Etiket: büyük selçuklular

Büyük Selçuklu Devleti’nde Eğitim, Bilim ve Sanat

EĞTİM VE BİLİM: Büyük Selçuklularda eğitim alanında ilk medrese Tuğrul Bey zamanında açılmıştır. Sultan Alparslan, zamanında ise eğitim bir devlet politikası haline yelmiş ve ülkenin birçok bölgesinde yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Alparslan öğretimi ücretsiz hale getirmiş ve öğrencilere maaş bağlamıştır.

Bu dönemde vezir Nizamülmülk, medrese eğitimine farklı bir bakış açısı kazandırarak devrinin en yetişmiş eğitim kurumları olmasını sağlamıştır. Açılmasına öncülük ettiği Nizamiye Medresesi dünyanın ilk üniversitesi kabul edilmektedir. Devrin ünlü bilim adamlarını buraya toplamış çok geniş bir kütüphane oluşturulmuştur. Nizamülmülk de öğrencilere burs bağlanmasını sağlayarak burslu eğitimin öncüsü olmuştur.

Bu şekilde bir eğitim anlayışı o zamana kadarki dünya tarihinde bir benzeri olmayan anlayıştır. Bu dönemdeki çalışmalar sayesinde geçerliliğini günümüzde dahi koruyan, bir çok bilim dalında çalışmalar yapılmıştır.

Büyük Selçuklular döneminde Farabi, İbn-i Sina, Gazali, Ömer Hayyam gibi önemli bilim adamları yetişmiştir. Selçuklu devlet adamları başta Tuğrul Bey, Alparslan, Melikşah ve Nizamülmülk olmak üzere bilginlere, sanatkârlara büyük saygı göstermişlerdir. Melikşah döneminde Isfahan ve Bağdat‘ta birer gözlem evi kuruldu.

Buralarda yapılan çalışmalar sonucu Ömer Hayyam başkanlığındaki bir kurul tarafından Celali Takvimi düzenlenerek Melikşah’a sunulmuştur. Büyük Selçuklularda bilim ve resmi yazışmalardaki dil Arapça, edebiyat dili ise Farsça’dır. Bu durum Türkçenin gelişmesini engellemiştir.

SANAT VE MİMARİ: Büyük Selçuklularda ve İlk Türk-İstam devletlerinde en fazla yetişme gösteren sanat dalı mimari olmuştur. Cami, türbe, kervansaray, medrese, hastane, kale, sur gibi birçok mimari yapı meydana getirilmiştir. Büyük Selçuklular dönemine ait Diyarbakır Ulu Cami, Nişabur, Tus ve Bağdat’taki medreseler. Rey’deki Tuğrul Bey, Mev’deki Sultan Sencer ve Tus’taki İmam Gazali türbeleri önemli eserleridir.

Büyük Selçuklularda, yapıların iç ve dış yüzeyleri alçı, mermer tozu ve kireç karışımından yapılan bir harçtan elde edilen süslemelerle kaplanırdı. Selçuklular mimariden başka süsleme sanatı, halıcılık, çinicilik, minyatür, hat sanatı ve seramik gibi dallarda da gelişmiştir. Bu sanatlar özellikle cami, medrese, türbe gibi yapıların süslenmesi sırasında kullanılmıştır.

{ Add a Comment }

Sultan Sencer Dönemi ve Büyük Selçuklu Devletinin Yıkılması

Sultan Sencer Dönemi Önemli Olayları (118 – 1157): Melikşah’tan sonra Sultan Sencer*e kadar başa geçen hükümdarlar zamanında (1092 – 1118), Büyük Selçuklular gücünü ve eyaletlerdeki otoritesini giderek kaybetti. Sultan Sencer 1118’de tahta çıkarak Büyük Selçukluların derlenip toparlanması için çok çalıştı. Onun zamanında Selçuklular kısmen de olsa toparlanmıştır. Ancak 1191 tarihinde Karahitaylarla yapılan Katvan Savaşı kaybedilince devletin dağılması hızlandı. Sultan Sencer bu savaşın açtığı tahribatı düzeltmeye çalışırken, 1153 tarihinde Oğuzların isyanı sonucu yapılan savaşta Oğuzlara esir düştü. Bu esaretten üç yıl sonra kaçıp devletin başına tekrar geçtiyse de devlet toparlanamadı ve 1157 senesinde ölümüyle toprakların büyük kısmı Harzemşahların kontrolüne girerek Selçuklular yıkıldı.

Selçuklu Devleti’nin Yıkılma Nedenleri

✓ Merkezi otoritenin zayıflaması
✓ Oğuzların İsyanları
✓ Haçlı Seferleri’nin başlaması
✓ Atabeylerin bağımsız hareket etmesi
✓ Abbasi Halifelerinin eski güçlerine tekrar kavuşmak amacıyla Selçukluların aleyhine faaliyetleri
✓ Fatımi’lerin ve Şiilerin yıpratmaları
✓ Batını Mezhebi’nin zararlı çalışmaları

{ Add a Comment }

Türk – İslam Devletleri Konu Anlatımı

TOLUNOĞULLARI (868 – 905): Abbasiler’in zayıfladığı dönemde Mısır valisi olan Tolunoğlu Ahmet tarafından kurulmuştur. Güçlü ordu ve donanmalarıyla Suriye ve Filistin’e de hâkim olan Tolunoğulları Mısır’ı bayındır hale getirmişlerdir. 905 yılında Abbasiler tarafından yıkılmışlardır. Tolunoğulları Mısır’da yaklaşık bin yıl sürecek Türk hakimiyetinin öncüsü olmuşlardır.

İHŞİDİLER (AKŞİTLER) (935 – 969): Abbasiler’in Mısır valiliğine atadığı Muhammed Ebu Bekir tarafından kurulmuştur. Abbasi halifesi Muhammed’e Fergana şehrinin hükümdarlarına verilen İhşid (sultanların sultanı) ünvanı verildiğinden dolayı devlete İhşidiler denilmiştir. Mısır, Suriye, Filistin, Lübnan ve Hicaz’ı hâkimiyet altına alan İhşidilere Fatimiler son vermişlerdir

KARAHANLILAR (HAKANİYE) (840 – 1212): Tolunoğulları ve Akşitler’in kısa sürede yıkılmasında askeri ve idari alanda Türkler’in etkili olmasına karşın halkın büyük bölümünün Araplardan oluşması etkili olmuştur. Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra bir araya gelen Karluk, Yağma, Çiğil boyları tarafından Türkistan’da kurulmuştur. Devletin kurucusu Bilge Kül Kadir Han, merkezi Balasagun’dur.

Samanoğullarının etkisiyle Müslüman olan Satuk Buğra Han döneminde İslamiyeti kabul etmişlerdir. (X. yüzyıl) Karahanlılar Orta Asya’da İslamiyet’i kabul eden İlk Türk devletidir. Devlete en parlak dönemini yaşatan Yusuf Kadir Han’ın ölümünden sonra hanedan içi mücadelelerin etkisiyle 1042’de doğu ve batı olarak ikiye ayrılmışlardır. Bu devletler önce Selçuklu hâkimiyetini kabul etmiş, sonradan Doğu Karahanlılara Karahıtaylar (1211), Batı Karahanlılara Harzemşahlar (1212) son vermişlerdir.

Karahanlılar’ın Özellikleri:

  • Türk-İslam medeniyetinin temellerini atmışlardır.
  • Müslüman olduktan sonra Şia’nın kurumlarını benimseyen Karahanlılar yönetim ve askerlik alanlarında Türklük özelliklerini terketmemiş ve böylece ulusal benliklerini korumuşlardır.
  • Kurulduktan coğrafya ve halkı Türk olan Karahanlılar resmi dil olarak Türkçe’yi kullanmışlardır.

GAZNELİLER (963 -1187): Samanoğulları’nın Horasan valisi Alp Tigin tarafından Afganistan’ın Gazne şehrinde kurulmuştur. Başlangıçta komutanların yönettiği Gazneliler, Sebük Tigin’in hükümdar olmasından sonra bir hanedanın yönettiği devlete dönüşmüştür. Devlete en parlak dönemi yaşatan Gazneli Mahmut Horasan’a hakim olmuş, Hindistan’a on yedi sefer düzenleyerek İslamiyeti yaymış, halifeyi şii Büveyhoğullarının baskısından kurtarmış, Türk tarihinde ilk kez “sultan” ünvanını kullanmıştır.

Sultan Mahmut’tan sonra Selçuklularla hakimiyet mücadelesine giren Gazneliler 1040 Dandanakan Savaşı‘ndan sonra siyasi güçlerini kaybetmiş, 1187’de Afgan asıllı Gurlular tarafından yıkılmışlardır. Gazneliler’in çabuk yıkılmasında hakimiyetleri altında çok farklı ulusların yaşaması (etnik uyumsuzluk) etkili olmuştur.

BÜYÜK SELÇUKLULAR VE BAĞLI DEVLETLER

Selçuklular Oğuz Türklerinin Kınık boyuna mensup­tur. X. yüzyılda Hazar Denizi’nin doğusunda bulunan Oğuz Yabgu Devleti içinde yaşayan ve bu devletin ordu komutanı olan Selçuk Bey hükümdarla anlaşa­mayınca Çent şehrine gelip kendine bağlı oymakla Müslüman olmuştur. Selçuk Bey’den sonra boyun başına Arslan Yabgu geçmiş, ancak bu dönemde Selçukluları bir tehdit unsuru gören Gazneli Mahmut Arslan Yabgu’yu tutsak etmiştir. Bu olaydan sonra Selçukluların başına Tuğrul ve Çağrı Beyler geçmiş­lerdir.

Tuğrul ve Çağrı beylerin Selçukluların başına geçme­sinden sonra Gaznelilerle Horasan hakimiyeti için mücadeleye girişmiş ve bu konuda başarılı olmuşlar­dır. 1038’de Nişabur’u alan Tuğrul Bey, adına hutbe okutup para bastırmıştır. Bu durum Dandanakan Savaşı’na neden olmuştur.

– Dandanakan Savaşı (1040): Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak iste­meleri üzerine çıkan savaşı Selçuklular kazanmışdır. Bu savaşın sonunda,

  • Horasan Selçuklu hâkimiyetine girmiştir.
  • Büyük Selçuklu Devleti resmen kurulurken Gazneli­ler yıkılışa geçmiştir.
  • Türk ve İslam dünyasının siyasi liderliği Selçuklula­ra geçmiştir.
  • Selçukluların Anadolu’ya yönelik akınları hızlanmış tır.

Dandanakan Savaşı’ndan sonra Horasan ve İran’ı fetheden Selçuklular daha sonra Anadolu’ya girmiş ve Erzurum yakınlarındaki Pasinler’de Bizans ve Gürcü kuvvetlerini yenip Doğu Anadolu’nun kontrolü­nü ele geçirmişlerdir. (1048)

Pasinler Savaşı Selçukluların Bizans’la Anado­lu hâkimiyeti için yaptıkları ilk önemli savaştır.

– Bağdat Seferi (1055): Şii Büveyhoğullar’nın baskısı altında yaşayan Abba­si halifesinin yardım isteği üzerine Tuğrul Bey Bağdat seferine çıkmış ve halifeyi kurtarmıştır. Halife bu olaydan sonra Tuğrul Bey’e “Doğunun ve Batının Sultanı” ünvanını vermiştir.

Açıklama: Selçuklular dini bakımdan halifeye, Abbasiler ise siyasi bakımdan Selçuklulara bağlı duruma gelmiştir.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NİN GELİŞMESİ

Alparslan’ın tahta çıkmasıyla Anadolu yönündeki fetihler hızlanmış ve Bizans’la Anadolu hâkimiyeti için yapılan Malazgirt Savaşı (1071) kazanılmıştır. Bu savaş sonunda;

  • Anadolu’ya yapılan Türk göçleri hızlanmış ve Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamışlardır.
  • Bizans’ın Avrupa’dan yardım istemesi üzerine Haçlı Seferleri başlamıştır.

Malazgirt Savaşı, Türkiye Tarihi’nin başlangıcı sayılmıştır.

Melikşah döneminde yapılan fetihlerle, Selçuklular Meveraünnehir’den Akdeniz’e, Kafkasya’dan Yemen’e kadar geniş bir alanı hakimiyetleri altına almışlardır. Bu dönemdeki en büyük sorunlardan biri Batıniler’in İslam dünyasında sıkıntılar çıkaran zararlı faaliyetleriyle mücadele edilmesidir. Hasan Sabbah’ın oluşturduğu Bâtınilik hareketi Selçukluların parçalanmasında etkili olmuştur.

Büyük Selçuklu Devleti’nin Parçalanması ve Yıkılması Melikşah’ın ölümünden sonra oğulları arasında ve hanedan içerisinde mücadeleler başlamış, bu dönemde Irak, Suriye, Kırman, Anadolu ve Horasan’da bulunan Selçuklu toplulukları birbirinden bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Ülkenin hanedan üyelerinin ortak malı sayılması bu parçalanmada etkili olmuştur.

Selçuklular Sultan Sencer döneminde bir toparlanma süreci yaşamıştır. Ancak 1141’de Karahıtaylarla yapılan Katvan Savaşı’nı kaybeden Selçuklular iyice zayıflamış, Oğuz İsyanı sonunda Sencer’in esir düşmesi (1153) ve ardından 1157’de ölmesiyle yıkılmıştır.

Büyük Selçukluların yıkılmasında,

  • Ülkenin hanedan üyelerinin ortak malı sayılması ne deniyle meydana gelen taht kavgaları
  • Merkezi otoritenin zayıflamasıyla, bağlı beyliklerle atabeylerin yarı bağımsız hareket etmeye başlamaları
  • Bâtınilerin yıkıcı faaliyetleriyle uğraşılmak zorunda kalınması
  • Halifelerin Selçuklu etkisinden kurtulmak istemesi
  • Selçukluların temelini oluşturan Oğuzların (Türkmenler) yönetimde yer alamamaları nedeniyle devlete küsüp ayaklanmaları
  • Haçlı seferlerinin meydana getirdiği sarsıntılar etkili olmuştur.

Atabeylikler, Büyük Selçuklularda hükümdar soyundan olan şehzadeler ülke yönetimi konusunda deneyim kazanmaları için ülkenin çeşitli bölgelerine yönetici olarak gönderilirlerdi. Bu şehzadelere her konuda yardımcı olarak görevlendirilen deneyimli devlet adamlarına atabey denilirdi. Büyük Selçuklu otoritesinin bozulduğu dönemlerde güçlerini artıran atabeyler bulundukları bölgelerde yönetimi tamamen ele geçirmişlerdir. Bu atabeyliklerin en önemlileri Salgurlular (İran), İldenizoğulları (Azerbaycan), Beğteğinoğulları (Erbil), Börililer (Şam) ve Zengiler’dir (Musul). Zengiler Haçlılarla başarılı mücadeleler yapmışlardır.

HARZEMŞAHLAR DEVLETİ (1097 – 1231): Aral Gölü’nün güneyine Harizm, burayı yönetenlere de Harizimşah denilmiştir. Bu bölge Alparslan döneminde Büyük Selçukluların eline geçmiş ve merkezden gönderilen valiler tarafından yönetilmiştir. Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra bağımsız olan Harzemşahlar, Moğollarla mücadele etmişlerdir. (Celaleddin Harzemşah) Harzemşahların Moğollarla mücadelesi Anadolu’yu erken bir Moğol istilasından korumuştur. Celaleddin Harzemşah’ın Ahlat’ı alması sonucunda meydana gelen Yassı Çemen (1230) Savaşı’nda Anadolu Selçukluları’na yenilen Harzemşahlar, zayıflamış ve topraklarını Moğollara kaptırarak yıkılmışlardır. (1231)

EYYUBİLER (1174 – 1250): Selahaddin Eyyubi tarafından Mısır’daki Fatımi hâkimiyetine son verilerek kurulmuştur. Mısır’ın dışında Suriye, Filistin ve Güneydoğu Anadolu’yu hâkimiyet altına alan Eyyubiler, Hıttin Savaşı’nda (1187) Haçlıları yenip Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarmışlardır. Selahaddin Eyyubi’nin ülkeyi kardeşleri ve oğullan arasında paylaştırması sonucunda zayıflayan Eyyubiler, ordularındaki Türk (Memlük)’lerden Aybek tarafından yıkılmıştır.

MEMLÜKLER (1250 -1517): Eyyubilerin Kafkas ve Kıpçak Türkleri’nden aldıkları gençlere memlûk (köle) denilmiştir. Memlûk komutanlar zamanla büyük güç kazanmışlardır. Bu komutanlardan Aybek Mısır’daki Eyyubi hâkimiyetine son verip Memlûk (Kölemen) Devleti’ni kurmuştur. Memlükler Batınilerle ve Haçlılarla mücadele ederek İslam dünyasını korumuşlardır. Ayn-ı Calut (1260) ve Elbistan (1277) savaşlarında Moğolları yenerek, onların daha geniş alana yayılmasını engellemişlerdir.

Moğollar’ın yıkılmasından sonra Abbasi halifesini himayelerine alarak İslam dünyasında birlik sağlamak isteyen Memlükler Osmanlılarla giriştikleri hâkimiyet mücadelesinde başarılı olamayarak (1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye Savaşları) yıkılmışlardır. Memlüklerde her emilin (komutan) hükümdar olma hakkı vardır. Dolayısıyla Memlükler “ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır ve “hükümdarlık tanrı tarafından verilir ve (kut) kan yoluyla hanedan üyelerine geçer.” şeklindeki Türk anlayışlarını uygulanmamışlardır.