İslam Düşüncesinde Amelî-Fıkhi Yorumlar

İslami ilimlerden biri fıkıhtır. Fıkıh kavramı sözlükte; bir şeyi bilmek, anlamak, en ince ayrıntısına kadar kavramak gibi anlamlara gelir. Dinî bir terim olarak ise fıkıh, kişinin amelî konularda yani dinin uygulamaya yönelik hükümlerinde kendi lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesi demektir. Fıkıh; İslam dininin namaz, oruç, hac, zekât, kurban, evlilik, miras, ticaret vb. amelî konulardaki görüş ve yaklaşımlarını delilleriyle birlikte ortaya koyar.

Peygamberimizin vefatından sonraki asırlarda İslam dünyasının çeşitli bölgelerindeki âlimler, toplumda yeni ortaya çıkan sorunlara dinin bakış açısını belirlemek için içtihat yaptılar. Onların görüşleri, içtihatları zamanla halk tarafından benimsendi ve sonraki dönemde sistemli hâle getirildi. Böylece amelî-fıkhi mezhepler ortaya çıktı. Hanefilik, Malikilik, Şafiilik, Hanbelilik ve Caferilik bunlann başlıcalandır.

1) HANEFİLİK: Hanefi mezhebi, Ebû Hanife Numan bin Sabit (699- 769)’in görüş ve düşünceleri etrafında doğup gelişmiş bir amelî-fıkhi mezheptir, önceleri ticaretle meşgul olan Ebû Hanife, daha sonra kendisini ilme verir ve Hz. Ali, Abdullah bin Mesud gibi sahabelerin yetiştirdiği bilginlerden ders alır. İmam Âzam Ebu Hanife, dinî bir mesele hakkında hüküm verirken öncelikle Kur’an ve sünnete müracaat eder, daha sonra da sahabelerin görüşlerinden faydalanırdı. Bu kaynaklarda çözüm bulamazsa hükmü bulunan benzer konulara kıyas yaparak içtihat ederdi.

İmam Âzam pek çok konuda fetva vermiş, onun fetvaları pek çok Müslüman tarafından benimsenmiştir. İmam Âzam’ın geliştirdiği hukuk yoluna Hanefi mezhebi, bu mezhebe bağlı olanlara da Hanefi denir. Hanefi mezhebi önce Irak’ta ortaya çıkmış, oradan Doğu’ya ve Batı’ya yayılmıştır. Bugün Anadolu, Asya ve Balkanlar’da yaşayan Türkler arasında genellikle Hanefi mezhebi hâkimdir.

2) MALİKİLİK: İmam Malîk (712-795) Medine’de doğmuş ve yine orada vefat etmiştir. O, Medine’de yaşaması sebebiyle çok sayıda hadis ezberlemiş ve hadislerini “Muvatta” adlı eserinde toplamıştır. İmam Malik, gerçekleşmesi muhtemel durumlar hakkında görüş belirtmekten kaçınmış, fetva vermemiştir.

O, yaşanan, yaşanmakta olan sorunlar üzerinde görüş belirtmiş ve içtihatta bulunmuştur. Halkın dinî sorularına cevaplar vermiştir, özellikle idare hukukunda benimsenen kamu yaran (maslahat-ı mürsele) ilkesini ilk kez ortaya atan ve savunan kişi, İmam Malik’tir. İmam Malik Medine halkının uygulamalarına önem vermiş, içtihatlarında toplumun örf ve âdetlerini dikkate almıştır. Malikilik mezhebi; Tunus, Fas, Cezayir, Sudan ve Bahreyn gibi ülkelerde yayılmıştır.

3) ŞAFİLİK: İmam Şafi (767-819), Gazze’de doğmuş ve Mısır’da vefat etmiştir. Kendisi sahabe torunu idi. iki yaşında iken Mekke’ye götürülmüş, burada Kur’an öğrenmeye başlamış ve yedi yaşında hafız olmuştur.  İmam Şafi, dinî konularda hüküm verirken öncelikle Kur’an’a, sünnete ve sahabelerin görüşlerine başvururdu. O sahabelerin, üzerinde görüş birliğine vardığı, icma ettiği konuları doğrudan kabul ederdi.

Kur’an, sünnet ve icmada çözümü olmayan konularda kıyas metodunu uygulardı. Şafi mezhebi Mısır, Suriye, Yemen, Irak ve Horasan bölgelerinde yayılmıştır. Bugün Mısır’ın çoğunluğu Şafi mezhebine mensuptur. Irak, Suriye ve ülkemizin özellikle doğu ve güney bölgelerinde Şafi mezhebine bağlı olarak İslam’ı yaşayanlar çoğunluktadır.

4) HANBELİLİK: İmam Ahmet bin Hanbel (780-855), Bağdat’ta doğmuş ve yine orada vefat etmiştir. Ahmet bin Hanbel, fıkhi görüşlerini öncelikle hadislere dayandırmıştır. O, Resulullah’a ait olma ihtimali olan zayıf bir hadisi, fıkıh âlimlerinin kıyasından daha makbul saymıştır. Dolayısıyla o, fıkhi bir meselede zayıf bir hadis olduğunda kıyası terk etmiş bu hadisle hüküm vermiştir. Herhangi bir konuda sahabenin görüşü yoksa tabiinin fetvasına uymayı tercih etmiştir. Ahmet bin Hanbel, kıyasın ancak Kur’an, sünnet ve icmada çözümü bulunmayan konularda caiz olduğunu savunmuştur.

5) CAFERİLİK: Caferilik, İmam Cafer Sadık olarak tanınan Cafer bin Muhammed bin Ali bin Hüseyin (702-765)’in görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşmuştur. Caferilik, günümüzde İran’ın resmi mezhebidir. Caferiler, itikadi konularda Şii mezhebinin görüşlerini benimserler. Caferilere göre abdest alırken ayağı yıkamak şart değildir, mesh etmek ise farzdır. Beş vakit namaz, birleştirilerek üç vakitte kılınabilir. On ikinci imam Mehdi Muntazar kayıp olduğu için cuma namazı kılmak farz değildir. Caferiler, diğer amelî-fıkhi mezheplerden farklı olarak ezan okunurken ve namaz esnasında fazladan bazı dualar okurlar. Namazda secdeye giderken alınlarını Kerbela’dan getirilen ve türbet denilen taş parçasına değdirirler.

Okunma Sayısı: 92350
Sitemizde Toplam 990 yazı bulunmaktadır.









Bu Makale İçin Yapılan Yorumlar
  1. ödevci
  2. Adem
  3. albatrosmmx
  4. Malik izgi
  5. Halis Gümüş
    • zeynep dilara
    • hakkı tesellüm

Bir Mesaj Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*