Arketip kavramı, yine Jung’un psikolojiye kazandırdığı bir terim. Ancak bu terimi psikologlardan çok, günümüzde batıda hayli yaygınlaşmış bir ekol olan psikolojik astroloji danışmanları kullanıyor. Jung, 1947’de Hint (vedic) astrologu Prof. Raman’a yazdığı mektupta şöyle diyor:  “Ben bir psikiyatriktim ve insanların karakterlerine bir açıdan ışık tuttuğu için astrolojiye ilgi duyuyorum. Astrolojik bulguların başka türlü ulaşamayacağım bilgilere beni götürdüğüne sıkça rastladım.”

Jung’a Göre Arketip Nedir

Jung’un gökcisimleriyle ilgilenmeye başlamasında mitoloji, ezoterik inançlar gibi çeşitli alanları incelemesinin de etkisi olmuştur. Ancak o asıl itibarıyla psikologdur, gök cisimlerine ve burçlara verilen karakterleri, insan psikolojisinin hayal kalıplarına bağlamış ve onlara arketip demiştir. Ancak ona göre kolektif bilinçdışının arketipleri, hem kişisel hem kolektif, bütün psikolojik hayatın altında yatan ve onu harekete geçiren evrensel düzenleyici prensiplerdir.

Jung şöyle diyor: “Astroloji, psikolojinin ilgilendiği kolektif bilinçdışı gibi sembolik birleşimlerden oluşmaktadır: gezegenler bilinçdışı gücün sembolleri, tanrılarıdır. Mitolojinin tanrıları, her şeyi kalıplayan, modelleyen evrenin yaşayan güçlerini temsil ederler. Platon‘un Formları gibi, bir arketip hem sübjektif hem objektiftir, insan bilincinin doğuştan gelen idealarında ve doğanın temel süreçlerinde görülür; sadece insan deneyimi hakkında değil, gezegen hareketleri hakkında da bilgi verir. Arketipin bu ikili doğası, doğum haritasının tam olarak içsel karakterle bu karakteri yansıtan dışsal olaylar arasında köprü kurmasını sağlamaktadır.” (1976)

Jung’ un arketipleri, birçok bilim adamı için bir muammadır. Onun neden söz ettiğini bile anlayamayanlar çoktur. Bununla birlikte ona bir ‘Yeni Çağ peygamberi gibi iman edenler de çoktur.

Jungian astroloji de denilen psikolojik astroloji, arketipleri insanların temel psikolojik dürtülerini anlayabileceği bir dil olarak görür. Bu görüşlerini Jung’un “Astroloji, geçmiş uygarlıkların psikolojik bilgisinin toplamını temsil eder” (s. 142) gibi sözlerinden alırlar.

Bu görüşe göre, insan bilinçaltının bazı ortak figürleri vardır, mesela anne bir ortak figürdür. Geçmiş milletlerde ana tanrıça, toprak ana olarak görülmüştür, aslında insanın doğumla birlikte ayrıldığı bütünlük halinin bir temsilidir. Yine mitolojilerde görülen savaşçı karakterler ve Mars insanın içindeki eril gücü simgeler. Güzellik tanrıçaları ve Venüs ise dişil gücü temsil eder.

Jung a göre herkes kendi iç dünyasında gizlediği “gölge” kişiliğiyle yüzleşmek ve kendisini bütünleştirmelidir. Böylece komplekslerden kurtulup huzura erecektir.

Günümüzde jungian titrine sahip, psikolojik ekolü izleyen astrologlar kendilerine “doğum haritası danışmanı” diyorlar. Onlar kişinin kendi gölgesini keşfetmesine rehberlik ederek, hayatlarına anlam katabileceklerini öngörüyorlar.