Orta Çağ’da İslam dünyası farklı bir felsefe – medeniyet- anlayışı geliştirmekte, Batı’nın unuttuğu değerleri yeniden canlandırmaktadır. İslâm felsefesinin ortaya çıkışında birçok kültür topluluğunun etkisi bulunmaktadır. Bunların başında Arap, Türk, Süryani, Pers, Berberi kültürü gelmektedir. İslam felsefesi, farklı kültürel yapılardan etkilense de kendine özgü kavramları, problemleri ve bir sistematiği vardır. Bu açıdan İslâm felsefesi çok zengin bir içeriği sahiptir.

Kur’an ve Sünnette kâinat, insan, yaratılış, ahlak genel anlamda varlıkla ilgili birçok temel probleme yanıtlar verilmiştir. Kuran’ın ve Sünnet’in yanıt oluşturmadığı durumlarda yorum (İçtihad) kapısı açık bırakılmıştır. Bu durum kelâm, fıkıh ve tasavvufun doğuşunu hazırlamıştır.

İslâmın, Yahudilik ve Hristiyanlık gibi farklı dinlerle karşı karşıya gelişi, Allah’ın kâinat ve insan üzerindeki etkisi ve sorumluğuyla ilgili problemlere daha sistemli yaklaşan felsefi düşüncelerin ortaya çıkışını hızlandırmıştır.

Kelâm ilminin doğuşuna ve gelişmesine Mutezile kelamcıları, öncülük yapmışlardır. Kelâm, fıkıh ve tasavvuf çok büyük ölçüde Kur’an ve Sünnete dayalıdır.

M.S. 8. ve 12. yüzyıllar arasında İslam dünyasında çok sayıda mütercim yetişmiş ve Antik Yunan dünyasına ait eserlerden önemli tercümeler yapılmış ve farklı felsefi görüşlerin gelişmesine ortam hazırlanmıştır. Bu dönemde yapılandırılmış olan Beytu’l-Hikme (Hikmet evi) adlı tercüme kurumu, antik dünyaya ait olan birçok düşünürün eserlerinin tercüme edildiği bir merkez haline gelmiştir. Bu çeviri hareketinin önderliğini başlangıçta Hristiyan Süryaniler üstlenmişse de 9.yüzyılın ortalarından itibaren, önce Kindi ve daha sonra Farabi ile birlikte, Müslüman filozofların yetişmesi gecikmemiştir.

Böylece İslam dünyası, kendinden önceki kültür ve düşünce mirasına kendi öz değerlerini katarak yeni bir felsefi düzlem oluşturmuştur. Aslında bu düzlem, karşımıza iki felsefi kol olarak çıkmaktadır: Birincisi Kur’an ve sünnete dayanarak felsefe yapanlar, İkincisi Antik Yunan felsefesine dayanarak felsefe yapanlar.

İslam felsefesi, Antik çağ felsefesine dayanan felsefi akımları ve İslam düşünürlerini kapsadığı gibi kelâm, fıkıh ve tasavvuf geleneğini de kapsar. Arapça yazan ilk İslam filozofu El-Kindi’dir.

İslam felsefesinin en önemli akımları ve filozofları: Meşşailik (El-Kindi, Farabi, Sina, Rüşd vd.), Işrakiyye (Suh- reverdi vd.), Tasavvuf (Gazali, İbn. Arabi, A. Yesevi, Mevlana, Y. Emre, H. Bektaş), İbn Haldun, Ş. Bedrettin’dir.