Kerahat Vakti Neden Uyunmaz – Namaz Kılınmaz:

Kerahat vakti nedir? Kerahat, Osmanlıca kökenli bir kelime olup Arapçadan “kerih” yani kötü, sakıncalı ve sıkıntılı gibi birçok anlama gelir. Vakit olarak Kerahat vakti, Güneşin konumuna bağlı olarak İslam dininde özellikle namaz ibadetinin yapılmasının yasak olduğu zamanları ifade eder.  Bunlar Güneş doğarken, güneş tam tepedeyken ve güneş batarken olarak sayabileceğimiz üç vakitten ibarettir.

Kerahat Vakti Namaz Kılmak:

Neden Kerahat vaktinde namaz kılmak yasaklanmıştır? Kerahat vaktinde kılınan namaz İslamiyet’ ten önceki kavimlerin güneşe taptığı vakitlerdi. Onarın Tanrısı olan güneş, doğduğunda selamlarlar tam tepedeyken ve batarken onu yüceltir ve Güneşe kurbanlar adarlardı. Bilirsiniz Hazreti İbrahim Aleyhisselam, temiz kalbiyle rabbini ararken “Rabbim çok büyük bir şey olmalı” demiş ve “güneş olabilir mi?” diye kendi kendine sormuş sonra gün batımında kendisini terk eden bir varlığın ilah olamayacağı kanısına varmıştır. Hazreti İbrahim dönemi ve birçok dönemde güneşe tapmak yaygın bir inançtı.




İşte Allah Hazretleri, Müslümanların onlara benzemesini ve onların ibadetlerini hatıra getiren bu vakitlerde namaz kılınmasını yasak etmiştir. Ancak namazların kazaya bırakılmasından sa kerahat vakti de olsa kılınması eftaldir. Bir bakıma ehveni şer kıstası ile ruhsat verilen bir tercihtir. Fakat bunu alışkanlık haline getirmek kulun elinden ruhsatı alır ve yaptığı ibadeti ifsat eder.

Peygamber Efendimiz, kerahat vakitlerinde uyunmamasını tavsiye etmiştir. Özellikle ikindi namazı ve akşam namazı arasındaki kısa vakitte uyumanın sakıncalarını belirtmiştir. Bu vakitte uyuyup sağlıkla uyananların Allah‘a şükretmelerini tavsiye etmiştir. Peki, neden kerahat vaktinde uyumak kötüdür? Ve neden hepimizin bildiği gibi bu vakitlerde uyuduğumuzda kalktığımızda kendimizi çok kötü hissederiz?

Kerahat Vakti Uyumak:

İkindi vaktinde uyumak, akla ve bedene büyük bir yük getiriyor. Bilim adamları, güneşin manyetik ışımasındaki en zararlı ışık huzmelerinin bu vakitte dünyaya ulaştığını keşfetmişlerdir. Zannedildiği gibi biz öğlen vakitlerindeki ultraviyole ışınlarının cilde verildiği zararlar gibi bir etkiden bahsetmiyoruz. Bu manyetik akım olarak dünyada gelgitlerin oluştuğu bir zamandır. Toprağın ve suyun soğuması ile direk sudan ve topraktan yaratılan insanın bünyesinde meydana gelen akıl almaz olumsuz değişikliklerden bahsediyoruz. Kendiniz de şahit olmuşsunuzdur. Kerahat vaktinde uyuyup uyananların uyandıkları yeri geç hatırlamaları hatta vaktin sabaha yakın ya da güneş doğmak üzere olduğunu zannetmeleri gibi kısa bir beyin travması geçirdikleri oluyor.

Demek, Peygamberin bahsettiği “aklını yitirmeden ve delirmeden “ bu vakitte uyananların çokça şükretmesi gerekiyor.