Felsefenin Özellikleri – Maddeler Halinde

Felsefenin de diğer disiplinler gibi kendine ait özellikleri söz konusudur. Bu özellikler felsefeyi kendisi yapan, onu diğer disiplinlerden ayıran temel niteliklerdir. Bu nitelikler felsefenin konusu, yöntemleri ve filozofların ele aldıkları konulara yaklaşım biçimlerinin bir sonucudur. Felsefenin ve felsefe etkinliğinin ne olduğunun kavranması, bu özelliklerin anlaşılmasına ve özümlenmesine bağlıdır. Şimdi bu özellikler üzerinde duralım:

1- Araştırmaya ve eleştirel bir tavra dayanan düşünce etkinliğidir: Felsefe, eleştirel bir düşünmenin sonucunda ortaya çıkar. Bu bakımdan araştırma ve incelemeye dayalıdır. Felsefi tavır sahibi olan bir insan her şeyi olduğu gibi kabul etmez. Felsefede olaylar karşısında merak duyan bir insanın olaylara olduğundan daha farklı yaklaşması gerekir. Bu yaklaşma da olaylar karşısındaki merak ve hayretin neden olduğu eleştirel ve sorgulayıcı bakış açısıyla gerçekleşebilir.

2- Mantık ilkelerinden destek alan bir düşünce biçimidir: İnsan olayları anlamak istediğinde, olayları akıl ilkelerinden destek alarak yorumladığında felsefi bir düşünce ortaya koymuş olur. O halde felsefe, mantık kuralları çerçevesinde yapılan akıl yürütmeler sonucu elde edilmiş dizgeli ve sistemli bilgilerdir.

3- Elverişli ortamlarda gelişim gösterir: İnsanların felsefe ile ilgilenebilmeleri için öncelikle temel gereksinimlerini belli bir dereceye kadar karşılamış olmaları gerekir. Felsefenin ilk ortaya çıktığı dönemin Yunanistan’ı da bu bakımlardan elverişli bir yer özelliği taşıyordu. Yunan toplumu o dönemde çağlarının ilerisinde bir yaşam biçimi oluşturmuştu. Artı ürünlerini pazarda değiştirirken takas yerine para kullanıyorlardı. Para toplumsal zenginliğin hem kolayca değişimini hem de birikimini olanaklı kılıyordu. Böylece daha çok insan toplumsal zenginlikten pay alabiliyordu. Para, zenginliğin paylamışından öte toplumsal yönetim gücünün paylaşılmasına da olanak sağladı ve Ege kentlerinde cinsiyete ve sınıfa dayansa da ilk demokrasi deneyimleri yaşandı.

4- Varlığı bir bütün olarak değerlendirir: Felsefe bütüncü bir görüşe sahip olma çabasında olan bir disiplindir. Bilimlerden farklı olarak o, varlığın bütününe yönelir. Bu bakımdan felsefe, varlığın herhangi bir alanına, cephesine, görüntüsüne ait olmaktan çok onun geneline ilişkin bir bilgidir. Örneğin biyolojinin “canlı varlığı”, psikolojinin “ruhsal varlığı”, sosyolojinin “toplumsal varlığı” ele aldığını biliyoruz. Buna karşılık felsefe “varlık olma bakımından varlığı” ele almak ister.

5- Felsefe evrenseldir: İnsanın yaşam alanında bulunan ve insanı ilgilendiren her şey felsefenin konusu olabilir. En basit duyusal yaşantılardan (örneğin dokunduğumuz nesnenin yumuşaklığı) en karmaşık düşünce sistemlerine (örneğin bir matematik kuramı) kadar her şey felsefe tarafından incelenen bir konu haline gelebilir.

Felsefenin evrenselliğini sağlayan bir diğer neden de insanlığın ortak sorunlarına çözüm aramasıdır. Bu araştırma çabasının sonuçlan evrensel olmasa bile çözüm aranan sorunun tüm insanlığın sorunu olması felsefeyi evrensel yapmaktadır.

6- Çağının koşullarından etkilenir: Filozofların ortaya koydukları felsefe sistemlerinde yaşadıkları toplumun ve yaşadıkları dönemin etkisi oldukça büyüktür. Bu bakımdan felsefe ile çağının ve toplumların koşulları arasında güçlü bir bağ vardır. Örneğin ünlü İtalyan düşünür Niccolo Machiavelli, “Hükümdar” (il Principe) adlı kitabında çok otoriter bir devlet modeli ortaya koymuştur. O’nun bu eseri yazmasında ve otoriterliği savunmasında, o dönemin koşullan önemli rol oynamıştır. Onun yaşadığı dönemin İtalya’sı şehir devletlerine bölünmüş durumdaydı. Bu nedenle de birlik ve düzen için, otoriter bir yönetime gereksinim vardı. Güçlü bir iktidar uğruna ne yapılması gerekiyorsa, eserlerinde onun yapılmasını savunmuştur.

7- Öznel bir bilgi olduğundan doğruluğu veya yanlışlığı araştırılamaz: Felsefe, bilimde olduğu gibi, doğruluğu açıkça saptanabilen önermelerden oluşan bir disiplin değildir. Filozofların bakış açıları, kişilik yapıları, yaratıcı zekâları ve içinde bulundukları koşullar farklı olduğundan, aynı konularda farklı sonuçlara ulaşabilirler. Ulaşılan bu sonuçların da hangisinin diğerinden daha doğru veya daha yanlış olduğunu belirlemeye olanak yoktur. Bu bakımdan felsefede aynı konudaki farklı görüşlerden birinin doğru, diğerinin yanlış olduğu söylenemez.

Öznellik taşıdığından dolayı ortaya koyduğu bilgilerin kesinliği yoktur. Bu bakımdan kesintisiz bir araştırma etkinliği olduğundan “olmuşluk, bitmişlik” yoktur.

8- Felsefe, yığılma özelliği gösteren bilgiler ortaya koyar: Felsefe, birikimsel (kümülatif) bilgiler ortaya koyar. Felsefede filozofların yaptıkları akıl yürütmeler, ulaştıkları sonuçlar, birbirlerine eklenerek tutarlı bir bütün oluşturulmaya çalışılır. Bu bakımdan olgusal bir nitelik taşımaz. Bundan dolayı felsefede gerçek anlamda bir ilerlemeden söz edilemez. Örneğin Hegel’in düşünceleri Epiküros’un, Marx’ın düşünceleri Hegel’in düşüncelerini yanlışlayamaz.

9- Felsefe, rekleksif bir düşünce biçimidir: Felsefe, yalnızca evrenle ilgili olarak ortaya konan bir bilgi değildir. Evreni kavramaya yönelik olarak ortaya konan düşünceler üzerine de bir düşüncedir. Bilgiler üzerine de düşünme etkinliği gerçekleştiren bir disiplindir. Bu bakımdan felsefe, “bilginin de bilgisi” olarak değerlendirilebilir. Örneğin Kant’ın tüm düşünce sistemi dünyayı, doğayı değil; dünyayı, doğayı bilmeye çalışan insan zihnini de konu olarak alır. İnsan aklının ne olduğunu, nasıl çalıştığını, bilgiyi nasıl elde ettiğini de araştırır.

10- Felsefe, düşünmenin özgürlüğün en çok yaşadığı alandır: Felsefede hemen her konu ile ilgili sorular özgürce sorulabilir. Özgürce sorulan bu sorular çoğu zaman bir meydan okuma biçiminde olabilmektedir. Bu meydan okuma da düşüncenin özgürlüğünün bir göstergesi olmaktadır.


Okunma Sayısı: 1728
Sitemizde Toplam 1030 yazı bulunmaktadır.









Bunlar da ilginizi çekebilir

Bu Makale İçin Yapılan Yorumlar
  1. Famm
  2. albatrosmmx
  3. mert gündüz

Bir Mesaj Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*