Etiket: kur’an-ı kerim’de

Çalışırım, Allah’ın Yardımına Güvenirim ve Başarırım

Çalışmak, herhangi bir konuda amaca ulaşmak için emek harcamak demektir. Bugün sahip olduğumuz teknolojik gelişmeler, elde edilen yeni bilgiler insanın çalışmasının bir sonucudur. İnsanı başarıya götüren; çalışması, emek harcaması, işini en güzel şekilde yapması ve inancıdır.

İnsanlar hayatlarını devam ettirebilmek için çalışmak zorundadırlar. Eğer çalışmazlarsa ihtiyaçlarını gideremezler ve başkalarına muhtaç olurlar. Bizler önce kendi üzerimize düşen görevleri yapmakla sorumluyuz. Buna gücümüz yetmediği zaman başka insanlardan yardım isteyebiliriz. Herhangi bir işi gerek kendi gayretimizle gerekse başkalarının yardımıyla tamamladıktan sonra bize düşen görev; Allah’a güvenmek, dua edip ondan yardım istemektir.

İnsan başarmak için önce elinden geldiğince çalışmalı sonra Allah’a güvenmelidir. Örneğin; bir çiftçinin üzerine düşeni yapmadan, bol ve iyi ürün beklemesi doğru değildir. Akıllı bir çiftçi tohum ekme, sulama, gübreleme ve ilaçlama işlerini yapar. Sonrasında Allah’tan yardım bekler, bol ve iyi ürün almak için ona dua eder İslam dinine göre bunların hiçbirini yapmadan, Allah’tan iyi ürün vermesini dilemek yanlıştır. Bu, dinimize uygun bir tutum ve davranış değildir.

Dinimizde de çalışmaya önem verilmiştir. Kur’an’da, çalışan insanları Allah’ın sevdiği vurgulanmış; insanın çalışmalarının karşılıksız kalmayacağı, eksiksiz bir şekilde ödüllendirileceği bildirilmiştir. Konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulur: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı tastamam verilecektir.”

Peygamberimiz (s.a.v.) de çalışmaya büyük önem vermiştir. O, “Hiç kimse kendi el emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir.” buyurarak çalışmanın önemini vurgulamıştır. İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.” buyurarak da insanın her gün bir öncekinden daha çok ve verimli çalışmasını teşvik etmiştir.

İnsan, çalışmalarında iyiye yönelmeli ve insanlara faydalı olabilmelidir. Kur’an-ı Kerim’de, inanıp yararlı işler yapmamız öğütlenmiştir. Peygamberimiz de bununla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara en fazla faydalı olandır.” Çalışmamızın sadece kendimize değil, milletimize ve bütün insanlığa yararı vardır.

Çalışkan bir öğrenci, Allah’ın çalışanlara yardım edeceğini bilir. Derslerini dinler, ödevlerini yapar, sınavlarına çalışır. Ondan sonra da kendisine yardım etmesi için Al-lah’a dua eder. Çalışmadan, ders dinlemeden “Allah’ım, ne olur başarmam için bana yardım et!” diye dua eden öğrenci yanlış davranmış olur. Çünkü, çalışmadan başarılı olmayı beklemek doğru değildir.

Çalışmalarımızı tamamladıktan sonra Allah’ın yardımına güvenmeliyiz. İnsanın bir işte elinden geleni yaptıktan sonra Allah’a güvenmesine tevekkül denir. Allah’a güvenmek, başarılı olmak için önemlidir. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyrulmaktadır: “… Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”

Allah, insanları çaba ve çalışmalarına göre ödüllendirir. Allah, insanın çalışmasını, iyi işler yapmasını istemiş ve bunların karşılıksız kalmayacağını bildirmiştir. Kur’an’da bu konu, “Kim de mümin olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.” ayetiyle bildirilir. Öyleyse bizler de çalışarak başaracağımızı bilmeli ve çalışmalarımızın Allah tarafından ödüllendirileceğinin bilincinde olarak hareket etmeliyiz.

{ Add a Comment }

Evrendeki Ölçü ve Ahenk Nedir

Evrende bulunan varlıklar arasındaki insicam, kâinattaki mükemmel işleyiş, bizlere mutlak kudret sahibinin yaratıcılığının eşsizliğini göstermektedir. İlahî sanattaki ihtişam mükemmeldir, insan tasavvurunun üstündedir. Bütün bunlar, bizi güzellikleri var eden Yüce Allah’ın bir başka eşinin olmadığını düşündürmektedir. Bu hususta Kur’an’da, “Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.” buyrulmuştur. Allah, evreni muhteşem bir ölçü ve ahenk içinde donatmıştır.

Dünya’mız, canlıların hayatlarını rahatça sürdürebilmesi için yaratılmış olan mükemmel bir yaşam alanıdır. Evrenin diğer tüm bölgelerinde olduğu gibi üzerinde yaşadığımız dünyada ve tabiatta da mükemmel bir düzen, uyum vardır. Mevsimlerin art arda gelmesi, gece ile gündüzün sürekli olarak birbirini takip etmesi, yağmur ve karın yağması, ilkbaharda doğanın canlanması, bitkilerin yeşerip ağaçların çiçek açması, aynı topraktan, aynı sudan beslenen ağaçların farklı tat ve renklerde ürünler vermesi, düzenli bir şekilde ve bir ölçüye göre gerçekleşmektedir. Bütün bunlar, evrende her şeyin düzenli, uyumlu, ölçülü bir biçimde ve bilinçli bir tasarımın ürünü olarak meydana geldiğini göstermektedir.

Kur’an, evrenin ve evrendeki tüm varlıkların bir yaratıcısı olduğunu ve hepsinin belli bir ölçü ve düzen içinde yaratıldığını vurgulamaktadır. Kur’an-ı Kerim’de Allah, “Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.” buyurmaktadır.

Başka bir ayette, “Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” buyrulur. Yine evrendeki düzen ve ahenk başka bir ayette, “O ki birbiri ile ahenktar yeri göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?” şeklinde ifade edilmektedir. Aynı surenin başka bir ayetinde de şöyle buyrulur: “Andolsun ki Biz (Dünya’ya) en yakın olan göğü kandillerle donattık…” Bilim ve tecrübe de Kur’an-ı Kerim’de işaret edilen evrendeki bu muhteşem düzenin ve ahengin varlığını ispat etmiştir.

{ Add a Comment }

Haklar, özgürlükler ve Din – Konu Anlatımı

Her insanın doğuştan sahip olduğu bazı temel hak ve özgürlükler vardır. Yaşama, sağlık, eğitim, özel hayatın gizliliği; ibadet hakkı; düşünce ve inanç özgürlüğü bunların başlıcalarıdır. İnsanlar bu gibi hak ve özgürlüklerini başkalarına zarar vermeden, kamu düzenini bozmayacak şekilde kullanmakta serbesttir. Dinimizde de temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına önem verilir. Herkesin bu haklara saygı göstermesi gerektiği vurgulanır.

Sevgili Peygamberimiz de çeşitli hadislerinde ihsanların eşitliğini, dolayısıyla aynı haklara sahip olduğunu vurgulamıştır; Örneğin bir hadisinde, “İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler.” demiştir. Başka bir hadisinde ise “Arap’ın Arap olmayana, beyazın siyaha, takva dışında hiçbir üstünlüğü yoktur.” buyurmuştur.

1) Yaşama ve Sağlık Hakkı Yüce Allah, İnsanı üstün özelliklere sahip, saygın bir varlık olarak yaratmış ve ona yaşama hakkı vermiştir. Küf’ari’dâ yer alan, “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık …” âyeti, Allah’ın insana değer verdiğini göstermektedir. Dinimize göre her insanın canı kutsal ve dokunulmazdır. Allah’ın verdiği canı ondan başkasının alma yetkisi yoktur.

Dinimiz bir insanın öldürülmesini, bütün insanları öldürmek kadar büyük bir suç kabul eder. Bir insanı yaşatmayı ise bütün insanları yaşatmak gibi değerli görün Bu konuyla ilgili Olarak kutsal kitabımızda şöyle buyrulur: “… Kim bir cana… kıyarsa… bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur …” Devlet, bireylerin sağlıklı bir şekilde yaşayabilmeleri için öncelikle hastalıklarla ilgili gerekli önlemleri almalıdır. Hastaneler, sağlık ocakları açmalı; buralarda doktorlar, hemşireler vb. görevliler istihdâm etmelidir.

2) Eğitim Hakkı: İslam dini eğitim hakkının kullanılmasına büyük Önem vermiştin; Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah insanları okumaya, ilim öğrenmeye, kendini geliştirmeye teşvik etmiştir. Bu konuyla ilgili bir ayette şöyle buyurmuştur De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri hakkıyla düşünür.” Başka bir ayette ise şu ifadeler yer almıştır: Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir…”

3) Düşünce ve İfade Özgürlüğü: İnsanların sahip olduğu temel haklardan biri de düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğü, düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırmaması, bunların etkisinden bağımsız olması demektir. İslam dininin düşünce ve ifade özgürlüğüne verdiği önem nedeniyle Müslüman bilginler Kur’an ayetlerinin ortaya koyduğu ilkeler üzerinde düşüncelerini serbestçe ifade etmişler, bu konuda çok sayıda eser yazmışlardır. Böylece tefsir, hadis, fıkıh, akait, kelam gibi İslami ilimler doğup gelişmiş, İslam kültürü zenginleşmiştir.

4) İnanç Özgürlüğü: İnanç özgürlüğü, kişinin, istediği dini ve inancı benimsemekte serbest olması demektir. Buna göre her insan, istediği dine inanabilir ya da hiçbir dini benimsemeyebilir. Bu konuda hiç kimsenin bir başkasına baskı yapma, zorlama hakkı yoktur.

İslamiyet inanç özgürlüğüne büyük önem vermiş, insanları istedikleri dini ve inancı benimsemekte özgür bırakmıştır. Hiç kimseye inancından, dininden dolayı baskı yapılamayacağını belirtmiştir. Yüce Allah, bu konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır …” Kehf suresinin 29. ayetinde ise insanların inanç konusunda özgür olduklarını şöyle belirtmiştir: “Ve de ki: Hak Rabb’inizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin …”

5) İbadet Hakkı: Her dinde yerine getirilmesi gereken bazı ibadetler, ayinler, törenler vb. yükümlülükler de vardır. Bu nedenle inanç özgürlüğü yanında ibadetlerin serbestçe yerine getirilebilmesi de temel insan haklan arasında yer almıştır. İbadet özgürlüğü, herkesin inandığı dinde emredilen ibadet ve törenleri serbestçe yerine getirebilmesi demektir. Aynı şekilde hiç kimsenin inanmaya, ibadet etmeye zorlanamayacağı ilkesi de inanç özgürlüğünün gereğidir.

İslam dininde de hangi dine mensup olursa olsun insanların ibadet etme hakkı korunmuştur. İslam tarihinin ilk dönemlerinden itibaren Müslümanlar ibadet yerlerine ve din adamlarına büyük bir saygı göstermişlerdir. Hâkim olduktan ülkelerde ibadet yerlerini korumuşlar, buraların bakımlı olması için çaba harcamışlardır.

6) Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı: İnsanın hiç kimseyle paylaşamayacağı, sadece kendisini ilgilendiren anılar, bilgiler, olaylar vb. onun özel hayatını oluşturur. Hiç kimse bir başkasının özel hayatını araştırma, onun sırlarını açığa vurma, mektuplarını ya da elektronik postalarını okuma, telefonlarını dinleme hakkına sahip değildir. Bu nedenle herkes, özel hayatın gizliliği hakkının temel insan hakları arasında yer aldığını bilmelidir.

Kur’an-ı Kerim’de bununla ilgili olarak şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip (izin alıp) ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhâlde (bunu) düşünüp anlarsınız, orada hiçbir kimse bulamadıysanız size izin verilinceye kadar oraya girmeyin, eğer size ‘Geri dönün!’ denilirse hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah yaptığınızı bilir.” Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde, “Her kim başkalarının ayıplarını, kusurlarını yakalamak için uğraşırsa Allah da onun ayıplarını ortaya koyar.” buyurmuştur. Böylece o, başkalarının özel hayatını araştırmanın kötü bir davranış olduğunu ve bundan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır.

7) Ekonomik Haklar: İslam dini kişilerin helal yollarla elde ettiği her türlü geliri kutsal sayar. Buna göre çalışarak biriktirilen para, satın alınan ev, araba, dükkân, arsa, tarla vb. nin dokunulmazlığı vardır. Kişilerin bu gibi mal varlıklarına hiç kimse zarar veremez, bunları haksız yollarla ele geçiremez. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin…”

{ Add a Comment }

Kur’an’ın Temel Amaçları Nelerdir

Allah tarafından gönderilen son kitap Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an’ın bazı temel amaçları vardır. Bunları; doğru bilgi, doğru inanç ve doğru davranış şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Her Müslüman, Kur’an’ın ortaya koyduğu ilkeleri ve amaçları dikkate almalıdır. Doğru bilginin insanı doğru inanca, doğru inancın da doğru davranışlara yönlendireceğini bilmelidir.

DOĞRU BİLGİ: Kur’an; dinimizde emredilen ibadetlerin neler olduğu; bunların ne zaman, nasıl ve niçin yapılacağı konusunda bilgiler verir. Kur’an-ı Kerim’de; evrenin ve insanın yaratılışı, gözle görülmeyen varlıklar, geçmişte yaşamış topluluklar, kıyamet vb. pek çok konuda doğru bilgiler verilir.

Kutsal kitabımız insanlık tarihinin başlangıç dönemleriyle ilgili çeşitli bilgiler verir, örneğin bu konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulur: “Sizi bir tek candan (Âdem’den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva’yı) yaratan odur …” Böylece Hz. Âdem’in bütün insanların atası olduğu belirtilir. Kur’an insanların sahip olduğu bazı yanlış inançları da düzeltir, örneğin İslam’ın geldiği dönemde bazı kimseler meleklerin, Allah’ın kızları olduğuna inanıyorlardı.

DOĞRU İNANÇ: İslam dininin geldiği dönemde insanlann büyük çoğunluğu yanlış inançlara yönelmişti. İnsanlar evrenin yaratıcısı olan Yüce Allah’a değil, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyordu. Kur’an-ı Kerim’de yer alan birçok ayette bu inancın yanlış olduğu açıkça dile getirilmiştir. “İnkârcılar onu (Allah’ı) bırakıp hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne zarar ne fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen tannlar edindiler.” buyrularak putlara tapanlar açık bir şekilde kınanmıştır.

Her Müslüman, hurafelerden ve batıl inançlardan uzak durmalıdır. Dinimizin inanç esaslarını Kur’an-ı Kerim’den doğru bir şekilde öğrenmeye önem vermelidir. “Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir …” mealindeki ayet de Kur’an’ın insanı her konuda doğru yola yönlendireceğine işaret etmektedir.

DOĞRU DAVRANIŞ: Yüce Allah, insanların mutlu, huzurlu bir şekilde, barış içerisinde, dostça ve kardeşçe yaşamalarını ister. Bunun içinde onlara iyi ve güzel davranışları emreder. Toplumda huzur ve güven ortamını bozacak, insanlar arası ilişkilere zarar verecek her türlü kötü davranışı yasaklar. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de yalancılık, hilekârlık, savurganlık, başkalarıyla alay etme, dedikodu yapma, riyakârlık, cimrilik vb. kötü davranışları yasaklayan birçok ayet bulunur.

{ Add a Comment }

Kur’an-ı Kerim’in Belli Başlı Konuları

Kur’an-ı Kerim’in üzerinde durduğu pek çok konu vardır. İnanç esasları, ibadetler ve ahlaki ilkeler bunlardan başlıcalarıdır.

İNANÇ: Kur’an, İslam dininin inanç esaslarının olduğunu açıklar. Allah’ın varlığına ve birliğine, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere inanılması gerektiğini bildirir. Örneğin bu konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulur: “Peygamber Rabb’i tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peyagambelerine iman ettiler. “Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız, işittik, itaat ettik.”… dediler.” Müslüman, Allah tarafından Kur’an-ı Kerim’de bildirilen her şeye inanmalıdır. Kur’an’ın tümüyle Allah’ın sözlerini içerdiğini ve vahiy ürünü olduğunu bilmelidir. İnanç esaslarını bir bütün olarak görmeli, bunların hepsine iman etmelidir.

İBADET: Kur’an-ı Kerim’de inanç ilkeleri yanında, ibadetler üzerinde de önemle durulur. İnsanın yaratılışının temel amacının Yüce Allah’a inanıp ona ibadet etmek olduğunu belirtir. Yüce kitabımızda, ibadetlerin neler olduğu, ne zaman ve nasıl yapılacağı ile ilgili bilgiler verilir. Buna göre namaz, oruç, hac ve zekât İslam dininde emredilen başlıca ibadetleridir.

AHLAK: Kur’an’ın üzerinde durduğu konulardan biri de ahlaktır. Kur’an-ı Kerim’de, insanları güzel ahlaklı olmaya yönlendiren birçok ayet yer alır. Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlara sunduğu model insan, güzel ahlak örneği Hz. Muhammed (s.a.v)’dir. O, üstün bir ahlaka, mükemmel bir kişiliğe sahiptir. Rabb’imiz, bir ayette Peygamberimiz için şöyle buyurur: “Ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.”

Yüce dinimizin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim, insanların birbirleriyle ilişklerinde uymaları gereken ahlaki ilkelerin neler olduğunu bildirir. Anne babaya iyi davranmak, komşu ve akrabalarla iyi geçinmek, yoksullara yardım etmek, güzel söz söylemek başkalarının özel hayatına saygılı olmak kutsal kitabımızda yer alan ahlaki ilkelerdendir.

{ Add a Comment }