Felsefi Düşüncenin Nitelikleri:

1- Süreklilik Gösteren Düşüncedir: Evrende olup biten şeyler, düşünebilen ve merak duygusuna sahip olan insanlar için inceleme konusu olmuştur. Bu merak duygusu filozofların bulduğu cevaplarla hiçbir zaman tam olarak giderilememiştir. Dolayısıyla felsefe; Thales’le başlamış ama Thales’le bitmemiştir. İlkçağ filozofunu uğraştıran bir sorun günümüz filozofunu da uğraştırabilir. Çünkü filozof hiçbir konuda son sözü söylemez. Sorulara verilen cevapların her dönemde ve her filozofta değişmesi ise yeni bir felsefi sistemi meydana getirir. Eğer, cevaplar da değişmeseydi felsefe olmazdı.

2- Öznel Bir Düşüncedir: Felsefede filozofun kişiliği önemli rol oynar. Filozoflar farklı zaman ve kültürlerde, farklı felsefi sistemler üretmişlerdir. Aynı görüşü çok sayıda kişi benimsemiş olsa bile, her felsefi görüş belli bir filozofa aittir. Varlık konusunda öğretmen öğrenci ilişkisine sahip Platon ile Aristoteles’in görüşleri birbirinden farklıdır. Biri gerçekliği duyusal alanın dışında görürken, diğeri duyusal alanın içinde tek tek varlıklarda görmektedir.




3- Kesinlik Taşımayan Düşüncedir: Felsefe, akıl ve mantık ilkelerine dayanan bir bilgidir. Bundan dolayı felsefede birbirinden farklı birçok düşünce sistemi söz konusudur. Dolayısıyla felsefede kesinliğe ulaşmak söz konusu değildir. Bir felsefe tarihçisi “Hegel” tarihi keşfeder, Schopenhauer ise ondan vazgeçer. Onların bu uyuşmazlığı hâlâ çözüm bekliyor.” sözleriyle felsefede kesin bir doğruya ulaşılamayacağını vurgulamıştır. Felsefi bilginin doğruluğu, bilimlerde olduğu gibi kesin değildir. Çünkü felsefi bilgi herkesi bağlayan, genel – geçer bir bilgi değildir. Dolayısıyla aynı konuda aynı noktadan hareket eden ve aynı verileri kullanan iki filozof bile farklı sonuçlara ulaşabilir.

4- Evrensel Bir Düşüncedir: Felsefi bilgi, varlığın herhangi bir alanına ait olmaktan çok onun bütününe ilişkin genel bir bilgidir. Örneğin; biyoloji canlı varlığı, psikoloji ruhsal varlığı, sosyoloji ise sadece sosyal varlığı ele alan bir disiplindir. Felsefe ise varlığı bir bütün olarak ele alan ve inceleyen bir bilgidir. Felsefe belli bir insanı ve onun değerlerini ve bilgisini incelemez. O genel olarak insanı, değerleri, bilgiyi ve varlığı inceler, onları anlamaya ve açıklamaya çalışır.

5- Akla Dayanan Bir Düşüncedir: Felsefe bilgisi varlık, bilgi ve değerler hakkında düzenli ve mantık ilkelerini temel alan bir bilgidir. Açıklamaları kendi içinde tutarlı ve akla dayalı olduğundan çelişki içermez. Felsefi sistemler kuran filozoflar bir başka filozofla aynı düşünmek zorunda değildir. Ancak her filozof kendi içinde çelişkiye düşmekten kaçınması gerekmektedir. Felsefede esas olan sistemin tutarlılığıdır. Doğruluk kişiye özgüdür. Bilime benzer bir doğruluk anlayışı aranmaz.

6- İlerleme Göstermez: Bilimde, Galileo gelince Aristoteles’in harekete ilişkin açıklama ve formülünün yanlış olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak felsefede Hegel gelince, Platon’un veya Marks ortaya çıkınca Hegel’in görüşlerinin yanlış olduğu ispat edilememiştir. Dolayısıyla felsefede bilimde olduğu gibi bir birikimden, ilerlemeden söz edilemez. Filozoflar bize dünya, doğa, iyi, güzel hakkında farklı görüşler, farklı perspektifler ve sistemler sunarlar. Böylece bu farklı alternatifler bizim daha doğru veya başarılı olduğunu düşündüğümüzü seçmemizde önümüzde bulunurlar.

7- Eleştirici ve Sorgulayıcı Düşüncedir : Felsefi bilgi, kendisine konu aldığı her alanda ve önüne çıkan her türlü bilgiyi, görüşü, inancı eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmesi sonucu ortaya çıkar. Her şeyi olduğu gibi kabul eden ve merak etmeyen bir tavır sonucu felsefe bilgisine ulaşılamaz. Bazı insanlar dünya görüşlerini dinsel veya geleneksel yolla edinirler. Oysa felsefi bir dünya görüşünü amaçlayan kimse, kendi aklına dayanma cesaretini göstermelidir. O, alışılagelen bütün kanıları kuşkuyla karşılamak ve kendince açık-seçik temellendirilemeyen hiçbir düşünceyi kabullenmemek zorundadır.

8- Sorular Cevaplardan Daha Önemlidir: Felsefe sorularıyla vardır. Bu sorulara kesin bir cevap vermek olanaksız olsa da bir cevap verilir. Bu cevaplar filozoflara göre değişir. Cevapları değişen sorular yeniden kurgulanınca konuya bir derinlik ve genişlik kazandırır. Bu özelliği ile felsefi etkinlik devamlılık kazanır.

9- Refleksif Bir Düşüncedir: Felsefe, önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir bilgidir. Akıl adeta elde etmiş olduğu bilgiler üzerine yeniden dönerek, onları bir tenkit ve değerlendirme süzgecinden geçirir. Örneğin; Kant’ın, bütün felsefesi dünyayı, doğayı değil; dünyayı ve doğayı bilmeye çalışan insan zihnini konu alır. O, insan aklının ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve bilgiyi nasıl elde ettiğini araştırır.

10- Çözümleyici ve Kurucu Bir Düşüncedir: Filozof ele aldığı bir konuyu anlamak ve kavramak için her türlü bilgi, deney, algı ve sezgi sonuçlarından oluşan düşünceyi çözümleyerek açıklığa kavuşturur. Filozof işi burada bırakmaz analiz edilmiş bilgiden hareketle yeniden dünyayı inşa eder ve onu bütünlüğe kavuşturur. Bir bütünlüğe kavuşturma durumu sentezdir.

11- Temellendirilmiş Bir Düşüncedir: Temellendirme ortaya atılan bir görüş ya da ileri sürülen bir sav için bir dayanak göstermektir. Dayanak açıklayıcı akıl ve mantık ilkelerine uygun ve yeterli bir düzeyde olmalıdır. Her filozof öncelikle sistemini temellendirmeye çalışır. Belli bir dayanağı olmayan düşünceye itibar edilmez.

12- Toplumsal Yaşamdan Etkilenir: Filozof, toplumun içinde hayatını sürdürürken aynı zamanda toplumun kültür varlığının özelliklerinden de izler taşır. Böylece belli bir ulusun bireyi olan düşünür, ait olduğu toplumun ortak düşünce özelliklerini de kendi düşüncelerine yansıtmış olur. Örneğin, Fransız düşünürlerin genellikle rasyonalist (akılcı), İngiliz düşünürlerin ise deneyci olması, toplumların ortak düşünce özelliği ile açıklanabilir.

13- Soruları Farklıdır: Felsefenin örgüsünün temelini oluşturan asıl unsurlar, felsefeyi başlatan sorulardır. Sorular bir arayışın, merakın ve hayretin ürünüdürler. Felsefenin soruları sıradan sorulan sorular değildir. Bunlar bireyi düşündürmeye, bir konuya dikkatini çekmeye ve o konuyu açıklamaya yönelik sorulardır. Dolayısıyla felsefi soruların cevapları eylemlerden değil, dil ve düşünceden geçer. Örneğin, Demir paslanır mı? Su kaç derece sıcaklıkta kaynar? gibi sorular felsefi sorular olarak değerlendirilemez. Felsefe soruları bazı özelliklere sahiptir. Bunları kısaca açıklayalım:

a- Filozof Tarafından Sorulur: Filozof ile diğer insanların soru sorma biçimi arasında farklılık vardır. Diğer insanların soruları başkalarına yöneliktir. Fakat filozofun soruları genellikle kendisine yöneliktir. Bir filozof başkasına soru sormuş olsa da, bu soru filozofun kendi kendine sorduğu bir sorunun dışa yansımasıdır. Bir felsefe sorusunu kendisine sormayan, aslında felsefe yapıyor sayılmaz. Çünkü felsefede herkes geldiği noktaya kendi sorularıyla gelmiştir.

b- Cevabı Düşünmeye Dayanır: Evrensel ahlak yasası var mıdır? Mutluluk nedir? Sorularına gözlem ve deney yaparak ya da eyleme geçerek cevap verilemez. Bu sorulara ancak zihin gücüne ve dilin özelliklerine göre cevap verilebilir.

c- Kesin Bir Cevabı Yoktur: Felsefenin soruları diğer araştırma alanlarının sorularından farklıdır. Örneğin, Ankara’ya 25 Şubatta kar yağdı mı? sorusuna metoroloji kuruluşuna sorarak ya da o gün Ankara’da bulunan bir kişiye sorarak kesin bir cevap verilebilir. Ancak İyi nedir? Güzel nedir? Özgürlük nedir? Sorularına mutlak, kişiye göre değişmeyen, cevap verilemez. İşte bu sorular felsefi sorulardır. Zaten bu sorulara felsefenin kesin bir cevap bulma kaygısı da yoktur.

d- Özü Kavramaya Yöneliktir: Herhangi bir insan veya bir bilim adamı, bilinen, kavranılan ve ispat edilen şeylerle yetindiği halde, filozof bununla yetinmez. Onlar hakkında soru sorarak, daha derinliğine düşünerek, ilk nedenlerine iner. Filozof varılan sonuçlarla ve sahip olunan bilgilerle yetinmez. Onlara yeni birtakım problemler ekleyerek daima yeni baştan ve yeni tarzda bir yaklaşım sergileyerek öze ulaşmaya çalışır.

e- Zamanla Değişebilir: Felsefenin sorularını önceden belirlemek bazen güçtür. Felsefe bir araştırmadır. Araştırma sonuçlarını da sık sık yenileyen bir çalışma biçimidir. Her çalışma gibi felsefe de yeni sorulara açıktır. Doğa filozofları, “Varlığın özü nedir?” sorusuna cevap ararken Sofistler, “Bilgi nedir?” sorusunun cevabını bulmayı amaçlamışlardır. Sokrates, . “Erdem nedir?” sorusunu yanıtlamaya çalışırken Descartes, “Bilginin değeri nedir?” sorusuna yanıt aramıştır. Nerede sorular hep aynı kalmışsa, orada felsefe, araştırma olmaktan çıkmış demektir.

f- Bilimsel Sorulardan Farklıdır: Felsefenin sorulan daha çok bilimlerin çözemediği konularla ilgilidir. Bilimlerin soruları daha çok duyusal alanın sınırları içerisinde bulunur. Oysa felsefenin soruları duyusal alanın dışında da olabilir. Örneğin, “ölümden sonra hayat var mıdır?”, “Bilgimiz varlığın doğru bilgisi midir?”, “iyi – kötü nedir?” vb

g- Akla Uygundur: Felsefenin soruları akıl ve mantık ilkelerine uygun olarak tasarlanırlar. Bu soruların belirlenmesinde düşünme ilkeleri ileri derecede kullanılır.

h- Cevaplardan Daha Önemlidir: Felsefe soruları, bu sorulara verilen cevaplardan daha önemlidir. Çünkü sorular merak ve hayretin, dolayısıyla da arayışın belirtisidir. Bu da felsefenin özünü oluşturan temel dinamiktir.