Etiket: allah

Teravih Namazının Faziletleri Nelerdir

Teravih Namazının Gün Gün Faziletleri ve Önemi:

Her yıl Ramazan ayına özel kılınan teravih namazının faziletleri oldukça fazladır. Ancak araştırıp öğrenenin bu güzel hakikatlere ulaşabileceği muhakkaktır. Bizler de Ramazan ayının mübarek günleri içinde eda edilen teravih namazının fazileti nedir? Sorusunun cevaplarını derledik. Ancak Teravih namazının faziletleri konusunu gün gün açıklamadan önce genel olarak Teravih namazının neden önemli olduğundan kısaca bahsedelim:

  1. Ramazan ayının sünnet dereceli her gecesi kılınan teravih namazı ile kılan kişi için cennette yakuttan saray inşa edilir.
  2. Her gecesi için bin yedi yüz sevap yazılır.
  3. Ramazan ayında af ve mağfiret kapıları sonuna kadar açılmıştır. Bundan dolayı teravih namazı günahların affına vesiledir.

Şimdi de sözü fazla uzatmadan teravih namazının faziletleri konusuna açıklık getirelim. Ramazanı Şerif’e  has bu güzel namazın fazileti ve biz insanlara katkısı her güne özel ve ayrıdır. Aşağıda yazılanları teravih namazını kılan kişiler hak eder ve mükâfatlara nail olur. Teravih namazının faziletleri gün gün şöyledir:

  1. Gün: Bütün günahlar bağışlanır.
  2. Gün: Teravih namazı kılanın kendisinin ve anne ve babasının günahları affolunur.
  3. Gün: Allah-u Teala’nın kulunu umduğuna nail edeceğine dair melekler teravih namazını kılan kişiyi müjdeler.
  4. Gün: Tümü hak ve kutsal kitap olan Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran-ı Kerim’i okumuş gibi sevap kazanılır.
  5. Gün: Allah-u Teala Kabe’de kılınan namazın sevabı kadar sevap verir.
  6. Gün: Kabe’nin üst hizasında bulunan yeri ifade eden Beyt-i Mamuru tavaf etmiş sevabı verilir.
  7. Gün: Hz Musa’ya yetmiş Firavun’a karşı yardım etmiş sevabı verilir.
  8. Gün: Hem dünya hem ahiret hayatı nasip olur.
  9. Gün: Hem dünya hem ahiret hayrı nasip olur.
  10. Gün: Yapılan ibadetler Hz Muhammed’in ibadeti gibi kabul edilir.
  11. Gün: Şayet kişinin ölümü yakınsa annesinden doğmuş gibi vefat eder.
  12. Gün: Kıyamet günü bütün kötülüklerden korunur.
  13. Gün: Kıyamet günü kişinin yüzü ayın on dördü gibi parlak olur.
  14. Gün: Teravih namazı melekler şahitliğinde kılınır.
  15. Gün: Melekler teravih namazı kılanın bağışlanması için salat getirirler.
  16. Gün: Allah-u Teala teravih namazı kılanın cehennemden kurtulduğuna dair beraat fermanını yazar.
  17. 17. Gün: Peygamberlerin sevabına karşılık gelecek kadar sevap yazılır.
  18. Gün: Bu gün teravih kılan bir melek şöyle hitap eder “ Allah senden, annenden ve babandan razı oldu”
  19. Gün: şehitler ve salih kulların sevapları kadar sevaba nail olunur.
  20. Gün: kişinin Firdevs Cennetindeki derecesi yükseltilir.
  21. Gün: Hak Teala kendisi için cennette nurdan bir bina inşa eder.
  22. Gün: Herkes için korkulu meydan kıyamet meydanında Allah onu kötülüklerden korur.
  23. Gün: Hak Teala kendisi için cennette bir şehir kurar.
  24. Gün: Teravih kılanın yirmi tane kabul edilmiş duası vardır.
  25. Gün: Kişi kabir azabından azat edilir.
  26. Gün: Kırk yıllık amel sevabı vardır.
  27. Gün: Sırat köprüsünü kolaylıkla geçme ihsanı verilir.
  28. Gün: Allah-u Teala kişinin cennetteki derecesini bir kat arttırır.
  29. Gün: Kişi hac sevabına nail olur.
  30. Gün: artık ayın son günü gelmiştir ve Yüce Yaratıcı kuluna şöyle seslenir “Cennetteki meyvelerden ye, Selsebil suyu ile iç ve Kevser şarabından iç. Ben senin Rabbinim, sen de benim kulumsun”

Görüldüğü üzere teravih namazını eksiksiz olarak eda eden Mümin kişi teravih namazının faziletleri mucibince ibadet ayı olan Ramazan ayından günahlarından temizlenmiş bir halde çıkar. Ve hayatına huzura kavuşmuş bir şekilde devam eder.

{ Add a Comment }

Allah Vardır ve Birdir

Çevremizde çeşitli doğa olayları meydana geliyor. Ağaçlar büyüyor, çiçekler açıyor, çimenler yeşeriyor, gök güdüyor, yağmur yağıyor, sular coşuyor. Gündüzle gece hep birbirini izliyor. Güneş her sabah doğuyor, akşam olunca batıyor.

Mevsimler aksamadan birbirini izliyor. Bu düzen hiç şaşmıyor. Hiç şüphesiz bütün bunları düzenleyen güçlü bir varlık olmalıdır. Evrendeki her varlık, kendisine düşen görevi eksiksiz yerine getirmektedir. Bu varlıkların herhangi biri görevini yapmasa genel düzen hemen bozulur. Örneğin; ozon tabakasının delinmesi, Güneş’in zararlı ışınlarının yeryüzüne gelmesine neden olacağı için insanlar ve diğer canlılar zarar görür. Evrende milyonlarca kusursuz oluşum sürüp gitmektedir.

Evrendeki bu mükemmel düzenin hiç bozulmadan sürüp gitmesi kendiliğinden olabilir mi? Böyle bir şey mümkün değildir. Sınıfımızda sıralar düzenli ise bunu yapan bir görevlinin olduğunu düşünürüz. Giysilerimiz ütülenip düzenli bir biçimde dolaba konmuşsa bunun kendiliğinden olmayacağını biliriz. O hâlde evrende düzen ve uyumun olması bu düzeni sağlayan yüce bir varlığın bulunmasını gerektirir. O da Allah’tır.

Evrenin ve insanların yaratıcısı Yüce Allah, var olduğu gibi aynı zamanda birdir ve tektir. Zaten birden çok yaratıcının olabileceğini aklımız da kabul etmez. Eğer böyle bir şey olsaydı evrende düzen ve devamlılık olmazdı. Örneğin, yerin ve göğün iki yaratıcısı olsaydı her ikisinin de değişik arzu ve istekleri olurdu. Birisinin “Evet!” dediğine, diğeri “Hayır!” diyebilirdi. Birisi bir insanın yaşamasını isterken diğeri ölümünü isteyebilirdi. Böylece, aralarında, sonsuza dek bir anlaşmazlık sürüp giderdi. Dolayısıyla yerin ve göğün düzeni bozulur ve insanlar mutsuz olurlardı.

Kur’an-ı Kerim’de de bu gerçeğe işaret edilir ve şöyle buyrulur: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu…” “Tevhit dini” olan İslam’ın temeli, Allah’ın varlığı ve birliği inancına dayanır. Kur’an’da bu ikisi daima birlikte vurgulanmıştır. Dolayısıyla, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak Müslüman olmanın temel şartıdır. Yine İslam inancına göre Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve hiçbir şey ona ortak koşulamaz. Bu konuda Kur’an’da, “De ki o, Allah birdir.” ve ”Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur…” buyrulmaktadır.

Allah vardır ve birdir. Biz, var ve bir olan Allah’a inanırız. Yüce Allah, en küçük varlıklardan uzaydaki gezegenlere kadar her şeyin yaratıcısıdır. Gökyüzü, yeryüzü, yıldızlar, gezegenler, insanlar, hayvanlar hep onun yaratmasıyla meydana gelmiştir. Yediklerimizi, içtiklerimizi, havayı ve suyu yaratan da Allah’tır. Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğuna ilişkin Kur’an’da birçok ayet yer alır. Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulmuştur: “O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır…” Bir diğer ayette de “O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler onundur…” buyrulmuştur.

İslam inancına göre Allah, tek ve her şeyin yaratıcısı olmasının yanı sıra sonradan olan şeylerin hiçbirisine, hiçbir yönden de benzemez, insanların ve diğer varlıkların birbirlerine benzemesi normaldir. Çünkü Allah’tan başka diğer varlıkların hepsi sonradan Allah tarafından yaratılmış, ölümlü ve geçicidir.

Allah ise yaratanı evveli, sonu, benzeri ve dengi olmayan tek varlıktır. Evrendeki mükemmel düzen ve uyum da bize, Allah’ın eşi ve benzeri olmadığını göstermektedir. Yüce Allah’ın hiçbir şekli yoktur. Şekil, geçici ve ölümlü varlıklar içindir. O nedenle Allah’ı zihnimizde herhangi bir şekle sokarak hayal etmemeliyiz.

Allah; yemez, içmez, mal mülk edinmez. Hiç kimseyle ortaklık kurmaz. Varlığını devam ettirebilmek için hiçbir varlığa ihtiyaç duymaz. Çünkü o, bütün varlıkları yaratan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, tek ve benzersiz olan yaratıcıdır. Kur’ân’da Yüce Allah’ın bu nitelikleri İhlâs suresinde özlü bir şekilde şöyle belirtilir: “De ki o, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” Yine Allah’ın yaratılan varlıklardan hiçbirine benzemediği Kur’an’daki bir başka ayette şöyle bildirilir: “…Onun ben olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin…” buyrulur.

İşitme, görme, bilme nitelikleri insanda da vardır. Ancak insanda bu nitelikler sınırlıdır, örneğin, insan ancak belli frekanstaki sesleri işitir. Onun altında ve üstünde olan sesleri işitemez. Yine insan, karanlıkta olanı ya da çok küçük varlıkları göremez. Okuyup araştırmadan veya deneyim kazanmadan öğrenemez, bilemez. Allah için bu tür sınırlamalar söz konusu değildir.

Kur’an’da, Allah’ın her şeye gücünün yettiğini belirten çok sayıda ayet vardır. Bunlardan birisinde şöyle buyrulur: “Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı…”

Allah; bir, eşi ve benzeri olmayan, her şeyi bilen, işiten ve gören, her şeye gücü yeten yüce yaratıcıdır. Allah yeryüzündeki bütün varlıkları yaratmış, emrimize vermiş, bizim iyi ve güzel davranışlarda bulunmamızı istemiştir. Bizler her zaman bunun bilincinde olmalıyız. Hiç kimse için kötülük düşünmemeliyiz. Allah’ın her şeyi bilip gördüğünü düşünerek her türlü kötü iş ve davranıştan kaçınmalıyız. Tüm varlıkları sevmeli, daima güzel iş ve davranışlara yönelmeliyiz. Böyle yaptığımızda Allah’ın bizi seveceğini ve ödüllendireceğini unutmamalıyız.

{ Add a Comment }

İhlâs Suresi ve İhlâs Suresi’nin Anlamı – Kısaca

İhlâs suresi Kur’an-ı Kerim’in 112. suresidir. Kur’arîdaki en kısa surelerden biri olup dört ayettir. Mekke Döneminde indirilmiştir. İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak demektir.

İHLÂS SURESİ ANLAMI

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla De ki: O, Allah birdir.
Allah sameddir.
O, doğurmamış ve doğmamıştır.
Onun hiçbir dengi yoktur.

{ Add a Comment }

Yaşamda Güzellik – Din Kültürü

Güzelliklerin sadece bilinmesi yeterli değildir. Güzellikleri bilmek kadar yaşamak da önemlidir. İnsan hayatının her aşamasında, konuşmalarında, davranışlarında, yaptığı iş ve çalışmalarında güzel olanı yapmaya ve yaşamaya özen göstermelidir.

SÖZDE GÜZELLİK: Dinimizde güzel söz söylemeye büyük bir önem verilmiştir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, güzel söz söylemeyi tavsiye eden ayetler bulunur. Örneğin bu konuyla ilgili bir ayette, “Kullanma söyle, sözün en güzelini söylesinler…” buyrulur. Başka bir ayette ise Yüce Allah, Peygamberimize hitaben şu tavsiyede bulunur: “(Resulüm!) Sen, Rabb’inin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et…” Rabb’imiz, “Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir…” ayetiyle de bizleri güzel söylemeye yönlendirmektedir. Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi güzel sözlerle iletişim kurmak İslam’ın temel amaçlarından biridir. Hz. Muhammed, insanları gereksiz tartışmadan, yalan ve kinci konuşmalardan sakındırmıştır. Konuşmak gerektiği durumlarda, bunun mutlaka iyilik ve güzellik içermesi gerektiğini tavsiye etmiştir.

Günlük yaşantımızda lüzumsuz konuşmamak, argo kelimeler ve yanlış sözler sarf etmemek gerekir. Tartışmalarda sesi yükseltmek, aşırı ısrarlı davranmak, kinci ve alaycı sözler vb. konuşma adabına uymaz. Bulunduğumuz ortamı çok iyi değerlendirmeli, konuştuğumuz insanları hesaba katarak kelimelerimizi özenle seçmeliyiz.

DAVRANIŞTA GÜZELLİK: İslamiyet, insanın amaçsız yaratılmadığını belirtir. Buna paralel olarak da insanlardan davranışlarının bilinçli ve başkalarıyla iyi ilişkiler kuracak biçimde olmasını istemektedir. İnsanın hem kendisine hem de diğer insanlara karşı güzel davranışlar sergilemesi gerekir.

İslam’a göre bütün insanlar köken olarak ortak bir atadan ve eşi benzeri olmayan tek bir Allah tarafından yaratılmıştır. Dolayısıyla her insan Yüce Allah’ın yarattığı bir varlık olarak eşit ve aynı derecede saygıya layıktır. O, en yakından başlayarak ana ve babaya “Öf!” bile dememeyi, yakınlara her türlü yardımı yapmayı emreder.

İŞ VE ÜRÜNDE GÜZELLİK: İslam dini, çalışmaya ve üretmeye büyük bir önem vermiş ve bunu ibadet kabul etmiştir. Dinimize göre iş ve üründe esas olan, helal yollardan üretip helal yollardan kazanmaktır. Kur’an’da, çalışmanın hem dünyaya hem de ahirete yönelik pek çok yararı anlatılırken şöyle buyrulur: “Bilsin ki insan İçin kendi çalışmasından başka bir şey yoktur ve çalışması da ileride görülecektir.” Bu hususa işaret eden başka bir ayette de “Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste. Ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” buyrulmaktadır.

Güzel ahlaka sahip olan bir kimse hiçbir işinde dürüstlük ve doğruluktan ayrılmaz. İnsanların en güzel eserlere layık olduğunu bilerek çalışır. Peygamberimiz, “…Siz işinizi düzgün ve güzel yapınız. Çünkü Allah güzeldir, güzelliği sever.” buyurarak işi düzgün ve güzel yapmanın önemine işaret etmiştir.

{ Add a Comment }

Dinin Anlaşılmasında Sünnetin Önemi

İslam dini, Allah tarafından, Hz. Muhammed (s.a.v.) aracılığıyla bildirildiği için onun söylediği sözlerin ve yaptığı işlerin, dinî bilgiler edinmek ve dinin anlaşılması bakımından büyük önemi vardır. Sünnet, İslami bilgilerin ikinci temel kaynağıdır. Sünnetin önemi, Kur’an’da şöyle bildirilmektedir: “… Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının…” Başka bir ayette ise “(Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…” buyrulmaktadır.

Hz. Muhammed Kur’an’ı bazen sözlü olarak bazen B de uygulamalarıyla açıklamıştır. Kur’an’ı açıklamak B ve insanlara uygulamalı olarak göstermek Hz. Muhammed’in peygamberlik görevlerinden biridir. Bu konuda Kur’an’da, “… İnsanlara, kendilerine indirileni \ açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.” buyrularak onun açıklayıcılık görevine işaret edilmektedir.

{ Add a Comment }

Tövbe ve Bağışlama Hakkında Bilgi

İnsan Hata Yapabilen Bir Varlıktır

İnsanların hata yapabilen bir varlık oluşu, mutlaka hata yapacağı anlamına gelmez. İnsan günahlardan kaçınmaya gayret göstermelidir, insan iradesini kullanarak hatalı davranışları terk ederek doğru davranışlara yönelmelidir. Bu konuda Hz. Peygamber, “Asıl muhacir (hicret eden), hata ve günahlarını terk edebilendir.” buyurmuştur. İnsan, bilerek veya bilmeyerek işlediği hata ve günahlar için de Allah’tan bağışlanma dilemelidir, önemli olan, insanın hatasını anlayıp pişman olması ve tövbe etmesidir.

Allah, insanın hatasız olmayacağı gerçeğinden hareket ederek ona, yaptığı kötülükleri düzeltme ve eksikliklerini tamamlama fırsatı vermiştir. Buna göre kul hakkı yiyen kimseler, hakkını yediği kişiden özür dileyip helallik istemelidir. Şayet kişi Allah’a karşı bir suç işleyip günaha girdiyse tövbe edip ondan af dilemelidir.

Tövbe, Hatadan Dönme ve İyiye Yönelme Erdemidir

Tövbe, kişinin yaptığı bir hata ya da işlediği bir günahtan dolayı pişmanlık duyması ve Allah’tan bağışlanma dilemesidir. Tövbede esas olan, bireyin samimi bir niyetle yaptığı hatadan vazgeçip bir daha aynı davranışı tekrarlamamaya karar vermesi ve iyiliğe yönelmesidir. Tövbe aynı zamanda duadır. Dua, kişinin yaratıcısına yönelerek ondan istek ve dilekte bulunmak, sorunlarını ona iletmek ve yalvarmak demektir. Dua bireyin Allah’la aracısız iletişim kurma biçimidir.

Bilerek veya bilmeyerek günah işleyen kişi hemen Allah’a yönelip tövbe etmelidir. Yaptığının hata veya günah olduğunu bilip bunları terk ederek Allah’a sığınmalı dır. Kişi yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek ondan kendisini affetmesini, bağışlamasını dilemeli, yalnızca ona yâlvarmalıdır.

Allah Bağışlayıcıdır, Bağışlayanı Sever

Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette Yüce Allah’ın affedici ve bağışlayıcılığına vurgu yapılır. Allah’ın Kur’an’da en çok tekrarlanan sıfatları “rahman” (merhamet eden, esirgeyen) ve “gafur” (bağışlayan) sıfatlandır. Kur’an’da bu konuda, “…Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.” buyrulmaktadır.

Allah bağışlayıcı olduğu kadar bağışlayan insanları da sever. Kur’an’da, “Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir…” buyrularak bağışlamanın önemine dikkat çekilmekte ve bağışlayanın Allah tarafından mükâfatlandıracağı belirtilmektedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) hataları affeden ve bağışlayandı. O, kendi yakınlarına ve sahabelerine karşı devamlı hoşgörülü olduğu gibi düşmanlarını da özellikle onlar güçsüz bulundukları ve teslim oldukları zaman bağışlamıştır. Kur’an’da, “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet; bağışlanmaları için dua et…”ayetiyle Peygamberimizin hoşgörüsü ve bağışlayıcı özelliğine dikkat çekilmektedir.

Bağışlama Bireysel ve Toplumsal Hoşgörünün Temelidir

İslam dini, barış ve huzurlu bir toplum oluşmasını amaçlamaktadır. Bunun oluşması için insanlar arasında sevgi ve hoşgörünün var olması gerekir. Bireysel ve toplumsal hoşgörünün oluşmasında sevgi ve bağışlama önemli bir yer tutar. Bağışlama ile hoşgörü bu anlamda iç içedir. Bağışlamak bazen anlayışla karşılama bazen de hoşgörü göstermekle olur. Hoşgörülü olmak, kusurları ve hataları bağışlamayı gerektirir.

Hoşgörülü olabilmek için insanlar birbirlerinin kusurlarını araştırmamalı ve affedici olmalıdırlar. Kur’an’da Allah, “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” buyurmaktadır.

İyilikler Kötülükleri Giderir

Tövbe, insanın hatasından dönerek iyiliğe yönelme erdemi olduğundan, tövbe ile iyilik arasında yakın bir ilişki vardır, insanın tövbe ettikten sonra iyiliğe yönelmesi tövbesinin devamı açısından önemlidir. Yüce Allah, tövbe edenleri bağışlayacağını ve bireyin yapmış olduğu iyiliklerin, kötülükleri gidereceğini de Kur’an’da bizlere bildirmektedir.

{ Add a Comment }

Niçin İbadet Ediyoruz – Allah’a Neden İbadet Ederiz

İnsan, varlıklar içerisinde üstün ve ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Çünkü Allah, insanı mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Onu, diğer varlıklarda bulunmayan üstün özelliklerle donatmıştır. Dağları, denizleri, bitkileri ve hayvanları insanların yararlanması için var etmiştir. Kutsal kitabımız Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak şöyle buyrulur: “O, size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini saymaya kalkacak olsanız sayamazsınız…” O hâlde insan, verdiği nimetler için Allah’a şükretmeyi görev bilmelidir.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de yer alan pek çok ayette kendisine inanıp ibadet edilmesini ister, örneğin bir ayette, “Ey insanlar! sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk ediniz…” buyurur, insan da Allah’ın emrini yerine getirmek ve rızasını kazanmak için ona ibadet eder.

{ Add a Comment }

İnanmanın Çeşitli Biçimleri – Kısa

İnanmanın çeşitli biçimleri vardır. Bunlardan başlıcaları; tek tanrıcılık (monoteizm), çok tanrıcılık (politeizm), gizemcilik (gnostisizm), bilinemezlik (agnostisizm), tanrı tanımazlık (ateizm)tır.

Tek Tanrıcılık (Monoteizm): Monoteizm, sözcük anlamı itibariyle tek tanrıcılık manasına gelir. İslam dininde bu inancın anlamsal karşılığına tevhit denir. Tevhit inancında ise Allah birdir, tektir; onun eşi, benzeri ve de ortağı yoktur ve olamaz. O ki evreni yaratan, yöneten, kontrol edendir.

İlk insan ve ilk peygamber olarak yer yüzüne gönderilmiş olan Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed (SAV)’e  değin tüm peygamberlerin insanlara sunduğu dinler tek tanrı inancına dayanmaktadır. Buna tevhit (Allah’ın birliği) denilmektedir. İhlâs suresinde Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: O Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.”

Çok Tanrıcılık (Politeizm): Farklı inanç biçimlerinden biri de çok tanrıcılık yani politeizmdir. Bu inanca göre çok sayıda tanrı ya da tanrısal güçler vardır. Çok tanrıcılığa inanan kimseler, inandıkları tanrıların her birine farklı anlamlar ve görevler yüklemektedirler, örneğin Hinduizmde üçlü tanrı inancı vardır. Bunlardan Brahma yaratıcı, Vişnu koruyucu, Şiva ise yok edici tanndır.

Tanrıtanımazlık (Ateizm): Ateizm, Tanrı’nın var olmadığı görüşünü savunan inanç biçimidir. Ateist düşünürler, olmayan bir şeyin varlığının kanıtlanmasının mümkün olmadığını savunurlar. Bu inancı benimseyenler, varlığı kanıtlanamayan bir şeyin var olduğuna inanmanın mantıksız olduğunu belirtirler. Ateistlere göre evren ve evrendeki olaylar tesadüfen, kendiliğinden meydana gelmektedir. Ateistler, dinlerin ve dinî değerlerin tamamına karşıdırlar. Dinin insanları uyuşturduğunu, toplum için zararlı olduğunu savunurlar.

{ Add a Comment }

tuzla escort pendik escort kartal escort maltepe escort kacak iddaa canlı bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri online casino siteleri bahis siteleri canlı bahis siteleri