Felsefe tarihi denilen şey, her şeyden evvel bir felsefe disiplinidir; filozofların süre zarfında ürettiği felsefi düşünceleri ve bunlara bağlı olarak şekillenen felsefi akımları araştıran, inceleyen ve irdeleyen felsefe alt dalı olarak da kabul edilebilir. Eğer ortaya çıkmış felsefi problemlerin anlamını kavramak, bu problemlerin hangi şartlara bağlı olarak ortaya çıktığını öğrenmek istiyorsak, felsefe tarihini bilmemiz gerekmektedir.

Akla Dayalı Felsefenin Başlaması:
(Antik Yunan Felsefesi-M.Ö 7.yy-M.S 5.yy)

Bir yerde ve bir zamanda öyle bir an gelir ki, mitosların -geleneğe dayalı dinsel inanışların- evrene, doğaya ve insana ilişkin sorulara verdikleri yanıtlar, insanı artık tatmin edemez olur. İnsan, evren, doğa ve insan üzerine sorulan soruların üzerinde artık kendisi de düşünmeye başlar. İnsan, geleneğe dayalı dinin-mitosların- verdiği yanıtlarla yetinmeyip, sorularının yanıtlarına düşünmenin merkezine aldığı, kendi aklı ile kendi görgüleriyle ulaşmaya çalışır. İşte o zaman, insanın kendi bulduklarıyla mitolojilerin sunduğu tasarım arasında bir çatışma başlar. İnsan mitosların açıklamaları karşısında eleştirici bir tutum takınır. Bu mitolojik tasarımlara gözü kapalı inanmaz olur, bunları aklın süzgecinden geçirir ve eleştirmeye koyulur, insanın bu çabasının altında yatan temel psiko-sosyal güdü, egemen olmaktır.




İnsan, aklını ve görgülerini, sadece varlığını ayakta tutmak için gerekli pratik-teknik bilgiler elde etmek yolunda kullanmakla yetinmez, bilmek için de bilmek ister. Böylece insanoğlu, pratiğin yanında teoriye, yani bilmek için bilmeye, dolayısıyla bilime kavuşur. İşte felsefe, böyle bir anda böyle bir durumda M.Ö. 6.yy’da Antik Yunan’da ortaya çıkmıştır.

M.Ö. 6. yüzyılda Yunan kültürü, gerçekten de böyle bir durumu yaşamıştır. Bu yüzyılda Yunanlılar için kutsal gelenek -mitoloji- çağı kapanmaya yüz tutmuştu. Din ve geleneğin çizdiği dünya görüşü sarsılmış, bunun yerini, tek kişinin kendi aklı, kendi görgüleriyle kurmaya çalıştığı, bilime dayanmak isteyen bir tasarım almaya başlamıştır. İşte felsefenin ismini de, kendisini de M.Ö. 6. yüzyılda Yunan kültürel sahasındaki bu gelişmeye borçluyuz.

M.Ö. 6. yüzyılda neden Yunanistan?

– Şehir devletleri…
– Gittikçe gelişen ticaret…
– Yunanlıların dramatik sanatları…
– Dünyada zorunluluğun geçerli olduğuna inanmaları.
– Demokrasinin inşa edilmesi…
– Minos uygarlığından bir miras olarak alınan denizcilik ruhu…
– Kesin betimlemeler yapmaya elverişli olan dilleri…

İşte bunlar felsefenin Antik Yunanda başlama nedenleridir.

Bir diğer taraftan felsefe tarihi, kaba bir sınıflamaya tabi tutulursa İlk Çağ felsefesi, Orta Çağ felsefesi, Yeni Çağ felsefesi ve çağdaş felsefe olarak dört kola ayrılabilir.