Hayat Hikayemizi Nasıl Yazıyoruz:

Astroloji bir takım simgelerden başka bir şey vermez; onları yorumlamak ise sadece yorumcuya kalmıştır. Eğer bir astrolog bu bilgiyi kişinin sorunlarını çözmesinde yardımcı olmak için kullanmak istiyorsa, bu konuda ona sadece astroloji veya Jung‘ un arketip teorisi yardımcı olabilir mi?

Bu ekolün, en azından falcılara nazaran insanlara yardımcı olma konusunda daha faydalı olabilecekleri düşünülebilir. Ancak kullanılacak dil, çok önemlidir.

Birçok kişi, astrologların karmaşık cümlelerini kendi anlamak istedikleri gibi anlarlar. Hatta bazen açıkça onları yönlendirirler. Mesela “ben şanssız biriyim” “hep karşıma kötü insanlar çıkıyor.” “ne yapsam ters gidiyor.”

Astrologun sözleri ne olursa olsun kişi kendisine karşı duyduğu kanaati bir anda değiştiremez. Eğer hayatının sorumluluğunu birilerine yıkma alışkanlığı varsa, astrolojik yorumları da buna alet eder… Buna bir örnek olarak, bir internet grubunda hayat hikayesini paylaşan bir astroloji severi inceleyelim.

Bu arkadaşın hikâyesi, okulunu yarım bırakıp evlenmesi, sonra evliliğini de yürütememesi, hiçbir işte dikiş tutturamadıktan sonra bir astrologa danış-masıyla sürüp gidiyor. Astrolog ona der ki, “senin bütün problemin otorite kişilerle, kurumlarla geçinememen, uyum sağlayamaman… Bunun nedeni babanla olan ilişkin olabilir. Satürnüne göre baban eleştirici biri olmalı..

Arkadaşın çok ilgisini çeker, gerçekten de babası ona birkaç kere “bu kafayla gidersen senden hiçbir şey olmaz” demiştir.

Artık suçlu bulunmuştur; baba! Evet, babası bu kişinin hayatındaki bütün otoriter kurumlarla sorun yaşamasına sebep olmuştur. Aslında astrologun söylemesi gereken bu değildir, belki de tam olarak bunu söylemiş de değildir, ama danışan böyle anlamak istemiştir.

İşin gerçeği, kişinin babası da dâhil otoritelerle sorun yaşamasında kendi hatalarının önemli payı vardır. Çünkü Satürn kişinin hayatındaki otoriteler kadar, kendi azim, sabır ve öz disiplinini de simgeler. Eğer yerleşiminde ve açılarında problem görünüyorsa kişinin doğuştan öz disiplinli olmadığını, bu yönünü geliştirmesi gerekeceğini gösterir. Hayat hikâyesinde bu konuda sorunlar olacaktır. Daha doğrusu o da paratoner gibi sorunları kendine çekecektir.

İşin doğrusu böyle olduğu halde, “benim babam eleştirici biriymiş. Bu yüzden benim psikolojimi bozmuş;” demek gerçeklerden kaçmak olur. Hem kişinin babasının problemli davranışları olsa bile, böyle bir düşünce o kişiye pek bir şey kazandıracak değildir. Hiç kimse böyle bir farkındalık sayesinde sorunlarını düzeltmiş değildir. Yine sorunun çözümü aynıdır, kişinin öz disiplin, sabır, sebat ve görev bilinci kazanması gerekmektedir.

Psikolojik astrolojinin bazı verileri, hayatımızın detaylarına yalandan bakmakta yarar sağlasa da bu bilgilerin düzgün bir inançla yorumlanıp değerlendirilmesine büyük ihtiyaç vardır. Çünkü insanoğlu psikolojisini neye göre düzenleyeceğini, amacının ne olacağım ancak inançla bilebilir. Bilim bize bir yaşam hedefi göstermez, ancak hedeflerimize ulaşmakta kullanabileceğimiz teknikler sağlar.

Kişinin bir amacı olmayınca teknik bilgi bile belirginleşmemektedir. Mesela kişinin haritasında Venüs zayıf yerleşmiş, ilişkilerinde sorunlar yaşıyor, sorunlu davranışlarıyla bu olayları da tetikliyor. Uyum gösterme ve uzlaşma konusunda problemi olduğu bir gerçek, ama bu gerçeğin diğer tarafında uyum gösterilmesi zor partnerle karşılaşması da bir başka gerçek. Sanki kader, onu en zorlandığı dersle sınıyor. Burada kişinin tavrı ne olmalı? Elbette eğer kişinin hayat amacı olgunlaşmak ise, kendisini düzeltmeli, hayat sınavına acele tepki göstermemeli. Ama eğer kişinin böyle bir amacı yoksa bilgiyi kaderindeki tuzaklardan kaçınmak için kullanmayı düşünüyorsa, tavrı farklı olabilir.

Bu kişi ilişkilerine fazla güvenmeyip, yatırım yapmamayı seçer, daha çok tüketebileceği türden ilişkiler yaşar. Bu davranışıyla zaten haritanın muhtemel anlamlarından kötü olanını seçmiş olur. Kaderin ağı da onun bu kötü seçimine uygun olarak örülür ve belki bu yüzden başına büyük bir problem gelir.

Kişi kendini düzeltmek yerine sınavından kaçtıkça sınavı yuvarlana yuvarlana büyür, koca bir çığ olur. Sonra kişi kaderine ağlar, “bu neden benim başıma geldi?”