Mısır Medeniyetinin – Uygarlığının Özellikleri

Tarihin en eski medeniyetlerinden sayılan Mısır, Afrika kıtasının kuzey doğusunda yer almaktadır. Büyük bölümü çöllerle kaplı Mısır’ın önemli bir medeniyet merkezi olmasında, Nil nehrinin çok önemli yeri olmuştur. Mısır coğrafi özellikleri nedeniyle istila ve göç hareketlerinden çok az etkilenmiştir.

Bu da Mısır’da Tarih Öncesi devirlerin sırasıyla yaşanmasında (tarihi süreklilik) etkili olmuştur. M.Ö. IV. binden itibaren insan topluluklarının yerleşmeye başladığı Mısır’da ilk dönemlerde nom adı verilen şehir devletleri halinde bir yaşantı varken, M.Ö. 3000’lerde siyasi birlik kurulmuş ve imparatorluk M.Ö. 525 yılına kadar varlığını devam ettirmiştir.

Devlet Yönetimi ve Ordu: Mısır, tanrı-kral sayılan firavunlar tarafından yönetilmiştir. Devlet yönetiminde kâtiplerin önemli bir yeri vardır. Bu da yönetimin bürokratik temele dayandığını gösterir. Kendi ülkelerini illere ayırarak yöneten Mısırlılar, fethettikleri ülkelerin kültürlerine ve yönetimine doğrudan karışmamış, onlardan vergi alma yoluna gitmişlerdir. Mısır ordusu büyük çoğunluğunu yaya askerlerin oluşturduğu daimi ve düzenli bir ordudur.

Din ve İnanış: Mısır’da çok tanrılı bir din anlayışı benimsenmiştir. En büyük tanrı güneş tanrısı sayılan Amon-Ra’dır. Tanrılar insan ve hayvan şeklinde düşünülmüş, barınmaları içinde tapınaklar yapmışlardır. Mısır’da dini inançlar güçlüdür ve hayatın ölümle sona ermediğine inanılmaktadır. Bu durum rahiplerin etkinliğini arttırmıştır. Mısır’da güçlü bir ahiret inancının olması mumyacılık, tıp, eczacılık ve mezar yapımı (piramit vb.) gibi alanların gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Sosyal ve İktisadi Hayat: Mısır halkı, memurlar, din adamları, tüccarlar, çiftçiler ve köleler şeklinde farklı haklara sahip toplumsal sınıflara ayrılmıştır. Memurlar soylular arasından seçilmiştir. Yüksek memurluklar babadan oğula geçmiştir. Mısır’da hiyerogliflerin güçlükle öğrenilmesi kâtiplerin, halkın dindar olması ise rahiplerin önemini artırmıştır. Temel geçim kaynağı tarım olan Mısır’da toprakların büyük bölümü firavunlar adına işlenmiştir. Ancak soyluların da kendilerine ait toprakları vardır. Mısırlılar ayrıca komşularıyla ticari ilişkiler kurarak ekonomilerini güçlendirmişlerdir. Mısır’da adalet işlerinin yürütülmesine özen gösterilmiştir. Ancak yönetim anlayışı nedeniyle (ilah kral anlayışı) Mısır hukuku Anadolu ve Mezopotamya’da olduğu kadar gelişememiştir.

Yazı, Dil ve Edebiyat: Mısır’da M.Ö. 3000’lerden itibaren bir tür resim yazısı (hiyeroglif) kullanılmıştır. Hiyeroglif zamanla 24 harflik bir yazı sistemine dönüşmüştür. Mısır hiyeroglifleriyle yazılan yazıların büyük bölümünü dini eserler oluşturmuştur. Bunların yanında öykü, öğüt ve seyahat türü kitaplar da yazılmıştır.

Bilim ve Sanat: Mısır’da ihtiyaçlar ve inançlar bilimsel gelişmelere öncülük etmiştir. Örneğin, Mısır’da tarımsal üretimin düzenli olarak yapılabilmesi Nil nehrinin hareketlerinin gözlenmesine ve hesaplanmasına bağlıydı. Nil’in taşma zamanının hesaplanması astronomi, Nil’in taşmasıyla bozulan arazi sınırlarının tespiti geometri, tarımsal üretimden alınan vergilerin hesaplanması matematik bilimlerinin gelişmesinde etkili olmuştur. Yine Mısırlılar ölümden sonraki hayatın varlığına inandıkları için ölülerini mumyalamışlardır ki bu da tıp ve ezacılık alanında gelişmelerine etki etmiştir. Mısır’da bir yıl, Nil nehrinin hareketlerine göre, taşma, ekme ve hasat olarak üç mevsime ayrılmıştır. Bu tür çalışmalar Mısırlıların güneş yılı esaslı takvimi bulmalarında etkili olmuştur. Mısır’da inançlar sanatın gelişmesine de etki etmiştir. Örneğin, piramitler, sfenks ve tapınaklarla birçok tanrıya ait resimler ve figürler Mısır sanatının en güzel örnekleridir.


Okunma Sayısı: 1927
Sitemizde Toplam 1028 yazı bulunmaktadır.









Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir Mesaj Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*