Coğrafyayı Neden Öğreniyoruz İnsanoğlunun çevreyi tanıma çabası yüz binlerce yıl öncesine dayanır. Çevreyi tanımak, onunla dengeli ve sistemli bir yaşam kurmak için, coğrafya öğrenmek gerekir. İnsan doğa ile uyumlu bir yaşam kurmayı öğrendikçe uygarlık düzeyi de yükselecektir. Dünyayı tanımak ve sevmek, farklı bölgelerde farklı özelliklerin ve yaşamların varlığını bilmek çağdaş insanlığın en önemli göstergelerindendir. Bu yüzden coğrafya bilmek dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan insanları tanımanın, ortak bir dünyada kardeşçe yaşamanın ön koşuludur.

Coğrafya, doğayı ve onun içinde bulunduğu süreci ele aldığı için, doğadan kaynaklanan tehlikeleri algılamaya ve korunmaya rehberlik eder. Sel, deprem, yangın gibi doğal afetlerin bilinmesi ve bunlardan korunma yolları, coğrafyanın konularındandır. Yerin altında ve üstünde, gerek Dünyanın insanlığa sunduğu ve gerekse de insanın zekâsıyla var ettiği bütün güzellikler, değerler ve bunların korunması – kollanması ancak coğrafya bilimi iyi bilindiğinde mümkün olabilir.

Coğrafya, insan düşüncesinin alan kavramıyla birleşmesi, bunun sonucunda da bireyde bir zihin organizasyonunun sağlanması için gereklidir. Basit gibi gözükse de bir kroki çizmeyi öğrenmek bile, gün içinde işlerimizi düzenlemek için gerekli olan basit ama önemli coğrafi düşünme yollarını insanın hizmetine sunar. Coğrafî düşüncenin gelişmesi ile kentimizi, kasabamızı ve köyümüzü daha iyi tanır ve algılarız. Coğrafyanın öğrenmenin bir diğer amacı da doğal çevreyi temiz kullanma, onun gelecek kuşaklardan bizlere bırakılmış bir emanet olduğu gerçeğini unutmamaktır.