Etiket: büyük

Uluğ Bey Hakkında Kısa Bilgi

Uluğ Bey ile İlgili Kısaca – Özet Bilgi (1393 – 1449):

Asıl adı Mirza Muhammed Tarık bin Şahruk‘ olan Uluğ Bey, Timur mparatorluğu’nun dördüncü hükümdarı, büyük bir matematikçi ve astronom olarak tarihe geçmiştir. Bilgin bir sultan olan Uluğ Bey, Semerkant’ta bir medrese ve rasathane yaptırmış, bilginleri ve düşünürleri hayatı boyunca desteklemiş, onlarla birlikte çalışmıştır.

Semerkant Rasathanesi (Gözlemevi) dönemin en ileri astronomi araştırma merkezlerinden biriydi. Önemli bilginleri bünyesinde toplayan Rasathane’de yetişen Ali Kuşçu, Uluğ Bey‘in ölümü üzerine Osmanlı Devleti‘nin yeni başkenti olan İstanbul’a giderek Fatih Sultan Mehmet‘in kanatan altında bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür.

Hayatını savaştan çok bilim ve düşünceye adayan büyük bilgin ve sultan Uluğ Bey, acı bir şekilde, tahta geçme hırsına kapılan kendi oğlu tarafından öldürtülmüştür.

Şanssız bir şekilde ölmüş olsa da, Uluğ Bey bugün hem astronomi ve matematik dallarının, hem de Türklerin bilim ve düşüncede kaydettiği tarihsel gelişmelerin simge isimlerinden biri haline gelmiştir.

{ Add a Comment }

Türklüğü ve Türkleri Cihangir Yapan Özellikler

Türkler, daha çok erken çağlarda bir Altay kavmi olmaktan çıkmış, nüfus çoğalması ve fütuhat isteği gibi iki büyük sebeple, yayılmaya başlamışlardır. Atı en iyi kullanan ve donatan kavim olmaları, demirden yapılmış ve tesirli silahlara sahib bulunmaları, onlara bunu sağlayacak gücü vermiştir.

Türklerini ilk aktıkları yerlerden biri Kuzey Çin olmuştur. Çin’in geleneksel III. imparatorluk hanedanı Çu’ların Türk asıllı oldukları muhakkak gibidir. Bu hanedan M.Ö. 1111’den M.Ö. 256 yıllarına kadar 855 yıl Çin’de saltanat sürmüş, fakat ilk birkaç kuşak içinde Çin dilini kabul ederek Çinlileşmiştir. Bununla beraber askerî ve mülkî devlet teşkilâtını Çin’e Türkler getirmişlerdir Bu devirde Çin, 20 milyondan fazla nüfusuyle, dünyanın en kalabalık ülkesiydi. İlkçağ’da ancak Roma devletinin nüfusu Çin’inkini geçebilmiştir.

Türk fütuhatının karanlık çağlarına ait izler, Türk destanlarına aksetmiştir. Ergenekon Destanı’nın esas motifi, Türkler’in düşmanları tarafından dar bir alana sıkıştrıldıktan sonra, demir madenini eriterek yol buldukları ve dünyaya açılıp yayıldıklarıdır. Bu destan, Türkler’de nüfus artışının büyük olduğunu, fâtihlik, hattâ cihangirliklerini, en kötü şartlarından sıyrılma azmini, üstün tekniği elde tutmak başarısını göstermektedir.

Sakalar da aslen Türk’tür. Güneydoğuya indikçe fazla miktarda İran kam almış, sonunda İranlılaşmışlardır. Sakalar’ın büyük hükümdarı Alp-Er-Tunga —ki Firdevsî‘nin Şeh-Nâme‘sinde “Afrâsyâb” diye geçer—, İranlılarla uzun müddet çekişmiştir. Sonunda İran şehenşâhı Kiros (Keyhusrev) tarafından M.Ö. 624’te öldürülmüştür. Saka imparatoriçesi Tomiris’in, Alp-Er-Tun- ga’nın torununun kızı olduğu tahmin edilebilir. Bu imparatoriçenin adı da Türkçe “temir/demir” kelimesinden gelmektedir. M.Ö. 330’a doğru Sakalar’ ın başında Kâşgarlı Mahmud’un “Şu” dediği Çu vardı ki. Büyük İskender’le çağdaştır. Saka ve İskitler’le Türk kavimlerinin daha bu devirde İran’a, Kafkasya’ya, Doğu Avrupa’ya, Balkanlar’a, Anadolu’ya kadar uzandıkları muhakkaktır. Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lu- gaati’t-Türk‘ünde Alp-Er-Tunga’ya “Ajun Beği” yâni “dünya hükümdarı” demektedir ki, Osmanlı padişahlarına verilen “Pâdşâh-ı Cihân, Pâdşâh-ı Âlempe- nâh” unvanlarının aynıdır. Türkler’de cihan hâkimiyeti fikrinin menşeini göstermektedir. Bu fikir, şüphesiz Roma’ nın cihan devleti fikrinden eskidir.

Teoman Yabgü’dan Önceki devirlerde Türkler’in Asya’da milletlerarası çapta faaliyete giriştikleri, Çin’in kuzeyini fethettikleri, Kiros ve Büyük İskender gir bi cihangirlerle karşı karşıya geldikleri muhakkaktır. Bununla beraber az zamanda büyük Çinli ve İranlı kitleler içinde erişmişlerdir. Gerçek ve devamlı, hâlâ Anadolu ve Doğu Trakya’da devam eden Türk devleti, Hunlar’la, Teoman Yabgu ile kurulmuştur.

{ Add a Comment }

Okyanus Akıntıları Neden Oluşur

Karalarda olduğu gibi okyanuslarda da nehirlerin var olduğunu bilmek belki sizleri şaşırtacaktır. Fakat bu bir gerçektir. Denizlerde, devamlı olarak hareket halinde çok büyük ölçüde şu kitleleri vardır. Bu kitleler kesinlikle belirli yönlerde hareket ederler. Denizleri ve okyanusları incelemekle görevli oseanograflar,bu hareketli kitleleri “akıntılar” diye tanımlarlar.

Söz konusu akıntıları oluşturan nedenleri kesinlikle bilen yoktur, Bu bakımdan çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Açıklamalardan biri ayın çekim gücüyle ilgilidir. Ayın çekim gücü ısıya, Kuzey ve Güney Kutupları ile Ekvator’daki suyun ağırlığına göre değişim gösterir. Buna karşılık, eski denizciler bu akıntılara rüzgârların sebep olduğuna inanırlardı. Modern yöntemlerle çalışan oseanografi uzmanları, akıntıların belirli bir tek kuvvetin değil,birlikte etki gösteren çeşitli kuvvetlerin sonucu olduğu kanısındadırlar. Bu çeşitli etkenler arasında güneş, rüzgarlar, okyanus Kuzeyinden buharlaşan suyun miktarı,eriyen kutup buzu ve deniz dibinin çanaksal çevre çizgisi sayılmaktadır.

Okyanuslarda yaşayan yaratıklar kadar insanlar için de önem taşıyan okyanus akıntıları, modern oseanografl biliminin büyük bir titizlikle eğildiği konulardan biridir. Bu akıntılar olmasa Batı Avrupa Newfoundland kadar soğuk olabilirdi. Bunların yokluğu halinde belki de bütün tarih değişecekti. Leif Ericson’u Kuzey Amerika kıyılarına kadar götüren Labrador Akıntısıydı. Atlas Okyanusundaki Ekvatoral Akıntı, Portekizlilerin Brezilya’yı bulmalarında büyük bir etken olmuştur. Pasifik Okyanusunun akıntıları, Doğu Çin’in tropik sıcaklığının bir bölümünü Japonya’ya iletir. Amerika’nın batı sahillerini ısıtan, Kaliforniya‘ya ünlü iklimi kazandıran da bu akıntılardır.

{ 1 Comment }

Aile Toplumun Temelidir – Din Kültürü

Aile, evlenmelerinde yasalar açısından bir engel bulunmayan bir erkekle bir kadının kendi özgür iradeleriyle evlilik akdini şahitler huzurunda kabul etmeleriyle kurulur. Aile, genelde anne, baba ve çocuklardan oluşur. Büyük ailede büyük anne ve büyük baba da yer alır. İnsanlığın başlangıcı aile ile olmuştur. Dinimize göre aile, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın evlenmeleriyle kurulmuştur.

O günden beri bütün insanlar evlenmekte, aile hayatı oluşturup nesillerini devam ettirmektedir. Bu yüzden İslam, aileye büyük önem vermiş, onu bütün sosyal kurumların, grupların üstünde tutmuştur. Aileye, güven ve istikrarın kaynağı olarak bakmıştır. Ailenin varlığını devam ettirebilmesi için eşler birbirine sevgi, saygı göstermeli, hoşgörülü davranmalıdır. Çocukların eğitimine, iyi yetiştirilmesine önem vermelidir. Çünkü çocuklar düzenli yaşamayı burada öğrenir, inançlarına ait ilk bilgileri, toplumsal hayata ait maddi ve manevi değerleri aile içinde kazanırlar.

{ Add a Comment }

Malazgirt Savaşı Sonrası Anadolu’nun Durumu

Büyük Selçuklularla Bizans İmparatorluyu arasında yapılan 1071- Malazgirt Savaşı’nın Türkler tarafından kazanılması ile Türkiye Tarihi denilen dönem başlamıştır. Malazgirt Savaşı sonrası Anadolu’da;

– Malazgirt yenilgisinin şokuyla geri çekilen ve Anadolu’yu savunmasız bırakan Bizans,
– Bizans’ın egemenliği altında bulunan Rum, Ermeni ve Süryani topluluklar,
– Anadolu’nun doğusundan ise Malazgirt Zaferi ile artık Anadolu’nun tamamını almayı hedefleyen Türkler bulunmaktaydı.

Anadolu toprakları yıllarca süren mücadelelerden dolayı (Bizans – Sasani) harabeye dönmüş ve halkın birçoğu yaşadıkları bölgeyi terk etmiştir. Coğrafyanın en güçlü devleti olarak görülen Bizans İmparatorluğunun da otoritesinin giderek zayıflaması bu toprakların ele geçirilmesini kolaylaştırmıştır.

Büyük Selçukluların en önemli sosyal meselelerinin başında, doğudan devam etmekte olan Türk göçleri sonucu topraklarına gelen Türk boylarına uygun yurtlukların bulunması gelmektedir. Büyük Selçuklular Çağrı Bey zamanında başlattıkları akınlar ile tanıma imkânı buldukları Anadolu topraklarını, Malazgirt Savaşı ile ele geçirip bu Türk boylarına yurt edindirmeyi hedeflemişlerdir.

Alparslan ve oğlu Melikşah döneminde hızlanan bu Anadolu politikası sonucu, hanedan üyesi Selçuklu prensleri ve diğer ordu komutanları ele geçirdikleri bölgelerde Büyük Selçuklulara bağlı beylikler kurmuşlardır.

Anadolu’da kurulan bu ilk beyliklerin siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetleri sonucu Anadolu kısa sürede Türkleşmiş ve İslamlaşmıştır. Bu beylikler iç işlerinde serbest hareket etmişlerdir. Büyük Selçukluların yıkılmasıyla da bağımsız hareket etmeye başlamışlardır.

{ Add a Comment }

Büyük Selçuklu Devleti’nde Kültür ve Uygarlık

DEVLET TEŞKİLATI: Selçuklular, Müslümanlığı kabul ettikten sonra eski Türk kültüründen İslam’a aykırı olmayan anlayışları İslam’a uyarlayarak Türk Devlet Geleneği’nin temellerini atmışlardır. Büyük Selçukluların devlet teşkilatı Karahanlı, Samanoğulları, Gazneli ve Abbasi devlet teşkilatlarından da yararlanılarak oluşturulmuştur.

Hükümdar: Devletin tek hakimidir. Halkını eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi sosyal devlet ve hukuk devleti anlayışı i içerisinde yönetirdi. Halkın her türlü ihtiyaçlarını giderirdi. Ülkeyi yönetirken töre ve müesseselerin tanıdığı hakları göz önünde bulundururdu.

Selçuklu hükümdarları Sultan unvanını kullanmışlardır. Sultan merkezde oturur, ülke toprakları ise hanedan üyeleri tarafından yönetilirdi. Bu uygulamada eski Türk devlet geleneğindeki Kut anlayışının etkisi olmuştur.

Selçuklularda ve diğer Türk – İslam devletlerinde hutbe okutmak, para bastırmak, tuğ, sancak, otağ, mühür ve çetr (Hükümdar Şemsiyesi) bağımsızlık sembolü olarak görülürdü.

Atabeylik: Şehzadelerin yanında onlara, ülke idaresini öğretmek ve eğitimleri ile ilgili yardımcı olmaları amacıyla gönderilen tecrübeli komutanlara Atabey denilmekteydi. Şehzadeler büyüdükten sonra da atabeyler onların hizmetinde bulunmaya devam eder, vezir veya komutanlık gibi görevlere gelirlerdi. Atabeylerin, şehzadelerin eğitilmesinde faydaları olurken devletin zayıfladığı dönemlerde ise bazılarının bulunduğu bölgede yönetime el koyarak bağımsızlık ilan ettiği görülmüştür. Bu da Selçuklu Devleti’nin yıkılmasındaki nedenlerden biri olmuştur.

MERKEZİ YÖNETİM: Büyük Selçuklularda ve sonraki Türk İslam devletlerinde Abbasi Devleti’ndeki vezirlik sistemi örnek alınmıştır. Vezirler geniş yetkilerle devlet işlerinde hükümdara yardımcı olmuşlardır.

Bir diğer merkez yönetim kurulu da “Divan-ı Saltanat” denilen büyük divandır. Devleti ilgilendiren bütün işler bu divanda görüşülür ve karara bağlanırdı: Büyük divandan başka devletin mali, askeri, adli ve diğer işlerine bakan divanlar da vardı. Bunlar;

  • Divan-ı İstifa: Mali işlere bakardı. Bakanına Müstevfi denilirdi.
  • Divan-ı Arz:Ordunun masraflarının karşılanması ve asker maaşlarının verilmesi işlerine bakardı.
  • Divan-ı İnşa:Devletin iç ve dış yazışmalarındaki ferman Ve beratlara hükümdarın tuğrasını basarlardı. Başkanına Tuğrai denilirdi.
  • Divan-ı Mezalim:Ağır siyasi suçların görüşüldüğü ve karara bağlandığı yüksek mahkemedir. Bu divana Sultan bakanlık ederdi.

Büyük Selçuklularda, sarayda hükümdarın çeşitli hizmetlerinde bulunan saray görevlileri de vardır. Bunlar; Hüccab, Candarlar, Emr-i Alem gibi isimlerle anılırlardı.

ORDU:  Büyük Selçuklularda, Sultan Melikşah döneminde düzenli ve güçlü ordu oluşturulmuştur. Orduda, Mete Han’ın onlu sistemi Örnek alınmıştır. Ordu, şu bölümlerden meydana gelmektedir.

Hassa Askerleri: Sultana baytı özel birliklerdir. Hizmetleri karşılığında kendilerine ikta denilen belirli bir arazi tahsis edilirdi. Devlet merkezini korur ve her an savaşa kazır olurlardı.

Guleman-ı Saray: Doğrudan hükümdara bağlı ve hükümdarı koru makta görevi muhafız birlikleridir. Farklı milletlerden çocuk yaşta alınıp yetiştirilen ücretli askerlerdir.

Eyalet Askerleri: Melik ve eyalet valilerinin emrindeki askerlerdir. Savaş zamanında orduya katılırlardı. Selçuklular tarafından Özellikle sınır boylarına yerleştirilen Türkmenler, sınır güvenliğinin yanında hükümdar davet ederse savaş zamanında orduya da katılırdı.

Sipahiler: İkta sahibi Olanların aldıkları toprak karşılığında elde ettikleri gelirden oluşturmak zorunda oldukları atlı askerlerdir. Faydaları:

✓ Devlet hazineden para harcamadan ordu oluşturmuştur.
✓ Üretimin devamlılığı sağlanmıştır.
✓ Bulundukları bölgede güvenliği sağlamışlardır.

Yardımcı kuvvetler:  T Selçuklulara bağlı devlet ve beyliklerin savaş zamanında gönderdikleri askerlerdir.

Açıklama: İslam öncesinde olduğu gibi, İslam sonrası Türk devletlerinde de ordu büyük önem taşımaya devam etmiştir.

HUKUK: Büyük Selçuklu Devletinde hukuk sistemi Şerri Hukuk ve Örfi Hukuk olmak üzere iki kısımdan oluşuyordu.

Şefi Hukuk: Şefi hukuk; sisteminde Kadılar, din ve hukuk.ile, ilgili işlerde yetkili idiler. Kadıların başkanlık yaptığı mahkemelerde, evlenme, boşanma, nafaka, miras, hırsızlık gibi davalara bakılırdı. Kadıların başkanına Kadıü’l Kudat denilirdi.

Örf-i Hukuk: Örfi mahkemelerde devlete, kanunlara ve emirlere karşı gelenlerin davalarına bakılırdı. Örfi mahkemelerden Emir-i Dad sorumluydu. Ordu mensuplarının davalarına ise Kazaskerler bakardı.

TOPLUM SOSYAL HAYAT: Büyük Selçuklularda, sınıfsız bir toplum hayatı vardır. Bu durum o dönem dünyasında çok ileri bir uygulamadır. Çünkü Orta Çağ Avrupa’sındaki sınıf farklılıkları ve Hindistan’daki Kast Sistemi ile karşılaştırıldığında Selçuklu sosyal yapısı daha medeni özelliklere sahiptir. Toplum, Selçuklu hanedanı ve üyeleri, askerler, devlet teşkilatındaki görevliler ve halkın diğer bireylerinden oluşmaktaydı. Hanedan ve devlet ileri gelenlerinin büyük yetkileri olmasına rağmen kanun Önünde herkes eşit muamele görmekteydi. Köylü hür olup, üzerinde yaşadığı toprağın şartlarına göre sorumluluk alır ve vergisini verirdi Eğer toprağın mülkiyetine sahipse çocuklarına miras bırakabilirdi.

TOPRAK YÖNETİMİ: Selçuklularda toprak devletin mali (Miri arazi) kabul edilmiştir. Devlet toprağa boş kalmaması için önlemler almıştır. Böylece halkın geçim kaynağı problemini çözerken aynı zamanda tarımsal faaliyetleri de desteklemiştir. Selçuklularda toprak dört kışıma ayrılmıştır.

  • Has Arazi: Geliri hükümdara ait olan topraklara denir. Hükümdar bu topraklarda istediği tasarrufu yapabilirdi.
  • İkta Arazi: Savaşlarda yararlılık gösteren ordu mensuplarına veya maaşlarına karşılık devlet memurlarına yerilen topraklardır. İkta sahipleri, topladıkları vergi gelirinin bir kısmı ile geçinirken, kalanıyla da sipahi denilen atlı askerler hazırlamak zorundadırlar. İktalar göreve bağlıydı. Görevden ayrılan kişiden toprak alınır başkasına verilirdi İkta toprak, hizmetin devamı karşılığında ikta sahibi olan kişinin çocuklarına aktarılabilirdi.
  • Mülk Arazi: Şahıslara ait topraklardır. Bu topraklara sahip olanlar satma, devretme, Vakfetme ve miras yoluyla çocuklarına bırakma gibi haklara sahiptirler.
  • Vakıf Arazisi: Gelirleri ile ilmi ve sosyal kuruluşların masraflarının karşılandığı topraklardır. Bu topraklar, amaçları dışında kullanılamaz ve alınıp satılamazdı.

EKONOMİK HAYAT: Selçukluların egemen olduğu topraklar, bu devirde ekonomik bakımdan en yüksek seviyeye çıkarak, milletler ve kıtalar arası ticarette köprü görevi görüyordu. Selçuklular ticaretin gelişmesi amacıyla yollar ve kervansaraylar yaparak, yabancı tüccarları ülkesine çekmeye çalışıyordu.

Açıklama: kervansaray: Ticaret amacıyla yolculuk yapan kervanların konakladığı yerlerdir. Her 30 km de bir yapılırdı. Çünkü bir kervanın bir gün boyunca alabileceği en uzun mesafe 50 km’dir. Hayvanların bakımı ve kalanlardan üç gün para alınmazdı.

Selçukluların toprakları her türlü tarım ürününün yetişmesine müsaitti. Bu yüzden ülkede tahıl sıkıntısı çekilmediği gibi o devrin şartlarında fiyatları da ucuzdur. Selçuklular yabancı ülkelerle ticari anlaşmalar yaparak çok düşük gümrük fiyatlarıyla ihtiyaç fazlası ürünleri dış ülkelere satmış, kendi ihtiyaç duyduğu ürünleri de satın almıştır. Bu ticaret sırasında malı zarar gören tüccarın zararı karşılanmıştır. Bu uygulama Selçuklu ülkesini yabancı tüccarlar için cazip hale getirmiştir.

Selçuklularda esnaf ve zanaatkârlar kendi aralarında teşkilatlanarak Loncalar kurmuşlardır. Lonca teşkilatları, meslek ve çalışanlarını kontrol altında tutarak mesleğin devamını sağlarlardı, Büyük Selçuklularda devletin gelir kaynakları; Haraç (Arazi Vergisi), Öşür (Tarım vergisi), ganimet ve bağlı devletlerin hediye ve yıllıklarıdır.

{ Add a Comment }

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan maltepe escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan escort istanbul istanbul escort beylikduzu escort etiler escort anadoluyakasi escort kadikoy escort istanbul eskort eskort atakoy escort escort beylikduzu istanbul escort