Etiket: astroloji

Astrolojiden Nasıl Yararlanabiliriz – Faydalanmanın Yolları

Astrolojinin arketiplerinden yani temel kavramlarından bahsetmek gerekirse gezegenler, burçlar ve evlerin anlamlarım kafanızda şekillendirdikten sonra sıra hepsini bir araya getirip bir bütün oluşturmaya geliyor. Gelelim bütün bunları nasıl birleştireceğiz ve bize neyi ifade edecekler sorusuna…

Doğum haritamız bize kendimizi ve çevremizi anlamak ve potansiyellerimizi belirlemek açısından çok önemli ipuçları verir. Astroloji sayesinde gizli kalmış yönlerimizin varlığından haberdar olabilir ve hiç bilmediğimiz yeteneklerimizi ortaya çıkartma fırsat bulabiliriz Güneşimizin benliğimizi, ayımızın duygularımızı, yükselen burcumuzun ise sosyal kimliğimizi belirlediğini daha önce de anlatmıştık. İlksel üçlümüzü iyice anladıktan sonra diğer gezegenlerimize ve konumlarına bakmaya başlayabiliriz..

Değerlerimizi nasıl kullandığımızı anlamak için Venüs’ümüze, enerjimizi hangi alanlarda ve nasıl yönlendirdiğimizi anlamak için marsımıza, hayatta genişleme ve büyümeyi hangi alanlarda gerçekleştirebileceğimizi ise Jüpiter’imize bakarak yorumlayabiliriz. Kendimizi nerede eksiklenmiş hissettiğimizi ve kısıtlandığımız ve korku duyduğumuz alanları ise Satürn’ümüz belirler.

Satürn’ün bulunduğu ev ve burcun temsil ettiği alanlarda bir ders alabilir engellerimizi aştıktan sonra yolumuza daha kolay devam edebiliriz. Uranüs orijinalite türkçe porno anlayışımızı, Neptün kalıplardan nerede kurtulmak istediğimizi, Plüton ise yenilenmeyi nerede bulabileceğimizi anlamamıza yardımcı olurlar..

Bir doğum haritasında her gezegen bir burca ve eve düşer ve bunlar kendi aralarında da etkileşim yapabilirler. Etkileşim içinde olup olmadıkları ise birbirleriyle yaptıkları açılara bakarak anlaşılabilir. Açılar iki gezegenin enerjilerinin birbiriyle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu ve hangi alanlarda gerdim veya uyum yaratabileceğini açıklamak bakımından çok önemlidir.

{ Add a Comment }

Astroloji ve Medya İlişkisi Nasıldır

Astroloji ve Medya Arasındaki İlişki:

Gördüğü ilgi sebebiyle olsa gerek medyada da her geçen gün daha fazla karşımıza çıkan astrolojiye; olumlu ve olumsuz tepkiler de artıyor.

Medya yorumlarına baktığımızda bazı okurların astrologlara yer veren televizyon programları ve gazete eklerini eleştirdiğini görüyoruz. Bu okurlar, “Reyting kaygısıyla bu zamanda hala bu hurafelere sayfalarınızda yer veriyorsunuz,” diyerek gazete yöneticilerini eleştirirken, zihinlerindeki “eski olan her şey hurafedir, yanlış bilgidir” ön yargısını yansıtıyorlar.

Aslında işin doğrusu, modern bilim teorilerinin çoğu kısa zamanda çürütülmüşken, astroloji zamana en fazla dayanmış bir paradigmaya sahiptir. Hatta modern astrolojiden çok, klasik ve ortaçağ astrolojisine güven duyulmaya başlanmıştır. Buna rağmen “eski olan her şey inançtır, hurafedir. Yeni olan her şey bilgiye dayanmaktadır” ön kabulü birçok kişinin astrolojiyi bilime karşıt ve düşman bir olgu gibi görmeye itmektedir. Kısacası astrolojinin itibarını zedeleyenlerin çoğu, onu bilgelik yöntemi olarak kullananlar değil, ondan kazanç sağlayanlar.

Bunun yanında tütsü,, mum, kristal, taş vs. malzemelerle şifa ve mutluluk dağıttığını ileri süren, bunların ticaretiyle kazanç sağlayan kişilerin astrolojiyi dayanak olarak kullandıkları görülüyor. Bu kişilerin, mesela “yengeç burçluların taşı şudur”, “aslan burçlular bu taşı üzerinde bulundururlarsa onun enerjisinde fayda görüler” şeklinde iddialarda bulundukları görülüyor.

Elbette bilimsel açıdan geçerliliği olmayan, ya da en azından kanıtlanamayan bu iddialar, bilim çevrelerinin astrolojiye şans tanımasının önüne geçiyor. Bir yerde onu meşruiyet alanının dışına itiyor.

Yine astrolojik verileri kullanarak inançlarına dayanak sağlamaya çalışan çeşitli inanç çevreleri de astrolojinin itibarını zedeliyor. Mesela çocuğunun indigo çocuk, kristal çocuk olduğunu veya kendisinin dünya planındaki enkarneleri tekamül etmek için seçilmiş bir ruhani rehber veya kanal olduğunu ileri süren bir kişi, bunun için astrolojik veriyi kullanabiliyor. Bu durumda yine astroloji bu iddialarda bulunan kişilerle birlikte itibar yitiriyor.

Kısacası, astrolojinin medyada ve kültür organlarında daima kuşku götürür iddia ve uğraşlarla bir arada anılması, onun da aynı kefeye konulmasına neden oluyor.

Bilim çevreleri ve taraftarları medyayı astrolojiye çok fazla yer vermekle suçlasa da, aslında medya da astrolojiyi tüketen ve imajını zedeleyen faktörlerin başında geliyor.

Sanılanın aksine medya astrolojiye hiç de tarafsızca yer vermiyor. Genel bir gözlemle meydanın astrolojiye gösterdiği ilgiyi şöyle sınıflandırmak mümkün:

a-) Bir kısım medya, kadın sayfasına yerleştirdiği yeni yetme bir astrologun, günlük, haftalık yorumlarını yayınlayarak sayfasını renklendiriyor. Bu yorumlar, aşk, para, kariyer, sağlık gibi konular çerçevesinde yapılan basit ve herkese uyacak pembe yorumlardan oluşuyor. Bu yazılarda medya kuruluşunun amacı, herkesin ilgisini çekecek unsurlar içeren yazılarla okuyucuyu eğlendirmekten ibaret. Ancak astrolojiyi böyle eğlence unsuruna dönüştürmek alaycı yorumlara ve aklıselim sahiplerinin eleştirilerine sebep oluyor.

b-) Bir kısım medya ise; belki de okur tepkilerini de yumuşatmak adına, astrolojiye hafifçe alaycı ve bolca kuşkucu bir dille yer veriyor. Bu çeşit yayınlarda mizahi ve hatta ironik bir dil kullanılıyor. Astrologların kazançları, kullandıkları dil, sosyetenin konuya alakası hafifçe tepeden bakar bir tavırla aktarılıyor. Tarihte ve günümüzde bazı kişilerin astrologlarına sormadan hiçbir şeye karar veremeyişleri gibi kişilik bozukluğu tabloları konu ediliyor ki bu eleştirilere hak vermemek elde değil.

c-) Son zamanlarda görülen bazı nitelikli yayınlarda ise, eğitimli astroloji danışmanlarının analizlerine rastlanıyor. Bu çeşit yazılarda umumiyetle günlük ay değişimlerine bağlı aşırılıktan uzak, bilgiye dayalı analizleri görüyoruz. Bunun yanında daha yavaş hareket eden gezegenlerin anlamına uygun olarak, jeolojiden sağlığa, ekonomiden siyasete çeşitli alanlarda beklenen değişimler, ciddi ve sorumlu bir üslupla yazılıyor. Elbette bu yazıların görülmeye başlanması, astrolojinin ciddi ve bilimsel bir disiplinle değerlendirileceği konusunda ümit verici gelişmeler.

{ Add a Comment }

Gerçek Astroloji – Burç Yorumu Nasıl Olmalı

Gerçek Astroloji Yorumu Sahte Olanından Nasıl Ayırt Edilir:

Bir astrologun gerçekten astroloji bitip bilmediğini ölçemiyorsanız, en azından kişiliğini tanımaya çalışabilirsiniz. Aceleci, abartıcı, sizi dinlemeye ve anlamaya çalışmadan, titizlik göstermeden kesin şeyler ileri sürenler ya tamamen sahtekârdır ya da acemidir.

Çünkü gerçek bir astrolog, bir haritaya göz atıp kişinin başından kaç nikâh geçeceğini filan söyleyemez. İşin doğrusu birçok İçişinin evlilik evinde veya bu evin fokalizöründe bazı işaretler görülür. Ancak bir işarete bakıp, boşanmalardan, aldatılmaktan ve felaketlerden söz edilmesi mümkün değildir. Çünkü kötülükler yıldızlardan gelmez, insanların egosundan kaynaklanır. Her açı, kötülüğü göstermez, belki bir çelişkiyi, uzlaşmazlığı, bir hayat sınavını işaret eder, ama suçu ve kötülüğü değil. Çünkü kötülüğü insanlar işler, yıldızlar insanlara işletmez.

Belki kişinin evlilik evinden geçen sert açı gibi bir işaret, onun evlilik kararını ailesine kabul ettirmesinde yaşadığı ufak tefek birkaç zorluğu gösterebilir. Yine bu tip açılar, kişinin eşinin çok seyahat eden bir insan olmasını, bu yüzden tatmin edici bir ilişki yaşanmadığını anlatabilir. Bazen de bir açı İtişinin evlilikle kariyer arasında çok bocalaması gibi psikolojik bir durumu gösteriyordur. Bunlar ise sıradan, herkesin yaşadığı türden problemlerdir.

Ama senarist olması gerekirken astrologluğa soyunmuş bazı falcılar, kendi zihinlerinde dramatik hikâyeler tasarlamaya bayılırlar. Üstelik müşterilerinin anlamadığı astroloji sembolleriyle ve literatürlerle konuştukları için hayli inandırıcı olabilmektedirler. Mesela “Uranüs, ani yıkıcı bir etki yapar.” “Satürn kronik, bitip tükenmeyen bir problemi gösterir.” Diyerek, kişileri umutsuzluğa sürüklemeleri mümkündür.

Günümüzde sözde astrologlardan kötü haberler aldığı için birden hayata bakışı kötüleşen, yaşadıklarından dolayı kendisine acımaya başlayan birçok mağdur vardır. Hatta astroloji öğrenmek için başvuranlardan bazıları astrolog mağdurlarıdır. Bir dergide yazan astrologdan aldığı kötü haberlerin gerçek olup olmadığını iyice öğrenmek için astrolojiyi enine boyuna öğrenmeye girişen bir arkadaşımız vardı.

Doğrusu astroloji ilminin verileri genellikle iyimser tablo çizmeye elverişli değildir. Her doğum haritasında kişinin hayat sınavlarını işaret eden bazı göstergeler vardır. Ancak bunlar zamana paylaştırılmıştır ve zamanı geldikçe yaşanacaktır. Onları yaşayacağı zaman geldiğinde zaten sabretmesi veya zorlukları aşması için gerekli gücü de olacaktır.

Çünkü başa gelen her şeyin yanında ona karşı koymak için gerekli güç de verilmektedir. Hayatımız tesadüflerle ilerlemiyor yahut bir kısım güçler arasındaki kör dövüşünün kurbanı değiliz. Eğer astrolojiye inanıyorsak şuna da inanmalıyız, Hikmetli ve Merhametli bir el tarafından yönetiliyoruz. Eğer buna inanmıyorsak, astroloji öğrenmeye hiç cesaret etmesek daha iyi. Çünkü bu bilgi bize çok fazla müjde verecek değil, aksine kaderin mahkûmu olduğumuzu söyleyecek. Başımıza gelecek bazı sıkıntılı olayları önceden hissettirebilecek.

Bunları ancak çok olgun ve hayatın manasını iyi kavramış insanlar hazmedebilir Yeterince olgun olmayan insanlara hiç gerek yokken, başına gelecek kötü şeyleri haber vermek, sabır ve karşı koyma enerjisini önceden tüketmesine neden olabilir. Hem astrolojide hiçbir işaretin tam olarak neyi gösterdiği bilinemez. Bundan dolayı bu gibi haberler boşu boşuna acı verici olmaktadır.

Hemen hepimiz bir gün anne babamızı yitiririz, bir gün eşimizi yitirir yalnız kalırız. Elbette her insan bir gün ölecektir, bu ya bir hastalık ya bir kaza ya da yaşlılık bahanesiyle olacaktır. Bunlar kaçınılmazdır, ama bunları önceden haber almak bizi umutsuzlaştırabilir.

Hatta emekli olmamız, çocuklarımızın büyüyüp kendi yuvalarını kurmak için bizi terk etenesi gibi bir yönüyle istenen durumlar bile biraz buruk duygular yaşatır. Artık bu dünyada yalnız ve değersiz hissetmemize neden olabilir.

Yahut işimizde terfi etmemiz gibi olumlu olayların bile daha fazla sorumluluk, daha fazla stres ve problemlerle baş etmek zorunluluğu gibi yan tesirleri vardır. Bazen bir astroloji haritası, işte yükselme sevincinden çok, karşılaşılacak sorunları vurgulayabilir. Bunları önceden ve dramatize ederek haber vermek gereksiz ve faydasız bir uğraştır.

Astrologlar bu nedenle gelecekten bahsederken çok dikkatli olmak, hatta bize kalırsa danışanlarını buna teşvik etmemelidirler. Ancak günümüzde popüler astroloji en fazla tahminlere odaklanmıştır. Bu da büyük bir çoğunluğun astroloji için olumsuz düşünmesine sebep olmaktadır.

{ Add a Comment }

Günümüzde Astroloji ve Fal Karıştırılmaktadır

Astroloji ve Astrolog Nedir –  Medyum ve Falcı Kimdir:

Günümüzde astroloji denilince akla gelen çoğu zaman fal olmaktadır. Hatta yıldız haritası çıkarmaktan ve okumaktan hiç anlamayan, ama kendine astrolog diyen pek çok kişi vardır. Tarot kartları açmak gibi uğraşıların çoğu faldan öte bir şey değildir.

Kendisine astrolog diyen, ama kart açan veya gönlüne bir şeyler doğduğunu söyleyen kişiler, insanların gelecek merakını tatmin edecek şekilde konuşan falcılardır. Bunların kurduğu cümleler,”Kalbin kararmış. Şu anda zor bir dönem geçiriyorsun ama geçecek. Çok büyük hayallerin var, bunların bazısına erişeceksin, bazısına erişemeyeceksin. Ama yakın zamanda güzel bir haber alacaksın.” Türünden şeylerdir.

Bunlar aslında hemen herkese uyabilecek cümlelerdir. Hemen herkes şu anda zor bir dönem geçirdiğini düşünür. Bunun geçeceğine daha iyi günlerin geleceğine inanmak ister. Yine herkesin hayalleri vardır ve bir kısmına ulaşır bir kısmına ulaşamaz. Bunlar umut vermesi bakımından hoş, ama falcıya üç beş kuruş kazandırmak dışında boş şeylerdir.

Bu tip falcılar en azından umut verdikleri için aldıkları parayı hak eden, iyi örnekler sayılırlar. Bir de inandırıcılık sağlamak için veya başka bir nedenle muhataplarını korkutan falcı astrologlar vardır. Bunların bazıları yarım yamalak astroloji bilgilerini de kullanır.

Genellikle; “Evlilik evinde çok karışık durumlar görünüyor. Başından üç nikâh geçecek. Birincisi seni terk edecek ama çok pişman olacak. İkincisi çok iyi olacak ama kazada ölecek. Üçüncüsünü pek sevmeyeceksin ama o seni sevecek” gibi bol hayal gücü içeren yorumlar yaparlar. Bunların bazen aklı başında kişileri bile karamsarlığa sürükledikleri görülür. Bu gibi yorumların çoğu, ya biraz hayal gücü katılarak abartılmış analizlerdir, ya neredeyse tamamen kafadan atılmış hikâyelerdir.

Bu kişilerin bir kısmının şizodipal kişilik bozukluğu vardır. Şizodipal kişilik bozukluğu olan kişiler bir çeşit toplum dışı tiplerdir. Zihin yapıları normal insanlardan daha farklıdır. Bunlar bir sır verir gibi konuşur ve olağandışı özelliklere sahip olduklarını söylerler. Birçok zaman olaylara olağan dışı bir anlam ve yorum katarlar.

Konuşmalarının garipliğinden zihin yapılarını anlayabilirsiniz. Genellikle dağınık, konu dışına aniden geçen, belirsizlik taşıyan konuşmaları vardır. Çoğu kez olağan dışı tavırları, toplumsal gerekliliklere karşı ilgisizlikleri dikkat çeker. Kişiler arası ilişkileri sorunlu olarak yaşarlar ve kendilerini ilişkide rahatsız hissederler. Bunların kendilerine astrolog demesi, astrolojinin itibarına büyük zarar vermektedir.

Bunun yanında halk kesimlerinin bilime karşı ilgisizken hayal ürünü olan şeylere rağbet etmeleri de çeşidi kesimlerce kınanmaktadır. İnternet sitelerinde rastladığımız bazı eleştirilerde “bilimin ışığı dururken, bu (pseudo Science) sahte veya sözde bilimlerin insanlar arasında revaç bulmasından” şikayet edildiğini görüyoruz.

Yani bir bakıma astroloji ile uğraşanlar; uzaylılardan mesaj aldığını ileri sürenlerle, medyumlarla, büyücülerle bir tutulmaktadır. Bu durumda astrolojiye gösterilen tepki, gizemli ve paranormal olayları konu alan popüler yayınlara gösterilen tepkiyle benzer olmaktadır. Bu eleştirilerde insanların sorunlarına akıl yoluyla çare aramak yerine yine eski zamanlardaki gibi sezgileri ve hisleriyle çare aramasına karşı duyulan tepki olduğunu görüyoruz.

Kanıtlanamadığı halde inanılan hurafelerin hala kabul görmesi, asrımız insanına yakışmayan bir ayıp sayılıyor. Oysa her şeyden önce astroloji bir medyumluk ürünü değil, mistik çalışmalara ve gönle doğan bilgilere dayanmıyor. Astrologlar gök cisimlerinin konum ve açılarını objektif bir akılla, mevcut tecrübe birikimiyle ölçüp biçiyorlar.

Hiçbir astrolog ne rüyasında gördüğü ne de trans sırasında kendisine görünen varlıklardan bir takım bilgiler aldığını iddia etmiyor. Bunu iddia edenler varsa, onlar medyum-kahindir. Medyum kahinlerin sözleri sübjektif sezgilere dayanmaktadır.

Astrologlar ise, herkesin gözlemleyebileceği pozitif olgular üzerinde konuşmaktadırlar, yani gök cisimlerinin konumlarını hesap kitap konusu etmektedirler. Eğer bir astrolog, yengeç burcu konumları için ” duygusal…” yorumu yapıyorsa, bu, tecrübelerle ulaşılmış bir bilgidir, tahmin veya içe doğma ürünü değildir.

Ancak elbette ki, “yarın yengeçler güzel bir haber alacaklar” diyen bir kişi kendisine astrolog deyince, astrolojinin de saygınlığı ciddi bir şekilde zedeleniyor.

Aslında gördüğümüz kadarıyla astrolojiye yönelen eleştirilerden birçoğu, onu uygulayanlara veya onu kullanarak çalıştığını iddia edenlere yönelen eleştiriler. Mesela internette bir genç,“Kadının biri çıkmış televizyona, önündeki kartlara bakıp bakıp, telefonla bağlananlara pembe haberler veriyor. Bu nasıl bilimsel olabilir!” diyor.

Her ne kadar tarot falının, astroloji ilmiyle sadece dolaylı bir ilişkisinin olduğunu, asıl olarak astrolojinin bir fal olmadığım ileri sürecek olsanız da bu falcılar kendilerine astrolog dediği sürece bu savunmanın bir geçerliliği olmuyor. Burada da her ne kadar tepki, astrolojinin kendinden çok onun adını kullanan falcılara yönelse de, bu arada kadim astroloji bilgisi de itibar yitiriyor.

İşin doğrusu astrolojik işaretlerin analizlerinde hiçbir zaman böyle bir kehanet dili kullanılamaz.

{ Add a Comment }

Astroloji ve İnanç İlişkisi Nasıldır

Asrroloji ile İnanç Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır:

Astroloji, bilimle inancın ayrılmadığı çağlarda her ikisiyle de yakından ilgili bir sembol diliydi. Çünkü o zamanlar bilimin amacı, “tanrıların doğadaki mesajlarını çözerek onların ne istediğini anlamak ve uyumlu davranmak”tı. Gökcisimleri ise, doğadaki en saf varlıklardı, burçlarda hareket ettikçe berrak mesajlar taşıyorlardı.

O zamanlar tanrıların istediği gibi hareket etmesi beklenenler toplumun yönetici tabakasıydı. Halk ise, bu konuda onlara yardım etmek üzere seferber olmaya hazırdı. Belki halkın asıl istediği, tanrının gazabından korunmak ve bereketini ummak gibi şeylerdi, ama bunu nasıl sağlayacaklarını söyleme yetkisine sahip tapınak kâhinlerine itaate hazır idiler.

Günümüzde astrolojinin inançla alakası elbette bu şekilde değil. Ancak astroloji doğası gereği inançtan bağımsız da olamayan bir konu… Bir ucu kadere veya evrenin işleyişine diğer ucu insan ruhuna uzanan bir uğraşının inançtan bağımsız olması mümkün müdür?

İnanç konusu özellikle astrolojide ilerledikçe karşımıza daha çok çıkmakta, bu bilginin nasıl yorumlanacağından nasıl değerlendirileceğine kadar çeşitli alanları etkilemektedir. Nitekim günümüzde bir çok astrologun, uzak doğu inançlarını veya ezoterik yaşam felsefelerini kendilerine danışanlara telkin ettiğini görüyoruz. Her ne kadar astrolojiyi inançtan bağımsız olarak, bir bilim gibi değerlendirelim diyenler olsa da bu mümkün olmamaktadır.

Çünkü her şeyden önce hemen herkes şu sorunun cevabını merak etmektedir: “Neden başkalarının haritası, hayatı vs. şöyle de, benim haritam böyle?” Bir arkadaşımız, boyun kireçlenmesi şikâyetiyle reiki terapisi almak için bir uygulayıcıya başvuruyor. Bu sırada vedic astrolojiye başvurması öneriliyor. Astrolog kendisine “geçmiş hayatında boğazın kesilerek veya boynun üzere düşerek ölmüş olabilirsin” diyor. Aslında elbette bunu astroloji bilgisiyle söylemiyor, astrolojik veriyi inancına göre yorumluyor. Bunun gibi birçok örnekten söz edilebilir.

Hatta inançsız birisi için bile astroloji başlı başına bir inanç haline gelebiliyor. Bunu kullanılan dilde görebiliyoruz. Aynı gökyüzündeki tanrıların yer yüzüne hükmetmesi inancına benzer şekilde “…5. evinizi başak kesiyor, bu nedenle çocuklarınızı Merkür yönetiyor…” gibi cümleler kuruluyor.

“Yönetiyor ne demek?” diye bir soru yöneltilse, “bunlar eski tanrılardır. Hala evrende hâkimiyet alanları olduğunu görüyoruz…” diyenler çıkabiliyor. Kısacası astroloji hala üzerinde her konuşanın farklı bir şeyler söyleyebildiği bir alan. Onu bir bilimden çok bir inanç gibi gösteren de bu… Astrolojinin ezoterik anlayışlardaki yerine gelince, bunu idealist felsefeye daha yakın duran mistik anlayışlara göre açıklamak daha doğru olur

{ Add a Comment }

Astrolojiye neden – Niçin İnanıyoruz

İnsanlar Neden Astroloji ile İlgilenir

Astroloji; birçoğumuz için son derece ilgi çekici, ama yine birçoğumuz için bir o kadar da kuşku uyandırıcı bir olgu. Ona olgu dememizin nedeni, gerçekten de olumlu veya olumsuz hiçbir niteleme ile yorumlamadan objektif bir şekilde bakacak olursak astrolojinin kitlelere mal olacak şekilde yaygınlaşması “sosyal bir olgu” olması.

Eski zamanlarda özel bir eğitim biçimiyle öğretilen, hatta çoğu zaman sadece tapınak rahipleri tarafından bilinen bu bilim veya sanat, günümüzde kitaplarla, internet siteleriyle kitlelerin öğrenebileceği şekilde yaygınlaşmış durumda.

Belki bu sorunun cevabının kişilere özel olduğunu düşünebiliriz. Bazı kişiler karakter bilimlerine ilgi duyuyorlar, insanlar arası benzerlikler dikkatlerini çekiyor ve bunu bir açıklamaya bağlayan her türden çalışmaya ilgi duyuyorlar.

İnsanlar Neden Astrolojiye İlgi Duyuyorlar?

– Eskiden beri insanların yüz biçimleriyle, beden şekilleriyle karakterleri arasındaki ilişkiye dair gözlemler yapılmış, hatta bu bilim haline gelmiştir. Hatta psikoloji ilminin kuruluş döneminde beden tipleriyle yatkın olduğu ruhsal hastalıklar arasında ilişki olduğundan söz edilmiştir. Astrolojinin bu sahada sınıflandırma kolaylığı sağlaması birçok kişiye cazip gelmektedir.

– Doğum tarihi bilinen herkesin astrolojik verisine ulaşılabiliyor. İşte bu nedenle kişiler birbirlerini doğru şekilde tanımak için burçlarla sınıflandırmaya çalışabiliyorlar.

– Bunun yanında yine birçok insan kendisini tanımak istemektedir. Bunu öncelikle potansiyellerini tanımak, eksiklerini bilmek ve çözümleyebilmek için istemektedir.

– Karakter özelliklerini tanımak istemenin hiç kuşkusuz başlıca nedenlerinden biri de iş veya özel ilişkilerdeki uyum veya uyumsuzluğun nedenini aramaktır. Bir insan, bir kısım insanlarla daha kolay anlaşırken bir kısım insanla pek ilişkisini yürütememektedir. Pozitif bilim bu gibi durumları açıklamak için davranış meyillerini gruplandırmaktadır. Bunun için çeşitli testler uygulanmaktadır.

– Günümüzde medya organlarında yayınlanan bu psikolojik testleri çözmeye veya çözdürmeye meraklı birçok kişi görürüz. Ancak insanlar testlere bilinçli bir şekilde cevap verdikleri için kendilerini olduklarından başka türlü göstermeleri de mümkün. Bu durumda bu testler objektif bir bilgi vermiyor.

– Bunun yanında insanın kendisine karşı tarafsız olabilmesi zor. Oysa astroloji kişiler hakkında tarafsız bir yargıda bulunma kolaylığı sağlıyor.

– Bunun yanında günümüzde tek tipleştirici bir eğitim hayatından geçirilen, yine tek düze bir iş hayatında sürüklenen insanlar, bu dünyadaki görevinin ne olduğunu anlaması için kendisine rehberlik yapabilecek bir yol gösterici aramaktadır.

Günümüz eğitim sistemi, öğrencileri birçok konuda bilgi ve beceri ile donatırken, en başta kendisini tanıması için yeterince eğitmemektedir. Oysa çoğu insanın asıl ihtiyaç duyduğu bilgi, trigonometri değil, kendi iç çelişkilerinin çıkış noktasıdır.

İşte bu noktada psikolojik astroloji yorumlarının insanlara bir çıkış noktası gösterdiğini düşünebiliriz. En azından niyet olarak, geleceği öğrenmektense kendini tanımanın kişinin hayatına daha fazla değer katabileceğini kabul etmek zor olmasa gerek. Ancak bu ekolün de bazı sıkıntıları var.

{ 1 Comment }

Astroloji Neden Bilim Dalı Değildir

Astroloji Niçin Bir Bilim Dalı Olamamıştır:

Astrolojinin bilimsel sayılması için uğraş veren birçok astrologun yanında, onu sınamaya çalışan birçok araştırmacı da hayat hikâyeleri benzer durumlardaki kişilerin haritalarını karşılaştırıyorlar. Böylece mesela sporcular arasında birçoğunun haritasında Mars’ ın önemli bir yerleşime sahip olduğu gibi kanıtlara ulaşıyorlar. Bu araştırmalar, 70 li yıllarda Fransız istatistikçi ve araştırmacı Michel Gauquelin‘in yaptığı çalışmalardan beri sürüyor. Hatta bu araştırmacının “Tenacious Mars Effect” yani Kuvvetli Mars Tesiri olarak adlandırdığı durumlar, astrolojinin prensiplerinin anlaşılmasında değerlendiriliyor.

Kısacası astroloji, bilimin yararlandığı gözlem, deney ve istatistik gibi yöntemleri kullanması bakımından bir bilim dalı olma iddiasını sürdürüyor. Ancak bunun yanında inkâr edilemez bir gerçek var ki, astrolojinin dilini anlamayan ve ona inanmayanlar için ikna edici bir delil bulmak hala zor. Çünkü astrolojinin bilimsel çalışmaya el vermeyen yanları da var.

Her şeyden önce astrolojinin nasıl çalıştığını bilmiyoruz. Gerçekten de yeryüzünde dünyaya gelen bir bebeğin özellikleri, kişiliği ve kaderiyle o andaki gök cisimlerinin duruşu arasında nasıl bir etkileşim olabilir? Eğer bir etkileşim olduğu varsayılsa bile, nasıl oluyor da bu çocuğun bütün bir hayatı boyunca doğum anının özellikleri belirleyici olabiliyor?

{ Add a Comment }

Astrolojide Manyetik Alan Teorisi Nedir

Astrolojide Manyetik Alan Etkisi:

Astrolojinin etki mekanizması üzerine geliştirilen bir başka teori de manyetizma temelli bir görüştür. Gezegenlerin manyetik etkilerinin anne rahmindeki bebeğin beynine şekil verebileceği konusunda iddialar mevcuttur. Hatta bu iddialardan biri, Kraliyet Astronomi derneğinin Üyesi astrofizikçi Perey Seymour’a aittir.

Seymour; Astrolojinin Bilimsel ispatı’(The Scientific Proof of Astrology) isimli kitabında “dünyanın manyetik alanının Güneş ve Ay’a ait manyetik alanlarla etkileştiğini” ileri sürmüştür.

Seymour’a göre gezegenler Güneş çevresindeki dönüşleri sırasında Güneş yüzeyinde etki yaparak partikül emisyonuna sebep oluyor. Bu partiküller ise dünyanın çevresindeki manyetik alanı etkiliyor.

Dr. Seymour güneş lekeleri döngüsü ile Jüpiter ve Satürn arasındaki açılar arasındaki ilişkiyi incelemiş, bu süreçlerin dünyada atmosferindeki iyon dengesini değiştirerek canlılar üzerinde etkili olabileceğini söylemiştir.

Seymour’a göre manyetik etkileşimlerin anne rahmindeki bebeğin beyninin gelişmesine tesiri olabilir. Öyleyse: “Bu da gösterir ki, tüm güneş sistemi dünyanın manyetik alanı üzerinde bir senfoni çalmaktadır. Hepimiz de genetik olarak bu senfoniden değişik melodiler almak için akort edilmişizdir.”

Elbette bu iddialar, diğer astronomlar tarafından henüz ikna edici bulunmamıştır. Çünkü astrolojinin iç ilkeleri doğum anına büyük bir önem atfetmektedir. Bebeğin doğum anındaki gökyüzü durumunun onun bütün bir karakteri ve hayatıyla ilgili olduğunu kabul etmektedir. Bunun ise manyetik tesir teorisiyle açıklanabilmesi çok fazla zorlama gerektirir. Çünkü bebeğin genetik seçimi anne rahmine düştüğü anda yapılmıştır. Daha sonra da iyi beslenmeye vs. etkilere bağlı olarak gelişimini sürdürmüştür. Doğum anının nasıl bir önemi olabilir ki?

Hem bu nasıl bir manyetizmadır ki, yalnız beden sağlığını veya beyin merkezlerine bağlı olarak huylarını değil, kişinin mesleğini, evliliğini, kariyerini gösterebiliyor? Hepsi bir yana astrolojinin kullandığı en temel bilgi birimlerinin bilimsel açıklaması yoktur. Astrolojide burçlar denilen sabit yıldızlar büyük bir rol oynamaktadır ki, bunun izahının astrofizik tarafından yapılması çok güçtür. Çünkü burçları oluşturan yıldızların en yakını, akıl almaz ölçüde uzaktır. Hem onları bir arada takımada olarak düşünmek insan duyularının yanılgısıdır.

Bu yıldız takımlarını oluşturan yıldızların çoğu birbirinden çok uzak ve bağlantısız yıldızlardır. Bir birleriyle ilgisi bile olsa o kadar uzaktan manyetik etkilerinin olması akıl almaz. İyi düşünülecek olursa, o kadar uzaktaki yıldızın manyetik etkisi, ameliyat odasındaki lamba ve elektronik cihazların etkisinden, kıyas kabul etmez bir şekilde zayıf kalacaktır.

Kısacası güneşin veya bir başka gök cisminin bir burçtan geçerken etkisinin değişmesi ve o sırada doğan bebeğin beynini farklılaştırması hiçbir şekilde bilimsel izahı yapılamayan bir iddiadır. Bunlar da yetmezmiş gibi, burçlara adlarını veren yıldız takımadaları binlerce yıl önceki yerlerinde değildir. İşin doğrusu astrolojinin ne manyetizma ne de başka bir bilimsel izahla uyuşması çok kolay değildir.

{ Add a Comment }

Astroloji Nasıl Çalışıyor

Astroloji Nasıl Çalışır:

Gerçekten de üzerinde düşünülmesi gereken bir sorudur bu; gök cisimleri nasıl olup da bizim hayatımızla ilgili olabiliyor? Eğer gök cisimleriyle dünyadaki varlıklar arasında gerçekten de bir etkileşim varsa, bu etkinin mekanizması nedir?

Astrolojinin bilimsel bir disiplin olduğunu ileri sürenlere bu sorunun yöneltilmesi kaçınılmazdır. Çünkü bilim, nedensellik yasasına dayanır, yani her olayın bir nedeni olduğunu kabul eder. Causality yani nedensellik ilkesi, neden ile etki arasındaki bağlantının zorunluluğunu dile getiren ilke, doğa bilimlerinin temel ilkesidir. Aristoteles‘in ortaya attığı ilke, Bacon, Galilei, Kepler gibi bilim adamlarının çalışmalarının dayanağı olmuştur.

Bu yasaya göre, gezegenlerin insan ve hayatı üzerinde etkisi olduğundan söz ediyorsak, bu etkinin nasıl olduğunu açıklamamız gerekmektedir. Bu paradigmayla eğitilen batılı zihinler, astrolojinin mekanizmasını etki – tepki kavramlarını kullanarak açıklamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en eskisi, gezegenlerin çekim gücünün, insan üzerinde etkili olabileceği varsayımından çıkmıştır.

1953’de Dr. Frank A. Brown, bazı istiridyeler üstünde deneyler yaparken çok şaşırtıcı bir şey keşfeder, istiridyeler Ayın çekim gücünü hissedebilmektedir.

Dr. Brown’ın Long Island Sound‘un sularından yaşayan istiridyelerin suların gelgit olayına uygun olarak, yükselme ve alçalma devrelerine göre açılıp kapandıklarını gözlemektedir.

Bunları doğdukları yerden alıp suyla dolu bir tank içinde Illinois’ deki laboratuarına getiren Dr. Brown; onların iki hafta süreyle eski yerleriyle aynı ritimle açılıp kapandıktan sonra bir gün birden bire kapandıklarını ve birkaç saat öylece kaldıklarını görür. Bir süre böyle kalan istiridyeler farklı ve yeni bir ritimle açılıp kapanmaya başlarlar. Bu ritim, doğdukları yerin ritminden farklı, bulundukları noktada deniz olsa suların yükselmesi gereken saatlere uygun yeni bir ritimdir.

İstiridyelerin bulundukları yerin coğrafi enlem ve boylamlarına uygun şekilde ritimlerini yeniden ayarlamaları Ayın çekim gücünün hissetmelerine bağlanır. Buradan yola çıkan bazı astroloji severler, “insanın da dörtte üçü sudan oluşuyor. Ayın gelgitlerini insanın hissetmemesi ve etkilenmesi mümkün mü?” derler.

Nitekim bu doğrultuda, akıl hastanelerinde dolunay zamanlarında hastaların huysuzluklarında artış olduğu yönünde bildirimlerden bahsedilmektedir. Polisiye vakalarının da dolunay gecelerinde belirgin bir şekilde arttığı ileri sürülmektedir.

Elbette insan beyninin su içinde yüzdüğü göz önüne alınınca yer çekiminde görülen değişikliklerin bazı hassas kişileri etkileyebileceğini kabul etmek mümkündür. Yine duygulan oluşturan ajanların çoğunlukla kanla dolaşan hormonlar şeklinde olması da, güneş ve ay tutulmaları, dolunay geceleri gibi zamanlarda etkileşimin olması ihtimalini akla getirmektedir.

Ancak tüm astrolojiyi bu görüşe dayandırmak güçtür. Çünkü astrolojide değerlendirilen gezegenlerden çoğu güneş kadar büyük, ay kadar yakın değildir. Aksine astroloji çalışmasında dünyadan bakıldığında çıplak gözle görülmeyecek kadar uzak cisimlere çok büyük anlamlar yüklenmektedir. Günümüzde bu teori üzerine pek durulmamaktadır.

{ Add a Comment }

Astroloji Bilim midir, Astroloji Bilimsel midir

Astroloji Bilim Dalı mıdır:

Uzun zamandan beridir çok tartışılan bir konu da astrolojinin bilimsel olup olmadığı meselesidir. Günümüzde birçok modern astroloji taraftarı onun bir bilim olduğunu savunmaktadırlar. Örneğin Psikolojik Astroloji ekolünün Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden Barış İlhan; kesin bir dille astrolojinin bir bilim dalı olduğunu söylüyor.

Astroloji Dersleri kitabının da yazarı olan İlhan; bu bilim dalına ait birçok eserin Türkçeye çevirisini yaparak kendi yayın evinde basımını yapmış. Kitabında şöyle diyor: “Astroloji gökyüzündeki hareketler ile yeryüzündeki olayların, koşulların ve durumların bağlantısını araştıran bir bilim dalıdır. Fizik ve kimya gibi pozitif bilim dallarından çok farklı olmasına rağmen başlı başına teknik bir çalışmadır.

Çoğu insanın zannettiği gibi sezgileriniz güçlü olduğu için yerinizde oturarak, gözlerinizi kapatıp transa geçerek, vahiy gibi astrolojik yorumlarda bulunamazsınız. Astrologlar kahve falı, el falı bakmayı bilmezler. Onlar gökyüzündeki cisimlerin doğal döngülerini, dizilişlerini izleyerek yeryüzündeki fiziksel olaylarla aralarındaki bağlantıyı araştırırlar.”

Benzer ifadeleri başka astrologlardan da duyuyoruz. Örneğin Kiraz Çifti, astrolojiyi ekonomiye benzetiyor. Belki ekonomi de laboratuara sokup, ölçüp biçebildiğiniz bir nesne değil ama istatistikler vasıtasıyla ekonomik hareketlerin düzenini bulmaya çalışıyorsunuz. Bunun gibi astrolojide de gezegen hareketleriyle o sıralardaki olaylar ve durumlar arasındaki benzerlikler biriktirilerek belli bir sonuca ulaşmaya çalışılıyor. Hatta bilimde gözlem ve tecrübe biriktirme yöntemi astrologlarla geliştirilmiş bulunuyor.

Babilli astrologların önemli saydıkları dönemler hakkında krala önceden haber verdiklerini, sonra beklentilerinin ne ölçüde gerçekleşip gerçekleşmediğini kaydettiklerini görüyoruz. Veri biriktirme ve prensiplere ulaşma çabasının bir işareti olan bu durum, günümüzde de artarak devam ediyor.

{ Add a Comment }

istanbul escort