Etiket: padişah

1. Meşrutiyet ve 2. Meşrutiyet Döneminin Karşılaştırılması

1. Meşrutiyet ve 2. Meşrutiyet Arasındaki Farklar:

  • 1. Meşrutiyet Döneminde padişah yasama, yürütme ve meclisi kapatma yetkisine sahipti. Ayrıca yaptıklarından sorumlu değildi. 2. Meşrutiyet Döneminde padişahın mecliste anayasaya uymak için yemin etme kuralı getirilerek padişahın anayasaya bağlılığı sağlandı. Meclisi kapatma yetkisi zorlaştırıldı. Padişahın mutlak veto yetkisinde değişiklik yapıldı.
  • 1. Meşrutiyet Döneminde yetkiler padişahta toplanmış, Mebuslar Meclisi‘ni ilgilendiren konular ancak padişahın izniyle bu mecliste görüşülmekteydi. Ayrıca Mebuslar Meclisi üyeleri kanun teklifinde bulunamayıp ayrıca kanunları da oylayamaz, kanun tasarılarında değişiklikte bulunamazdı. 2. Meşrutiyet Döneminde yasaların yapılması, antlaşmaların onaylanması Mebuslar Meclisi ve padişah arasında paylaştırılmıştır.
  • 1. Meşrutiyet Döneminde hükümet üyelerini padişah belirler, bu hükümet üyeleri padişaha kadar sorumlu olurlardı. 2. Meşrutiyet Döneminde yürütme yetkisi hükümete aitti. Hükümet sadece parlamentoya karşı sorumluydu. Şeyhülislam ve sadrazamın belirlenmesi padişaha bakanların tespiti ise sadrazama verilmiştir.
  • 1. Meşrutiyet Döneminde sansür ve sürgün cezaları uygulanmıştır. 2. Meşrutiyet Döneminde haberleşme belgelerinin gizliliği benimsenip, sansür ve sürgün kaldırılmıştır. Kişi hak ve özgürlüklerinde demokratik gelişmeler yapılmıştır. Kanunun belirlemediği nedenler dışında bir sebepten cezalandırma usulleri ortadan kaldırılmıştır.
  • 1. Meşrutiyet Döneminde ilk kez seçim kuralı getirilmiş ancak taşradaki meclis üyeleri vilayet meclisindeki temsilciler tarafından belirlenmiştir. Halk doğrudan seçime katılmamıştır. 2. Meşrutiyet Döneminde Osmanlı halkı ( erkekler ) oy kullanarak seçime katılmış seçimler iki aşamalı ve birçok partinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

{ Add a Comment }

Abdülaziz Dönemi Islahatları (1861–1876)

Abdülaziz Döneminde Yapılan Islahatlar:

Abdülaziz döneminde eğitim alanında önemli yenilikler yapılmış; Mekteb-i Mülkiye-i Tıbbiye, Eczacı mektebi, Çarkçı mektebi ve Darül Muallimat (kız öğretmen okulu) açılmıştır. Yetim Müslüman çocuklar için Daruşşafaka kurulmuştur. 1869’da kabul edilen genel eğitim tüzüğüne göre (Maarif-i Umumiye Nizamnamesi) öğretim aşamaları, ilkokula hazırlıktan yüksek okula kadar planlanmıştır.

Abdülaziz döneminde Bahriye Nezareti kurulmuş ve güçlü bir donanma oluşturulmuştur. Ayrıca Deniz Ticaret Kanunu çıkarılmıştır. Bu dönemde yeni çıkan kanunların yayınlandığı Düstur dergisi çıkarılmaya başlanmıştır. Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon temeli İslam hukukuna dayanan ve Mecelle adı verilen bir medeni kanun hazırlamıştır. II. Abdülhamit döneminde yürürlüğe giren Mecelle Yeni Türk Devleti’nin Medeni Kanun’u Kabul etmesine kadar yürürlükte kalmıştır.

Abdülaziz döneminde hiçbir savaşa girilmemiş, fakat Rusya’nın emelleri “Panislavist Politika” haline gelerek özellikle Balkanlar üzerinde etkili olmuştur. Abdülaziz, Fransa ve İngiltere’ye gezi düzenlemiş, bu gezi sırasında yüklü miktarda dış borç almıştır. Alınan bu borçlarla donanma yenilenmiştir.

  • Abdülaziz, ilk dış ülke gezisine çıkan Osmanlı padişahıdır.
  • Osmanlı tarihinin en ağır dış borcu bu dönemde alınmış, ileride faiz yükü ile ödenmesi zorlaşınca Avrupa devletleri ile sorun oluşturmuştur.

Abdülaziz döneminin en önemli olaylarından biri de Süveyş Kanalı’nın açılmasıdır. (1869)

    • Mısır valisinin Fransa’nın desteğiyle açtığı Süveyş Kanalı, Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbirine bağlamış, böylece Avrupa’dan Hint Okyanusu’na giden yol kısalmıştır.
    • Süveyş Kanalı’nın açılması, Mısır’ın ve Doğu Akdeniz’in stratejik önemini daha da arttırmış, İngiltere için bu bölge hayati değer haline gelmiştir. (İngiltere’nin sömürgelerine giden en kısa yol olmuştur.)
    • Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Akdeniz ticareti yeniden canlanmış, Ümit Burnu Yolu önemini kaybetmiştir.

Tanzimat döneminde batılı düşünceyi benimseyerek yetişen aydınlar, (Yeni Osmanlılar, Jön Türkler) Osmanlı ülkesinin kurtuluşunun, batılılaşmaktan ve demokratik anayasal yönetim kurulmasından geçtiğini düşünüyor ve meşruti yönetime geçilmesini istiyorlardı. Bu aydınlar meşrutiyeti ilan etmeye yanaşmayan Abdülaziz’i tahtan indirip yerine V. Murat’ı geçirmiş ancak onun padişahlık yapamayacağını görünce meşrutiyeti ilan edeceğine söz veren II. Abdülhamit‘i tahta çıkarmışlardır.

  • Abdülaziz, yenilik isteyenlerce tahtından edildiği için, ilk defa yenilikçi kesim padişaha karşı gelerek değişiklik gerçekleştirmiştir.

Çünkü bu zamana kadar, hep yeniliğe karşı olanlar padişah değişikliği yapmıştı.

2. Abdülhamit, Genç Osmanlılar tarafından tahta çıkarılmış ve Kanun-i Esasi’yi yürürlüğe koymuştur.

{ 1 Comment }

1909 Kanuni Esasi’de Yapılan Değişiklikler

1909 Kanuni Esasi Değişiklikleri – Maddeleri:

  • Padişah mecliste anayasaya bağlılık andı içme yükümlülüğü altına girmiş, ödenekleri yasaya bağlanmış, bakanlar kurulunun oluşumu üzerindeki yetkilerini, büyük oranda yitirmiştir.(Bu maddelerle kanun üstünlüğü ilkesi pekişmiş padişahlık sembolik hale gelmiştir.)
  • Bakanlar Kurulu Mebuslar Meclisi’ne karşı sorumlu hale getirilmiştir.(Bu madde ile padişahın yürütme ile ilgili yetkileri kısıtlanmış, halk iradesi yürütme organı üzerinde denetim hakkı kazanmıştır.)
  • Uluslararası antlaşmalar Mebusan Meclisi’nin onayından sonra yürürlüğe girecektir.
  • Mebusan ve Ayan meclisleri padişahtan izin almadan yasa önerme hakkına sahiptir. Padişahın, veto ettiği yasa taslağı, mecliste değişmeden, yeniden kabul edilirse bu taslağı onaylamak zorundadır.(Bu maddelerle padişahın yasama yetkisi kısıtlanmıştır.)
  • Padişahın meclisi feshetme yetkisi zorlaştırılmıştır.
  • Meşrutiyet dönemin’de Osmanlı tarihinde ilk kez çok partili hayata geçilmiştir.

{ Add a Comment }

Alemdar Olayı – Alemdar Vakası Nedir – Hakkında Bilgi

Alemdar Mustafa Paşa Olayı ve Islahatları:

3. Selim taraftan olan, Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa, askerleriyle İstanbul’a gelerek 3.Selim’i yeniden padişah yapmaya kalkmış ancak; III. Selim’in öldürülmesi üzerine Mustafa Alemdar Paşa, IV. Mustafa’yı tahttan indirmiş ve 2.Mahmut’u tahta çıkarmıştır.

Alemdar Mustafa Paşa’nın girişimiyle Padişah olan 2.Mahmut, Alemdar’ı sadrazamlığa getirmiştir. Kendisi de eski bir âyan olan Alemdar Mustafa Paşa, âyanları otorite altına almak için onlarla Sened-i İttifak adında bir sözleşme imzalamış, bu sözleşmeyi 2.Mahmut’a da imzalatmıştır. Bu sözleşmeye göre;

  • Ayanlar merkezin otoritesini kabul edecek ve yapılacak olan ıslahatları destekleyecek
  • Padişaha ait olan bazı yetkiler, âyanlar tarafından kullanılabilecek, devlete ait işlerde âyanlara danışılmadan karar verilmeyecek
  • Böylece âyanların varlığı devlet tarafından kabul edilmiştir.
  • Sened-i İttifakla Osmanlı tarihinde ilk kez padişahın yetkileri sınırlandırmıştır.
  • Sened-i İttifak, Osmanlı Devleti’nin otoritesinin kaybolduğuna, âyanlara bile söz geçiremeyecek hale geldiğine bir kanıttır.

Bu olumsuzluğun yanında, âyanların merkeze bağlanmalarını sağladığı için de olumlu bir gelişmedir.

Alemdar Mustafa Paşa, Sekban-ı Cedit adında yeni bir askeri ocak açmıştır. Nizam-ı Cedit Ocağı yerine kurulan batı tarzı bu askeri ocağa yeniçeriler tepki göstermiş, ocak kapatılmış ve Alemdar öldürülmüştür.

Osmanlı Devleti’nde bu iç gelişmeler yaşanırken, diğer yanda Rusya ile savaş devam etmekteydi. Osmanlı bu savaşı kaybetmiş, Bükreş Antlaşması (1812) imzalanmıştır.

Bükreş Antlaşmasına göre:

  • Eflak ve Boğdan Osmanlı Devleti’nde kalacak
  • İki devlet arasında Prut Nehri sınır olacak
  • Osmanlı Devleti, Rusya’nın isteği üzerine Sırplara bazı ayrıcalıklar tanıyacaktı.
  • İlk defa bir Osmanlı ulusuna ayrıcalık tanınması açısından olumsuz bir olay olmuş, taviz verilmesi diğer uluslara örnek oluşturmuş, bu nedenle dağılmanın hızlanmasında rol oynamıştır.

{ Add a Comment }

Kanuni Esasi’nin Önemli Maddeleri – Özellikleri

Kanuni Esasi’nin Maddeleri ve Yorumları:

    • Osmanlı soyunun en büyük erkek evladı saltanat ve hilafet makamının da sahibidir. (Bu madde Osmanlı meşrutiyetinin monarşik karakter taşıdığını gösterir.)
    • Devletin dini islamdır. Yasalar dini hükümlere aykırı olamaz. (Kanuni Esasi’nin bu maddesi Osmanlı anayasasının teokratik karakter taşıdığını gösterir.)
    • Yasama (kanun yapma) görevi, Mebusan ve Ayan meclislerine
    • Ayan Meclisi üyeleri, Mebusan Meclisi üyelerinin sayısının üçte birini geçmemek üzere padişah tarafından seçilir ve ömür boyu bu görevde kalabilir. Mebusan Meclisi üyeleri, her elli bin erkek nüfusa bir temsilci olmak üzere dört yıl bu göreve gelirler. (Ayan meclisi üyelerini padişahın seçmesi halkın egemenlik haklarını kullanmasına aykırıdır. Mebusan Meclisi’nin açılmasıyla halk seçme-seçilme hakkına sahip olmuş ve padişahın yanında yönetime katılmıştır. Meclisin açılmasıyla Osmanlı ülkesinde parlamenter sisteme geçilmiş böylece yönetim anlayışında köklü bir değişim sağlanmıştır.)
    • Mebuslar kendilerini seçen yerin değil bütün Osmanlı vatandaşlarının vekilidir. (Kanuni Esasi’nin bu maddesi mebusların sorumluluklarını artırmış ve azınlık mebuslarının ayrılıkçı çalışmalarını önlemeyi amaçlamıştır.)
    • Devletin, resmi dili Türkçe’dir.
  • Padişah, devletin güvenliğini bozduğu polis soruşturması sonucu belli olanları sürgün edebilecektir.
  • Padişah yürütme organının (Heyet-i Vükela) başıdır ve bu bakanlar kurulunun üyelerini atama görevden alma hakkına sahiptir. Kanun teklifini yalnız hükümet yapar.( Kanuni Esasi’nin bu maddeleri padişahın meclis üzerindeki etkinliğini artırırken Mebuslar Meclisi’nin etkinliğini azaltmış ve bu meclisi bir danışma organı haline dönüştürmüştür.)
  • Meclisi açma – kapama, yetkisi padişahındır ve hükümet meclise karşı değil, padişaha karşı sorumludur. (Kanuni Esasi bu maddesi padişahın iradesinin halk iradesinden üstün olduğunu gösterir.)
  • Anayasada kişi, öğretim, öğrenim, inanç ve basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, dilekçe hakkı, vergi ve yasal eşitlik kavramları da yer almıştır.(Bu maddelerle kişisel hak ve özgürlükler anayasal güvence altına alınmıştır.)

BİLGİ NOTU: I. Meşrutiyet döneminde açılan Mebusan Meclisi’nde azınlıklara da temsil hakkı verilmiştir. Böylece,

  • Osmanlıcılık düşüncesi uygulanmıştır.
  • Avrupalı devletlerin içişlerimize karışmaları önlenmek istenmiştir.
  • Osmanlı toplumu ulusçuluk akımının etkisinden korunmaya çalışılmıştır.

II.Abdülhamit meclisin etnik yapısının çalışmaları zorlaştırdığını görünce 93 Harbi’ni bahane ederek 14 Şubat 1878’de meclisi tatil etmiştir. Böylece meşruti idare kesintiye uğramıştır.

II.Abdülhamit 1908 yılına kadar ülkeyi sıkı ve otoriter bir yönetimle idare etmiştir. Bu dönemde anayasal özgürlükler askıya alınmıştır.

II.Abdülhamit döneminde kültürel alanda önemli çalışmalar yapılmış; matbaalar çoğalmış ve kitap basımı artmıştır. Tarım ve sanayi alanlarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Ülkenin imarına ve yol yapımına önem verilmiştir. Bağdat ve Hicaz demiryolları da bu dönemde hizmete açılmıştır. Ziraat ve Veteriner mektepleri açılarak eğitim alanında atılımlar yapılmıştır.

{ Add a Comment }

2. Meşrutiyet ve Siyasi Gelişmeler

2. (İkinci) Meşrutiyet Dönemi Özeti:

II.Abdülhamit, I. Meşrutiyet’i kaldırıp Mebusan Meclisini süresiz olarak dağıtmıştı. Meşrutiyet yanlısı aydınlar, Meşrutiyetin tekrar ilan edilmesi için çalışmalara başladılar.1229 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetinin etrafında birleşerek mücadelelerini sürdürdüler.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Selanik ve Manastır kentlerinde güçlendi, Anayasayı yürürlüğe koydurarak Mebusan Meclisini açtırıp Meşrutiyet yönetimine yeniden geçilmesini hedefleyen cemiyetteki aydınlar, İngiltere ve Rusya’nın 1902 yılında Makedonya’nın özerk olmasını istemeleri sonucu harekete geçerek padişah II. Abdülhamit’e Kanuni Esasi’yi tekrar ilan ettirmişlerdir. Böylece 24 Temmuz 1908 tarihinde Meşrutiyet ikinci defa Osmanlı Devletinde yürürlüğe girmiştir.

2. Meşrutiyet’in ilan edilmesinde İttihat ve Terakki Cemiyetinin çalışmalarından başka;

  • İngiltere’nin Rusya’yı Reval Görüşmelerinde Balkanlarda serbest bırakması.
  • Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesi.
  • Avusturya’nın Bosna – Hersek’i topraklarına kattığını ilan etmesi etkili olmuştur.

2. Meşrutiyetin Getirdiği Yenilikler:

  • Padişahın yetkileri I. Meşrutiyete göre azaltıldı. Buna karşılık meclisin yetkileri artırıldı.
  • Padişahın kanunları veto etme yetkisi sınırlandırılırken, meclisi kapatma ve sansür yetkisi kaldırıldı.
  • Bakanlar Kurulu padişaha karşı değil Meclis’e karşı sorumlu kılındı.

2. Meşrutiyet’in İlanı Sonrasında Yaşanan Gelişmeler:

Yapılan seçimler sonucu Osmanlı vatandaşlarını oluşturan her milletten milletvekilleri seçilmiş; 133 diğer milletlerin vekili 127 ise Türk milletvekili olacak şekilde bir meclis tablosu ortaya çıkmıştır. Memleketteki yaşayan azınlıklar gibi Avrupalılar da Meşrutiyeti yönetimi olumlu karşılamışlar ve bu doğrultuda Makedonya’daki sivil ve askeri görevlileri çekmeye başlamışlardır.

17 Aralık 1908’de meclis yeniden açıldı. Yapılan Seçimlerde İttihat ve Terakki Partisi büyük bir başarı sağlamıştır. Milli bir politika izlemeyi amaçlayan İttihatçılar, ülke dışındaki olumsuz gelişmeler arttıkça ülke içerisinde daha fazla muhalefet ile karşılaşmaya başlamışlardır. Bundan faydalanmak isteyen Meşrutiyet aleyhtarları, bazı Avrupa devletlerinin de kışkırtmasıyla isyan ettiler.

İstanbul’daki Avcı Taburları’nın 13 Nisan 1909’da başlattığı isyan sırasında bazı İttihatçılar öldürüldü. II. Abdülhamit olayları önleyemedi. Bu tarih Rumi takvimine göre 31 Marta denk gelindiğinden 31 Mart Olayı denilmiştir.

Komutanlığını Mahmut Şevket Paşa‘nın kurmay başkanlığını da Mustafa Kemal Paşa‘nın yaptığı Hareket Ordusu Selanik’ten İstanbul’a gelerek isyanı bastırdı. II. Abdülhamit isyanda rolü olduğu gerekçesiyle tahttan indirildi. Yerine V.Mehmet Reşad padişah olarak İlan edildi.

Padişah değişikliğinden sonra Mebusan Meclisi, Kanuni Esasi‘nin bazı maddelerini değiştirdi. Bu değişiklikler şunlardır:

  • Padişah mecliste anayasaya bağlılık yemini edecek.
  • Padişahın meclisi kapatma yetkisi zorlaştırılmıştır.
  • Padişahın yönetimdeki etkinliği azalmış, buna karşın halkın yönetime katılımı artmıştır.
  • Demokrasi ve millet egemenliği kavramı gelişmiştir.

{ Add a Comment }

1. Meşrutiyet’in İlanı ve Kanuni Esasi

1.Meşrutiyetin İlanı ve Getirdiği Yenilikler (İlk Anayasa):

Tanzimat döneminde Batı’yı daha yakından tanıyan, Avrupa’da eğitim görmüş ve Fransız İhtilali‘nin yaydığı fikirlerden etkilenen bir sınıf ortaya çıktı. Jön Türkler (Genç Osmanlılar) olarak adlandırılan bu sınıfa göre Osmanlı Devletini dağılmaktan kurtarmak için bir anayasa hazırlamalı ve parlamento (halk meclisi) kurulmalıydı. (Meşrutiyet)

Jön Türkler Meşrutiyet ilan etmek istemeyen Sultan Abdülaziz tahttan indirerek V.Murat’ı padişah yaptılar. Ancak onun da akıl sağlığının yerinde olmadığı anlaşılınca tahttan indirilmiş yerine Meşrutiyeti ilan edeceğini söyleyen II. Abdülhamit padişah yapılmıştır.

Bu sırada İngiltere, Rusya‘nın Balkanlardaki; etkinliğini kırmak için Osmanlı azınlıklarının haklarını görüşmek üzere İstanbul’da bir toplantı yapılmasını kararlaştırdı.

23 Aralık 1876’da yapılan Tersane Konferansında alınacak kararları etkilemek için Sultan II. Abdülhamit, aynı gün Mithat Paşa‘nın hazırladığı. Kanuni Esasi‘yi ilan ederek Meşrutiyet yönetimine geçilmesini sağlamıştır.

Kanuni Esasi’nin Önemli Maddeleri:

  • Meclis, Ayan Meclisi ve Mebusan Meclisinden oluşacaktır.
  • Ayan Meclisi üyeleri padişah tarafından tayin edilecek ve ölünceye kadar görevde kalabileceklerdir.
  • Mebusan Meclisi üyeleri dört yılda bir yapılacak seçimle her elli bin Osmanlı erkeğinin seçeceği milletvekillerinden oluşacaktır.
  • Meclisi açma kapatma yetkisi padişaha aittir.
  • Yürütme görevi, padişah başkanlığındaki “Vekiller Heyeti”ne aittir. (Bakanlar kurulu)
  • Kanun teklifini yalnızca hükümet yapabilecek ve kanunlar padişahın onayından sonra yürürlüğe girecektir.

Kanuni Esasi’nin Önemi:

  • Halk dolaylı da olsa ilk kez padişahın yanında yönetime katılma hakkı elde etti.
  • Osmanlı Devleti ilk defa anayasa ilan ederek parlamenter sisteme geçti.
  • Mecliste Müslüman vekillerin yanı sıra azınlık vekilleri de temsil edilmesi sağlanmıştır.

II.Abdülhamit 1877 – 1878 Osmanlı Rus Savaşı‘nın başlaması üzerine Mebuslar Meclisi’ni dağıtmıştır. Meclisin kapanmasına çok uluslu bir yapıya sahip olmasından dolayı ülke bütünlüğüne yönelik kararların alınamaması gerekçe gösterilmiştir.

{ Add a Comment }

2. Mahmut Dönemi Islahatları (1808–1839)

II.Mahmut Dönemi Yenilikleri – Maddeler Halinde:

a.Askeri Islahatlar:

  • Sekban-ı Cedit birlikleri oluşturulmuştur. Girişim Yeniçerilerin isyanı nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.
  • Mahmut tarafından kurulan Avrupa tarzındaki ikinci ordu Eşkinci Ocağı’dır. Yeniçerilerin bu girişime de karşı çıkması II. Mahmut’u harekete geçirmiş,
  • 1826’da Yeniçeri Ocağı kapatılmıştır.
  • Yeniçeri Ocağı’nın yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla Avrupa tarzında yeni bir ordu oluşturulmuştur.
  • Zamanla ortadan kalkan eyalet askerlerinin yerine Redif Birlikleri kurulmuştur.

b.İdari Islahatlar:

  • Divan-ı Hümayun kaldırılmış, yerine nezaretler (bakanlıklar) kurulmuştur.
  • Devlet memurları hariciye (dışişleri) ve dahiliye (içişleri) şeklinde ayrılmıştır.
  • Yönetim işleriyle ilgili Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali, askerlik işleriyle ilgili Dar-ı Şura-yı Askeri, hukuki işlerle ilgili de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye kurulmuştur.
  • Müsadere uygulamasına son verilmiştir.
  • Dirlik sistemi kaldırılmış, devlet memurlarına toprak verilmesi yerine maaş verilmeye başlanmıştır.
  • Memurlara rütbe ve nişan dağıtılmaya başlanmıştır.
  • Ayanlık kaldırılmış, iller merkeze bağlanmıştır.
  • Muhtarlık teşkilatları kurulmuştur.
  • Posta teşkilatı kurulmuştur.
  • Karantina uygulaması başlatılmıştır.
  • Yurtdışına çıkışlarda pasaport uygulaması başlatılmıştır.
  • Askeri amaçlı olarak nüfus sayımı yapılmıştır.
  • Devlet memurlarının fes, pantolon ve ceket giymesi zorunlu hale getirilmiştir.
  • Devlet dairelerine padişahın resmi asılmaya başlanmıştır.

c.Eğitim ve Kültür Islahatları:

  • Klasik eğitim kurumu olan medreselerin yanında Avrupa tarzı okullar açılmıştır.
  • İlköğretim zorunlu hale getirilmiştir.

Avrupa tarzında okullar açılmasına karşın halkın tepkisinden çekinildiğinden medreseler kaldırılmamıştır.

  • Devlet memuru yetiştirilmesi için Mekteb-i Maarif-i Adliye kurulmuş, ayrıca Mekteb-i Tıbbiye ve Mekteb-i Harbiye açılmıştır.
  • Mehter takımı kaldırılmış, yerine Mızıka-i Hümayun adında bir bando takımı oluşturulmuştur.
  • Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir.
  • Takvim-i Vekayi adıyla ilk gazete çıkarılmıştır.

d.Ekonomik Islahatlar:

  • Yerli malının kullanımı teşvik edilmiştir.
  • Ordunun elbise ihtiyacının karşılanabilmesi için bez, iplik, çuha ve deri fabrikaları açılmıştır.
  • Osmanlı tüccarlarının yabancı tüccarlarla rekabet edebilmesi için gümrük vergileri yeniden düzenlenmiştir.
  • Düzenli yollar yapılarak malların ülke içinde kolay ulaşımı sağlanmaya çalışılmıştır

Avrupa malları XIX. yüzyılda Osmanlı iç pazarlarına rahatlıkla girmiş, diğer yandan Osmanlı topraklarından hammadde ihracatı yoğunluk kazanmıştır.

Baltalimanı Ticaret Antlaşması 1838’de İngiltere ile imzalanan Baltalimanı Ticaret Antlaşması Osmanlı sanayisine büyük bir darbe vurmuştur.

Antlaşma ithalatı artırmış, yerli üretimin çökmesine zemin hazırlamıştır. El tezgahlarında ve küçük atölyelerde üretilen Osmanlı malları, Avrupa’dan ülkeye gelen bol ve ucuz mal ile rekabet etme imkanına sahip olamamıştır.

SENED-İ İTTİFAK: Osmanlı Devleti‘nde zengin ve köklü ailelere mensup olan Ayanlar zamanla nüfuzlarını artırmıştır. Osmanlı merkezi otoritesinin zayıflaması, devletin ayanlarla olan işbirliğinin artırılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Sened-i İttifak, padişah ile ayanlar arasında imzalanmış bir belgedir ve imzalanmasında Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa‘nın önemli bir rolü vardır.

Sened-i İttifak’ın maddeleri şunlardır:

  • Ayanlar padişahın emirlerine uyacaktır.
  • Sadrazamın Sened-i İttifak‘a uygun olan emirleri ayanlar tarafından yerine getirilecektir.
  • Ayanlar, devletin eyaletlerden aldığı askerlere karşı çıkmayacaklardır.
  • Devlet tarafından ağır vergiler konulmayacak, bu konuda eşit ve adaletli davranıl maya özen gösterilecektir.
  • İstanbul’da isyan çıkması durumunda, ayanlar padişaha yardıma geleceklerdir.

Sened-i İttifak ile ayanlar hukuki bir statü kazanmış, ilk defa padişahın yanında bir güç haline gelebilmişlerdir.

YENİÇERİ OCAĞI’NIN KALDIRILMASI: Yeniçerilerin II. Mahmut‘un orduyu Avrupa tarzında düzenleme çabalarına engel olması, padişahı harekete geçirmiş, 1826 yılında halkın da desteği alınarak Yeniçeri Ocağı kapatılmıştır. Bu gelişme Osmanlı tarihinde Vaka-yı Hayriye (Hayırlı Olay) olarak bilinir. Yeniçeri Ocağı‘nın kaldırılması ile,

  • Yenilik hareketlerine karşı çıkan önemli bir güç odağı ortadan kaldırılmıştır.
  • Padişahın otoritesi güçlendirilmiştir.

Diğer yandan Yeniçeri Ocağı‘nın kaldırılması ve yerine yeni bir ordunun kurulması sürecinde Osmanlı Devleti askeri açıdan zayıf düşmüştür. Bu durumu değerlendiren Rusya 1828 yılında Osmanlı Devleti‘ne savaş ilan etmiştir.

BİLGİ NOTU:

  • Mahmut Döneminde İstanbul’a giriş çıkıştan düzenlemek amacıyla “Mürur Tezkeresi” düzenlenmiş, bu şekilde göç önlenmeye çalışılmıştır.
  • Bu dönemde İstanbul’da Feshane açılmıştır. Feshane’nin açılmasındaki amaç sadece fes üretimi yapmak değildir. Burası aynı zamanda bir kumaş fabrikasıdır.
  • Mahmut kontrolden çıkan ve yenilik çabalarına sürekli muhalefet eden yeniçerilere karşı Ayanların desteğine ihtiyaç duyduğundan, bu gelişmelere göz yummuş, merkezi otoriteyi zedeleyen bir yapı oluşmuştur.
  • Bu dönemde Takvim-i Vekai Gazetesi’nde ilginç bir haber çıkmıştır. Haber’de “Balkanlarda bir yeniçerinin hortladığı, geceleri ortaya çıkarak insanların kanını emdiği belirtilmiştir. Bu asılsız haberde; insanları yeniçeri ocağından tamamen soğutmak ve yeni ordunun halk arasında kabulünü kolaylaştırmak amacı güdülmüş olmalıdır.

{ Add a Comment }

18. YY’da Osmanlı’da Yönetim ve Bürokrasideki Değişmeler

18.Yüzyılda Osmanlı Devletinde Yönetim ve Bürokraside Yenileşme Hareketleri:

Divanı Hümayun’dan Babı Ali’ye Geçiş:

Divanı Hümayun, Osmanlı devlet mekanizmasının temeliydi. Burada ülke sorunları görüşülüp karara; bağlanırdı. XVI. yüzyılda haftada dört gün, XVII. yüzyılda haftada iki gün toplanan divanı hümayun, XVIII. yüzyılda üç ayda bir toplamaya başladı. Divan toplantıları, Topkapı Sarayı‘nda Kubbealtı denilen yerde yapılmaktaydı. İlk kurulduğu zaman padişahlar divana başkanlık ederdi. Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren padişahlar, Divanı Hümayun başkanlığını veziriazamlara bıraktılar. Veziriazam başkanlığındaki divanın aldığı kararlar yine padişaha sunularak geçerlilik kazanmaktadır.

XVI. yüzyılın sonlarında Sokullu Mehmet Paşa‘nın devlet işlerinde padişahlardan daha ön planda olmasıyla, veziriazamlar yönetimde daha da etkili olmaya başlamışlardır. Bu durum zamanla divanın yapısında da değişiklikler meydana getirmiştir.

XVIII. yüzyılda divanı hümayunun yapısında şu değişiklikler görülmüştür:

  • Haftada iki gün toplanılmasından üç ayda bir toplantı yapılması sistemine geçildi. Bu durum Divanı Hümayun‘un eski önemini kaybetmesine yol açmıştır.
  • Divanı Hümayun‘un toplanma yeri de değişmiştir Artık divan toplantıları padişahın gözetimindeki kubbealtında değil veziriazamın konağında (Babı Ali) yapılmaya başlanmıştır.
  • Veziriazam konaklar (Babı Ali) devlet yönetiminin merkezi haline gelmiştir. Bununla beraber defterdar ve nişancılar da Babı Ali‘ye taşınmışlardır. Divanda seyfiye sınıfının etkisi kalemi ye sınıfına geçmiştir.
  • Yabancı devletlerle olan ilişkiler artınca kalemiye sınıfının önemi artmış, nişancıya bağlı olarak ressülküttap dışişleri bakanlığına getirilmiştir. Reisülküttaplar zamanla sadrazamlığa da gelmeye başlamışlardır.

Ayan ve Eşrafın Ön Plana Çıkması:

Osmanlı Devleti‘nde Kanuni döneminden itibaren şehirlerde ve köylerde Ayan ve eşraf adı verilen etkili ve zengin bir zümre ortaya çıkmıştır. Bu zümre yergilerin belirlenmesinde ve toplanmasında görevlilere yardımcı olurlardı. Ayanların ve eşrafların zaman içerisinde güçlü bale gelmesinde;

  • Tımar sisteminin değişmesiyle toprakları iltizama alanlar genellikle Ayanlar Böylece Dirlik sahiplerinin haklarına sahip olan Ayanlar bulundukları yerleri yönetmeye başladılar.
  • Merkez teşkilatının bozulmasıyla “beylerbeyi” veya “sancak beyi” olarak atananların, makamlarına gitmeyerek, o eyalet ya da sancaktaki Ayanı mütesellim (vekil) olarak görevlendirmeleri, Ayanların devlet gücünün temsilcisi durumuna gelmesine neden olmuştur.

XVIII.yüzyılda güçlenen Ayanlar, yapılan savaşlarda devlete para ve asker yardımında bulunarak siyasi Alanda da güç sahibi oldular. Bu yüzyılda herhangi bir sancakta kimin önemli bir görev alacağına ayanlar karar yeriyor ve belirledikleri ismi devlet görevlisine bildiriyorlardı.

II.Mahmut döneminde 1808 yılında Ayanlarla yapılan Senedi İttifak ile padişah Ayanların varlığını resmen tanımıştır. Ayanların güçlü durumu Tanzimat Fermanı‘nın ilanına kadar devam etmiştir. Tanzimat’tan sonra illere merkezden valiler atanınca Ayanlık sistemi de ortadan kalkmıştır.

Nizamı Cedit Ordusu:

III.Selim‘in askeri alandaki ıslahatlarının yanında gerçekleştirmiş olduğu yeniliklerin tamamına Nizamı Cedit ismi verilir. Nizamı Cedit hareketinin amacı;

Yeniçerileri kaldırmak, ulamanın nüfuzunu kırmak, Osmanlı Devleti‘ni Avrupa’nın ilim, sanat, ziraat, ticaret ve medeniyette yaptığı ilerlemelere ortak etmektir.

III. Selim‘in bu ıslahatlarının en önemlisi Nizamı Cedit adında yeni bir ordu kurmasıdır. III. Selim işe başlamadan önce devlet adamlarının fikrini de sormuştur. Bir grup devlet adamı Yeniçerilerin ıslah edilmesinin çok zor olduğunu bu yüzden yeni bir ocağın kurulması gerektiğini ifade ettiler. Padişah da bu düşünceyi benimsemiştir. Yeniçerilerin tepkisini çekmemek için dikkat edilerek kurulan ocakta, ilk kışla Levent Çiftliği‘nde kurulmuş, daha sonra artan destekle beraber önce Üsküdar’da daha sonra da Anadolu’da ortalar kurulmuştur.

Bu ortaların kurulmasıyla beraber Nizamı Cedit Ordusu‘nun sayışı 230 bine yaklaşmıştır. Askerler 25 yaşını geçmemiş yiğit, asil ye temiz ailelerden seçilir, bunlara önce usul ve erkân öğretilirdi. Eğitimleri Fransız usulüydü. Yeniçerilerden, farklı giyinen bu askerlerin ayaklarında dizlik; sırtlarında ise ceket vardı. Silahları çakmaklı ve süngülü tüfekti.

Nizamı Cedit askerlerinden menfaatleri zarar gören Yeniçeriler ve Ayanlar hoşlanmamakta idiler. Bu durumu da fiiliyata dönüştürerek Kabakçı Mustafa önderliğinde isyan çıkardılar. İsyanın büyüdüğünü gören padişah, Nizamı Cedit‘i kaldırdığını ilan ettiyse de isyancılar bununla yetinmeyerek III. Selim’i de tahttan indirmiştir.

Malikane Sistemi:

Osmanlı’da XVII. yüzyılın son çeyreğinde yoğunlaşan savaşlar giderleri artırdı. Devlet, uğradığı ekonomik Zararları kapatmak amacıyla, toprak gelirlerini hayat boyu iltizam sahiplerine kiraya vermiştir. Bu şekilde ortaya çıkan sistem “malikane sistemi”dir.

XVIII. yüzyıla kadar devlet, tımar dışında kalan topraklarını gelirlerini açık artırma yoluyla mültezim denen kişilere kiralıyordu. Bu yüzyıldan itibaren iltizam uygulamasından vazgeçerek malikane sistemine geçmiştir. Malikâne sisteminin devlete çok faydası olmuştur. Zamanla bulundukları malikâneleri satın alan mültezimler, üretken bir konuma geldiler. Bulundukları bölgenin güvenliğini sağladılar.

Esham:

Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıl boyunca yapılan savaşların uzun sürmesi ve savaşların başarısızlıkla sonuçlanması üzerine ekonomik olarak zor durumda kalmıştır. Oluşan bütçe açığını kapatmak amacıyla esham adı verilen iç borçlanmaya gitmiştir. Buna göre devlet; Mukataa adıyla bilinen vergi kalemlerinde yıllık gelirleri, sehimler halinde dilimlere ayırıyordu. Bu bölümlere ayrılmış kısımlara muacele adı veriliyordu ve peşin para karşılığında satılıyordu. Bu şekilde devlet halkına karşı bir nevi borçlanmış oluyordu.

Esham 1775 yılında başlatılmış bir uygulamadır. Devlet, bütçe açığını kapatmak için varolan vergileri artırarak yeni vergiler koymuştur.

{ Add a Comment }

2. Osman (Genç Osman) Dönemi Islahatları

II. Osman Döneminde Yapılan Islahatlar:

Osmanlı devletinin duraklama döneminde ıslahat için ilk ciddi girişimlerde bulunan Genç Osman olmuştur. Genç Osman’ın yaptığı ıslahat hareketleri şunlardır:

  • Şeyhülislam’ın fetva verme yetkisi haricindeki tüm yetkilerini kaldırmıştır. Böylece din adamlarının devlet işlerine karışmasının önüne geçmiştir.
  • Osmanlının güçlü dönemlerine geri dönebilmesi için güçlü bir mali sistem kurulmasına önem verdi. Bunun için din adamları ile askerler için hazineden yapılan fazla ödemeleri kesti.
  • Genç Osman ilk defa saray dışından evlenerek Osmanlı sarayını dışarıya yani halka açan padişah olmuştur. Genç Osman böylece Osmanlı padişahları içinde sosyal alanda ıslahat yapan ilk padişah olmuştur.
  • Yeniçeri ocağını kaldırmayı düşünen ilk padişahtır. Ancak bunun Yeniçeriler tarafından öğrenilmesi Genç Osman’ın öldürülmesine neden olmuştur.

{ Add a Comment }