İslam dininde yapılması istenen ibadetlerin temel amacı, insanların davranışlarını güzelleştirmek, onların iyiye ve güzele yönelmelerini sağlamaktır. İslam dini insanların Yüce Allah’a ibadet etmelerini istemiştir. Bunun için de namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetleri emretmiştir.

İslam dininde bu ibadetler, insanın Allah’a olan sevgi ve saygısını belirtmesinin, onun hoşnutluğunu kazanmasının yanı sıra davranışlarının güzelleşmesine de katkı sağlar.Örneğin; namaz, insanı kötü iş ve davranışlardan uzaklaştırır.

İyi ve yararlı işlere yöneltir. Çünkü namaz kılan insan, Allah’ın her an kendisini gördüğünü, işittiğini bilir. Bu bilinçle de kötü davranışlardan uzak durmaya özen gösterir. Kur’an’da bu konuda şöyle buyrulur: “…Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor..

Hz. Muhammed (s.a.v.) arkadaşlarıyla bir konuşmasında namazın önemini şöyle belirtmiştir:

Hz. Muhammed (s.a.v.),
“Ne dersiniz, birinizin kapısının önünden bir ırmak geçse ve o kimse orada günde beş kere yıkansa bedeninde hiç kir kalır mı?” diye sordu.

Sahabiler,
“Kalmaz, ey Allah’ın Resulü” deyince

Hz. Muhammed (s.a.v.),
İşte beş vakit namaz buna benzer…” buyurdu.”

Namaz, kişinin temizlik alışkanlığı kazanmasını sağlar. Çünkü namaz kılabilmek için abdest alınması, namaz kılınacak yerin ve giysilerin temiz olması gerekir.

Oruç ibadeti de davranışlarımızı güzelleştirmeye katkı sağlar. Oruç tutan insan, açlığın ve susuzluğun zorluğunu kavrar. Sabırlı ve anlayışlı olmayı davranış hâline getirir. Yoksul ve fakirlerin durumunu daha iyi anlar. Onlara yardım etmeye çalışır. Peygamberimizin, “Sizden birisi oruçlu olduğu zaman kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Bir kimse kendisine kötü söz söyleyecek olursa yahut sataşırsa ona, ‘Ben oruçluyum.’ desin.” hadisi, orucun insanı kötülüklerden koruyacağını bildirmektedir.

Zekât veren insan, cömertlik ve yardımseverlik gibi güzel alışkanlıklar edinir. Kur’an’da şöyle buyrulur: “Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al…” Ayrıca zekât ve sadaka, varlıklı kimselerle yoksullar arasında sevgi ve dostluk duygularını geliştirir. Yardımlaşan insanlar birbirlerine dostça ve kardeşçe yaklaşırlar. Bütün bu güzel davranışlar da toplumsal birlik ve dayanışmayı güçlendirir. Toplumda barış ve huzura katkı sağlar.

Hac ibadeti de davranışların güzelleşmesine katkıda bulunur. Hacca giden insanlar, mevkileri ve toplumsal konumları ne olursa olsun, aynı giysileri giyerler. Zengin, fakir her hacı adayı sade beyaz giysilere bürünür. Bu kişiler, dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla birlikte yan yana ibadet ederler. Bütün bu yönleriyle hac, insanların kaynaşmasını sağlar. Kişilerde dostluk, sevgi ve barış duygularını geliştirir. Herkese saygı duymayı öğretir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde hac ile ilgili şunları söylemiştir: “Kim Allah için hacceder de (bu esnada, Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa (kul hakkı hariç) annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.”

Bilinçli ibadet eden kişi davranışlarını da güzelleştirir. Güven, sorumluluk, sevgi, saygı, dayanışma, kardeşlik, sabır ve doğruluk gibi değerler kazanır. Çevresine hoşgörülü davranır.

Toplumsal barış için insanların din, vicdan ve ibadet özgürlüğüne sahip olmaları çok önemlidir. Bunlar insanın doğuştan sahip olduğu doğal haklarıdır. Ülkemizde din, vicdan ve ibadet özgürlüğü cumhuriyet yönetimiyle devlet güvencesi altına alınmıştır. Herkes istediği dine inanabilir ve inandığı dinin ibadetlerini serbestçe yerine getirebilir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, insanların din, vicdan ve ibadet özgürlüğüne sahip olmalarına büyük önem vermiştir. Yaptığı çeşitli konuşmalarda bu hususa değinmiştir. Onun bu konudaki konuşmalarından biri şöyledir: “Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine göre bir siyasi fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin şartlarını yerine getirmek veya getirmemek hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına egemen olunamaz.” .