Felsefe terimini ilk kez, İlkçağ’ın ünlü düşünürlerinden Pythagoras‘ın kullandığı ileri sürülür. Felsefe, insanın kendisi, yaşamı, içinde yaşadığı toplum ve evren üzerine düşünme etkinliğinin sonucunda ortaya çıkmış olan bir disiplindir. Felsefe sözcüğünün kökenini, Eski Yunanca’daki Philiosophia terimi oluşturmaktadır.

Philia “sevgi”, sophia “bilgi, bilgelik” anlamlarına gelmektedir. Bu iki terimin birleşmesi sonucu oluşan Philiosophia terimi de “bilgelik sevgisi” anlamında kullanılmıştır. Felsefe sözcüğü ilk çağdaki bu anlamıyla ele alındığında görülür ki, bilgeliği sevmek yalnızca bilmeyi değil, erdemli ve mutlu bir yaşam sürmeyi de içermektedir. Felsefe, bir düşünme etkinliği olarak, insanların kendileri ve yaşamın anlamı üzerine düşünmelerini sağlar. Bu düşünme etkinliğinde öne çıkan insanlardan olan filozof ise, “bilgiyi ve bilgeliği seven” bir insan olarak karşımıza çıkar. Filozofun bilgisini aradığı varlık alanı sınırlı bir varlık alanı değildir. Filozof, belirli bir varlığın değil, tüm varlıkların genel bilgisini elde etmeye çalışan bir insandır. Filozof belirli bir düşünceye saplanıp kalmadan gerçekliğin bilgisine ulaşmaya çalışır.




Felsefenin ortaya çıktığı ilk dönemden günümüze, çok değişik tanımları yapılagelmiştir. Bu tanımlardan günümüzde de geçerliliği kabul edilen bazıları şöyledir:

  • Felsefe, insanın, evrenin niteliği ve yapısı hakkında gözlediklerine dayanarak düşünmesi sonucunda ortaya çıkan; evreni parçalara ayırmadan bir bütün olarak kavramaya yönelik kuramsal etkinliklerdir.
  • Her türlü konuların niteliğini ve olayların en genel yasalarını araştırmaktır.
  • Felsefe; evreni, doğayı, insanı, insanın eylemlerini, aklını, düşüncesini, bilgisini, bilginin oluşumunu inceleyen ve bunlarla ilgili çeşitli ilkelere ulaşmak isteyen bir disiplindir.
  • Felsefe, yolda olmaktır.