Etiket: atatürk

Atatürk’ün Din Bilginlerine Verdiği Değer

Atatürk, din alanında derinliği bulunan kimseleri daima takdir etmiş ve din ile ilgili önemli çalışmaların bu kimseler tarafından yapılmasını arzu etmiştir. Onun Mehmet Âkif Ersoy’dan Türkçe Kur’an meali, Elmalılı Ahmed Hamdi Yazır’dan Türkçe Kur’an tefsiri, Ahmed Naim Efendi’den de Tecrid-i Sarih’in Türkçeye çevirisini yapmalarını istemiş olması bu alandaki titizliğine örnek teşkil etmektedir.

Kararlı ve azimli çalışmalarıyla vatanın kurtuluşuna ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda Millî Mücadele’ye destek veren ulemaya ayn bir önem veren Atatürk, ilk Diyanet İşleri Başkanı olan Rıfat Börekçi’ye de çok büyük saygı ve hürmet gösterirdi.

{ Add a Comment }

Atatürk’ün Okulda Din Öğretimine Verdiği Önem

Atatürk din öğretiminin okullarda verilmesi gerektiğini, “… Bizde ruhbanlık (özel bir din adamları sınıfı) yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeye mecburuz. Her kişi dinini, din işlerini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur.” sözleriyle ifade etmiştir. Atatürk, din öğretiminin okullarda planlı ve programlı bir şekilde verilmesini istemiştir.

O bir sözünde, “Bence bir defa her Müslüman İslami hükümleri bilmeye mecburdur, o hâlde okullarımızda İslami hükümleri öğreteceğiz.” diyerek İslam dininin okullarda öğretileceğini belirtmiştir. Atatürk, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde hem medrese hem de modern okullarda yapılan eğitim öğretimin ortaya çıkardığı olumsuzluklar nedeniyle Tevhid-i Tedrisat (öğretimin birleştirilmesi) Kanunu’nu kabul ederek eğitimi tek çatı altında toplamıştır. Böylece eğitim öğretim, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde ve din öğretimi de okullarda devletin resmî kurumlarında yapılmaya başlanmıştır.

{ Add a Comment }

Atatürk’ün Dinin Anlaşılmasına Verdiği Önem

Atatürk, “saf dini” gölgeleyen hurafeleri, batıl inanışlarla örülü anlayışı eleştirmiş ve dinin hurafelerden arındırılarak tertemiz kılınmasının gereklerine işaret etmiştir. Atatürk, “Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, yüzyıllardır ihmal edilmiş. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur-yorumlar, boş inançlar binayı daha fazla hırpalamış.” diyerek dinin özgün bir şekilde korunmasına dikkat çekmiştir. Atatürk’ün bu sözünde olduğu gibi o sonradan İslam dinine girmiş her türlü hurafe ve boş inanışlara karşı durmuş, akıl ve bilime dayalı bir din anlayışını benimsemiştir. İslam dininin özüyle uyuşmayan hurafeleri dinle ilgisi varmış gibi gösterip onları dinî çıkarları için kullananlarla mücadele etmiştir.

Atatürk, din hizmetlerinin daha sağlıklı yürütülmesi, halkın dinî konularda aydınlatılması ve dinini daha iyi öğrenip anlayabilmesi için bazı çalışmalar yapmıştır. Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasını sağlayarak din hizmetlerinin daha iyi yürütülmesine imkân yaratmıştır. Bununla birlikte İslam dininin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için dinin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesine, tefsirinin yapılmasına destek vermiş ve hadis kaynaklarının dilimize çevrilmesini teşvik etmiştir.

{ Add a Comment }

Atatürk’ün İslamiyet ve Hz. Peygamberle İlgili Sözleri

Atatürk, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hayatıyla ilgili kitaplar okumuş, ona hayranlığını çeşitli sözlerinde dile getirmiştir. Örneğin bir sözünde şöyle i demiştir: “O (Hz. Muhammed), Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir fakat sonsuza kadar o, ölümsüzdür.

Atatürk, İslam dininin akla ve mantığa uygun olduğunu çeşitli sözlerinde vurgulamıştır. Bu konuyla ilgili bir sözünde, “Bizim dinimiz akla en uygun ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur…” demiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, İslam dininin bilime, öğrenmeye verdiği önemi pek çok sözünde dile getirmiş, dinimizin bu konuda kadın, erkek ayrımı yapmadığını vurgulamıştır. Bu konuyla ilgili bir konuşmasında, “… Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, Müslüman erkeğin ve Müslüman kadının beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasıdır…” demiştir.

{ Add a Comment }

Atatürk Dinin Yozlaştırılmasına Karşıdır

Din doğru bir şekilde öğrenilmez ve anlaşılmazsa birçok olumsuzluk ortaya çıkar. Hurafe ve batıl inanışlar artar; taassup, cahillik, kin ve düşmanlık yaygınlaşır. Bu gibi olumsuzlukların yaşanmaması için dinimiz, insanların temel hak ve özgürlüklerine önem vermiştir. Herkesin inanç ve düşünce özgürlüğüne sahip olduğunu belirtmiştir. Buna göre her insan, istediği dine inanıp inanmamakta özgürdür. Bu konuda hiç kimseye baskı yapılamaz. Bütün bu gerçekleri iyi bilen Atatürk, dinin yozlaştırmasına da karşı çıkmıştır.

Tarihî süreç içinde, Müslüman toplumlarda zaman zaman dini istismar edenler, çıkarları için kullananlar olmuştur. Atatürk bu duruma şiddetle karşı çıkmıştır. O, dini kutsal bir kurum olarak görmüştür. Dinin ve dinî duyguların istismar edilmemesi, politik çıkarlar için kullanılmaması gerektiğini savunmuştur. Bu konuyla ilgili bir sözünde şunları söylemiştir: “Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir, işte biz, bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz.” Aynı konuyla ilgili başka bir sözünde ise şöyle demiştir: “… Din ve mezhep hiçbir zaman politika aracı olarak kullanılamaz.” Dinin yozlaştırılması ve doğru anlaşılmaması insanları taassuba yöneltir. Taassup; bir inanışa, bir düşünceye körü körüne ve bilinçsizce bağlanıp ondan başkasını kabul etmemektir.

Atatürk, Türk milletinin İslam dinini doğru bir şekilde öğrenip anlamasına önem vermiş, bunun için bazı çalışmalar yapmıştır. Örneğin ülkemizde din hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için Diyanet işleri Başkanlığını kurdurmuştur. Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesine ve tefsirinin yapılmasına destek vermiştir. Hutbelerin Türkçe okunmasını sağlamıştır. Halkımızın okuyup anlayabilmesi için bazı temel hadis kitaplarının Türkçemize kazandırılmasına öncülük etmiştir.

{ Add a Comment }

Atatürk’e Göre Din Vazgeçilmez Bir Kurumdur

Atatürk, dinin önemini çok iyi bilen bir liderdi. O, dinin toplumsal hayatın vazgeçilmez öğelerinden biri olduğunu, dinsiz milletlerin devamına imkân bulunmadığını söylemiştir. Bu konuyla ilgili bir sözünde şöyle demiştir: “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur…” Başka bir sözünde aynı konuyla ilgili görüşünü, “Din vardır ve lazımdır…” diyerek belirtmiştir. Atatürk, dinin milletimiz için önemini bir sözünde şöyle dile getirmiştir: “Milletimiz dil ve din gibi iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz…”

Atatürk, dinin gelişmeye ve çağdaşlaşmaya engel olmadığı görüşünü savunmuştur. Bu konuyla ilgili bir sözünde şöyle demiştir: “Türk milleti daha dindar olmalıdır yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır, demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum… Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.”

{ Add a Comment }

escort Restbet Güncel Supertotobet Güvenilir mi ankara escort ankara escort bayan izmir escort izmir escort bayan esenyurt escort şişli escort avcılar escort beylikdüzü escort