Evrim Teorisi Tartışması – Evrim Tartışması – Kısaca

Evrim Teorisi Charles Darwin tarafından ileri sürülmüş olsa da Darwin’den önce de bu konu ile ilgilenen birçok bilim adamının olduğu muhakkaktır. Günümüzde bu konu bilimsellikten oldukça uzaklaşmış ve daha çok ideolojik tartışmalara alet edilmiştir. Oysa ki Darwin bunu sağ ve sol cenahlar arasında bir tartışma konusu olsun diye ortaya atmamış bilimsel olarak gerçekliği araştırılsın ve böylelikle gerçekler ortaya çıksın ve bilime katkı sağlansın diye böyle bir teori geliştirmiştir.

Doğal Seçilim

Darwin’in evrim teorisi içerisinde doğal seçilim son derece önem arz etmektedir. kendisinden önce de bu konularda çalışma yapan Lamarck canlıların gelişiminde çevrenin önemine dikkat çekmişti. Bu kapsamda bir zürafanın boyunun uzun olması çevrenin etkilerinden kaynaklanmaktaydı. Ancak Darwin’e göre zaten uzun zürafalar bulunmaktaydı ve kısa zürafalar besin kıtlığı olduğunda hayatta kalamamışlar ve geriye sadece uzun zürafalar kalmıştı.

Dolayısıyla Darwin’in evrim teorisinde aynı kökten gelen canlılar arasında farklılık doğuştan bulunmaktaydı. Bu sebeple doğanın şartlarına galip gelenler yaşamını devam ettirirken zayıf olanlar da yok olup gittiler.

Günümüzde her ne kadar bilim dışına itilen bir konu olarak gündeme gelse de bilime uygun araştırma yöntemleri ile bu konunun irdelenmesi gerekir. Aksi takdirde böyle bir teorinin yanlış olduğunu iddia edip gerekçe üretmemek ya da yasaklar getirmek bu teori karşısında tüm dünyaya gözlerimizi kapamak kulaklarımızı da tıkamaktan başka bir şey olmayacaktır.

{ Add a Comment }

Dejavu Neden Olur – Dejavu Anlamı – Dejavu Ne Demek

İnsanların birçoğu bu olayı daha önceden yaşamıştım diyerek deja vu olduklarını ifade etmektedirler. Deja Vu Fransızcada daha önceden görmek anlamına gelmektedir. Bu durum dünya genelinde birçok kimse tarafından yaşandığı için bir hastalık değildir. Uzmanlar bunun bir hastalık olmadığına kanaat getirseler de neden kaynaklandığı konusunda ortak bir noktaya varamamışlardır. Bu konudaki farklı fikirleri sizlere aktaralım.

Beyin Loblarının Çalışma Hızı

Bir beyin lobunun diğerinden daha hızlı çalışması neticesinde Deja Vu yaşandığı birtakım uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Bu durumda beyin aslında bu olayı birkaç saniye kadar önce yaşamakta ancak algılama özelliği bulunan lob bunu biraz geç algılamaktadır.

Paralel Evren

Birtakım uzmanlar da bu olayı paralel evren ile ilişkilendirmektedirler. Bu açıklamalara göre aslında insanın bir de farklı bir zaman diliminde bulunan bir kopyası bulunmaktadır. paralel evrendeki bu diğer ben olayları önceden yaşarken normal zaman mobil porno dilimindeki kişi daha o olayları yaşamamaktadır. Ancak bazı durumlarda iki evren arasında geçiş olabilmekte bu durumda da daha önceden yaşanmış gibi hissedilmektedir.

Bu durum kaderciler tarafından da zaten bu yaşayacaklarımız belli idi dolayısıyla ruhlar aleminden bizler bunu hatırlıyoruz şeklinde yorumlanmaktadır. Ancak hangi gerekçe kabul edilirse edilsin bu yaşananların bir gerçek olduğunu ve halüsinasyon olmadığını kabul etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla da araştırılması gereken son derece ilginç bir konu olduğunu da belirtebiliriz.

{ 1 Comment }

Atatürk’ün Hayatındaki 9 ve 19 Sayıları

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk hayatında 9 ve 19 sayılarıyla sıkça karşılaşmıştır. Bu doğumundan vefatına kadar kendisini bırakmamıştır. Öyle ki 19.yüzyılda doğan Atatürk’ün doğduğu sene 1881 olup 20.yüzyıla da 19 tane yüzyıl bulunmaktadır. 9 ocak 1912 tarihinde Trablusgarp’ta İtalyanları yenen Atatürk 19 Mayıs 1915 tarihinde de albaylığa yükseldi. 9.ordu komutanı olarak Erzurum’a atanan Atatürk 19 mayıs 1919’da da Samsun’a çıktığında yanında kendisi ile birlikte de 19 kişi olduğu belirtiliyor.

9 ve 19 Sayıları ile İlgili Diğer Rastlantılar

9 ve 19 sayıları ile ilgili olan tesadüfler bunlarla da sınırlı değil. Öyle ki 19 ekim 1919’da Erzurum milletvekilliğini kabul eden Atatürk, 19 eylül 1921 tarihinde de meclisten gazi unvanını aldı. 9 ağustos 1923’te Cumhuriyet Halk Fırkasını kuran Atatürk 9 ekim 1923’te de Ankara’nın başkent ilan edilmesini sağladı.

9 nisan 1928’de laiklik ilkesini kabul ettiren Atatürk’ün ölüm saati de 9’u 5 geçe olarak ilan edildi. Ayrıca Atatürk’ün kimlik numarasının da 993814B olması da dokuz rakamının Atatürk’ün hayatındaki yerini göstermektedir.

Görüldüğü üzere Atatürk hayatının birçok evresinde 9 veya 19 sayılarıyla karşılaşmıştır. Genelde iyi olaylara sebep olan bu sayıların bir gizeminin olup olmadığı da merak ediliyor. Ancak uzmanlara göre bu kadar çok rastlantının olması bir anlam ifade etmektedir. İşte bu sayıların anlamı ise henüz tam anlamıyla bilinemiyor belki de hiç bilinemeyecek.

{ Add a Comment }

Amerika’yı Kim Keşfetti – Kısaca

Son zamanlarda da gündeme gelen Amerika’yı kim keşfetti sorusunun cevabı bilimsel verilere dayandırılmak yerine ideolojilere saplandırılmaktadır. Bu kapsamda Müslümanlar, Hristiyanlar ya da Çinliler keşfetti gibi birçok farklı varsayım duyulmaktadır. Ancak bunların birçoğu ideolojik kaygılar ile aktarılan hususlar arasında yer almaktadır.

Amerika Olduğunu Anlamadı!

Amerika’yı aslında Kristof Kolomb’un keşfettiği ancak burayı Hindistan zannettiği birçok kaynak tarafından aktarılmaktadır. Doğruluğu her ne kadar tartışılsa da bu kişinin Cenova doğumlu bir deniz meraklısı olduğu bilinen bir gerçek. 1492 yılında Amerika’ya ulaşılmış olsa da burada yaşayanların Hindistanlılar olduğu zannedilmiş ve ardından da geri dönülmüştür. Aslında bu seyahat sürekli batıya gidilerek Hindistan’a varılabileceğini ispatlamak için yapılmıştır. Dolayısıyla da böyle bir yanlış varsayım ortaya çıkmıştır.

Amerika’nın yeni bir kıta olduğunu ilk olarak iddia eden kişi ise 1499 yılında yaptığı keşif ile Amerigo Vespuci’dir. Vespuci bulduğu bu yeni toprakların Asya’ya ait olmadığını yeni bir kıta olduğunu ifade etti. Bu sayede yeni kıtaya da kendi adı yani Amerika verilmiş oldu.

Bu konuda ortaya atılan bir diğer iddia ise Amerika’yı Müslümanların keşfettiğidir. Bu iddia ise Özbek asıllı Çin amiralinin haritasına dayandırılarak ortaya atılmıştır. Ancak bu haritanın gerçek olup olmadığı henüz ispatlanmış değildir. Eğer bu iddia ispatlanır ise bu durumda tarihin yeniden yazılması gerekebilir. Bu iddia da bir İngiliz tarihçi tarafından ileri sürülmüştür.

{ Add a Comment }

Apple’ın Isırılmış Elma Logosu Ne Anlama Geliyor?

Bildiğiniz üzere Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yediği yasaklı meyve için genel olarak elma olduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda Apple’ın kurucusu Steve Jobs İncil’de de geçen bu olaya ithafen ısırılmış elmayı logo olarak benimsemiştir. Aslında bu simge insanların aç gözlülüğünü de simgelemektedir. Bu kapsamda binlerce lira verilerek alınan bu telefonlar daha eskimeden yenisi ile değiştirilmektedir. İşte bu tüketim çılgınlığı da ısırılmış elma ile daha da tetiklenmek istenmiştir.

Alan Turing Anısına

Isırılmış elmanın şirketin simgesi olmasının altında yatan sebeplerden bir diğeri de Alan Turing ile alakalıdır. Turing ikinci dünya savaşı sırasında Almanları önlemek adına büyük çalışmalar yapmış ve şifrelerinin kırılmasını başarmıştır. Bu sayede savaşın seyri de değiştirilmiştir. Ancak Turing daha sonra evindeki masasında ölü bir halde bulunmuştur. Elinde de ısırılmış bir elmanın olduğu fark porno izle edilmiştir. Zehirli elma sonucu hayatını kaybeden Turing, Apple firması tarafından da bu şekilde yad edilmiştir.

Bilgisayar teknolojilerinin temelinin Turing ile atıldığı ancak kendisinin kıymetinin de pek bilinmediği ifade edilmektedir. Ancak bu hikayeyi bilen herkes artık Turing’in hikayesini de öğrenmiş olmaktadır.

İşte tüm dünyaya yayılan ısırılmış elma sembolünün hikayesi bu şekilde. Her nereden esinlenilirse esinlenilsin sonuçta büyük bir başarı elde edildiği ve neredeyse tüm evlere girmeyi başardığı su götürmez bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

{ Add a Comment }

3 Boyutlu Yazıcılar

Artık hayatımızın birçok alanına giren 3 boyutlu yazıcılar ile neredeyse birçok nesne üretilebilmektedir. İnsan eliyle yapılması son derece zahmetli ve zaman gerektiren birtakım nesnelerin dahi bu sayede prototipleri oluşturulmakta ve ardından da seri üretime geçilmektedir. Yeni yeni gelişen bu teknolojinin kullanım alanlarını duydukça sizler de çok şaşıracaksınız.

3 Boyutlu Yazıcıların Kullanım Alanları

Son zamanlarda gündeme gelen hususlardan birisi de 3 boyutlu yazıcı ile ev yapmak olmaktadır. Evet yanlış duymadınız 3 boyutlu yazıcı ile artık ev üretmek mümkün hem de 24 saat içerisinde. Peki bu nasıl oluyor diyorsanız kısaca özetleyelim.

İlk olarak tasarımcılar tarafından üretilecek olan evin tasarımı ve planı yapılmaktadır. Ardından da gerekli kodlamalar yapılarak cihaza komutlar verilmektedir. Bu aşamadan sonra gerekli malzemelerin makineye koyulması suretiyle 24 saat içerisinde küçük de olsa bir ev üretebilmek mümkün olmaktadır.

Ev son zamanlarda çıkan bir husustur. Bundan öncesinde ise takma diş, kafatası, protez gibi çeşitli sağlık malzemelerinin de 3 boyutlu yazıcılar ile üretildiğini biliyoruz. Sadece tıp alanında da değil daha birçok alanda 3 boyutlu yazıcı ile nesnelerin üretildiğini biliyoruz. Örnek olarak verecek olursak bir silgi ya da kalemtıraş da 3 boyutlu yazıcı ile üretilebilmektedir. İşte görüldüğü üzere artık hayatımızın birçok alanına bu yazıcıların girebileceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu durumun seri üretim ve masraflar açısından son derece olumlu etkilerinin olacağı ifade ediliyor.

{ Add a Comment }

Hipno Terapi Mümkün Mü?

Günümüzde alanında uzman psikologlar tarafından hipno terapi yöntemi uygulanmaktadır. bu yöntem ile kişinin özellikle psikolojik olan sağlık sorunlarından kurtulması hedeflenmektedir. Bu tedavinin başarıya ulaşması için kişinin bu yönde bir rızasının ve isteğinin olması gerekmektedir. Zaten bu yönde istekli olmayan bir kişiye zorla hipnoz yapılmamaktadır.

Telkin ile Tedavi

Hipno terapi yönteminde telkinler verilerek tedavi gerçekleştirilmektedir. Tedavi sırasında kişinin bilinçaltına ulaşılmakta ve sorun teşkil eden hususların ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Hipnotik telkin olarak da adlandırılan bu yöntemin etkilerini gören ve faydalanan birçok kimse mevcuttur.

Tedavi Edilen Hususlar

Kişi bu tedavi yöntemi sırasında uyku ile uyanıklık arasında bulunmaktadır. Bu aşamada doktoru tarafından verilen telkinleri dinlemeye ruhen açık hale gelen kişi artık telkinleri dikkate alacaktır. Bu tedavi yöntemi sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlıları için son derece etkili bir yöntem olsa da uygulanan alan sadece bunlar değildir. Hasta ağır bir stres yaşıyor ise bu tedavi yöntemi sayesinde rahatlayacak ve kendini huzurlu hissedecektir.

Hipnoz Tedevisinde Yanlış Bilinenler

Hipnoz tedavisi ile ilgili yanlış bilinen bir gerçek daha vardır ki bu da hastanın doktorun emrine gireceği ve her istediğini yapacağıdır. Bu tamamen yanlış bir algıdır. Kişi istemediği şeyleri yapmaya bu yöntemle zorlanamaz.

Son olarak bu tedavi yöntemini sadece işinin ehli olan kimselerin yapması gerekmektedir. dolayısıyla yasal olarak hak tanınmayan kimselerden uzak durulması gerekmektedir.

{ Add a Comment }

Temmuz ve Ağustos Ayları Neden 31 Gündür?

Hali hazırda kullanmış olduğumuz ve asırlar önce Roma İmparatoru July Ceasar tarafından oluşturulan takvimde aylardan birisi 30 çekerken hemen ardından gelen ay 31 gün çekmektedir. Ancak bu sıralama haziran ve temmuz aylarının arka arkaya 31 gün çekmesi ile bozulmaktadır. Peki bu farklılık neden kaynaklanmaktadır, hiç düşündünüz mü? İşte bu son derece ilginç bilgiyi yazımızdan öğrenebileceksiniz.

Roma Takvimi Hikayesi

İlk olarak hazırlanan Roma takvimi içerisinde 10 ay mevcuttu ve ocak ile şubat ayları bulunmamaktaydı. Bu durumda ise yılda 60 günlük bir kayıp olmaktaydı. Bu durumun düzelmesi için daha sonrada ocak ve şubat ayları eklendi ve şubat yılın son ayı oldu.

Milattan sonra 46 yılında ise July Ceasar bu takvimdeki ayları şubat hariç olmak üzere 30 ve 31 günden ibaret olarak ayarlamıştır. Şubat ayını ise 29 gün olarak ayarlamış ve 4 senede bir kez de 30 gün olacağını söylemiştir. Ceasar öldükten sonra halk kendisine teveccüh göstermiş ve temmuz ayına July adını vererek kendisini yad etmiştir.

Ceasar’dan sonra tahta geçen imparator Augustus ise normalde 30 gün çeken ve adı da Sextilis olan ayı ağustos olarak değiştirmiş ve gün sayısını da 31’e çıkarmıştır. Böyle olunca şubattan da bir gün eksiltilmiştir. İşte Romalıların hazırladığı halen kullandığımız 12 ay takviminin hikayesi bu şekildedir.

{ 1 Comment }

Telefon Konuşmasında Ses Nasıl İletilir?

Yıllar önce icat edilen ancak günümüzde çok daha farklı boyutlara taşınan telefonların ses iletimi nasıl olmaktadır sorusu birçok kimsenin aklını kurcalamaktadır. Bu sorunun en temel cevabı elektrik devresi olacaktır. Zira elektrik devresi olmadan telefonların ses iletmesi mümkün değildir.

Diğer önemli bir husus ise ses enerjisinin farklı enerji tiplerine dönüşebilmesi ve nihayetinde de karşı tarafa yeniden ses olarak iletilmesidir.

Enerji Dönüşümleri

Bizler telefonun ahizesine konuştuğumuz anda ortaya bir ses enerjisi çıkmaktadır. Bu ses enerjisi ilk olarak mekanik enerjiye dönüştürülmektedir. Ardından bu enerji elektrik enerjisine dönüştürülerek karşı tarafa iletilmektedir. Karşı tarafta ise buradaki dönüşüm sürecinin tam tersi yaşanmaktadır. Ancak burada arada bir de manyetik enerji bulunmaktadır. manyetik enerjiye dönüşen elektrik enerjisi daha sonra mekanik ve nihai olarak ses enerjisine dönüşmektedir.

Bu sürecin uzunluğu seslerimizin geç gittiğini zannettirmesin zira bu enerjiler saniyede 200-300 km yol alma kapasitesine sahiptir. Dolayısıyla da konuşmalar anlık olarak iletilmektedir.

Akıllı telefonlarda ise baz istasyonları iki telefon arasında iletimi sağlayan bir aracı rolünü üstlenmektedirler. Bu sayede son derece hızlı bir şekilde iletişim sağlanmaktadır.

Belki de yaşanan bu gelişmeleri telefonun mucidi Graham Bell dahi hayal edememiştir. Ancak gelişmeler daha da hızlı bir şekilde ilerliyor ki bir sene öncesindeki gelişmelerin dahi artık geride kaldığı bir dönem içerisinde yaşıyoruz.

{ Add a Comment }

Neden İngiliz Anahtarı Deniliyor?

Her türlü somunu açan bir anahtar olarak bilinen İngiliz anahtarı adının nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? Son derece dahiyane bir şekilde geliştirilen bu alet neredeyse herkes tarafından kullanılmıştır. Aslında bu anahtara dünyada verilen isimler birbirinden farklıdır. Başka İngiliz anahtarı diye adlandıran millet var mıdır bilinmez ancak bu aletin bir İngiliz tarafından geliştirildiği bilinmektedir. Bu sebeple de ülkemizde bu şekilde adlandırılmaktadır.

Maymuncuk

Aslında bu alete maymuncuk denildiği de ifade edilmektedir. Neden böyle denildiği bellidir zira tüm somunlar ayarlanabilir tek bir anahtar sayesinde açılmaktadır. Bu alet 1835 yılında Solymon Merrick tarafından bulunmuştur. Daha sonra da tüm dünyaya yayılmış müthiş bir buluştur.

Aslında bu alet İngilizlerin karakterlerini de içerisinde barındıran bir alet olarak tarihe geçmektedir. Zira dünya tarihinde çok kritik noktalarda her zaman İngilizlerin oldukları dikkatleri çekmektedir. Bu sebeple de bu aletin bir İngiliz tarafından bulunması da oldukça ilginç bir rastlantı olarak kayıtlara geçmektedir.

Ayrıca bir ülkenin tamir aletine başlı başına adını vermiş olması da işin son derece ilginç boyutunu teşkil etmektedir. zannederiz ki bu durumda İngilizlerin tarih sahnesindeki rollerinin büyük bir payı bulunmaktadır. Çoğu zaman kullandığımız bu anahtarların adının nereden geldiği de neredeyse hiçbir zaman zihinlerimizi meşgul etmemiştir. Demek ki İngilizler kendilerini bu alanda bizlere iyi kabul ettirmişler.

{ Add a Comment }


escort mersin
| mersin escort |
mersin escort bayan
| mersin bayan escort |
mersin escort
|
erotik film izle
| mersin escort

escort mersin
| mersin escort |
mersin escort bayan
| mersin bayan escort |
mersin escort
|
erotik film izle
| mersin escort