Etiket: çocuk

Okul ve Öğretmenlerle İletişiminiz Nasıl Olmalı

Okul ve Öğretmenlerle Diyalog:

Çocuğun eğitimi ile ilgilenen iki büyük kurum aile ve okuldur. Çocuğun gelişiminin sağlıklı olması ve okul başarısı için bu iki kurumun işbirliği yapması zorunludur. Bunun için:

  • Sadece bir sorun olduğunda okulla iletişime geçmeyin. Her an okulla iletişim halinde bulunun.
  • Öğretmeninize çocuğunuzla ilgili bilmesi gereken her şeyi açıkça anlatın. Çocuğunuzu tanımasına yardımcı olun. Bir sorun varsa asla saklamayın.
  • ‘öğretmenine söylerim.’ Gibi cümleler ile çocuğunuzu tehdit etmeyin… Onun yanında öğretmeni ile ilgili olumsuz ifadeler kullanmayın.
  • Onun da bir çocuk olduğunu ve hatalar yapabileceğini unutmayın.
  • Her davranışınızda ona örnek olun. Çünkü o sizin davranışlarınızı MODEL alır.
  • Çocuklarınızı istediğiniz yönde geliştirmek için yaptığı her olumlu davranış karşısında onu takdir edin.
  • Öğretmeniyle sık sık iletişime geçerek çocuğunuzun gelişimini yakından takip edin.
  • Çocuğunuzu asla arkadaşlarıyla veya başka birileriyle kıyaslamayın. Çünkü her insan bir dünyadır.
  • Kızgın ve öfkeli iken ona bir şeyler öğretmeye çalışmayın.

{ Add a Comment }

Çocuklara Ders Çalışma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır

Çocuklarda Ders Çalışma İsteksizliği Nasıl Giderilir:

  • Çocuğunuz okuldan gelince mutlaka biraz dinlenmesini sağlayın.
  • Çalışması için kendine göre masa ve oda ayarlayın.
  • Çocuğunuzun odasında onu hayal dünyasına götüren dikkatini dağıtan poster, resim vb. şeyleri odasından kaldırın.
  • Ders çalışırken kullanacağı tüm malzemeleri masasında bulundurmasına özen gösterin.
  • Ders çalışmaya zorlandığı ders ya da konudan başlamasını önerin.
  • Televizyon karşısında ders çalışmasını engelleyin.
  • Asla onun yerine ödev yapmayın. Dersinin tamamını sizinle çalışmasına alıştırmayın. İhtiyaç duyduğu yerlerde yardımcı olun.
  • Çocuğunuza niçin ödev yapılması gerektiğini ve tamamlamanın neden önemli olduğunu onun anlayabileceği şekilde açıklayın.
  • Çalışma ve dinlenme sürelerini belirleyen ve ona uygun bir program hazırlayın.
  • Ders çalışmayı çekici hale getirmek için ödevin kısa bölümlere ayrılması, iki zor ders arasına daha kolay ve yorucu olmayan bir dersin koyulması, çocuğun onore edilmesi faydalı olacaktır.
  • Onu yüreklendirecek sözler söyleyin.

{ 1 Comment }

Oryantirig Sporunu Kimler Yapar

Oryantirig Sporu Çocuk ve Gençler İçin İdeal:

Karada, suda ve havada olabilen bu spor, her yaş grubunca yapılabiliyor. Ailece her yerde ve her mevsimde kolaylıkla uygulanabilen bu spor dalı, bedensel aktivitenin yanında, beyin gücüyle yapılan bir branş olma özelliğinden dolayı zihinsel gelişime de destek oluyor.

Mantıklı düşünme ve problemleri bağımsız olarak analiz edip çizme yeteneğini geliştirdiğinden tam bir öğrenci sporu olan oryantiring, çocuk ve gençlerce de seviliyor. Temelde yön bulmaya, harita okuyabilmeye ve pusula kullanabilmeye dayalı çevreci bir spor olan oryantiring, sabırlı olmayı, sınırlarını keşfetmeyi ve pes etmemeyi öğretiyor. Başarma duygusu sayesinde özgüven aşılayan bu spor dalı, sahip olunan mücadele gücünü açığa çıkartarak hem fiziksel hem de zihinsel sınırları zorluyor.

Macera yönlü bir tutkun varsa oryantiring tam sana göre olacaktır. Oryantiring gibi birçok spora ev sahipliği yapan anytimebahis sitesi de bu alandaki spor severleri sitelerine bekliyor. 18 yaşından büyüklerin kullanabildiği bu adreste bir çok sporun detaylarına da ulaşabiliyorsun. Futbol, basketbol, tenis, yüzme, bilardo gibi bir çok sporlarını bünyesinde barındıran bu adreste bildiklerini pekiştirebilir, öğrendiklerini de geliştirebilirsin.

{ Add a Comment }

Çocuk Eğitiminde Kitapların Önemi

Hiç kuşkusuz, çocuğun eğitimini etkileyen en büyük faktör, ailesi, yani anne, baba ve kardeşleridir. Ancak ne var ki, özellikle günümüzde kitap, radyo, televizyon ve video gibi birçok araç, çocuğun eğitimine olumlu veya olumsuz, ama asla küçümsenemeyecek boyutlarda katkıda bulunmaktadır. Eğitime yardımcı nitelik taşıyan bu tür araçların olumlu veya olumsuz etkilerini irdelemekte fayda görmekteyiz.

Çocuğun Bilişsel Gelişiminde Kitapların Önemi:

Üç yaşını bitirmiş bir çocuk, kendisine okunacak resimli hikâyelere büyük ilgi gösterir. Kendisine okunan kitaptaki hikâyeyi dikkatle dinler ve duydukları ile gördüğü resimler arasında kafasında bağlantı kurmaya çalışır. Kendisine kitap okunmasından o kadar memnundur ki, aynı hikâyeyi defalarca dinlemek isteyebilir. Bundan hiç bıkmaz. Bir süre sonra resimlere bakarak aynı hikâyeyi kendisi de anlatacak düzeye ulaşır. Ayrıca hayal dünyası da oldukça gelişmiştir. Öyle ki, anlatırken kendisinden de birtakım yan olaylar ekler.

Hayal dünyasının genişliği, zekâ ile doğru orantılıdır. Ağabeyi okula başlayacak olan bir çocuk, resimli hikâye kitabında kendi yaşlarında bir çocuk gördüğünde onun da ağabeyinin yakında okula başlayacağını rahatlıkla hayal edebilir. Çocuğunuzun hayal dünyasını asla kısıtlamamalısınız. Bazı cümleleri aynen tekrarladığını gözlemleyebilirsiniz. Çocuğunuz böylece bazı cümle kalıplarını ve deyimleri öğrenmektedir. Ancak okuduklarınızı satır satır tekrarlamasını da beklemeyin, bırakın olayı istediği gibi yorumlasın.

Bu yaşlardaki çocuk, kitaplarını bir arkadaş gibi görür. Çocuk, kendisini hikâyedeki kişilerin yerine koyar. Kahramanları kendi yakın çevresi ile özdeşleştirir. Büyük bir gayretle size gelir ve belki daha önce yirmi kez dinlediği bir kitabı yeniden okumanızı ister; sıkılmaz; usanmaz; size sorular yöneltir. Hikâye kahramanları ile sevinir ve üzülür. Böylece duygu dünyası da genişlemiş olur. Ayrıca başkalarının duygularını da anlama yolunda adımlar atar. Bu yüzden çizilen tiplerin olumlu kişilik özellikleri taşımalarına büyük özen göstermelisiniz. Okuyacağınız hikâyedeki en basit yalanı bile herhangi bir suç işlediğinde size karşı kullanmak isteyecektir. Buna asla mahal vermemelisiniz.

Çocuklarınızın gereksiz korkulara kapılmaması için okuyacağınız hikayede “gulyabani“ ya da“ öcü“ gibi gerçek dışı varlıkların asla yer almamaları gerekir. Bu tür soyut varlıkları çocuk tasavvur bile edemez ve bunun sonucunda yalnız kalmaktan korkar hale de gelebilir.

Yukarıda da değindiğimiz gibi, kitabın çocuk üzerindeki olumlu etkileri sayılamayacak kadar çoktur. Bu nedenle ona çikolata ya da şekerleme yerine kitap almanız çok daha yararlıdır. Onu sevin ve ona kitap okuyun. Kitap okumanın zamanı yoktur: Yatmadan önce ya da onu sevmek istediğinizde; yolculukta ya da doktor muayenehanesinde sıra beklerken… Önemli olan sizin de kitap okumayı sevmeniz ve bunun önemini kavrayarak ona kitap okumak için vakit ayırmanızdır.

{ Add a Comment }

Doğum Sırasına Göre Çocukların Özellikleri

İLK ÇOCUK:

Birinci çocuk anne-babanın ilk göz ağrısıdır. Sevilir, fakat tam bir tecrübe sahasıdır. Anne-baba her şeyi onun üzerinde deneyerek öğrenir. Doğumu büyük bir hadisedir. Cinsiyeti büyük bir merak konusudur. Anne-baba çocuğu kendilerinin küçük bir modeli olarak görme eğilimindedir.

Kendilerinde gördükleri ve beğendikleri bütün özelliklere çocuklarının da sahip olmasını beklerler. Ayrıca kendilerinin başaramadığı her şeyi de çocukta görmek isterler. Yeteneği olduğu halde istediği müzik eğitimini alamamış bir anne bu konuda hiç de yeteneği olmayan kızını piyano dersi almaya zorlayabilir. Unutulmaması gereken nokta çocuğun sahip olduğu kişiliktir. Her şeyin başı, çocuğun geliştirmekte olduğu kişiliğe duyulan, duyulması gereken saygıdır.

Anne ve baba ilk çocuk üzerinde ve bu çocuğun eğitiminde gereğinden fazla hassas davranırlar. Umutlu, ancak gergindirler. Aslında annelik ve babalık bir içgüdüdür. Önemli olan bu içgüdüyü sevgi ve bilgi ile desteklemektir.

ORTANCA ÇOCUK:

İlk ve son çocuk arasında yer alan kardeşlerin durumu diğerlerine göre daha değişiktir. Anne ve baba ilk kardeşte olduğu kadar tecrübesiz değildirler. Hoşgörüleri artmış ve kaygıları, endişeleri azalmıştır. Çocuğun birlikte oynayabileceği bir oyun arkadaşı vardır. Abla veya ağabeyini belki kıskanır, ama gene de gizli bir hayranlık duymadan edemez. Arkadaşları ile konuştuğu zaman ablası ya da ağabeyi ile övünmeyi sever. En önemli sorun; büyük kardeş ile aileye yeni katılan birey arasında sıkışıp kalmaktır. En büyük, ilk olmanın avantajı ile kendisini kabul ettirmiştir. En küçük, bütün bebekler gibi anneyi esareti altına almıştır, işte böylesi bir durum, ortanca kardeş için en kötü olanıdır. Önünde bir kaç ihtimal vardır. Ağabeyi gibi olmayı deneyebilir, yani erken olgunlaşır. Ya da tam tersi, yeni gelen bebeğe özenerek bebeksi tavırlar takınır. En kötüsü de içine kapanmasıdır. Bu durumların hiçbirisine mahal vermemek için onu sevdiğinizi belirtin; bunu kavramasına yardımcı olun ve adil davranın. Onu gereksiz rekabetlere sürüklemeyin.

EN KÜÇÜK ÇOCUK:

Aile içerisinde küçük çocuğa erişkin yaşa geldiği, hatta evlenip çoluk çocuk sahibi olduğu zaman bile ailenin bebeği olarak bakılır. Anne ve baba yaşları ilerledikçe ve tecrübeleri arttıkça daha hoşgörülü davranabilmektedirler. Çocuk iyi bir diplomattır ve bu imtiyazın kendisine kazandırdığı avantajları sonuna dek kullanır. Anne -baba tarafından diğer kardeşlere karşı himaye edilir. Yaptığı yaramazlıklara sıklıkla göz yumulur.

Görüldüğü gibi çocukların doğuş sırası aile içinde edindikleri yeri etkilemekte ve kişiliklerinin oluşumuna, yerine göre olumlu veya olumsuz katkıda bulunabilmektedir. Tabii ki bir çocuğun kişiliğini ilk ya da son veyahut tek çocuk oluşuna bağlamak yanlıştır; ancak bu durumun, kişiliğe kalıcı bir damga vurduğu da aşikardır.

Büyük Kardeşlerin Sorumluluk Üstlenmeleri:

Abla ya da ağabey kendisi de çocuk olsa bile aileye en son katılmış olan bireye oranla kıdemli bir aile bireyidir. Bu nedenle kardeşi ile ilgili olarak bir sorumluluk üstlenmiş bulunmaktadır. Bu sorumluluk birtakım yetkileri de beraberinde getirir. Tıpkı sizin gibi o da birtakım düşüncelerini kardeşine kabul ettirmek, yani onu eğitmek isteyecektir. Buna hoşgörü ile bakmaya hazır olmalısınız. Aksi takdirde onu kardeşine karşı küçük düşürmüş olursunuz ki, buna göstereceği tepkiyi tahmin bile edemezsiniz. Bir yere gitmek istediğinizde en küçük çocuğu emanet edebileceğiniz ilk kişi ağabey ya da ablasıdır. Hatta siz evde iken bile başka bir iş ile uğraşmak istediğinizde onlardan medet umarsınız.

Burada şu noktayı unutmamak gerekir. Şimdiye kadar “çocuk” olan, yani isteklerini kolayca kabul ettirebilen çocuğunuz yeni kardeşinin gelişi ile birlikte çocuk olmaktan çıkmış ve sorumlulukları bulunan bir aile bireyi haline gelmiştir. Şımarıklıkları artık tahammül edilemeyecek kaprisler kabul edilmektedir. Annesine sarılmak, en azından onunla konuşmak istediğinde annesi küçük kardeşi ile meşguldür. Kardeşi ile kendisini kıyaslar. Kendisi annesini memnun etmek için o kadar çaba gösterdiği halde, annesi kendisinin beklediği ilgiyi göstermemektedir. Aksine altını pisleten ve gerekli gereksiz ağlamaktan başka hiçbir marifeti bulunmayan kardeşinin başından ayrılmaz. Kısacası tahttan indirilmiş bir kral gibidir. Bu bir şoktur.

Kimi çocuk anne ve babasının yardımı ile bu şoku kolay atlatır. Aslında atlatılmayacak bir şok da değildir. Önemli olan çocuğun kardeşi geldiği için kendisinin pabucunun dama atıldığı imajına kapılmamasıdır. Onu, kendisini halen eskisi kadar sevdiğinize inandırmalısınız. Hiç kimse yenisi geldi diye mevcut çocuklarını sevmekten vazgeçmez, fakat gösterilen ilgi dağılmakta ve çocuk bu ilgi dağılmasını, azalma olarak algılamaktadır. Ondan kardeşinin bakımı konusunda yardım isteyin; sorumluluk yükleyin; yetki verin; bunu sevinçle karşılayacaktır. Kardeşi için bir şeyler yapabilmek onu mutlu edecektir.

Sorumluluk verirken aşırıya gitmemek aklın gereğidir. Altı yaşında bir kız çocuğundan yemeğin suyunun azalıp azalmadığına bakmasını isteyebilirsiniz, ama ona yemek yapmasını öğretmeye çalışmak onu yaşının üstünde zorlamak demektir. Bırakın yaşını yaşasın. Yapabileceği şeyleri istemekten kaçınmayın, ama zorlamayın da.

Küçük çocukları bir yere giderken yalnız bırakmamaya özen göstermek gerekir. Hele kapıyı üzerlerinden kilitlemek çok büyük bir yanlıştır. Evde yalnız kaldıklarında akıllarına gelmeyecek şey yoktur. Her şeyi, ama akıllarına gelebilecek her şeyi denemek isteyebilirler. Hatta kibritin nasıl yakıldığını bile… Sorumsuz kişilerin bu tür hatalarının sebebiyet verdiği yangınları gazetelerde okuruz. O yüzden kesinlikle çocukları evde yalnız bırakmamalısınız.

Sorumluluk yüklerken yukarıda da belirttiğimiz gibi birtakım yetkiler de vermelisiniz. Ayrıca sorumluluk birtakım hakların kısıtlanması anlamına da gelmemelidir. En sevdiği televizyon programını seyrederken onu, kardeşi ile ilgili bir işe koşmanız en olgun abla ya da ağabeyi bile isyan ettirebilir.

{ Add a Comment }

Kardeşi Olan Çocuğa Nasıl Davranılmalı

Kardeşi Olan Çocuğun Psikolojisi:

Ülkemizde ailelerin çocuk sayısı genelde birden fazladır. Çocukların herbiri ilgi bekler; özen ister. Aralarında ayrım yapamazsınız. Her birisinin beklentisi ayrıdır ve bir an önce yerine getirilmesini ister. Bir diğerine öncelik tanıdığınızda kırılır. Anaokuluna göndereceğiniz kızınızın saçını tararken, büyük oğlunuz ısrarla kalem kutusunu sorabilir ve bu arada en ufakları da ağlamaya başlayabilir. Çok çocuklu ailelerde bu tür sahnelere sıklıkla rastlanır. Tüm bunlara katlanmak için çelikten sinirler gerekebilir… Ancak tam tersi de mümkündür. En ufağı içeride ağabeyi ile oynarken ortanca kızınız hem size salata yapmakta yardım etmekte, hem de okulda canının neye sıkıldığını anlatmaktadır. Önemli olan bu tür anların birbirini dengeleyebilmesidir.

Bazı çocuklar annelerini, bazıları ise babalarını “sırdaş” olarak seçerler. Hatta evde yaşayan büyükanne ve baba da bu iş için tercih edilebilir. Bu tür tercihlerde aranan kişi olmamak sizi üzmemelidir. Ancak böyle bir kişi mutlaka mevcut olmalıdır. Çocuk kimin kendisini daha iyi anladığını gayet iyi kavrar. Kimin kendisine yardımcı olabileceğini gayet iyi bilir ve çok usta bir diplomattır.

Birden fazla çocuğu bir arada büyütmek sadece zorluklar yönünden ele alınamaz. Belirli bir yaşa gelmiş kız çocuğu, yeni doğmuş bebeğin bakımı konusunda annesine yardımcı olmaktan büyük bir zevk alır. Küçük kardeş annesine ya da babasına soramadığı soruların cevabını ablasından ya da ağabeyinden daha kolay alabilir.

Küçük kardeş diğerlerine bakarak geçireceği aşamaları daha kolay tasavvur edebilir. Ablası okula başladığı zaman, vakti geldiğin de kendisinin de okula gideceğini daha rahat kavrayabilir. Ablası onun önünde bir ufuktur. Onu kıskanabilir, ama yine de gizli bir hayranlık duyar. Gerçi aynı hayranlığı ana ve babasına da duymaktadır. Ancak bu hayranlık çok zor ulaşılabilecek bir hedeftir; oysa ablası ya da ağabeyi gibi olmak yakın bir hedeftir. Diğer yandan büyük kardeş ufak kardeşin neleri başaramadığını görerek kendisine olan güvenini pekiştirmektedir.

Kardeşler arasındaki ilişkiler, çocuğun ilerideki ilişkileri için bir idman sahasıdır. Her tür duyguyu önce bu alanda görür, hisseder: Sever ve kıskanır; kızar ve affeder; darılır ve barışır; verir ve alır… Okulda ve iş hayatında tadacağı birçok duyguyu ilk olarak kardeşleri ile olan ilişkilerinde yaşar. Anne ve baba arasındaki ilişki ne kadar olumlu, uyum ne kadar fazla ise, kardeşler arasındaki ilişki de o derece olumlu ve uyumlu olacaktır. Anne-babası sürekli tartışan bir çocuk, kardeşleri ile tartışmayı öğrenir; anne-babası anlaşan bir çocuk, kardeşleri ile anlaşmayı öğrenir. Üstelik tartışan bir anne- baba bir süre sonra barışabilirler, ama çocuğun bu etkiyi üzerinden atması çok daha fazla vakit alır.

Çocuklarınıza yapacağınız en büyük iyilik aralarında adil davranmaktır. Asla birini diğerlerine tercih etmemelisiniz. Hiç tasalanmayın; gerisini onlar kendi aralarında halledeceklerdir.

{ Add a Comment }

Çocukların Konuşma Becerisi Nasıl Gelişir

Çocuğun Konuşma Becerisi Kazanma Süreci:

Üç yaşına kadar çocuğun konuşması yarımdır. Sözcük seçimi isabetli olmayabilir. Ancak bu yaşlardan itibaren konuşma melekeleri yerine oturmaya başlar. Sözcükleri bilerek seçer. Bu yaşa kadar sözcükleri çekimsiz halde bir araya getirmekte ve kendini bu şekilde ifade etmektedir. Bu yaşlardan itibaren artık bilinçli cümleler kurmaya başlar. Basit açıklamalar yapabilmekte ve çekimli fiiller kullanmaktadır. “Anne ditti”  “annem gezmeye gitti” ye dönüşür. Gene de bazı sözcükleri telaffuz edemez. “Arı” kelimesini telaffuz etmek ona çok zor gelebilir. Arı ile ayı arasında ayırım yapamayabilir. Arabayı, “alaba” olarak dile getirebilir. Bütün bunlar gayet doğal gelişim basamaklarıdır.

“R” harfi çocuklar için büyük güçlükler arz eder. Aslında bu tür aksaklıklar çocuğun konuşmasına bir tatlılık verir. Endişeye kapılmanıza gerek yoktur, ancak bu tür konuşmalarına prim vermeyerek, yerleşmesine engel olmalısınız. Okul çağı yaklaştıkça çocuğunuz konuşmasını düzeltmelidir. Başlangıçta tatlı gelen harf hataları zaman içerisinde rahatsız edici hale gelebilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu tür hataların yerleşip kalması çok üzücüdür. Kurduğu cümlelerin daha karmaşık hale geldiğini fark edersiniz. Şart cümleleri kurmakta, olumsuz cümlelerde neden belirtmektedir.

Dil gelişimi çocuk için çok önemlidir ve teşvik edilmelidir. Bunun için resimli kitaplardan faydalanabilirsiniz. Her yerden kolaylıkla temin edebileceğiniz bu kitapları ona okuyabilirsiniz. Birkaç kez okuduktan sonra bu hikayelerin kafasında yer ettiğini göreceksiniz. Bir süre sonra da, resimlere dayanarak olayları onun anlatmasını bekleyebilirsiniz. Bunu büyük bir sevinçle yapacaktır. Ayrıca hayal gücünü de kullanarak olayları genişletecek ve olayı kendi dili ile ifade edecektir. Gerek dil gelişimi ve gerekse hayal dünyasının zenginleşmesi için ona bu anlamda vakit ayırın.

Çocuklar elle tutabildikleri somut şeyleri daha kolay kavrar ve yerine oturtabilirler. Masa ve sandalye, anne ya da baba kelimelerinin anlamını kavramak kolaydır. Sevgi ve saygıyı ise anlamaları zordur. Gerçi sevgi kelimesinin anlamım bilemeyebilirler, ancak sevgiyi anlamakta pek mahirdirler. Yapmacık sevgiyi çok kolay ve büyük insandan çok daha ustaca anlarlar. Bu yüzden çocuk soyut kavramları anlamak için zorlanmamak ve edineceği yeni bilgiler mevcudun üzerine bina edilmelidir.

“Ayıp” kelimesi çocuk için pek fazla şey ifade etmeyebilir. Ancak ‘ayıp’ şeyleri yapan çocukların büyükler tarafından sevilmediğini kolaylıkla anlayabilir. Bir de ayıp bir davranış için örnek verecek olursanız, kavramın yerine oturmasını sağlamış olursunuz.

Çocuklar üç yaş civarında bazı eşyalara kendilerine mahsus adlar vermeyi severler. Arabaya “dütdüt”, ya da bebeğe “ınga” diyebilirler. Altıncı yaşa doğru bu tür sözcükler artık terk edilmelidir. Bebeksi konuşmaları size tatlı gelebilir. Ancak onun bu tür sözlerini asla tekrarlamamalısınız. Aksine sizin gibi konuşmasına ödül vermelisiniz. Yanlışlıklarını kabullenip onaylamayın. Böyle yapmakla dil gelişimine köstek olursunuz; onunsa kösteğe değil desteğe ihtiyacı vardır.

Harf ve sözcük hatalarını düzeltmesi için ona yardımcı olun. Doğrusunu telaffuz ederek ve defalarca tekrarlayarak önayak olun ama asla baskı yapmayın. Kendine olan güvenini sarsmayın. Böyle yapmakla sadece bu tür hataların yerleşmesini temin edersiniz. Sevgi ile yaklaşın. Zaten “sevgi” çocuk eğitiminin anahtar kelimesidir ve açmayacağı kapı, halledemeyeceği güçlük yoktur.

Çocuklar anlatmak istediklerini uzun uzun düşünerek bulurlar ve bu yüzden de yavaş konuşurlar. Bu gibi durumlarda çocuğa karşı sabırlı davranmak ve onu sonuna kadar dinlemek, kendine güven duyması ve akıcı konuşması konusunda yardımcı olacaktır.

Çocuğunuz her ne kadar konuşmayı artık öğrenmiş olsa bile zaman zaman söylemek istediklerini eksik veya yanlış ifade edebilir. Bu şekilde olsa bile bize mutlaka bir şeyler anlatıyor demektir. Bu yüzden çocuğunuzun söylediklerini dikkatle dinlemeniz ve dikkate almanız gerekir. Bu yaştaki çocuklar gerçekten çok konuşur ve çok soru sorarlar. O kadar kolay olmasa bile onu dikkatle dinlemek ve sorduklarına anlayabileceği bir şekilde cevap vermek çocuğunuzu rahatlatır. Her sorduğuna sırasıyla cevap vermek kolay olmasa bile, onunla birlikte düşünüp sorularına cevap vermek onun öğrenme ve soru sorma merakını, bu konudaki hevesini kamçılayacağı muhakkaktır.

{ Add a Comment }

Çocuğun Cinsel Eğitimi – Anne Ben Nasıl Doğdum

Çocuğunuz ve Cinsel Merakları:

Cinsellikte ilk aşama, çocuğunuzun erkek ya da kız olduğunun bilincine varmasıdır. Arkasından gelecek soru, her çocuğun mutlaka sorduğu: “Ben dünyaya nasıl geldim” sorusudur. Anne ve baba olarak sizin bu tür sorular karşısında aldığınız tavır çok önemlidir. Anne ve babaların birçoğu, bu tür sorulara muhatap olmayı pek sevmezler ve geçiştirmeyi denerler. Bu tür sorulara cevap vermenin saygınlıklarını zedeleyeceği gibi boş inançlara kapılırlar.

Çocuğun zaman içerisinde bu tür soruların cevabını öğreneceğini düşünmek çok yanlıştır. Çocuk elbette, sizden olmasa bile başkasından bu sorunun cevabını alacaktır. Ancak bu gecikme sırasında ‘kafasındaki birçok spekülasyona da zemin hazırlamış olursunuz. Çocuğunuzun bu merakı sizi hiç şaşırtmasın, kızdırmasın; gayet doğaldır. Çocuğa detay borçlu değilsiniz, vereceğiniz cevabın onun anlayacağı kapasitede olması yeter.

“Seni leylek getirdi” türünden saçmalıkların çocuk açısından hiçbir inandırıcılığı yoktur ve hatta sizin inandırıcılığınızı, güvenirliğinizi bile sarsabilir. Bebeğin annenin karnında büyüdüğünü söylemekten kaçınmayın. Bunu gayet kolay anlayabilir. Gerçi göbekli bir erkek gördüğü zaman size o amcanın çocuğu olup olmayacağını soracaktır. Erkeklerin anne olamayacaklarını da o zaman anlatabilirsiniz. Merakını mutlaka tatmin edin, ama gereksiz yere kışkırtmaktan da kaçının.

Çocuk için zaman ve yer kavramı henüz gelişmemiştir. Bu tür bir soruyu otobüste herkesin ortasında sorabilir. Çevredekilerden utanarak çocuğu azarlamayın. Cevabını o anda verebilmelisiniz. O yüzden de bu tür sorulara hazırlıklı olmalısınız. Hemen cevabını veremeseniz bile, eve gittiğiniz zaman anlatmaya söz vermeli ve bu sözünüzü mutlaka tutmalısınız. Sözünüzü bir kez tutmayacak olursanız, çocuk bunu asla unutmayacak ve size kolay kolay inanmayacaktır. Oysa aldığı cevaplarla tatmin olursa, ileride başka konularda da size danışırken kendini rahat hissedecektir.

{ Add a Comment }

Okul Öncesi Dönemde Oyun ve Oyuncak

Anaokulu Çocuğunun Oyun Oynaması:

Oyun için oyuncak gerekeceği aşikardır. Ancak oyuncak deyince, muhakkak bizim oyuncak sınıfına soktuğumuz nesneleri anlamamız gerekmez. Basit bir kibrit kutusu ya da okunmuş bir gazete bile çocuğu en pahalı oyuncaktan daha fazla eğlendirebilir. Üç ve altı yaş arasındaki çocuğun hayal dünyası bizim anlayamıyacağımız kadar geniştir. Bir sopayı at olarak tasavvur edebilir; ona biner; onun kişnediğine bile inanabilir. Boş konserve kutularından kuleler yapar. Bu yüzdendir ki, aldığınız oyuncağın, türünün en pahalısı olmasına gerek yoktur. Üstelik böylesi bir oyuncak çocuğun dikkatini çekmeyebilir, hatta aldığınız pahalı oyuncaktan çok onun süslü kurdelesini beğenebilir. Alacağınız oyuncakta en fazla dikkat edeceğiniz özellik, çok değişik biçimlerde kullanıma imkan sağlamasıdır. Oyuncak sökülüp takılabilmeli ve her seferinde çocuğa yeni hayaller kurma imkanı vermelidir. Ayrıca oyuncağın dayanıklı olması da büyük önem taşır. Çocuk sizin ona ne kadar para verdiğinizi bilmez; oyuncağını duvara vurur; yere sürter; sağa sola fırlatır. Alacağınız oyuncağı seçerken bu hususları gözönünde bulunduracak olursanız, küçük afacanın sevincini artırmış olursunuz.

Bu yaşlarda çocuklar resim yapmaktan da büyük zevk alırlar. Bu da bir çeşit oyundur. Çocuk düşüncelerini çizgilerle ifade eder. Bir kutu pastel boya onu bütün gün oyalamaya yeter. Boyaları önüne koyun ve bırakın istediğini çizsin. Onu “şunu veya bunu çiz” diye sınırlamayın; engeller koymayın. Kullandığı sembolleri anlamaya çalışın. Babasını ya da annesini hangi eylemi yaparken çizdiği çok önemlidir. Anne ve babası sürekli kavga eden bir çocuk kargaşa halinde resimler çizebileceği gibi, mutlu bir aile tablosunu da resme dökebilir. Burada çocuk gördüğü değil görmek istediğini resmetmektedir. Çocuğu sınırlayacak olursanız, duygu ve hayallerini kısıtlamış, gelişimini engellemiş olursunuz.

Çocuklar evde oyuncakları ile oynarlarken ister istemez etrafı bir hayli dağıtacaklardır. Bu durumun normal olduğunu inkar edemeyiz. Ancak hem çocuğun rahatça oyun oynayabilmesi ve hem de evin gereğinden daha az dağılmasını sağlamak için onlara ayrı bir oda veya ayrı bir oyun köşesi düzenlemek en iyi çözüm yoludur. Burada önemli olan çocuğun rahatça oyun oynayabilmesinin yanı sıra yavaş yavaş düzenli olmayı da öğrenmeleridir.

Ne yazık ki bu alışkanlığı edinmeleri o kadar kolay değildir. Çocuklar oyun oynarken sürekli değişik değişik oyuncaklarla oynarlar ve bütün bu oyuncaklar da ortalıkta durur. Oyuncaklarını toplaması için sürekli ikazda bulunmak hem gereksiz hem de çocuğun oyuna olan ilgisini dağıtması bakımından sakıncalıdır. Ayrı bir köşede rahatlıkla oynaması en güzelidir. Ancak oyuncakları kendi alanını aştığı zaman ikaz etmek ve ayrıca oyun bittikten sonra da yine kendisinin oyuncaklarını toplaması gerektiğini hatırlatmak, düzenliliği ve sorumluluğu öğrenmesi açısından faydalıdır. Çocuğunuz oyun oynarken yemek veya başka bir iş için oyundan kalkması gerekiyorsa bunu ona önceden söylemek, oyunundan kendi isteği ile ayrılmasını sağlar ve hem bizim için hem de onun için işi kolaylaştırmış olur.

{ Add a Comment }

Okul Öncesi Dönemde Oyunun Önemi

Anaokulu Çocuğunda Oyunun Önemi:

Yetişkinler için oyun vakit geçirmeye yönelik bir uğraştır. Oysa çocuk, oyunu oldukça ciddiye alır. Oyun onun için her şeydir. Gün boyu durup dinlenmeksizin oynar. Bazen kendisini oyuna öylesine kaptırabilir ki, ihtiyaçlarını bile unutabilir. Oyunu kesmemek için karnının açlığını göz ardı edebilir. Çağırdığınız zaman oyuna öylesine dalmıştır ki, sizi duymayabilir. Oyun sanki bitirilmesi gereken bir ödevdir.

Çocuğun gelişimi için oyun en önemli yapı taşıdır. Oyun, onun için bir denemedir ve her şeyi deneyerek öğrenir. En iyi öğrenme yöntemi ise kıyaslamalar yapmaktır. Bıkıp usanmadan defalarca aynı şeyi tekrarlar. En büyük tutkusu akranları ile oynamaktır. Büyüklerin müdahalelerinden hoşlanmaz ve bunu açıkça belli eder. Oyun ayrı bir dünyadır. Yaptığı kule ve evcilik oyununda kurduğu ev düzeni, çocuk için kutsaldır. Bu bakımdan sevgi ve anlayış kadar iç dünyasına ve oyun alemine de saygı duymanızı bekler. Bunu ondan esirgememelisiniz. Onu ciddiye alın ve asil adam muamelesi yapın. Çocuk oyun oynarken kendisini özgür hissedebilmelidir. Bunun için ona kendisini özgür hissedebileceği ortamlar hazırlamalısınız.

Üç ve altı yaş arasındaki çocukların oyunları hayal gücüne dayalıdır. Bu yaştaki kız çocuğu kendisini annesi yerine koymayı pek sever. Aynen annesinin davranışlarını taklit eder. Annesi kendisine nasıl davranıyorsa, o da bebeğine öyle davranır. Bebeğini avutur, okşar, ama yeri geldiği zaman da azarlar. Konuşurken kullandığı kelimelerin, azar ve övgülerin aynen sizinkilere benzediğini, hatta çoğu zaman aynı olduğunu fark edersiniz. Bu noktada çocuğunuz sizi taklit etmektedir. Oyun adı verilen tiyatro sahnesinde sizi canlardırmaktadır. Bununla da kalmayarak hoşlanmadığı davranışlarınızı gayet güzel dile getirir, iyi bir gözlemci iseniz, yaptığınız hataları, onu üzen davranışlarınızı görebilirsiniz.

Çocuk sadece sizi taklit etmekle kalmaz. Bazen can yakan bir doktor olur. Ekmek getiren kapıcı olur. Neyi beğeniyorsa, son günlerde neden etkilenmişse o rolü oynar. Çocuk bu arayış içerisinde kendisini, kişiliğini bulur. Bu arayış içerisindeki çocuğa sunacağınız modellerin, olumlu tipler olmasının ne kadar önemli olduğu, böylece ortaya çıkmaktadır.

{ Add a Comment }

istanbul escort