– Coğrafi şartlar bakımından yaşama elverişli yerlerin az bulunduğu Arabistan Yarımadası’nda, temel geçim kaynağı hayvancılıktı. Bunun yanında tarım ve ticaretle de uğraşılırdı. “Hicaz” adı verilen Mekke ve Medine’nin bulunduğu bölge, Arabistan Yarımadası’nın en önemli yeridir. Mekke, Kabe’nin burada olması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Kabe’nin, İslamiyet öncesinde de kutsal sayılan ve yılın belirli aylarında ziyaret edilen, putların bulunduğu bir yer olması Mekkelilere diğer şehirlere karşı üstünlük sağlamıştır.

– Mekkeliler, ticaretle uğraştıklarından ve Kabe’den gelir sağladıklarından zengindiler. Diğer Arapları Bedevi, çiftçi diye küçümserlerdi. Mekke ile Medine arasında eskiden beri süregelen bir rekabet vardı. Mekkeliler, Şam ticaretini ellerinde tutuyorlar ve buradan getirdikleri malları, Kabe’yi ziyarete gelen kabilelere satıyorlardı.

– Arabistan’da sosyal yaşantı oldukça ilkeldi. Cehaletin hüküm sürdüğü bu döneme “Cahiliye Devri” denirdi. Elleriyle yaptıkları putlara tanrı diye taparlar, uğursuzluk olarak değerlendirdikleri, peş peşe doğan kız çocuklarını öldürürlerdi.

– Kabileler halinde yaşayan Araplarda siyasi bir birlik yoktu. Kabileler arasında sürekli bir mücadele ve kan davaları görülürdü.

– Arabistan Yarımadası’nın bazı bölgelerinde, komşu devletlerin egemenliği vardı. Yemen dolaylarında Habeşistan, kuzeyde Bizans, Basra Körfezi dolaylarında Sasani egemenliği hüküm sürmekteydi.

– İslamiyet öncesi Arabistan’da, Nebat, Himyeri, Seba, Main ve Gassani gibi küçük devletler varlıklarını sürdürmüştür.

– Bizans ve Habeşistan’ın tesiri ile Hıristiyanlık bazı kabileler arasında yayılmıştı. Ancak genelde Putperestlik yaygındı. Medine ve Hayber gibi şehirlerde az sayıda da olsa Yahudiler yaşamaktaydı.