Etiket: devleti

1827 – 1829 Osmanlı – Rus Savaşı

1827 – 1829 Osmanlı – Rus Savaşı Nedeni ve Sonucu:

Osmanlı Devleti‘nin Mısır Valisi’nin yardımı ile Yunan isyanını bastırması üzerine Avrupalı devletler olaya müdahale ederek durumu kabul etmemişler ve Türkleri tamamen Yunan topraklarından çıkarmayı düşünmüşlerdi. İngiltere, Fransa ve Rus donanması 1827 yılında Navarin‘de Osmanlı donanmasını yaktılar. Başlayan Osmanlı – Rus savaşında Osmanlı Devleti yenildi. Taraflar arasında 1829 yılında Edirne Antlaşması imzalandı.

Edirne Antlaşması (1829):

  • Mora Yarımadasında bağımsız Yunanistan kuruldu.
  • Sırbistan özerk hâle getirildi.
  • Rus ticaret gemileri Boğazdan serbestçe geçebilecekti.
  • Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecekti.
  • Yunanistan, Osmanlı Devletinden bağımsızlık kazanan ilk azınlık olmuştur.

{ Add a Comment }

1806 – 1812 Osmanlı – Rus Savaşı

1806 – 1812 Osmanlı – Rus Savaşı Nedeni ve Sonucu:

Ruslar Napolyon‘un Mısır’ı işgali sırasında Osmanlı Devleti’ne yardım amacıyla Ege Denizi’ndeki yedi adaya yerleşmiştir. Fransa, Mısır’dan ayrıldığı halde Rusya adalardan çekilmediği gibi Balkan milletlerini de Osmanlı Devleti‘ne karşı kışkırtmaktadır. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Boğazları Rus donanmasına kapatmış Fransa ile yakınlaşmaya başlamıştır. Fransa’nın da kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti, Rus yanlısı olan Eflak ve Boğdan beylerini görevden aldı. Bu gelişme üzerine Rusya 1806 yılında Eflak ve Boğdan’ı işgal etti.

Fransa savaş öncesinde Osmanlı Devleti‘ni Rusya’ya karşı kışkırtmasına rağmen 1807 yılında Rusya ile Tilsit Antlaşmasını imzalayarak, Osmanlı topraklarının Rusya tarafından işgaline destek vermiştir. İngiltere ise en baştan beri Rus yanlısı politika takip etmektedir. Fransa’nın ikiyüzlü siyaseti ile zor durumda kalan Osmanlı Devleti, İngiltere ile yakınlaşma yolları arayarak (denge politikası) yalnızlıktan kurtulmak istemiştir.

Bunun sonucunda Osmanlı Devleti ile İngiltere artısında 1809 yılında Çanakkale Antlaşması (Kale-i Sultaniye) imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, Barış zamanında Boğazlardan hiçbir savaş gemisinin geçmemesi karara bağlanmıştır.

Bükreş Antlaşması (1812):

Bir yandan bu gelişmeler yaşanırken diğer yandan Osmanlı padişahı II. Mahmut Rusya ile yapılan savaşta galip gelinemeyeceğini düşündüğünden Rusya ile 1812 yılında Bükreş Antlaşmasını imzaladı ve savaşı sona erdirdi. Bükreş Antlaşması‘na göre;

  • Eflak ve Boğdan Osmanlılara geri verilecek,
  • Prut Nehri, iki devlet arasında sinir olacak ,
  • Sırbistan’a bazı ayrıcalıklar tanınacaktır.

{ Add a Comment }

2. Mustafa Dönemi Önemli – Siyasi Olayları

II. Mustafa Dönemi (1695-1703):

II. Mustafa döneminde Avusturya savaşları devam etmiş ve Zenta Savaşı’nda ağır bir yenilgi alınmıştır.

Zenta Bozgunu’ndan sonra, padişah savaşa devam etmek istemiş, ancak; devlet adamlarının karşı çıkması üzerine anlaşma istenmiştir. Osmanlının anlaşma isteği üzerine Kutsal İttifak devletleriyle Karlofça Antlaşması imzalanmıştır. (1699) Karlofça Antlaşması’na göre;

  • Banat ve Temeşvar toprakları dışında bütün Macaristan Avusturya’ya
  • Ukrayna ve Podolya Lehistan’a
  • Mora Yanmadası ve Dalmaçya kıyıları Venedik’e bırakılmıştır.
  • Antlaşma yirmibeş yıl yürürlükte kalacak ve Avusturya’nın garantörlüğünde olacaktı.

Kutsal İttifak üyesi olan Rusya ile daha sonra İstanbul Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre;

  • Azak Kalesi Rusya’ya bırakılmıştır. Böylece Rusya Karadeniz’de ilk kez üs elde etmiştir.
  • Rusya’nın İstanbul’da sürekli elçi bulundurması kabul edilmiştir. Ayrıca Rus Ortodoksların Kudüs’ü ziyaret etmeleri onaylanmıştır.
  • Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti Avrupa’da ilk defa toprak kaybetmiş, Gerileme Dönemine girmiştir.
  • Osmanlı Devleti’ne karşı kurulan Kutsal İttifak amacına ulaşmış, Osmanlı toprakları ilk defa devletlerarası bir anlaşmayla paylaşılmıştır.
  • Karlofça Antlaşmasının imzalanmasında İngiltere ve Hollanda arabuluculuk yapmış, bu nedenle Osmanlı Devleti dış siyasette büyük bir prestij kaybına uğramıştır.
  • Karlofça, Osmanlı Devleti’nin bundan sonra sık sık imzalamak durumunda kalacağı, ağır şartlar taşıyan antlaşmaların ilki olmuştur.

Karlofça gibi ağır bir antlaşmanın yapılması, Osmanlı Devleti’ni sarsmış, Padişah II. Mustafa devlet yönetiminde Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin etkisinde kalmış, kendisi Edirne’ye çekilerek av ve eğlenceye dalmıştır.

Şeyhülislamın devlet işlerine karışması ve keyfi bir yönetim kurmak istemesi, zaten bozgunların getirdiği tepkileri iyice arttırmış ve bir ayaklanma sonucu şeyhülislam öldürülmüş, Padişah II. Mustafa da tahttan indirilmiştir. Bu ayaklanmaya Edirne Olayı denilir. (1703)

{ Add a Comment }

4. Mehmet Dönemi Önemli – Siyasi Olayları

IV. Mehmet Dönemi (1648-1687):

Osmanlı padişahları içinde en küçük yaşta başa geçen IV. Mehmet’in ilk zamanlan, büyükannesi Kösem Sultan’ın etkinliğinde geçti. Ancak, devletin durumunun iyice kötüleşmesi, tamamen çıkarların ön plana çıkması ve her türlü yolsuzluğun yaygınlaşması karşısında, Kösem Sultan’a tepkiler artmıştır.

Bu durum üzerine IV. Mehmet’in annesi Turhan Sultan, Kösem Sultan’ı öldürterek kontrolü kendi eline almıştır. Turhan Sultan, geri plana çekilerek Tarhuncu Ahmet Paşa’yı sadrazamlığa getirmiş, işlerin düzelmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla tam yetki vermiştir.

  • Tarhuncu Ahmet Paşa, saray giderlerini kısmış, gelir gider dengesini kurarak, Osmanlı tarihinin ilk tahmini bütçesini yapmıştır. Vergilerin düzenli toplanmasını sağlamaya ve devletin imkânlarının şahıslarca kullanılmasını engellemeye çalışan Tarhuncu, entrikalar sonucu azledilerek idam edilmiştir.

Kendilerine dağıtılan paraların ayarının düşük olduğunu öne sürerek ayaklanan Yeniçeriler, saraydan bazı devlet adamlarının kendilerine teslim edilmesini istemiştir.

Otuz kadar devlet adamının Sultanahmet Meydanında çınar ağaçlarına asılarak idam edilmesiyle sonuçlanan bu olaya “Çınar Olayı” ya da “Vakay-i Vakvakiye” denilmiştir. Bu olay, devletin otoritesinin kalmadığının ve Yeniçerilerin devlet için ne kadar tehlikeli hale geldiğinin kanıtıdır.

Devletin içinde bulunduğu bu kötü durum üzerine bu defa da Köprülü Mehmet Paşa’ya saraydan sadrazamlık teklif edilmiştir. Köprülü, sadrazamlığı kabul ederken bazı şartlar ileri sürmüştür. Böylece Osmanlı tarihinde ilk defa şartlı olarak görev kabul eden Sadrazam olan Köprülü, saraydan;

  • İşlerine karışılmamasına
  • Hakkında bir şikâyet olursa, önce kendi ifadesine başvurulmasını,
  • Haksız ve sebepsiz yere görevden alınmamasını istemiştir.

İleri sürdüğü şartları saray tarafından kabul edilen Köprülü Mehmet Paşa, baskı ve şiddet uygulayarak ayaklanmaları bastırmış, sarayın ve devletin harcamalarını kısarak düzenlemeler yapmış ve ekonomide iyileşme sağlamış, savaşlardan kaçan askerleri yakalatarak cezalandırmıştır.

  • Köprülü Mehmet Paşa’nın bu etkinlikleri, baskı ve şiddete dayalı olması bakımından, IV. Murat döneminde yapılan ıslahatlara benzemektedir.

Bu dönemin olaylarından biri de Venediklilerle savaşların sürdürülmesidir.

1.İbrahim zamanında başlatılan Girit kuşatması devam ettirilmiş, Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alan Venedikliler buradan uzaklaştırılmıştır.

  • Bu dönemde çıkan ayaklanmaların en önemlisi olan Abaza Haşan Paşa Ayaklanması bastırılmış, eyalet yöneticilerine gözdağı verilmiştir. Köprülü Mehmet Paşa’nın isteği üzerine sadrazamlığa oğlu Fazıl Ahmet Paşa getirilmiş, daha sonra Köprülü ailesinden bazı kişiler de sadrazam yapılmış, bu nedenle bu döneme Köprülüler Dönemi denilmiştir.

Köprülü Mehmet Paşa’nın son zamanlarında Avusturya ile ilişkiler bozulmuş, Avusturya Osmanlı toprağı olan Erdel’e karıştığı ve saldırılarda bulunduğu için Fazıl Ahmet Paşa ilk iş olarak Avusturya üzerine sefere çıkmıştır.

Bu sefer sonucunda Uyvar Kalesi alınmış, yapılan savaşlarda iki taraf büyük kayıplar verdiği için Vasvar Antlaşması (1664) yapılarak savaşlara son verilmiştir. Bu antlaşmaya göre;

  • Uyvar Kalesi Osmanlılarda kalacak,
  • Avusturya, Erdel işlerine karışmayacak ve Osmanlı toprağı olduğunu kabul edecek
  • Avusturya savaş tazminatı ödeyecekti.
  • Yapılan savaşlarda tam üstünlük sağlanamamış olmasına rağmen, diplomatik bir başarı sayılan bu antlaşma, Avrupa’nın hala Osmanlıdan çekindiğini gösterir.

Bu dönemde, daha önceden devam eden Girit kuşatması fetih ile sonuçlanmıştır. (1669)

Girit’in alınması ile Kandiye merkez yapılmış ve burası bir eyalet olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Girit Adası’nın fethi, Akdeniz’in güvenliği ve kontrolü açısından Osmanlı Devleti’ne bir üstünlük sağlamıştır.

IV.Mehmet, Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Ukrayna’nın Lehistan tarafından işgal edilmesi üzerine Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa ile birlikte kendisi de sefere çıkmıştır.

Bu sefer üzerine Lehistan barış istemiş ve Bucaş Antlaşması (1672) imzalanmıştır. Lehistan ile imzalanan Bucaş Antlaşması’na göre;

  • Ukrayna, Osmanlılara bağlı kalacak,
  • Podolya Osmanlı Devleti’ne bırakılacak,
  • Lehistan, vergi ödeyecekti.

Bu antlaşma Lehistan tarafından çiğnenmeye çalışılınca savaşlar yeniden başladı. Bu defa da Zoravno Antlaşması (1676) yapılmış, bu antlaşma ile daha önce imzalanan Bucaş Antlaşması pekiştirilmiştir.

  • Bucaş Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Batı’da en geniş sınırlara ulaşmasını sağlamıştır.

Fazıl Ahmet Paşa’dan sonra sadrazamlığa, yine Köprülü ailesinden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa getirilmiştir.

Bu dönemde Ruslar, Ukrayna üzerine saldırmaya başlayınca, Ukrayna seferine çıkılmış, Rusların elinden Çehrin Kalesi alınmıştır. Bu gelişme üzerine barış isteyen Ruslarla Bahçesaray Antlaşması yapılmıştır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, bazı devlet adamlarının karşı çıkmasına rağmen Viyana Seferi’ne çıkmış ve Viyana’yı kuşatmıştır. (1683) Avusturya’nın merkezi olan Viyana’nın Türkler tarafından kuşatılması, Avrupa’da bir panik yaratmış ve bazı devletler Avusturya’nın yardımına koşmuştur.

Viyana’yı ele geçirerek, devletin yeniden eski günlerine döneceği hesaplarını yapan ve bu sayede kendi şöhretini de arttıracağını düşünen Merzifonlu, yeterli hazırlıkları yapmadan kuşatmayı başlatmıştır. Orduda başlayan disiplinsizliklere, Kırım Hanlığının kuvvetlerinin çekilmesi de eklenmiş, Lehistan Avusturya’ya yardıma gelmiş, ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen Viyana düşmek üzereyken, yapılacak son hücum öncesi Merzifonlu şehirde yağmayı yasakladığı için Yeniçeriler isteksiz davranmış ve kuşatma bozgunla sonuçlanmıştır.

  • Viyana Kuşatması “1683 Viyana Bozgunu” olarak geçmiş, Sakarya Meydan Savaşı’na (1922) kadar devam eden bir geri çekilme süreci başlamıştır. 1683 Viyana Bozgunu sonucunda;
  • Avrupalılar, Osmanlı Devleti’nin artık eski gücünü kaybettiğini görmüş, Osmanlıyı yenebileceklerini anlamışlar
  • Cesaretlenen Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti’ne karşı bir araya gelerek “Kutsal lttifak”ı oluşturmuşlar
  • Avusturya’nın liderliğini yaptığı Kutsal İttifak’a, Venedik, Lehistan, Malta ve Rusya katılmış, bu devletler hep birlikte Osmanlı Devleti’ne karşı saldırıya geçmiştir.
  • Bu saldırılar karşısında toprak kaybetmeye başlayan Osmanlı Devleti Gerileme Dönemine girmiştir.
  • Bu bozgun üzerine Merzifonlu, görevinden azledilerek idam edilmiştir.

{ Add a Comment }

Osmanlı Devletinin Duraklamasının İç ve Dış Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin Duraklama Dönemi’ne girmesinde siyasi, askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda oluşan sorunlarla dıştaki gelişmeler etkili olmuştur.

Osmanlı Devletinin
Duraklamasının İç Sebepleri:

a) Merkezi yönetimde görülen bozulmalar:

  • XVII. yüzyıldan başlayarak tahta geçen padişahların devlet işlerine kayıtsız kalmaları ve ordunun başında sefere çıkmamaları
  • Şehzadelerin sancağa gönderilmemeleri nedeniyle yönetim alanında deneyim kazanmadan hükümdar olmaları
  • Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan devlet adamlarıyla saray kadınlarının yönetimde etkili olmaları
  • Önemli devlet makamlarının hakkı olmayan kişilere rüşvet ve iltimas (kayırma) yoluyla dağıtılması

Bu durum devletin idari alandaki otoritesini sarsmış, halkın devlete duyduğu güveni azaltmış ve bazı isyanlara neden olmuştur.

  • Padişah ve devlet adamlarının sık aralıklarla değişmesi

 b) Ekonominin bozulması:

  • Coğrafi Keşifler sonucu ticaret yollarının yön değiştirmesiyle gümrük gelirlerinin azalması
  • Avusturya ve İran’la yapılan savaşlarının askeri harcamaları artırması ve savaşlarda istenilen başarıların kazanılması nedeniyle bu harcamaların karşılıksız kalması
  • İhracatın (dışa satım) azalmasına karşın ithalatın (dıştan alım) artması
  • Kapitülasyonların giderek artması ve Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi
  • Coğrafi Keşifler sonucunda sömürülen yerlerden Avrupa’ya aktarılan değerli madenlerin bir bölümünün Osmanlı ülkesine girmesiyle paranın satın alma gücünün azalması (enflasyon).
  • Saray harcamalarının artması
  • Ekonomik sıkıntıları aşmak amacıyla çıkarılan vergileri halkın ödemeyip köyden kente göç etmesi ve bu durumun tarımsal üretimi olumsuz etkilemesi

c) Askeri sistemde bozulmalar:

  • Kapıkulu askerlerinin sayısının usulsüz alımlarla artması ve bunun devlete ekonomik açıdan yük getirmesi
  • Yeniçerilerin geçim sıkıntısını ileri sürerek askerlik dışındaki işlerler uğraşmaları
  • Tımarların hakkı olanlara verilmemesi sonucu tımar sisteminin bozulması ve iltizam sisteminin yaygınlaşması, buna bağlı olarak eyaletlerde asker yetişmemesi
  • Denizcilikle ilgisi olmayanların donanmada görevlendirilmesinin, donanmanın eski gücünü kaybettirmesi
  • Avrupa’da meydana gelen askeri gelişmelerin takip edilememesi
  • Kapıkulu askerlerinin “devlet ocak İçin vardır” anlayışını benimsemesi

d) Sosyal alandaki bozulmalar:

Tımar sisteminin bozulması, nüfusun artması, ekonomik sıkıntıların başlaması ve Celali isyanlarının çıkması nedeniyle halkın devlete güveni azalmıştır. Bu sıkıntılar köylülerin topraklarını terk edip şehirlere göçmelerine böylelikle şehirlerde işsizliğin artmasına ve asayişin bozulmasına neden olmuştur.

e) Eğitimde bozulmalar:

  • Osmanlının temel eğitim kurumlarının bozulması ve Avrupa’da eğitim alanında meydana gelen gelişmelerin takip edilememesi
  • Pozitif bilimlerin medreselerin programından çıkarılması
  • Medrese eğitimi görmemiş kişilere hatta yeni doğmuş çocuklara (beşik uleması) haksız yere ilmi rütbeler verilmesi
  • Bilimsel çalışmaların toplumun bazı kesimleri tarafından engellenmesi

Eğitim sisteminin bozulması nedeniyle birçok alanda sıkıntılar meydana gelmiş, idari kurumların başına yetersiz kişilerin gelmesi sonucunda devlet halkın nazarında güven kaybetmiştir.

Osmanlı ülkesinde yaşayan çeşitli uluslardan ve inançlardan insanların yönetiminde sıkıntıların başlaması da Osmanlı Devleti’nin duraklamasına etki etmiştir.

Osmanlı Devletinin Duraklamasının Dış Sebepleri:

  • Osmanlı Devleti’nin sınırlarını, okyanuslara, çöllere ve güçlü devletlere dayandırması (doğal sınırlara ulaşılması).
  • Avrupa devletlerinin coğrafi keşiflerle ekonomik, Rönesans ve Reform hareketiyle bilim, teknik, din alanlarında büyük ilerlemeler göstermelerine karşın Osmanlıların bu gelişmeleri takip edememesi
  • Avrupa devletlerinin haçlı ruhuyla Osmanlı’ya karşı birleşmeleri

{ Add a Comment }

Osmanlı Duraklama Dönemi Padişahları

Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren büyük bir ilerleme ve gelişme göstermiş ancak XVII. yüzyıla gelindiğinde bu gelişmeler yavaşlamış, devleti ayakta tutan kurumlarda bozulmalar başlamış, İstanbul’da Anadolu’da ve uzak eyaletlerde birçok isyan çıkmıştır. Devlet adamlarını bu aksaklıkları giderebilmek için ilk Osmanlı ıslahatlarını başlatmışlardır. Sokullu Mehmet Paşa’nın ölümünden (1579) başlayıp XVII. yüzyılın sonuna kadar süren bu döneme Duraklama Dönemidenilmiştir.

Duraklama Dönemi Padişahları:

III. Murat (1574- 1595)
III. Mehmet (1595 – 1603)
I. Ahmet (1603 – 1617)
I. Mustafa (1617-1618)
II. Osman (1618 – 1622)
I. Mustafa (2. kez) (1622 – 1623)
IV. Murat (1623- 1640)
Sultan İbrahim (1640- 1648)
IV. Mehmet (1648 – 1687)
II. Süleyman (1687- 1691)
II. Ahmet (1691 – 1695)
II. Mustafa (1695 – 1703)

{ Add a Comment }

Duraklama Dönemi Islahatları Genel Özellikleri

Duraklama Dönemi Islahatları Neden Başarısız Olmuştur:

Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü durum tam olarak değerlendirilemediğinden, sorunların kaynağına inilmemiş, köklü çözüm yolları ortaya konulamamış, bu yüzden yapılan ıslahatlar o anki görünen sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olmuştur.

Avrupa hızlı bir gelişme içerisine girmiş, bilim ve teknikte önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

  • Osmanlı, Avrupa’nın ileriye gittiğini bu dönem içerisinde fark edememiş, Yükselme döneminde ulaştığı büyüklüğün etkisinde kalmıştır.
  • İyi niyetle göreve gelen ve devletin durumunu iyileştirmeye çalışan padişah ya da devlet adamları, çıkar çevreleri tarafından yıpratılmış, yeniçeriler kışkırtılarak ayaklanmaları sağlanmış, bu ayaklanmalar sonucunda da yöneticiler görevlerinden alınmıştır.
  • Bu dönem ıslahatları genelde baskı ve şiddete dayanmış, zor kullanılarak gerçekleştirilmiş, sindirme politikası güdülmüştür. Bu nedenle baskı ortadan kalkınca bozulmalar tekrar belirmiştir.
  • Devletin kuruluşunda ve yükselişinde çok büyük katkısı olan Yeniçeri Ocağı, bu dönemde bozulmuş, eski ruhunu kaybetmiş, çıkarlar ön plana çıkmış, vasıfsız kişiler orduya alınmış, devlet en önemli kurumunu kaybetmiştir.
  • Islahatlar genelde şahıslara bağlı kalmıştır. Bu nedenle ıslahatçı kişilerin ölmesi ya da devlet görevinden uzaklaşması üzerine ıslahatlar yarım kalmıştır.
  • Avrupa devletlerinin, Osmanlı Devleti’ne karşı bir araya gelmeleri ve ittifaklar kurmaları, Osmanlı Devleti’ni zor durumda bırakmıştır.

{ Add a Comment }

Fatih Sultan Mehmet Dönemi Önemli – Siyasi Olayları

Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) Dönemi Fetihleri (1451 – 1481):

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethederek Osmanlı Yükselme Dönemi’ni başlatan padişahtır. Fatih, ilk seferini Karamanoğuları Beyliği üzerine düzenlemiş, Akşehir, Seydişehir ve Beyşehir’i Osmanlı topraklarına katmıştır.

I- İstanbul’un Fethi

İstanbul’un Fethinin Nedenleri:

  • Osmanlı Devleti’nin, Anadolu ve Rumeli topraklarını birleştirip toprak bütünlüğünü sağlamak istemesi
  • Bizans’ın Osmanlı aleyhine kışkırtıcı politikalar izlemesi
  • Bizans’ın Osmanlı kuvvetlerinin Rumeli’ye geçişini zorlaştırması
  • Kara ve deniz ticaret yollarının Osmanlı denetimine alınmak istenmesi
  • Hz. Muhammed’in İstanbul’u fetheden komutan ve askerlerini öven sözlerinin İstanbul’un alınmasını özendirmesi

İstanbul’un Fethi İçin Yapılan Hazırlıklar:

  • Sırbistan, Eflak ve Karamanoğulları’yla antlaşmalar yapılarak barış ortamı oluşturulmuştur.
  • Bizans’a deniz yoluyla gelebilecek yardımları önlemek için Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen) yaptırılmıştır.
  • Vize ve Silivri kaleleri alınarak Bizans’ın batıyla olan bağlantısı kesilmiştir.
  • İstanbul’u denizden kuşatabilmek amacıyla dört yüz parçalık donanma hazırlanmıştır.
  • Surları yıkabilecek teknolojiye sahip büyük toplarla, aşırtmak gülle atabilecek havan topları dökülmüştür.
  • Surları aşmak için, yürüyen tekerlekli kuleler yaptırılmıştır.
  • Avrupa’dan Bizans’a yardım gönderilmesini engellemek amacıyla Balkanlara ve Mora’ya kuvvet gönderilmiştir.

Buna karşılık Bizans haçlılardan yardım istemiş, Haliç’in girişini kalın zincirlerle kapatmış, surları tamir ettirmiş, halkı silahlandırmış, yiyecek stoklarını zenginleştirmiş ve Grejuva (Rum ateşi) denilen silahını geliştirmiştir.

Fatih Sultan Mehmet bu hazırlıkları yaptıktan sonra 6 Nisan’da kuşatmayı başlatmış, karadan ve denizden yoğun bir taaruz hareketi sonucunda 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetmiştir.

Fetihten sonra İstanbul halkına hoşgörüyle davranan Fatih, ekonomik, sosyal, kültürel çalışmalar yaparak İstanbul’u çok canlı bir şehir haline getirmiştir.

İstanbul’un Fethinin Sonuçları:

  • Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü sağlanmıştır.
  • İstanbul başkent yapılmıştır.
  • Boğazların egemenliği Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir.
  • Osmanlı Devleti’nin Yükselme Dönemi başlamıştır.
  • Osmanlıların İslam dünyasındaki ve uluslararası alandaki saygınlığı artmıştır.
  • Orta Çağ boyunca varlığını sürdüren (kısa bir dönem hariç 1204-1261) Bizans İmparatorluğu tarihe karışmıştır.
  • Güçlü surların yıkılabileceğinin anlaşılması Avrupa’da derebeyliklerin yıkılmasına ve mutlak krallıkların kurulmasına ortam hazırlamıştır.
  • Önemli ticaret yollarının Türkler’in denetimine girmesi Coğrafi Keşifler’in yapılmasına neden olmuştur.
  • İstanbul‘dan İtalya’ya giden bilim adamları Rönesans hareketlerinin başlamasına öncülük etmiştir.
  • Orta Çağ sona ermiş Yeni Çağ başlamıştır.

Fatih İstanbul’un fethinden sonra Ortodoksların himayesini üstlenmiş, böylece Osmanlının hoşgörüsünü göstermeyi, Hristiyan dünyasındaki ayrılıkların sürmesini ve Ortodoksların desteğini sağlamayı hedeflemiştir. 

II- Fatih Sultan Mehmet Dönemi Batıdaki Gelişmeler

  • Fatih, İstanbul’u fethettikten sonra Avrupalı devletlerin Osmanlı’ya karşı birleşmesini engellemeye çalışmış; bu amaçla bir taraftan askeri seferlerini yoğunlaştırırken öbür taraftan Venedikler’e ekonomik ve diplomatik (İstanbul’da elçi bulundurma hakkı) ayrıcalıklar tanımıştır.
  • Fatih döneminde Belgrat hariç Sırbistan (1459) Modon, Koron, Navarin hariç Mora, Osmanlı topraklarına katılmıştır.
  • Fatih, Mora Despotluğu’na ve Trabzon Rum İmparatorluğuna son vererek, Rumların Bizans İmparatorluğumu yeniden canlandırma girişimlerini sonuçsuz bırakmıştır.
  • Eflak Beyi, Vlad’ın (Kazıklı Voyvoda) ödediği vergiyi kesmesi üzerine 1462’de Eflak, 1463’te Bosna, 1465’te Hersek, 1476’da Boğdan, İskender Bey’in s ölümünden sonra’da Arnavutluk (1479) Osmanlı topraklarına katılmıştır.
  • Fatih’in yaptığı bu fetihler Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki egemenliğini kalıcı hale getirmiş, sağlamlaştırmıştır.

III- Fatih Sultan Mehmet Dönemi Anadolu’daki Gelişmeler

Anadolu’da siyasi birliği sağlamayı ve Karadeniz ticaretini denetim altına almayı amaçlayan Fatih, Çenevizliler’in elindeki Amasra’yı (1460), İsfendiyaroğulları’na son vererek Sinop’u (1461) Osmanlı’ya karşı papadan ve Uzun Hasan’dan yardım istemesi üzerine Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıkarak Trabzon’u (1461) ve Karamanoğulları’nın Venedik’le Osmanlı aleyhine anlaşma yapması üzerinede Konya ve Karaman’ı (1466) Osmanlı topraklarına katmıştır.

IV- Otlukbeli Savaşı (1473)

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan‘ın ülkesinin sınırlarını Osmanlı aleyhine genişletmesi, Karamanoğuları, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Venediklilerle Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kurması, Anadolu’da Osmanlı-Akkoyunlu rekabetini ortaya çıkarmıştır.

Fatih’in hazırladığı ordu 1473’te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli’nde Uzun Hasan’ı yenmiş böylelikle Akkoyunlular Osmanlı Devleti için tehlike olmaktan çıkmış, yıkılış sürecine girmişlerdir.

V- Fatih Sultan Mehmet Dönemi Denizlerde Gelişmeler

Fatih Sultan Mehmet, Karadeniz, Akdeniz ve Ege’yi hâkimiyet altına alarak Avrupa’yı ekonomik olarak Osmanlı Devleti’ne bağımlı hale getirmeyi amaçlamıştır.

Ege Adalarının Alınması:

Ege Denizi’nde Venedik ve Cenevizleri yenerek Semadirek, Taşoz, Limni, Bozcaada, Gökçeada, Midilli ve Egriboz’u Osmanlı topraklarına katmış böylece Ege kıyılarının ve boğazların güvenliğini sağlamıştır.

Sen Jan şövalyelerinin elindeki Rodos adası kuşatılmış ancak alınamamıştır (1480).

Venedik ile Savaş (1463 -1479):

Osmanlı Devleti’nin İstanbul’u fethetmesi, Balkanlar ve Ege Denizi’ni hâkimiyet altına alması, Venediklilerin ticari çıkarlarını olumsuz yönde etkileyince, Venedikliler Macar, Arnavut, Karaman ve Akkoyunlu devletlerinin desteğini alarak Osmanlı’ya savaş açmıştır. Aralıklarla on altı yıl süren savaşlar sonunda taraflar arasında antlaşma yapılmıştır. Buna göre,

  • Arnavutluk’taki İşkodra ve Kroya kaleleri Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır.
  • Venediklilere, savaş tazminatı ve yıllık vergi ödemeleri karşılığında, Osmanlı sularında ticaret yapma ve İstanbul’da elçi bulundurma hakları tanınmıştır.

Fatih Venediklilere bu tür ayrıcalıklar vererek, Hristiyan birliğini bozmayı ve Akdeniz ticaretini canlandırmayı hedeflemiştir.

VI- Kırım Seferi

Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Kefe, Azak ve Menkup gibi Ceneviz kolonileriyle, iç karışıklıklar içinde bulunan Kırım’ı Osmanlı topraklarına katmıştır (1477). Böylece,

  • Karadeniz Osmanlıların kontrolüne (Türk gölü) alınmıştır.
  • Karadeniz’de Ceneviz kolonisi kalmamıştır.

VII- İtalya Seferi

Napoli Krallığı’nın Osmanlı aleyhine faaliyetlerde bulunması üzerine, Gedik Ahmet Paşa komutasında İtalya Seferi’ne çıkan Osmanlı donanması, önce Yunanistan’ın batısındaki, Zenta, Ayamavra ve Kefalanyo adalarını (1479) daha sonra da İtalya’nın güney doğusundaki Otranto’yu (1480) fethetmiştir. Ancak Fatih’in ölümünden sonra Otranto kaybedilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet, Otranto’yu Roma’yı fethetmek için bir üs olarak kullanmak istemiştir.

{ Add a Comment }

İstanbul’un Fethinin Nedenleri – Maddeler Halinde

İstanbul Niçin Fethedilmiştir:

  • İstanbul’un coğrafi konumu: Asya ve Avrupa kıtaları arasında geçiş noktasında bulunması, boğazlara sahip olması, jeopolitik ve stratejik öneme sahip olması
  • İstanbul’un Osmanlı toprak bütünlüğünü engellemesi: Hem Anadolu’da, hem Avrupa’da topraklan bulunan Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye (Avrupa’ya) geçişinde engel oluşturması,
  • Osmanlı Devleti’nin bir dünya devleti haline gelebilmesi için Bizans’ı ortadan kaldırmak istemesi
  • Bizans İmparatorluğu’nun çalışmaları: Bizans’ın Türklere karşı Avrupa’dan yardım istemesi ve Haçlı Seferlerinin düzenlenmesine neden olması
  • Bizans’ın, Osmanlı Devleti’ndeki taht kavgalarına karışması ve ayaklanan şehzadeleri destekleyerek bazı Anadolu beylikleriyle Osmanlıya karşı işbirliği yapması
  • Muhammet’in hadisi: Hz. Muhammet’in, İstanbul’u alacak komutan ve askerlerini övmesi ve kutsaması. Bu nedenle pek çok hükümdar bu övgüye sahip olabilmek amacıyla da İstanbul’u kuşatmıştı.

{ Add a Comment }

Beni Ahmer Devleti Hakkında Kısaca Bilgi

Beni Ahmer Devleti (1232 – 1412): Beni Ahmer Devleti bir bakıma Endülüs Emevi Devletinin devamı niteliğinde olup başkenti Gırnata’dır. Devlet, yasal alandan 1xbet
çok kültür ve uygarlık alanında büyük gelişmelerin yaşandığı bir merkez olmuştur. Avrupa’daki Rönesans hareketlerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. En Önemli bilim adamı İbn-i Haldun’dur. Devlet; 250 yıllık yarlığının ardından 1479’da Kastilya Kraliçesi İzabella ve Aragon Kralı Ferdinand’ın evlenmesiyle oluşturulan Hristiyan birlik karşısında zor durumda kalarak 1442 yılında betist
yıkılmıştır. Hristiyanlar şehri yağmalayıp kültür ve sanat mirası olan eserleri tahrip ettiler.

1442’de yaşanan bu oluya Osmanlı i Devleti müdahale; etmiş, Oruç Reis ve Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa) gibi kaptanlarıyla kurtarabildikleri Müslüman ve Yahudi’leri Kuzey Afrika ve Anadolu’ya getirmişlerdir.

mariobet

{ Add a Comment }


escort mersin
| mersin escort |
mersin escort bayan
| mersin bayan escort |
mersin escort
|
erotik film izle
| mersin escort

escort mersin
| mersin escort |
mersin escort bayan
| mersin bayan escort |
mersin escort
|
erotik film izle
| mersin escort