Etiket: oldu

Paris Antlaşmasının Önemi (1856)

Paris Antlaşmasının Avrupa İçin Önemi:

Rusya tarafından bozulan uluslararası dengenin yeniden, kurulması sağlanmıştır.

İngiltere: Akdeniz ve Hindistan’a giden ticaret yollarını güvence altına aldı. Özellikle Karadeniz’de Rus donanmasının olmaması İngiltere için, değerli bir garanti oldu.

Fransa: İngiltere gibi ekonomik çıkarlar elde etti. Doğu Akdeniz’de etkinliğini artırma fırsatı buldu.

Piyemonte: İtalya Birliği konusunu Avrupa siyasetinin gündem maddelerinden biri haline getirmeyi sağladı.

Rusya: Yenilmesine rağmen kabul edilen maddelerden fazla zarar görmeyerek güçlü bir devlet olduğunu göstermiş oldu. Osmanlı Devleti konusunu ileri bir döneme erteledi.

Osmanlı Devleti İçin Önemi: Rus tehlikesinden bir süreliğine uzaklaşılmış oldu. Devletler hak ve hukuktan faydalanma imkânı elde etti. Ancak devletin anlamıyla bir iç sorunu olan Islahat Fermanı’na antlaşma metninde yer verilmesi, sonraki yıllarda iç işlerine karışılmasına zemin hazırladı.

{ Add a Comment }

Saatin İcadı Kısaca – Saat Günümüze Nasıl Geldi

İlk Saati Kim Buldu – Saatin Tarihçesi:

Mısırlılar gün ışığından daha fazla yararlanabilmek amacıyla saati bulmuştur. Bulunan ilk saatler ile şimdiki saatler arasında çok büyük farklılıklar vardır.

İlk saatler güneş ve gölge kullanılarak oluşturulmuştu. Yani ilk saat Güneş Saati idi. Bu sebeple gece saatin kaç olduğu bilinemiyordu. Bunu da çözmek amacıyla Kum Saatini bulunmuştur. Başka bir model ise Mum Saatidir. Mumun yanış süresine göre zamanlama yapılmış olsa da standart bir ölçme aracı olamamıştır. Mekanik Saatlerin temeli ise 14.yy Avrupa’sına dayanmaktadır. İlk oluşturulan saatler büyük olduğu için saat kuleleri anlayışı ortaya çıkmıştır.

Daha sonrasında Kuvarslı Saatler kullanılmaya başlanmıştır. Bu saatler Kuvars adı verilen kristalin, pilden gelen akım ile titreşip ürettiği elektrik ile çalışmıştır. Var olanla yetinmeyen insanoğlu teknolojinin vermiş olduğu imkânları bu önemli buluşun geliştirilmesinde kullanarak elektronik veya dijital adı verilen saatleri oluşturmuştur.

{ 1 Comment }

Descartes Kimdir – Descartes Felsefesi (1596-1650)

René Descartes Hakkında Kısaca Bilgi:

Modern felsefenin kurucusu sayılır. Ayrıca analitik geometriyi de kurmuştur. Bilginin temelinde yalnızca aklın olduğunu ve insan zihninde doğuştan düşünceler bulunduğunu savunur.

Ona göre insan zihninin iki temel gücü vardır: Sezgi ve tümdengelim. Sezgi insan zihninde hiçbir kuşkuya yer bırakmayan ve en yüksek derecede açık olan bir kavrayış etkinliğidir. Tümdengelim ise, sezgi yoluyla, açık seçik olarak bilinen doğrulardan, tam bir kesinlikle bilinen olgulardan sonuç çıkarmadır. Ona göre matematik insan zihninin bazı doğruları açık seçik kavrayabileceğinin bir kanıtıdır. Çünkü matematikte insan zihni bildiği doğrulardan hareket edip başka doğrular türetebilmektedir.

Descartes’e göre akıl, basit ve mutlak bir biçimde açık olan bir doğrudan hareket etmeli ve yol boyunca açıklık ve seçikliği hiç kaybetmemelidir. Açıklık ve seçikliğin olmadığı hiçbir şey kabul edilmemelidir.

Descartes’in rasyonalizmi, iyi yönlendirilen her zihnin kesin, genel – geçer bilgiye ulaşabileceği görüşüne dayanır. Felsefesinin temeline koyacağı doğruyu ararken kuşkuyu yöntem olarak kullanır. Kendilerinden kuşku duymak için bir nedenin bulunduğu tüm bilgileri reddeder.

Düşünüyorum Öyleyse Varım

Descartes’a göre, kuşku duymakta olan birisi, kuşku duymakta olduğu sürece, tek bir şeyden kuşku duyamaz. O da kuşku duymakta olduğundan kuşku duyamamasıdır. Kuşku duymak bir düşünce etkinliğidir. Buradan da başlangıç doğrusuna ulaşır. “Düşünüyorum öyleyse varım.” Buna göre bir insanın kuşku duyabilmesi ya da düşünebilmesi için, öncelikle var olması gerekir.

Sonuç olarak eriyebiliriz ki, Descartes, duyulardan ve deneyden değil akıl ve düşünceden işe başlamıştır. Bu nedenle rasyonalist bir filozoftur.

{ Add a Comment }

Sofistler Kimdir, Sofistler Hakkında Kısaca Bilgi

Sofistlerin Özellikleri ve Temsilcileri, Kısaca:

İnsanın doğru bilgiye, herkes için geçerli olabilecek bilgiye ulaşılamayacağını, bilginin kişiden kişiye değiştiğini ileri süren filozoflardır. Bu filozoflar elde edilen bilgilerin göreceli olduğunu, bilgi konusunda tek ölçütün insanın kendisi olduğunu savunurlar. İnsanın bilgi kaynağının duyular olduğunu, duyuların ve algıların göreceli olduğunu, bundan dolayı da bilgilerin öznellik taşıyacağını savunmuşlardır. Bu anlayış Protagoras ve Gorgias tarafından temsil edilmiştir.

PROTAGORAS: “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” der. Protagoras‘a göre tüm bilgilerimiz duyumdan gelir. Duyum, insandan insana değişir. Bir şey bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir; sana nasıl görünüyorsa senin için de öyle; rüzgâr üşüyen için soğuk, üşümeyen için soğuk değildir. Protagoras, bu görüşleriyle Relativizm (görecelik)in öncülüğünü yapmıştır.

GORGİAS: Gorgias sadece bilginin olanağını reddetmemiş, aynı zamanda varlığın kendisini ve insanlar arasındaki her türlü iletişimi reddetmiştir. Aşırı kuşkucu görüşleri birbirini izleyen şu üç cümlesinde görülebilir:

  • Hiçbir şey yoktur.
  • Olsaydı da bilemezdik.
  • Bilseydik de başkalarına iletemezdik.

{ Add a Comment }

Felsefi Akımlar ve Filozoflarının Bilgi Anlayışları

Felsefi Ekoller ve Filozofları Kısaca:

1- SENSUALİZM (SEZGİCİLİK): Bilgilerimizin kaynağının duyular olduğunu ileri sürerler. En önemli temsilcileri, Epikürcüler, Hobbes ve Condillac’dır.

2- RASYONALİZM (AKILCILIK): Bilginin kaynağı olarak insan aklını – zihnini – kabul eden felsefi yaklaşımdır. En önemli temsilcileri, Sokrates, Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes, Leibniz, Hegel’dir.

a) Sokrates: Sofistlerin felsefesinin etkili olduğu bir ortamda yetişen Sokrates, insan bilgisinin doğuştan geldiğini savunur. Doğuştan gelen bilgiyi, akıl yardımı ile edinebiliriz. Bundan dolayı filozoflar “bilgi doğurtan ebelerdir”. Platon, Menon adlı diyalogunda Sokrates’in matematik bilmeyen bir köle çocuğa konuşma esasına dayanan diyalektik sanatını kullanarak geometri problemini çözdürdüğünü anlatır.

b) Platon (Eflatun): Platonun düşüncesine göre iki evren vardır: Birincisi idealar (gerçekler) evreni, İkincisi de görünüşler (fenomenler) evrenidir. Asıl bilgi, idealar evreninin bilgisidir. Bizler bu evrenin bilgisine ancak akıl yardımıyla ulaşabiliriz. Platon’a göre bilmek, ideaları hatırlamaktır.

c) Aristoteles: Felsefi görüşlerini idealar bilgisine değil, mantığa dayandırmıştır. Ona göre, bireysel olanın bilgisi, genel – tümel olandan çıkabilir. Bu, tümdengelim esasına dayanan bir çıkarsamadır. Hocası Platon’un idealar öğretisini reddetmiş, varlık ve bilgi sorununda realist bir tavır sergilemiştir. Ona göre, gerçeğin bilgisi nesnelerin içinde saklıdır.

d) Farabi: Platon’dan etkilenmiş, fakat Aristoteles geleneğine bağlı kalmıştır. Üç tür bilgi olduğunu öne sürer:

– İlk bilgiler: Doğruluğu herkesçe kabul edilir, diğer bilgileri elde etmek için kullanılır.
– Duyulara ve mantıksal çıkarımlara dayalı bilgiler: Doğruluğundan kesin olarak emin olunamaz.
– Tasdiki bilgiler: Doğrulukları deneyle kanıtlanmış, akla dayalı temel bilgilerdir.

e) Descartes: Yeni Çağ’da Rasyonalizmin kurucusudur. Descartes aynı zamanda ünlü bir matematikçidir. Matematik metoduyla açık, seçik ve mutlak bilgilere ulaşabileceğini savunmuştur. Ona göre, bu hakikate ulaşmak için akıl bir araçtır. Şüphe, düşünmenin, düşünmede var olmanın delilidir. Ve şöyle der; “Düşünüyorum öyleyse varım!”

f) Hegel: Ona göre, insan düşüncesini ve bilinçsiz doğayı idare eden kanun akıl’dır. Düşünmek ise, araştırdığımız ve bilgisini elde etmek istediğimiz nesnenin özünü bilme faaliyetidir. Her nesnenin görüntüsünün ardında bir de “ide” (geist) gizlidir. Düşünmek ve akla tam olarak güvenmek, işte bu nesnenin ardındaki özü – ide’yi (geist) kavramaktır.

g) Leibniz: Ona göre, evrendeki bütün varlıkların temeli, özü, monad (ruhsal atomlar) lardır. Bilgi ise iki esasa dayanır:

– Duyularla elde edilen bilgi
– Akılla elde edilen bilgi

3- EMPİRİZM (DENEYCİLİK): Varlığın bilgisine deneyle varılabileceğini ileri süren felsefi sisteme Empirizm de-nir. Bu akımın en önde gelen düşünürleri:

a) John Locke: Akılda çioğuştan hiçbir şey bulunmadı-ğını ileri sürer: Zihin boş bir levha (tabula rasa)dır. Bütün bilgilerimizin ve fikirlerimizin kaynağı deneydir ya da gözlemdir. Bu gözlem iki şekilde olur.

– Dışa ait gözlemler (Dış deney – duyumlama) : Duyu organlarımız aracılığı ile sağlanır.
– İç deney (Düşünme) : Duyumlarımız yoluyla elde edilen izlenimlerin önermeler biçiminde bilgiye dönüşmesidir.

b) David Hume: Bilgilerimizi algı çeşitlerine dayandıran Hume, onun iki şeklini ayırt eder:

– Fikirler ya da düşünceler : Silik ve zayıf olan algılardır.
– İzlenimler: Duyularla oluşan, şiddetli algılardır.

Ona göre, insan zihni, duyu verilerinden örülmüş bir alışkanlıklar ağıdır. Bu yaklaşımıyla nedensellik ilkesini eleştirmiştir.

c) Condillac: Empirizmi duyumculuğa çekmiştir. Bilgilerimizin kaynağını, duyu organlarımızın faaliyetine (dış duyuma) bağlamıştır.

d) Herbert Spencer: Bilginin kaynağı sorununda deneyin yanında kalıtımın-doğuştan gelen unsurların rolü olduğunu söylemiştir.

4- KRİTİSİZM (ELEŞTİRİCİLİK): Septisisizmle, dogmatizmin sentezini yapmaya, yani bu iki felsefi akımı uzlaştırmaya çalışan görüştür. Temsilcisi Immanuel Kanttır. Ona göre, insan bilgisi deney ile başlar fakat deneyden doğmaz. Deney bilgilerimizin sadece hammaddesini oluşturur. İnsan bu hammaddeleri zihindeki akıl kalıplarına uygulamak suretiyle, esas bilgiyi elde eder. Kant, zihinde var olduğunu kabul ettiği akıl kalıplarına kategori adını vermektedir. Ona göre, a priori (deneyden önce-önsel) olan kategoriler, deneyden gelmeyen bilgi elemanlarıdır. Bilgilerimiz kesindir, zorunludur ve genel-geçerdir.

5- ENTÜİSYONİZM (SEZGİCİLİK): Temsilcisi Henri Bergson’dur. Ona göre, zekâ hayatı kavrayamaz. Zekânın kavrayamayacağı bu hayat hamlesini, ancak sezgi kavrayabilir. Sezgi, hayatın bilgisini kavrar ve bilir. Doğu dünyasında bu akımın temsilcisi Bergson’dan çok daha önce yaşamış olan Gazali’dir.

6- POZİTİVİZM (OLGUCULUK): Auguste Comte’un kurduğu bir felsefi akımdır. Bu felsefi sistem, felsefenin ve bilimin temeline ölçülebilen, görülen, anlaşılabilen olgusal verileri koyar. Metafizik konularla uğraşmayı gereksiz görür. Bunun yerine “pozitif bilimlerle uğraşmayı üs-tün tutmalıyız” anlayışını koyar. Comte’a göre yaşanan çağ, pozitif çağdır, bilim çağıdır. İnsanlık bu çağa üç aşamada evrimleşerek gelmiştir. Kendisi buna “Öç Hal Yasası” diyor:

– Teolojik Aşama : Doğadaki olaylar doğal güçlerle açıklanır. Bu aşamada dinsel düşünce egemendir. Fetişizm, Politeizm, Monoteizm adımlarını içinde barındırır.
– Metafizik Aşama : Nesnelerdeki gizli kuvvetlere inanılır. Soyut düşünceler egemendir.
– Pozitif Aşama : Pozitif bilimler egemendir. Olayların bilgisine doğa yasalarıyla ulaşılır.

7- PRAGMATİZM (UYGULAYICILIK-FAYDACILIK-YARARCILIK): Kurucusu Amerikalı Psikolog W. James, diğer önemli temsilcisi ise J. Devvey’dir. Pragmatizm bir yaşam felsefesidir. Pragma, iş-eylem anlamına gelmektedir. Onlara göre, insan yaşamında işe yarayan, faydalı şeyler, iyi ve doğrudur.

8- ANALİTİK FELSEFE (ÇÖZÜMLEYİCİ FELSEFE- MANTIKÇI EMPRİZM YA DA NEOPOZİTİVİZM): Kurucusu L. Witt- genstein’dır. Ona göre, gerçeğin bilgisine dilsel çözümlemelerle ulaşılabilir. Felsefenin görevi, dilin mantıksal çözümleriyle uğraşmaktır. Dilin belirlediği sınırın ötesinde kalanlar saçmadır.

9- FENOMENOLOJİ (ÖZ BİLİMİ – GÖRÜNGÜBİLİM): Edmund Hussel’e göre, nesnelerin bilgisine ancak öznelerden varılır. Fenomenler (olaylar) bütün yönleriyle anlatılıp, açıklanabilirşe nesnelerin özüne ulaşılabilir. Örneğin, bilinmeyen fenomenlerin başında insan gelmektedir. Husserl’in ifadesiyle, tüm insanları ortadan kaldırmış olsak, ortada görünenden (fenomenden) başka hiçbir bilgi kalmayacaktır.

10- İDEALİZM (DÜŞÜNCECİLİK): Düşüncenin, bilgimizin konusunu oluşturduğunu kabul eden felsefi akımdır. Dış alem, madde, zihnin (düşüncenin) bir mahsulüdür. İdealizm (metafizik) dış alemi inkar etmekte; dolayısıyla bu akım, dış alemi hakiki varlık olarak kabul eden realizmin zıddıdır. İdealizmin metodu saf ve a priori düşüncedir. Temsilcileri: Elea’cılar, Platon, Descartes vd.

11- REALİZM (GERÇEKÇİLİK): İdealizmin zıddı olan realizm, bilinç dışında nesnel bir dünyanın var olduğunu savunan felsefi düşüncenin adıdır.

12- RÖLATİVİZM (GÖRECİLİK – İZAFİLİK): Bilgilerimizin bize, ölçülerimize ve duyularımıza göre, göreceli- izafi- olduğunu, bizim mutlak ve gerçek bilgiye ulaşamayacağımızı, ancak fenomenleri ve onlar arasındaki ilişkileri bilebileceğimizi ileri süren felsefi akımdır. Doğmatizme ve rasyonalizme karşıdır. Kristisizmi, septisizmi, pozitivizmi ve fenomenolojiyi içerir. En önemli temsilcisi Sofist Gorgias’tır.

{ 1 Comment }

Felsefe Bilgisinin Özellikleri

Felsefi Bilginin Nitelikleri:

a. Felsefe Bilgisi Tutarlı Bir Bilgidir: Aklın ve mantık kurallarının kullanılmasıyla elde edilmiştir. Aklın en temel özelliği çelişkisiz düşünmek olduğundan; felsefe bilgisi çelişkisiz, tutarlı, kısaca mantıklı bilgidir.

b. Felsefe Bilgisi Öznel Bir Bilgidir: Filozoflar kendi bakış açılarının, yaratıcı zekâlarının veya hayal güçlerinin sonucu olarak aynı konuda birbirinden farklı sonuçlara, sistemlere varabilirler. Bilimde olduğu gibi ulaşılan bu sonuçların veya sistemlerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu kanıtlamak veya göstermek olanaksızdır.

c. Felsefe Bilgisi Eleştirel Düşüncenin Ürünüdür: Araştırma ve incelemeye dayalı eleştirel bir düşünme biçimidir. Felsefede bilgiler olduğu gibi kabul edilmez. Felsefe bilgisi olaylar karşısında şaşkınlık ve merak duyan insanların olaylara olduğundan farklı yaklaşmasını sağlar. İnsanın her türlü adeti, inancı, görüşü, bilgiyi vb. irdelemesine yardımcı olur. Eleştirel niteliği, insanları dogmatik olmaktan kurtarır.

d. Felsefe Bilgisi Birleştirici ve Bütünleştiricidir: Felsefe bilgisi genelleyici ve genellemeye dayalı bir bilgidir. Bilgi üretirken bilimlerin ürettiği bilgileri de kullanarak yeni ve bütünleşmiş bilgi elde eder. Felsefe bilgisi, insan;, yaşamı ve varlığı bir tümellik içinde ele alır ve çeşitli düşünce sistemleri oluşturur.

e. Felsefe Bilgisi Yığılan Bir Bilgidir: Felsefe bilgisi, yığılmalı olan bir bilgidir. Felsefi akıl yürütmelerde, filozofların ortaya koydukları sonuçlar birbirlerine bağlanarak tutarlı bir bütün oluşturulur. Filozoflar aynı problemlere yeni ve farklı çözümler getirirlerken, kendilerinden önce yaşamış olan düşünürlerin ulaştıkları sonuçlardan yararlanırlar. Bir filozofun aynı konuda ortaya koyduğu bir felsefe sistemi, aynı konuyla ilgili önceki sistemi ortadan kaldırmaz. Felsefede aynı konu ile ilgili tüm sistemler yan yana varlıklarını sürdürürler.

f. Felsefe Bilgisi Tarihsel Sürecinden Soyutlanamaz: Felsefe bilgisinin ilerlemesi bilimsel bilgi gibi değildir. Felsefe bilgisi, daha önceki bilgilerden ayrı düşünülemez. Felsefe tarihinde bilgi ortaya koyan bir- filozof, kendisinden önceki filozofları her bakımdan aşmış, onların çözemediği problemleri çözmüş biri olarak görülemez. Bu bakımdan felsefe bilgisi, tarihinden soyutlanamaz.

{ Add a Comment }

Astroloji Nasıl Çalışıyor

Astroloji Nasıl Çalışır:

Gerçekten de üzerinde düşünülmesi gereken bir sorudur bu; gök cisimleri nasıl olup da bizim hayatımızla ilgili olabiliyor? Eğer gök cisimleriyle dünyadaki varlıklar arasında gerçekten de bir etkileşim varsa, bu etkinin mekanizması nedir?

Astrolojinin bilimsel bir disiplin olduğunu ileri sürenlere bu sorunun yöneltilmesi kaçınılmazdır. Çünkü bilim, nedensellik yasasına dayanır, yani her olayın bir nedeni olduğunu kabul eder. Causality yani nedensellik ilkesi, neden ile etki arasındaki bağlantının zorunluluğunu dile getiren ilke, doğa bilimlerinin temel ilkesidir. Aristoteles‘in ortaya attığı ilke, Bacon, Galilei, Kepler gibi bilim adamlarının çalışmalarının dayanağı olmuştur.

Bu yasaya göre, gezegenlerin insan ve hayatı üzerinde etkisi olduğundan söz ediyorsak, bu etkinin nasıl olduğunu açıklamamız gerekmektedir. Bu paradigmayla eğitilen batılı zihinler, astrolojinin mekanizmasını etki – tepki kavramlarını kullanarak açıklamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en eskisi, gezegenlerin çekim gücünün, insan üzerinde etkili olabileceği varsayımından çıkmıştır.

1953’de Dr. Frank A. Brown, bazı istiridyeler üstünde deneyler yaparken çok şaşırtıcı bir şey keşfeder, istiridyeler Ayın çekim gücünü hissedebilmektedir.

Dr. Brown’ın Long Island Sound‘un sularından yaşayan istiridyelerin suların gelgit olayına uygun olarak, yükselme ve alçalma devrelerine göre açılıp kapandıklarını gözlemektedir.

Bunları doğdukları yerden alıp suyla dolu bir tank içinde Illinois’ deki laboratuarına getiren Dr. Brown; onların iki hafta süreyle eski yerleriyle aynı ritimle açılıp kapandıktan sonra bir gün birden bire kapandıklarını ve birkaç saat öylece kaldıklarını görür. Bir süre böyle kalan istiridyeler farklı ve yeni bir ritimle açılıp kapanmaya başlarlar. Bu ritim, doğdukları yerin ritminden farklı, bulundukları noktada deniz olsa suların yükselmesi gereken saatlere uygun yeni bir ritimdir.

İstiridyelerin bulundukları yerin coğrafi enlem ve boylamlarına uygun şekilde ritimlerini yeniden ayarlamaları Ayın çekim gücünün hissetmelerine bağlanır. Buradan yola çıkan bazı astroloji severler, “insanın da dörtte üçü sudan oluşuyor. Ayın gelgitlerini insanın hissetmemesi ve etkilenmesi mümkün mü?” derler.

Nitekim bu doğrultuda, akıl hastanelerinde dolunay zamanlarında hastaların huysuzluklarında artış olduğu yönünde bildirimlerden bahsedilmektedir. Polisiye vakalarının da dolunay gecelerinde belirgin bir şekilde arttığı ileri sürülmektedir.

Elbette insan beyninin su içinde yüzdüğü göz önüne alınınca yer çekiminde görülen değişikliklerin bazı hassas kişileri etkileyebileceğini kabul etmek mümkündür. Yine duygulan oluşturan ajanların çoğunlukla kanla dolaşan hormonlar şeklinde olması da, güneş ve ay tutulmaları, dolunay geceleri gibi zamanlarda etkileşimin olması ihtimalini akla getirmektedir.

Ancak tüm astrolojiyi bu görüşe dayandırmak güçtür. Çünkü astrolojide değerlendirilen gezegenlerden çoğu güneş kadar büyük, ay kadar yakın değildir. Aksine astroloji çalışmasında dünyadan bakıldığında çıplak gözle görülmeyecek kadar uzak cisimlere çok büyük anlamlar yüklenmektedir. Günümüzde bu teori üzerine pek durulmamaktadır.

{ Add a Comment }


escort mersin
| mersin escort |
mersin escort bayan
| mersin bayan escort |
mersin escort
|
erotik film izle
| mersin escort

escort mersin
| mersin escort |
mersin escort bayan
| mersin bayan escort |
mersin escort
|
erotik film izle
| mersin escort