İnsanlar felsefe sayesinde eski çağlardan beri varlık, doğa, bilgi, ruh ve yaşam üzerine düşünmüş ve akla dayanarak bunlarla ilgili bilgiler ortaya koymuştur. Felsefenin insan yaşamındaki etkileri bilim ve teknolojinin etkileri kadar belirgin değildir. Bu etkilerin belirgin olmaması, onların yokluğu anlamında değil, dolaylı olarak gözlenebilmesi anlamındadır. Felsefe, aslında insanların ve toplumların yaşamlarında çok önemli işlevler gerçekleştirmiştir. Bu işlevler şu şekilde sıralanabilir:

1- Felsefe, Ortaçağ boyunca dinin ve dinsel düşüncenin temellendirilmesinde etkin bir biçimde kullanılmıştır.

Hıristiyanlığın temellendirilmesinde felsefeden yoğun olarak yararlanılmıştır. Özellikle büyük filozof Aristoteles’in görüşleri bu konuda kullanılmıştır. Uzunca bir süre Aristoteles’in görüşleri neredeyse kilisenin resmi görüşü gibi kabul edilmiştir. Ortaçağ’da Hıristiyanlıktaki kadar yoğun olmamakla birlikte İslâm Dini’nin de bazı görüşlerinin felsefe ile temellendirilmesi girişimleri olmuştur.




2- Felsefe insanların, dogmatik olmamaları, doğruya ulaşmak için kendilerine sunulan bilgileri irdeleyebilmelerine katkıda bulunur.

Her şeyi olduğu gibi kabul eden, sorgulamayan bir insan için felsefe söz konusu olamaz. Sorgulayıcı bakış açısı, felsefede bir erdemdir ve temel bakış açısıdır. İnsan yaşamının ve eylemlerinin kendisine dayandığı bazı ilkeler vardır. Bu ilkelerin sorgulanmaları ve temellendirilmeleri felsefi bir bakış açısı ile gerçekleştirilebilir. İnsanın yaşamına temel olarak aldığı ilkeler ve kabuller gerçekten de sağlam ve doğru olabilirler; bununla birlikte, bu ilkelerin ve kabullerin sağlam ve doğru oldukları, felsefe aracılığıyla eleştirel bir süzgeçten geçirildikten sonra anlaşılabilir.

3- Felsefe, ürettiği sorularla bilime yardımcı olur; bilimleri peşinden sürükler.

Bilimler verilerini yalnızca olgusal alana bağlı kalarak değerlendirebilirler. Bu da onların sınırlı bir alan içinde kalmaları anlamına gelmektedir. Oysa felsefe, bilimlerin verilerini deney dışında da yorumlar, böylece bilimlere yeni alanlar ve yeni ufuklar açar. Diğer yandan bilimler varlıkların yalnızca belirli bir yönünü ele alarak inceler; belli bir yönü ile ilgili bilgiler verir. Evrenin ve varlıkların anlaşılabilmesi ancak bütünsel bir bakış açısının bilgiler üzerinde etkin olmasına bağlıdır. Felsefe, bilimlerin kendi alanlarına yönelik olarak elde ettikleri bilgileri birleştirici bir rol oynar.

4- Felsefe, insana değişik konularda akıl yürütebilmesi için gerekli olan temelleri, yani altyapıyı sağlar.

İnsana birçok konuda doğru ve açık seçik düşünmesini felsefe öğretir. Bu sayede insan karşılaştığı bir probleme birçok yönden bakabilmeyi, sorunlara önyargısız yaklaşabilmeyi öğrenir. Felsefe aracılığı ile problemler daha derinden ve daha farklı bakış açıları ile görülüp kavranabilir. Felsefe sistemli ve tutarlı düşünme niteliği kazanmamıza yardımcı olur. Felsefenin düşünme konusunda kazandırdığı deneyimden yaşamın birçok alanında yararlanılabilir. Özellikle hukuk, sanat, gazetecilik, öğretmenlik, danışmanlık, eleştirmenlik felsefenin altyapısından beslenen alanlardır.

5- Felsefede ortaya konan düşünceler büyük siyasal oluşumların ve dönüşümlerin ortaya çıkışında etkili olmuştur.

Yasaların yazılmasında ve hazırlanmasında, filozofların görüşlerinden ve düşüncelerinden yararlanılmıştır. Yine, Fransız devrimi gibi, büyük siyasal hareketlerin temelinde de filozofların görüşleri vardır.

6- Felsefe bir yönetim biçimi olarak demokrasinin gelişmesine ve işleyişine büyük katkılarda bulunmuştur.

Çağdaş toplumların yönetim biçimi olan demokrasinin ortaya çıkmasında ve geliştirilmesinde felsefenin çok büyük rolü vardır. Bir çok filozof düşünceleri ile demokrasiye destek vererek bugünkü şeklini almasını sağlamıştır. İnsanlar, olan bitenleri farklı açılardan gördükleri zaman demokrasi daha iyi işler. Demokrasinin tam olarak oturması insanların her şeyi olduğu gibi kabul etmek yerine, daha iyi ve doğru olmak için kendilerini ve başkalarını sorguladıkları zaman gerçekleşir. Bu şekilde demokrasi, insanlar bağnaz olmamayı, önyargısız ve hoşgörülü olabilmeyi başarabildiklerinde, en iyi yönetim biçimi olarak kendini gösterebilir. İnsanlarda bu temel alışkanlıkları ve erdemleri geliştirecek ise felsefedir, felsefi bakış açısıdır.

7- Felsefe, insanın bu dünyadaki var oluşunu anlamlandırmasına ve geliştirebilmesine yardımcı olur.

Yaşamla ilgili ilkelerin sorgulanmalarına zemin hazırlar. Böylece insan her şeyi olduğu gibi kabul etmek yerine, daha iyiye ulaşabilmek için tüm var olanları irdeleme olanağı elde eder.

8- Felsefe sayesinde binlerce yıldan beri ortaya konan düşünceleri, bu düşünceleri yansıtan kavramları tanıma olanağı ortaya çıkar.

Felsefenin ortaya çıktığı dönemden bu yana bilgi konusunda büyük bir bilgi birikimi oluşmuştur. Bu bilgi birikimi, çok çeşitli olması ve insanlığın geçmiş deneyimlerinin zenginliğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Bir insanın bu deneyimlerden ve birikimden yararlanarak kendine bir yol çizmesi olanağını sağlar. Ayrıca felsefenin tarihsel süreci içinde ortaya konan düşüncelerin bilinmesi ve tanınması, insanı yüzeysel ve belirli bir kalıpta düşünmekten kurtarır. Farklı düşünceleri tanıma, insana belirli bir konuya çok boyutlu yaklaşma olanağı sağlar.

9- Felsefe insana mutluluk ve haz verir.

insan, gerçek amacına yalnızca maddi tatminlerle ulaşamaz. O, gerçek amacına ruhsal ihtiyaçlarını karşıladığı zaman ulaşabilir. İnsanın ruhsal ihtiyaçlarının başında ise merakını giderme, öğrenme, evreni tanıma, kendisini anlama, şu dünyada geçen yaşamını anlamlandırma isteği vardır. Bu isteğiyse yalnızca felsefe karşılayabilir. Geçmişte yaşamış bazı filozofların yaşam boyu çektikleri sıkıntılara ve karşılaştıkları kötü davranışlara karşın felsefeden vazgeçmemeleri bunu doğrular niteliktedir.