme yapılır. Bilimde ise temellendirme olgulara yani deney ve gözleme dayanılarak yapılır.

Temellendirmede tutarlılık gözlenmektedir. Tutarlılık önermelerin bir birini yadsımaması yani çelişik bir durumda olmaması durumudur. Filazoflar kendi sistemlerindeki önermelerin kendi arasında tutarlı olmasına özen göstermektedirler. Aksi halde filazofların kurdukları sistemin bir anlamı, değeri olmazdı.