Nusayrilik, ibn Nusayr en Nemîrî’nin (öl. 883) öncülüğünde 9. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Günümüzde, Suriye ve Lübnan’ın bazı bölgeleriyle Türkiye’nin Hatay, Adana, Mersin illeri, ilçe ve köylerinde varlığını devam ettirmektedirler. Görüşlerinden dolayı I. dünya Savaşı’ndan sonra Alevi diye anılan Nusayriler kendi kaynaklarında Anadolu Aleviliğinden farklılıklarını belirtmek için Alevi – Nusayri terimini kullanmaktadırlar.

Nusayrilerde Hz. Ali ve ehl-i beyt sevgisi ve saygısı Ön planda tutulur. Nusayriliğe göre Hz. Peygamberin kendisinden sonra bıraktığı emanet, ehl-i beytidir. Hz. Peygamberin söylediği gibi ehl-i beytin görüşlerine sımsıkı sarılmaktan başka çare yoktur.

Nusayriler, Kur’an-ı Kerim’i kutsal kitap olarak kabul ederler. Kur’an üzerinde herhangi bir tahribatın yapılmasının mümkün olmadığına inanırlar. Nusayriler inançlarının temelini beş esasa dayandırmaktadırlar, bu beş esası, tevhit (Allah’ın varlığı ve birliğine inanmak), adalet (Allah”ın adil ve yarattıklarına asla zulmetmeyeceğine inanmak), nübüvvet (peygamberlere inanmak), imamet ve velayet (imametin, dini ve dünyevi bir önderlik ve kutsal bir makam olduğuna inanmak), mead (kıyamet ve ahiretin varlığına inanmak) oluşturmaktadır.