1xbet princessbet

Etiket: bektaş veli

Türklerde İslam Anlayışının Oluşmasında Etkili Olan Şahsiyetler

1) EBU HANİFE: Türklerin İslam dinini öğrenip doğru bir şekilde yaşamasında etkili olan başlıca kişilerden biri, meşhur âlim Ebu Hanife’dir. O, derin bilgisi, görüşlerindeki isabeti, keskin zekâsı sebebiyle İslam dünyasında imam Âzam (en büyük imam) olarak tanınmıştır.

Ebu Hanife geçimini ticaret yaparak kazanan biriydi. Ticari hayatta edindiği bilgi ve tecrübeler, onun, karşılaşılan sorunlara herkes tarafından kabul edilebilir çözümler üretmesine katkı sağlamıştır. Ebu Hanife, görüşlerini öncelikle Kur’an ve sünnete dayandırmıştır. Sahabelerin görüşleri de onun dayandığı kaynaklardan biridir. O, bu üç kaynakta cevap bulamadığı dinî sorunlara kendi görüşleriyle çözüm getirmiştir.

2) MÂTURİDÎ : Mâturidî ortaya koyduğu görüşlerde Kur’an ve sünneti ölçü alarak İslam dininin inanç esaslarını akli delillerle savunmuştur. Mâturidî, İslam dünyasında yetişmiş olan en büyük kelam âlimlerinden biridir. Kelam; Yüce Allah’ın varlığını, sıfatlarını, İslam dininin inanç esaslarını ele alıp inceler, inanç konularında ortaya çıkan sorunlara çözüm getirir. Mâturidî, kelam alanında birçok eser yazmıştır. Bunların en meşhurları; Kitabü’t Tevhid ve Kitabü’l Makâlât’tır.

3) ŞAFİİ: Şafii’nin asıl adı, Muhammed bir İdris eş Şafii’dir. O, 767 yılında Gazze’de doğmuş, 819 yılında Mısır’da vefat etmiştir. Şafii’nin soyu, baba tarafından Peygamberimizin kabilesi olar Kureyş’e dayanır. İmam Şafii; Kur’an-ı Kerim, fıkıh, hadis ve kelam ilimlerinde geniş bilgi sahibi bir İslam âlimiydi. O, keskin bir zekâya ve etkileyici bir anlatım gücüne sahipti. Özellikle fıkıh alanında ortaya koyduğu görüşler pek çok insan tarafından benimsenmiştir. Görüşleri, Şafii mezhebi adı altında sistemleştirilmiştir. İmam Şafii’nin en meşhur eserleri; er – Risâle ve el-Ümm’dür.

4) EŞ’ARİ: Eş’ari’nin asıl adı, Ebu’l – Hasan Ali bir İsmail el – Eş’ari’dir. İmam Eş’ari, 875 yılında Basra’da doğmuştur. İmam Eş’ari, çalışmalarına öncelikle Allah’ın varlığını ve birliğini savunup ispatlamakla başlamıştır. Kur’an ayetlerinde yer alan Allah’ın varlığına ilişkin vurguları akli delillerle örneklendirerek açıklamıştır. Eş’ari’nin kelamla ilgili görüş ve düşünceleri pek çok insan tarafından kabul görmüştür. Onun, görüşlerini kaleme aldığı ve günümüze kadar ulaşan en nemli eserleri şunlardır: Makalâtûl-lslamiyyîn, el-lbâne an Usûli’d-Diyâne, el-Lüm’a.

5) AHMET YESEVİ: Büyük Türk düşünürü Ahmed Yesevî, XI. yüzyılın sonlarında Batı Türkistan’ın Sayram kasabasında doğmuştur. Ahmet Yesevî, Türk milletinin yetiştirmiş olduğu en büyük manevi önderlerden biridir. O, Türkler arasında İslam dininin yayılmasında ve doğru bir şekilde anlaşılmasında büyük rol oynamıştır. Ahmet Yesevî, insanlara İslam dinini basit ve sade bir dille yazdığı şiirlerle anlatmıştır. Şiirleri içerisinde insanların ilgisini çekecek anlaşılması kolay menkıbelere de yer vermiştir. Onun şiirleri lirik değil, öğreticiydi. Bu nedenle de Ahmet Yesevi’nin şiirlerine “hikmet” adı verilmişti.

6) AHÎ EVRAN: Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmeyen Ahî Evran’ın, XIV. yüzyılın başlarında (1300 – 1317), 93 yaşında vefat ettiği tahmin edilmektedir. Toplumda; işine hile karıştırmayan, verdiği sözde duran, işini zamanında ve iyi bir şekilde yapan, borcunu vaktinde ödeyen insanlara her zaman ihtiyaç duyulur. Esnaf ve tüccar kesiminin bu gibi özelliklere sahip olması toplum için son derece önemlidir. Ahî Evran, kurduğu Ahilik teşkilatıyla Türk toplumunda meslek ve ticaret ahlakının yerleşmesine önemli katkılar sağlamıştır. Ahilik bir meslek kuruluşu olmanın yanı sıra; iman ve ahlak eğitiminin yapıldığı millî kültürün öğretilip benimsetildiği bir okul işlevi de görmüştür.

7) HACI BEKTAŞ VELİ:  XIII. yüzyılda yaşayan, ünlü Türk mutasavvıf ve düşünürlerinden biri olan Hacı Bektaş Veli 1210 yılında doğmuş, 1270 yılında vefat etmiştir. Onun türbesi Nevşehir’dedir. Burası her yıl pek çok insan tarafından ziyaret edilmektedir. Onun düşüncelerine dayanan Bektaşilik tarikatı, Türk toplumunu kültür, fikir ve maneviyat açısından yükseltmeyi amaç edinmiştir.

Hacı Bektaş Veli, insan sevgisine büyük önem vermiştir. Din ve vatan sevgisi üzerinde durmuş, şehitliğin manevi derecesini hadislere uygun olarak övmüştür. Türk töresinin devamı için elinden geleni yapmış, sohbet toplantıları düzenleyerek insanlara öğütler vermiştir. Sohbetlerinde kolay anlaşılır, duru bir Türkçeyle “nefes” denilen ilahiler söyleyerek insanlara İslam dinini öğretmeye ve sevdirmeye çalışmıştır. İnsanların eline, beline, diline sahip olması gerektiğini vurgulamıştır.

Küçüklerin büyüklere saygı göstermesini öğütlemiş, misafirperverlik üzerinde önemle durmuş, başkalarının kalbini kırmanın sakıncalarına dikkat çekmiştir. Hacı Bektaş Veli sohbetlerinde komşu hakkının önemini dile getirmiş; haksızlıklardan uzak durulmasını, küskünlerin barıştırılmasını isteyerek toplumsal dayanışmaya katkı sağlamayı amaçlamıştır.

O, İslamiyet’i eski Türk töreleriyle bağdaştırarak sunmaya çalışmıştır, Kur’an-ı Kerim’in ilkeleri ışığında hareket etmeye önem vermiştir. Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’da Türk İslam düşüncesinin yayılmasında büyük etkisi olmuştur. Hacı Bektaş Veli’nin en önemli eseri, “nefes” adı verilen ilahilerinin toplandığı “Makalat” tır.

8) MEVLANA: Türk – İslam dünyasının en meşhur mutasavvıf ve düşünürlerinden biri de Mevlânâ Celaleddir Rumi’dir. Mevlânâ, 1209 yılında Horasan’ın Belh şehrinde doğmuşur. 17 Aralık 1273’te Konya’da vefat etmiştir. Onun, türbe hâline getirilen mezarını her yıl pek çok insan ziyaret etmektedir.

Mevlânâ, eserlerinde daha çok, Allah ve insan sevgisi üzerinde durmuştur. Ona göre insan son derece değerli bir varlıktır. Çünkü o, yeryüzünde adaleti hâkim kılmak ve İlahî ilkeleri uygulamak için yaratılmış, meleklerin bile sahip olmadığı ilimlerle donatılmıştır. Melekler insana saygı duyup secde etmekle emrolunmuştur.

Büyük düşünür ve mutasavvıf Mevlânâ, bütün insanlara sevgiyle yaklaşılması gerektiğini savunmuştur. İnsanlar arasında din, inanç, düşünce, mezhep veya ırk ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır. İnsanların bir arada, mutlu, huzurlu bir şekilde ve barış içerisinde yaşamasını istemiştir. O, bu konuyla ilgili bir sözünde, “Biz birleştirmek için geldik. Ayırmak için gelmedik.” demiştir.

Mevlânâ, bu ve benzeri konulardaki düşüncelerini “Mesnevi” adlı eserinde hikâyelerle anlatmıştır. Mesnevi’de yer alan hikâyeleri yazarken Kur’an’dan ve sünnetten esinlenmiştir.

9) YUNUS EMRE: Ünlü şair, mutasavvıf ve düşünür Yunus Emre, 1240 yılında, Eskişehir’de doğmuş, 1320 yılında vefat etmiştir. Yunus Emre, ünlü düşünür Mevlânâ ile görüşmüş ve ondan etkilenmiştir. Aynı şekilde Hacı Bektaş Veli’nin dervişlerinden Taptuk Emre’nin dergâhında bulunmuş, Bektaşilik düşüncesinden büyük oranda etkilenmiştir.

Yunus Emre, İslam’ın ilkelerinin ışığı altında insanları sevgiye, birliğe, dostluğa ve kardeşliğe çağırmıştır. İnsanlara kin ve nefretten uzak durmayı öğütlemiştir. O, Allah’ın yarattığı bütün varlıklara sevgiyle yaklaşılması gerektiğini, “Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü.” şeklindeki sözüyle İfade etmiştir.

10)  HACI BAYRAM VELİ: Hacı Bayram Veli, XIV. yüzyılın sonu ve XV. yüzyılın başlarında yaşamıştır. Onun, 1340’lı yıllarda doğduğu, 1430’lu yıllarda da vefat ettiği tahmin edilmektedir. Hacı Bayram Veli’nin türbesi, Ankara’nın Ulus semtinde, kendi adıyla anılan caminin bitişiğindedir.

Tasavvuf felsefesinden etkilenen Hacı Bayram Veli, bu alanda derinleşerek kendi dergâhını kurmuştur. Hem bir hoca olarak ders verdiği yıllarda hem de dergâhını kurduktan sonra Türk İslam düşüncesinin, özellikle Ankara ve çevresinde yayılmasına katkı sağlamıştır. Sohbetlerinde söylediği Türkçe ilahilerle insanlara İslam’ı sevdirmiştir.

{ Add a Comment }

Kültürümüzde Etkin Olan Tasavvufi Yorumlar

Hoca Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Mevlana, Ahi Evran ve Hacı Bektaş Veli gibi ünlü mutasavvıflar, Türklerin din anlayışlarını etkilediği gibi felsefe, sanat, edebiyat, mimari ve musiki alanlarında yaptıkları çalışmalarla kültür ve medeniyet hayatımızın şekillenmesinde etkili olmuşlardır. Bu şahsiyetlerin ortaya koyduğu düşünce ve yorumlar, günümüze kadar ulaşan Yesevilik, Mevlevilik ve Alevi-Bektaşilik gibi tasavvufi oluşumların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

1) YESEVİLİK DÜŞÜNCESİ:

Yesevilik, Türkistanlı Ahmet Yesevî’ye nispet olunan tasavvufi bir oluşumdur. Sahabeden Hz. Ali ve Hz. Ebu Bekir’e dayandırılan Yesevilik adlı bu tasavvufi oluşum, Orta Asya’da ve özellikle Türklerin manevi hayatı üzerinde asırlarca etkili olmuştur. Ahmet Yesevî öğrencilerini Anadolu ve Balkanlara göndererek İslamiyet’in o yörelerde yayılmasına öncülük etmiştir. Ahmet Yesevi’nin bize ulaşan en önemli eseri Türkçe olarak yazılmış hikmet adı verilen şiirlerinden meydana gelen Divan-ı Hikmet’tir.

Yesevilik düşüncesine göre hayat, uzun bir ibadet yoludur. Allah’ı seven biri için bu yol ne kadar uzun olursa olsun kısa sayılır. Bu nedenle ömrün her anını Allah sevgisiyle dolu olarak yaşamak gerekir. Tek ve mutlak hakikat olan Allah’a varmak ancak aşk ile mümkündür.

2) KADİRİLİK:

Kâdirilik, İslam dünyasında olan tasavvufi oluşumlardan biridir. Kurucusu Abdülkâdir Geylâni (öl. 1160)’dir. Abdülkâdir Geylâni, İran’ın Geylan şehrinde dünyaya gelmiştir. İslam dünyasının birçok yerinde mensupları bulunan Kâdirilik, Anadolu’da ilk defa XV. yüzyılda Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi olan Eşrefoğlu rumî (öl. 1470) aracılığıyla yayılmıştır. Kâdirilikte haramdan sakınmak, hizmeti güzelleştirmek, nimete saygı göstermek, ilim öğrenmek ve Allah’ı sıkça zikretmek önemli hususlardır.

3) NAKŞİBENDİLİK:

Nakşibendilik, Anadolu’da ve Asya topraklarında en yaygın olan tasavvufi yorumlardan biridir. Bahâuddin Nakşbend (öl. 1389) tarafından kurulmuştur. Dinin emirlerine bağlı kalma, tasavvuf yoluyla nefsin kötü isteklerinden temizlenme, sevgiyle Allah’a yakınlaşma, bilgi ve marifetle Allah’a ulaşma Nakşibendiliğin temel ilkelerindendir. İnsanların kendilerini geliştirip iç dünyalarını temizlemeleri için kötü alışkanlıkları bırakmaları, günahlardan tövbe ve istiğfar etmeleri, zikirle, tefekkürle meşgul olmaları ve nafile namaz kılmaları önemle tavsiye edilir.

4) MEVLEVİLİK:

Mevlevilik, Mevlana Celalettin Rumi (öl. 1273)’ye nispet edilen tasavvufi bir oluşumdur. Selçuklular devrinden başlayarak Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süre içerisinde, toplumu derinden etkileyen tasavvufi oluşumların başında gelmiştir. Şems-i Tebrîzi’nin Konya’ya gelmesi Mevlana’nın hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Onunla yaptığı sohbetler, Mevlana’nın üzerinde derin izler bırakmıştır. Mevlana, Şems-i Tebrîzi’den sonra ilahi aşk, sema ve şiir ile yoğrulmuş bir tasavvuf anlayışı sergilemiştir.

Mevlevilikte temel esaslar Allah’a iman ve teslimiyet, İlahî bir muhabbet, Hz. Muhammed’in yolunda gitmek, Allah’ı zikretmek ve ona kulluk etmek, kalbi temiz tutmak, Allah için hizmet etmek, ilim, fazilet, zarafet ve nezakettir.

Mevlana’nın düşüncesi temelde vuslat, sevgi ve hoşgörü kavramlarına dayanır. Vuslat, Cenab-ı Mevla ile her an birlikte olduğumuzu unutmamak ve ölümü o sevgiliye kavuşma anı olarak görebilmektir. Sevgi, Yüce Yaradan’ı ve onun eseri olan her şeyi sevebilmektir. Hoşgörü ise ona olan derin bağlılığın verdiği öz güvenle farklı olanı hikmet gözüyle anlamaya çalışmak demektir.

Mevleviliğin en önemli iki özelliği sema ve çiledir. Sema, dönerek yapılan Mevlevi ayinidir. Mevlevi ayin ve sema’nında ney ve kudüm gibi musiki aletlerine de yer verilmiştir.

5) ALEVİLİK – BEKTAŞİLİK:

Alevi kelimesi, “Ali’ye mensup” ya da “Ali’ye ait’” anlamlarına gelir, bu anlamda Hz. Ali’yi seven, sayan ve ona bağlı olan kişiye Alevi ismi verilmiştir. Alevi kavramı, Hz. Muhammed’in ölümünden sonra halifeliğin Hz. Ali’nin hakkı olduğuna inananlar için kullanılmıştır.

Bektaşilik ise Hacı Bektaş Veli’ye bağlı olan ve onun düşüncelerine inananların oluşturduğu yolun adıdır. Bektaşîliğin kurucusu Hacı Bektaş Veli’dir. Bektaşilik, Hz. Ali ve ehl-i beyti sevenleri sevme (tevella), ehl-i beyti sevmeyenleri sevmeme (teperra) gibi Aleviliğin temel esaslarına bağlı oluşlarından dolayı Alevilikle birlikte anılır,olmuştur.

Hacı Bektaş Veli’nin, Aleviliğin Anadolu’da yerleşmesi, kökleşmesi ve gelişmesinde önemli bir rolü vardır. Bektaşîliğin, oluşmasında Hacı Bektaş Veli’nin “Makalat” adlı eserinin etkisi büyüktür. Hacı Bektaş Veli bu eserinde iman, ibadet ye ahlak konularındaki düşüncelerini, Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetini esas alarak ayet ve hadislerle açıklamıştır.

Bektaşilik, Balım Sultan (öl. 1516)’ın da etkisiyle bugünkü şeklini almıştır.. Balım Sultan, tarikatın ikinci piri. kabul edilmiştir, Bektaşilik, XV ve XVI. yüzyıllarda Yeniçeri Ocağı’nda etkili olmuş ve Osmanlı Devleti’nde önemli bir, tasavvufi oluşum olarak kendini göstermiştir.

Alevilik-Bektaşilik düşüncesinde Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin başta olmak üzere ehlibeyt sevgi ve saygısı, ön plana çıkarılmıştır. Alevi-Bektaşi kültüründe Hz. Ali’nin çok önemli bir yari bulunmaktadır, Hz. Ali’nin, söz ve tavsiyelerine değer yerilir. Özellikle, Hz. Ali’nin hutbe, mektup ve vecizelerini içerisinde barındıran Nech’üh Belağa adlı eser, Alevi-Bektaşi düşüncesini derinden etkilemiştir.

Alevilik ve Bektaşilik düşüncesine göre her türlü haram ve yasaklardan korunmak için “eline, diline .ve beline sahip olma” temel; düsturdur. Birlik, iman, amel ve ahlak ile gerçekleşir. Birlik ve dirliği; kibir, haset, cimrilik, açgözlülük, öfke ye gıybet gibi ahlak dışı davranışlar bozar. Alevi- Bektaşi düşüncesinde dostluk, kardeşlik, komşuluk, misafirperverlik, mertlik, cömertlik, küçüklere sevgi, büyüklere saygı ve doğruluk gibi ilkeler bu değerlerin başında gelmektedir.

{ Add a Comment }

tuzla escort pendik escort kartal escort maltepe escort kacak iddaa canlı bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri online casino siteleri bahis siteleri canlı bahis siteleri