1xbet betist jasminbet

Etiket: allah’ın

Allah Vardır ve Birdir

Çevremizde çeşitli doğa olayları meydana geliyor. Ağaçlar büyüyor, çiçekler açıyor, çimenler yeşeriyor, gök güdüyor, yağmur yağıyor, sular coşuyor. Gündüzle gece hep birbirini izliyor. Güneş her sabah doğuyor, akşam olunca batıyor.

Mevsimler aksamadan birbirini izliyor. Bu düzen hiç şaşmıyor. Hiç şüphesiz bütün bunları düzenleyen güçlü bir varlık olmalıdır. Evrendeki her varlık, kendisine düşen görevi eksiksiz yerine getirmektedir. Bu varlıkların herhangi biri görevini yapmasa genel düzen hemen bozulur. Örneğin; ozon tabakasının delinmesi, Güneş’in zararlı ışınlarının yeryüzüne gelmesine neden olacağı için insanlar ve diğer canlılar zarar görür. Evrende milyonlarca kusursuz oluşum sürüp gitmektedir.

Evrendeki bu mükemmel düzenin hiç bozulmadan sürüp gitmesi kendiliğinden olabilir mi? Böyle bir şey mümkün değildir. Sınıfımızda sıralar düzenli ise bunu yapan bir görevlinin olduğunu düşünürüz. Giysilerimiz ütülenip düzenli bir biçimde dolaba konmuşsa bunun kendiliğinden olmayacağını biliriz. O hâlde evrende düzen ve uyumun olması bu düzeni sağlayan yüce bir varlığın bulunmasını gerektirir. O da Allah’tır.

Evrenin ve insanların yaratıcısı Yüce Allah, var olduğu gibi aynı zamanda birdir ve tektir. Zaten birden çok yaratıcının olabileceğini aklımız da kabul etmez. Eğer böyle bir şey olsaydı evrende düzen ve devamlılık olmazdı. Örneğin, yerin ve göğün iki yaratıcısı olsaydı her ikisinin de değişik arzu ve istekleri olurdu. Birisinin “Evet!” dediğine, diğeri “Hayır!” diyebilirdi. Birisi bir insanın yaşamasını isterken diğeri ölümünü isteyebilirdi. Böylece, aralarında, sonsuza dek bir anlaşmazlık sürüp giderdi. Dolayısıyla yerin ve göğün düzeni bozulur ve insanlar mutsuz olurlardı.

Kur’an-ı Kerim’de de bu gerçeğe işaret edilir ve şöyle buyrulur: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu…” “Tevhit dini” olan İslam’ın temeli, Allah’ın varlığı ve birliği inancına dayanır. Kur’an’da bu ikisi daima birlikte vurgulanmıştır. Dolayısıyla, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak Müslüman olmanın temel şartıdır. Yine İslam inancına göre Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve hiçbir şey ona ortak koşulamaz. Bu konuda Kur’an’da, “De ki o, Allah birdir.” ve ”Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur…” buyrulmaktadır.

Allah vardır ve birdir. Biz, var ve bir olan Allah’a inanırız. Yüce Allah, en küçük varlıklardan uzaydaki gezegenlere kadar her şeyin yaratıcısıdır. Gökyüzü, yeryüzü, yıldızlar, gezegenler, insanlar, hayvanlar hep onun yaratmasıyla meydana gelmiştir. Yediklerimizi, içtiklerimizi, havayı ve suyu yaratan da Allah’tır. Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğuna ilişkin Kur’an’da birçok ayet yer alır. Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulmuştur: “O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır…” Bir diğer ayette de “O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler onundur…” buyrulmuştur.

İslam inancına göre Allah, tek ve her şeyin yaratıcısı olmasının yanı sıra sonradan olan şeylerin hiçbirisine, hiçbir yönden de benzemez, insanların ve diğer varlıkların birbirlerine benzemesi normaldir. Çünkü Allah’tan başka diğer varlıkların hepsi sonradan Allah tarafından yaratılmış, ölümlü ve geçicidir.

Allah ise yaratanı evveli, sonu, benzeri ve dengi olmayan tek varlıktır. Evrendeki mükemmel düzen ve uyum da bize, Allah’ın eşi ve benzeri olmadığını göstermektedir. Yüce Allah’ın hiçbir şekli yoktur. Şekil, geçici ve ölümlü varlıklar içindir. O nedenle Allah’ı zihnimizde herhangi bir şekle sokarak hayal etmemeliyiz.

Allah; yemez, içmez, mal mülk edinmez. Hiç kimseyle ortaklık kurmaz. Varlığını devam ettirebilmek için hiçbir varlığa ihtiyaç duymaz. Çünkü o, bütün varlıkları yaratan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, tek ve benzersiz olan yaratıcıdır. Kur’ân’da Yüce Allah’ın bu nitelikleri İhlâs suresinde özlü bir şekilde şöyle belirtilir: “De ki o, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” Yine Allah’ın yaratılan varlıklardan hiçbirine benzemediği Kur’an’daki bir başka ayette şöyle bildirilir: “…Onun ben olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin…” buyrulur.

İşitme, görme, bilme nitelikleri insanda da vardır. Ancak insanda bu nitelikler sınırlıdır, örneğin, insan ancak belli frekanstaki sesleri işitir. Onun altında ve üstünde olan sesleri işitemez. Yine insan, karanlıkta olanı ya da çok küçük varlıkları göremez. Okuyup araştırmadan veya deneyim kazanmadan öğrenemez, bilemez. Allah için bu tür sınırlamalar söz konusu değildir.

Kur’an’da, Allah’ın her şeye gücünün yettiğini belirten çok sayıda ayet vardır. Bunlardan birisinde şöyle buyrulur: “Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı…”

Allah; bir, eşi ve benzeri olmayan, her şeyi bilen, işiten ve gören, her şeye gücü yeten yüce yaratıcıdır. Allah yeryüzündeki bütün varlıkları yaratmış, emrimize vermiş, bizim iyi ve güzel davranışlarda bulunmamızı istemiştir. Bizler her zaman bunun bilincinde olmalıyız. Hiç kimse için kötülük düşünmemeliyiz. Allah’ın her şeyi bilip gördüğünü düşünerek her türlü kötü iş ve davranıştan kaçınmalıyız. Tüm varlıkları sevmeli, daima güzel iş ve davranışlara yönelmeliyiz. Böyle yaptığımızda Allah’ın bizi seveceğini ve ödüllendireceğini unutmamalıyız.

{ Add a Comment }

İhlâs Suresi ve İhlâs Suresi’nin Anlamı – Kısaca

İhlâs suresi Kur’an-ı Kerim’in 112. suresidir. Kur’arîdaki en kısa surelerden biri olup dört ayettir. Mekke Döneminde indirilmiştir. İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak demektir.

İHLÂS SURESİ ANLAMI

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla De ki: O, Allah birdir.
Allah sameddir.
O, doğurmamış ve doğmamıştır.
Onun hiçbir dengi yoktur.

{ Add a Comment }

Guslün Faydaları Nelerdir – Maddeler Halinde

İslâm dini, maddî ve manevî temizliği bir bütün olarak görmüş, bununla da hem vücudu, hem de ruhu olgunlaştırma yollarım göstermiştir. Bu yollardan birisi de, gusüldür. Nitekim guslün maddî ve manevî pek çok yararlan vardır. Fakat Müslüman, her İlâhî emirde olduğu gibi, yarar göreceği için değil, yalnız Yüce Allah’ın emri olduğu için gusül yapar.  İşte bu anlayış ile yapılan gusül, Yüce Allah’ın rızasını kazandırmakla birlikte biyolojik ve psikolojik bir çok yararlar da sağlar. Guslün bu yararları, özetle şöyle sıralanabilir:

Gusül Abdestinin Faydaları

1) Gusül ile bütün vücut, iyice yıkandığı için, onda bulunan pislikler giderilmiş olur.
2) Gusül, sinir sistemini düzeltir. Asab bozukluğunu hafifletip kalbe rahatlık ve huzur verir.
3) Maddî yorgunluğu giderir, vücudun dinlenmesini sağlar.
4) Vücuttaki ter gözeneklerinin açılmasını ve organizmanın rahat oksijen almasını kolaylaştırır.
5) Yüce Allah’ın ve Hz. Peygamber’in temizlik emirlerine uyulduğu için ruha huzur verir.
6) Gusül, Allah’ı, O’nun emrini, Hz. Peygamber’i, O’nun emrini ve Müslüman olmayı hatırlatır, ruh ile vücut arasındaki dengesizliği giderir, kendine güven duygusunu aşılar.

Guslün, bunlara benzer daha pek çok yararlan vardır. Fakat en önemlisi, Yüce Allah’ın emrini yerine getirmektir. Allah’ın emri yerine getirilince; dünya ve ahret ile ilgili bütün faydalar, bunun arkasından temin edilmiş olur.

Bilgi Notu:

  • Cünüplük: Hangi durumda olursa olsun, üreme organlarından şehvetle meninin gelmesi veya getirilmesi, ya da kadın-erkek ilişkisi sonucunda dinen yıkanıp temizlenmeyi gerektiren duruma “cünüplük”; bu durumda olan kimseye de “cünüp” adı verilir.
  • İnzal: Şehveti tahrik edici herhangi bir davranış sonucu, meninin şehvetle dışarı çıkma halidir.
  • İhtilâm: Düş azıtmasıdır. Yani ergin olan bir insanın, uyurken gördüğü bir rüya sonucu, veya hiçbir rüya görmeden, uykusunda menisinin akmasıdır.

{ Add a Comment }

Niçin İbadet Ediyoruz – Allah’a Neden İbadet Ederiz

İnsan, varlıklar içerisinde üstün ve ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Çünkü Allah, insanı mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Onu, diğer varlıklarda bulunmayan üstün özelliklerle donatmıştır. Dağları, denizleri, bitkileri ve hayvanları insanların yararlanması için var etmiştir. Kutsal kitabımız Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak şöyle buyrulur: “O, size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini saymaya kalkacak olsanız sayamazsınız…” O hâlde insan, verdiği nimetler için Allah’a şükretmeyi görev bilmelidir.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de yer alan pek çok ayette kendisine inanıp ibadet edilmesini ister, örneğin bir ayette, “Ey insanlar! sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk ediniz…” buyurur, insan da Allah’ın emrini yerine getirmek ve rızasını kazanmak için ona ibadet eder.

{ Add a Comment }

Kaderle İlişkilendirilen Bazı Kavramlar

Genel olarak tüm Müslüman toplumlarda kader inancının önemli bir yeri vardır. Buna bağlı olarak Müslümanlar arasında doğrudan kaderle ilişkilendirilen belli başlı bazı kavramlar kullanılmaktadır. Ecel, ömür, rızık, afet, sağlık, hastalık, başarı ve başarısızlık, hayır ve şer bu kavramlardan bazılarıdır.

1) Ecel ve Ömür: Ecel, hayatın son bulması, ölüm için belirlenmiş ve takdir edilmiş zaman demektir. Ömür ise insanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman dilimine verilen addır. Hiçbir insanın sonsuza kadar yaşama imkânı yoktur. Kur’an’da, “Her canlı ölümü tadacaktır…” buyrularak insan için dünya hayatının sınırlı olduğu belirtilmiştir. İnsanın dünyada ne kadar yaşayacağı, nerede ve ne zaman öleceği Allah tarafından önceden belirlenmiştir.

Bununla ilgili bir ayette, “Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak odur. Bir de onun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır…’’buyrulmuştur. Allah’ın belirlediği ecel gelince hayat sona erer. Kur’an-ı Kerim’e göre eceli gelen kişinin ölümünü engellemek ya da geciktirmek mümkün değildir.

2) Hayır ve Şer: Hayır kavramı sözlükte; iyi, faydalı, hayrı çok olan, insanların meylettiği ve sevdiği şey gibi anlamlara gelmektedir. Şer ise istenmeyen, kötülük, fenalık anlamındadır. Hayır ve şer, Kur’an’da insanın dünya ve ahiret hayatı ile ilgili olarak sık sık kullanılan kavramlardır. Yüce Allah’ın yapılmasını yasakladığı, insana ve topluma zarar veren her türlü alışkanlık, kötü iş ve davranış dinî açıdan şer kabul edilir. İslam inancına göre Yüce Allah’ın yapılmasını öğütlediği, fert ve toplum için faydalı olan her türlü iyi iş ve davranış ise hayır olarak nitelendirilir.

3) Afet: Evrende kusursuz bir düzen ve uyum vardır. Allah, evreni o kadar mükemmel bir güzellikte yaratmıştır ki varlıklar, birbirini bütünleyecek bir düzen içindedir. Bu husus, Kur’an’da,”… Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak. Bir bozukluk görebiliyor musun?”ayetiyle en güzel biçimde ifade edilmiştir.

İnsana düşen sorumluluk Allah’ın koyduğu düzeni korumak, evrendeki yasaları inceleyerek varlıklar dünyası için yararlı ve bilimsel çalışmalar ortaya koymaktır. Aksi bir durum, afetlere yol açabilir. Evrende meydana gelen afet ve felaketler, genellikle tedbirsizlik ve duyarsızlığın yanında Yüce Yaradan’ın evrene koyduğu sistemi dikkate almamanın ve değiştirmeye çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Afetler, genellikle toplumun çoğu kesimlerinde kaçınılmaz bir kader gibi algılanmaktadır, örneğin depremlerde, sel baskınlarında veya trafik kazalarında çok sayıda kişi öldüğü zaman “Kader böyleymiş, ne yapılabilir ki?” denilebilmektedir. Oysa bu durum, İslam inancına göre yanlıştır. Deprem, sel baskını vb. olaylar birer afettir.

Ancak insanlar deprem riski olan yerlerde yerleşim birimleri kurar, depreme dayanıklı binalar yapmazlarsa deprem olduğunda çok sayıda can ve mal kaybı meydana gelir. Sel baskınlarının olabileceği dere yataklarına yerleşim alanları kurulursa yağmur yağdığında sel baskınları olur. Sel yatağına yerleşim birimleri kurmak, afetlere davetiye çıkarmaktır. Bütün bunları kaderin bir sonucu değil insanın ihmalkârlığının ve cehaletinin bir sonucu olarak düşünmek gerekir.

4) Sağlık ve Hastalık: Dinimiz, insan sağlığına büyük önem verir. Sağlığın, Yüce Allah’ın insana verdiği en değerli nimetlerden biri olduğunu belirtir. Hz. Muhammed (s.a.v.), sağlığın önemiyle ilgili olarak “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez. Bunlar sağlık ve boş vakittir.” buyurmuştur. Peygamberimiz, aynı konuyla ilgili olan başka bir hadisinde ise “…Hastalık gelmeden önce sağlığın kıymetini bilin.” buyurarak sağlığın korunması için gerekli önlemlerin alınmasını istemiştir.

Kader inancına sahip olan insan hiçbir şeyin rastgele olmadığının bilincinde olur. Bu bilinç, insanı başına gelebilecek sıkıntılara karşı önlem almaya yönlendirir. Böylece insan, başına gelen olumsuzluk veya hastalıklarla sabırlı bir şekilde mücadele ederek sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmenin yollarını arar.

5) Rızık: İslam dinine göre mülk Allah’ındır. İnsanlar ancak onun lütfetmesiyle mülk sahibi olabilirler. Yüce Allah dünya üzerinde insanların yiyip içmeleri, faydalanmaları için birçok rızık kaynağı ve vesileler yaratmıştır. Ancak insanlar, Allah’ın sunduğu bu rızkı kendileri arayıp bulmalıdırlar. İslam’a göre insanlar, fakirliğe razı olmak yerine çalışarak rızıklarını kazanmalıdırlar. Yoksulluğu kadere bağlamak, kendi sorumluluğunu yerine getirmeyip güç durumda kalınca kaderim böyleymiş demek Kur’an’ın hoş görmediği bir davranıştır.

Tembelliğin getireceği olumsuzluklar ve bu konudaki sorumluluk, kişinin kendisine aittir. İnsan, rızkını Allah’ın rızasına uygun olarak ve helal yollardan kazanmalıdır. Rızık kazanırken iradesini kötüye kullanarak haram yollara teşebbüs etmemelidir. Allah, yeryüzünde bütün canlılara yetecek kadar rızık yaratmıştır. Yüce Yaradan her canlı için rızık elde etmenin kurallarını koymuş, rızkı arayıp bulmayı ve elde etmeyi ise canlılara bırakmıştır.

6) Başarı ve Başarısızlık: Bazı insanlar gerekli çabayı göstermeyip başarısız olduklarında bu durumu kadere bağlamaktadırlar. İslam dinine göre böyle bir anlayış doğru değildir. Dinimizde çalışmak esastır. Bu hususta Kur’an’da, “Bilsin ki insan için, kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” buyrulmuştur. Hz. Peygamber de çevresindekilere hem çalışmayı emretmiş hem de kendisi çalışarak insanlara örnek olmuş ve kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürmüştür.

Kelime anlamı olarak güvenmek, birine dayanmak ve işi havale etmek anlamına gelen tevekkülün dinî terminolojideki anlamı, bir amaca ulaşmak için gerekli olan her türlü tedbiri aldıktan sonra işin olumlu sonuçlanmasını Allah’tan beklemektir. İşin olumlu neticelenmesi için Allah’tan yardım dilemektir. Allah, kendisine güvenilmesini, tevekkül edilmesini istemektedir.

Kur’an-ı Kerim’de tevekkülü öğütleyen pek çok ayet vardır. Bu ayetlerin birinde Yüce Allah şöyle buyurur: “… Kim Allah’a güvenirse o, ona yeter…” Diğer bir ayette de “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan…” buyrulmuştur.

{ Add a Comment }

Kader ve Kaza Kavramları Nedir – Kısaca

Evrende her şey düzenli ve ölçülü bir şekilde yaratılmıştır. Zaten kader kelimesi de sözlükte ölçü, plan, program, düzen, takdir etmek gibi anlamlara gelmektedir. Kur’an’da yer alan, “Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” mealindeki ayet buna örnek gösterilebilir.

Kader dinî bir terim olarak; Yüce Allah’ın ezelden ebede, olmuş ve olacak şeylerin zamanını, mekânını, özelliklerini bilip takdir etmesine denir. Kaza ise Yüce Allah’ın önceden takdir ve tayin ettiği şeyleri, yeri ve zamanı geldiğinde yaratmasıdır.

İslam inancına göre evrende meydana gelen her şey Allah’ın belirlediği yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bütün varlıklar, tabiat olayları Allah’ın ilim, irade ve kudretinin eseri olup belli bir sebep ve ölçüye göre yaratılmıştır. Örneğin gece ve gündüz, mevsimlerin oluşumu gibi olaylar Allah’ın takdiri ile meydana gelmektedir.

{ Add a Comment }

Peygamberlere İman Nedir – Kısaca

İslam’da yer alan temel inanç esaslarından biri, Allah’ın göndermiş olduğu peygamberlere inanmaktır. Bakara suresinin 285. ayetinde, “Allah’ın gönderdiği peygamberler arasında hiçbir ayrım yapılmaması gerektiği” vurgulanır. Bu nedenle Müslümanlar, Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gönderilen bütün peygamberlere inanırlar. İslam’a göre Allah tarih boyunca pek çok peygamber göndermiştir. Ancak bunların sayısı konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz. Kur’an’da yer alan bir ayette, “Andolsun ki biz, Allah’a kulluk edin … diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik …” buyrulmaktadır. Kutsal kitabımızda peygamberlerden sadece yirmi beş tanesinin adı geçmektedir.

Hz. Muhammed’in peygamberlerin sonuncusu olduğu bildirilmektedir. Bu konuyu dile getiren bir ayette, “Muhammed … Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” ifadesi yer almaktadır. Peygamberler, Allah’ın buyruklarını insanlara iletmek amacıyla gönderilmiştir. Peygamberlerin Allah’ın buyruklarını insanlara haber vermesine nübüvvet denir. Peygamberler de bizler gibi insandır. Evlenip çoğalmak, yiyip içmek, hayatını çalışarak kazanmak peygamberler için de söz konusudur.

Peygamberlere ait diğer bir özellik de mucize gösterebilmeleridir. Mucize, peygamberlerin peygamberlik iddiasının doğruluğunu ispat etmek için Allah’ın izniyle gösterdiği karşıdakinin benzerini yapmaktan aciz kaldığı olağanüstü olaylardır. Allah, mucizeleriyle peygamberlerini desteklemiştir. Peygamberimizin en önemli mucizesi Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberler doğru sözlü, güvenilir, akıllı ve zeki insanlardır. Onlar, Allah’ın bildirdiği mesajları kolayca kavramışlar ve insanlara bildirmişlerdir. Peygamberlerin bu niteliğine tebliğ denir.

{ Add a Comment }

Meleklere İman Nedir – Kısaca

İslam inancına göre Allah’ın varlığına ve birliğine inanan insan, meleklere de inanmalıdır. Çünkü Kur’an’da yer alan pek çok ayette meleklerin varlığı açık bir şekilde haber verilmektedir. Örneğin bir ayette, “Peygamber, Rabb’i tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler…” buyrulmaktadır. Melekler gözle görülmeyen nurani varlıklardır. Melekler; sadece Allah’ın buyruklarını yerine getiren, ona ibadet ve kulluk eden varlıklardır. Yapıları insandan farklıdır. Acıkıp susamaz ve yorulmazlar.

Çok hızlı hareket edebilir, kısa zamanda uzun mesafelere gidebilirler. Meleklerin cinsiyetleri yoktur. Onlar evlenip çoğalmazlar. Yalnızca Allah’ın buyruklarını yerine getirirler. Buna göre Cebrail vahiy meleğidir. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gönderilmiş bütün peygamberlere Allah’ın buyruklarını Cebrail bildirmiştir. Mikâil, Allah’ın emri gereğince doğa olaylarını düzenlemekle görevlidir. Azrail, eceli gelenlerin canını alır.

İsrafil’in görevi ise kıyametin kopuşunu haber veren, mahiyetini sadece Yüce Allah’ın bildiği sûra üflemektir. İsrafil sûra ikinci defa üflediğinde bütün insanlar yeniden dirilecektir. Kur’an’da insanların davranışlarını kayda geçiren melekler olduğu da açıkça haber verilir. “Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır; onlar, yapmakta olduklarınızı bilir.” şeklindeki ayet bunu belirtmektedir.

Melekler kötülük yapmazlar, iyi ve güzel işlerden hoşnut olurlar. Onlar daima insanların iyiliğini isterler. Gurur, kibir, kin, nefret gibi kötü duygular onlar için söz konusu değildir. Bütün bu gibi güzel özellikleri nedeniyle de melekler kültürümüzde iyilik ve güzelliğin sembolü olarak görülür.

{ 1 Comment }

Allah’a İman Nedir- Kısaca

Hz. Muhammed (s.a.v.), peygamber olarak görevlendirildiğinde insanları öncelikle Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaya çağırmıştır. Bu nedenle özellikle Mekke döneminde gelen ayetler İslam’ın inanç esasları üzerinde durur. Bu ayetlerin üzerinde en çok durduğu konulardan biri ise Allah’ın varlığı, birliği ve yaratıcılığı olgusudur.

Yüce Allah her şeyi gören, işiten, bilen bir varlıktır. O, sonsuz bilgi sahibidir. Varlıkları mükemmel bir şekilde yaratması, onun gücünü, bilgisini ve kudretini göstermektedir. O, evrende gerçekleşen her şeyi bilir. “O, öyle Allah’tır ki ondan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir …” mealindeki ayet bu gerçeği dile getirmektedir.

{ Add a Comment }

Allah Her Şeyi Yaratan, Yaşatan ve Gözetendir

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayetlerinden birinde, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” buyrularak Yüce Allah’ın yaratıcılık sıfatına dikkat çekilmektedir. Kur’an’ın daha birçok ayetinde Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğu açıkça belirtilmektedir. Bu konuyla ilgili ayetlerden birinde şöyle buyrulmaktadır: “O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır… Her şeyi o yaratmıştır…”

Kur’an’ı Kerim’de, canlıların yaşaması için Allah’ın var ettiği nimetlerden söz eden çeşitli ayetler bulunur. Bunlardan birinde şöyle buyrulur: “Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik…” Allah, yarattığı evrenin düzenli bir şekilde işleyişini de sağlamaktadır. Bu sayede Güneş, Ay, Dünya’mız ve diğer gezegenler birbirine çarpmadan düzenli bir şekilde hareket etmektedir.

Bu durum, Allah’ın hem yaratan hem de koruyup gözeten bir varlık olduğunu ortaya koymaktadır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan bir ayette bu konuyla ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “…Biz yakın semayı kandillerle donattık ve onu bozulmaktan da koruduk. İşte bu aziz, alim Allah’ın takdiridir.”

Allah âlemlerin Rabb’i, koruyup gözetenidir. O, evrendeki her şeyi olduğu gibi üzerinde yaşadığımız dünyayı ve dünya üzerindeki canlıları da koruyup gözetmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an’da, “… Benim Rabb’im her şeyi gözetendir.” buyrulur.

{ Add a Comment }

kacak iddaa canlı bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri online casino siteleri bahis siteleri canlı bahis siteleri