Orta Çağ bir tarihsel dönem olmakla birlikte, bir felsefi dönemdir, ilk Çağ felsefesiyle, modern felsefenin tersine, dinden etkilenmiş olan bir felsefedir. Orta Çağ’da filozof, felsefi düşüncelerini dini dogmalarla uzlaştırma çabası içinde olmuştur. Bu dönemde dinle felsefe arasında kurulan bu ilişki, tek yanlı bir ilişki olmaktan uzaktır. Felsefi düşünce dinden, din de filozofların felsefi düşüncelerinden yoğun bir biçimde etkilenmiştir.

Orta Çağ felsefesi dini anlamlandırma ve temellendirme çabası bakımından çoğu zaman Yunan felsefesine bağlı kalmıştır. Bu dönemin felsefi anlayışı, felsefeyi, genellikle olmuş bitmiş, yetkin bir sistem olarak görmüştür. Buna göre, Yunan felsefesinin dinamik bir yapı sergilediği yerde, Orta Çağ felsefesi mutlak doğruları bulmuş olduğuna inanan statik (durağan) bir yapı ortaya koymuştur.

Orta Çağ felsefesinin iki temel konusu ya da problemi olduğunu söyleyebiliriz:

  • Nesnel gerçeklikler olarak tümeller sorunu.
  • Tanrının varlığını akli delillerle kanıtlama sorunu.

Bundan dolayı Orta Çağ felsefesi aynı zamanda “tanrı merkezli bir felsefe” olarak da betimlenir.

Dönemleri ise,

a) Hristiyanlığın doğuşundan M.S. 8.yüzyıla kadar olan Patristik felsefe
b) S. 8.yüzyıldan 15. yüzyıla kadar olan Skolastik felsefedir.

Bu dönemin en önemli düşünürleri ise; Augustinus, Anselmus, A. Thomas vd.