1) Guslederken kıbleye karşı yönelmemek. Zira Kıble, İlâhî vahiy ile belirtilmiş kutsal yöndür. Maddî ve manevî kirler temizlenirken bu kutsal yöne yönelmek, elbette adaba uygun değildir.
2) İmkânlar elverdiğince başkalarının göremeyeceği kapalı bir yerde gusletmek.
3) Konuşmamak.
4) Gusül esnasında dua okumamak.
5) İkinci ve üçüncü defa vücuda su dökerken, vücudu ovmak. Birinci defa ovmak ise; yukarıda belirtildiği gibi, sünnettir.

Burada bir hususa dikkati çekmek uygun olacaktır: Bilindiği gibi İslâm’ın bütün ibadetlerinde farz, sünnet ve adâb vardır. Bunların hepsi, birbirlerini tamamlayan şeylerdir. Kısaca bir misal vermek gerekirse; İslâm’daki ‘her ibadeti, tam teşekküllü bir binaya benzetmek mümkündür. Nasıl bir binanın duvardan, sıvası, boyası olmadan ona “tam” gözü ile bakılmaz ise; ibadette de bunların (karşılığı olan farzlar, sünnetler ve âdâb olmadan ona “tam ibadet” denemez.

Binayı ayakta tutan, onun sütunları ve duvarlarıdır. İbadette de ilk bakışta ibadet Ulviyetini veren, binanın sütün ve duvarları mesabesindeki farzlarıdır. Duvarlardan birisi olmadan bina, binalık vasfını nasıl kaybeder ise; farzlardan birisi olmadığı takdirde ¡ibadet de, hüviyetini kaybeder. Binadaki sıva duvarları, boya da sıvayı sağlamlaştırıp süslediği gibi, sünnetler farzları, adâb da sünnetleri pekiştirip kuvvetlendirir.

Kısaca özetlemek gerekirse; duvarlar sıvaya, sıva da boyaya nasıl muhtaç ise, ibadetler içindeki farzlar da sünnetlere, sünnetler de adâba muhtaçtır. Bu, bütün ibadetlerde aynıdır.

Şu halde ibadetlerdeki sünnetleri ve adabı asla hafife almamalıdır.