Etiket: sultan

Uluğ Bey Hakkında Kısa Bilgi

Uluğ Bey ile İlgili Kısaca – Özet Bilgi (1393 – 1449):

Asıl adı Mirza Muhammed Tarık bin Şahruk‘ olan Uluğ Bey, Timur mparatorluğu’nun dördüncü hükümdarı, büyük bir matematikçi ve astronom olarak tarihe geçmiştir. Bilgin bir sultan olan Uluğ Bey, Semerkant’ta bir medrese ve rasathane yaptırmış, bilginleri ve düşünürleri hayatı boyunca desteklemiş, onlarla birlikte çalışmıştır.

Semerkant Rasathanesi (Gözlemevi) dönemin en ileri astronomi araştırma merkezlerinden biriydi. Önemli bilginleri bünyesinde toplayan Rasathane’de yetişen Ali Kuşçu, Uluğ Bey‘in ölümü üzerine Osmanlı Devleti‘nin yeni başkenti olan İstanbul’a giderek Fatih Sultan Mehmet‘in kanatan altında bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür.

Hayatını savaştan çok bilim ve düşünceye adayan büyük bilgin ve sultan Uluğ Bey, acı bir şekilde, tahta geçme hırsına kapılan kendi oğlu tarafından öldürtülmüştür.

Şanssız bir şekilde ölmüş olsa da, Uluğ Bey bugün hem astronomi ve matematik dallarının, hem de Türklerin bilim ve düşüncede kaydettiği tarihsel gelişmelerin simge isimlerinden biri haline gelmiştir.

{ Add a Comment }

Abdülaziz’in Avrupa Seyahati ve Yaptığı Islahatlar

Abdülaziz’in Avrupa Gezisi – Yaptığı Yenilikler:

1861 yılında kardeşi Sultan Abdülmecit‘in vefatı üzerine; 31 yaşında Osmanlı tahtına çıkmıştır. Sultan Abdülaziz ülke içi ve dışıyla sık resmi temaslarda bulunmuş ileri görüşlü bir padişahtır.

Avrupa seyahatine çıkan ilk Osmanlı padişahıdır. Bu seyahatteki amacı Osmanlı Devleti‘nin içine kapanık bir ülke olmadığını, hürriyet fikirlerinin Osmanlı Devleti’nde de ilerlediğini Avrupalı devletlere göstermek ve Rusya’ya karşı onların desteğini almaktır. Abdülaziz döneminde;

  • Osmanlı donanması yenilenmiş ve dünyanın sayılı filoları arasına girmiştir.
  • Osmanlı askerlerine döneminin son model top ve tüfekleri sağlanmıştır.
  • Posta pulu ilk kez onun zamanında dolaşıma girmiştir.
  • Eğitime önem veren Abdülaziz, yeni liseler açmış, madencilik ve tıp okullarının temellerini atmıştır.
  • Beylerbeyi ve Çırağan Sarayları inşa ettirilmiştir.

Sultan Abdülaziz’in yukarıdaki ıslahatlarını gerçekleştirmesinde Avrupa seyahatinin büyük etkisi olmuştur. Çünkü bu gezi sırasında Batı’nın gerisinde kalındığı bizzat padişah tarafından görülmüştür.

Sultan Abdülaziz döneminde de Balkanlardaki bağımsızlık isteyen azınlıkların isyanları devam etmiştir. Özellikle Rusya’nın kışkırtmalarıyla Bosna, Hersek, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ’da isyanlar çıkmıştır.

{ Add a Comment }

Fatih Sultan Mehmet Dönemi Önemli – Siyasi Olayları

Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) Dönemi Fetihleri (1451 – 1481):

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethederek Osmanlı Yükselme Dönemi’ni başlatan padişahtır. Fatih, ilk seferini Karamanoğuları Beyliği üzerine düzenlemiş, Akşehir, Seydişehir ve Beyşehir’i Osmanlı topraklarına katmıştır.

I- İstanbul’un Fethi

İstanbul’un Fethinin Nedenleri:

  • Osmanlı Devleti’nin, Anadolu ve Rumeli topraklarını birleştirip toprak bütünlüğünü sağlamak istemesi
  • Bizans’ın Osmanlı aleyhine kışkırtıcı politikalar izlemesi
  • Bizans’ın Osmanlı kuvvetlerinin Rumeli’ye geçişini zorlaştırması
  • Kara ve deniz ticaret yollarının Osmanlı denetimine alınmak istenmesi
  • Hz. Muhammed’in İstanbul’u fetheden komutan ve askerlerini öven sözlerinin İstanbul’un alınmasını özendirmesi

İstanbul’un Fethi İçin Yapılan Hazırlıklar:

  • Sırbistan, Eflak ve Karamanoğulları’yla antlaşmalar yapılarak barış ortamı oluşturulmuştur.
  • Bizans’a deniz yoluyla gelebilecek yardımları önlemek için Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen) yaptırılmıştır.
  • Vize ve Silivri kaleleri alınarak Bizans’ın batıyla olan bağlantısı kesilmiştir.
  • İstanbul’u denizden kuşatabilmek amacıyla dört yüz parçalık donanma hazırlanmıştır.
  • Surları yıkabilecek teknolojiye sahip büyük toplarla, aşırtmak gülle atabilecek havan topları dökülmüştür.
  • Surları aşmak için, yürüyen tekerlekli kuleler yaptırılmıştır.
  • Avrupa’dan Bizans’a yardım gönderilmesini engellemek amacıyla Balkanlara ve Mora’ya kuvvet gönderilmiştir.

Buna karşılık Bizans haçlılardan yardım istemiş, Haliç’in girişini kalın zincirlerle kapatmış, surları tamir ettirmiş, halkı silahlandırmış, yiyecek stoklarını zenginleştirmiş ve Grejuva (Rum ateşi) denilen silahını geliştirmiştir.

Fatih Sultan Mehmet bu hazırlıkları yaptıktan sonra 6 Nisan’da kuşatmayı başlatmış, karadan ve denizden yoğun bir taaruz hareketi sonucunda 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetmiştir.

Fetihten sonra İstanbul halkına hoşgörüyle davranan Fatih, ekonomik, sosyal, kültürel çalışmalar yaparak İstanbul’u çok canlı bir şehir haline getirmiştir.

İstanbul’un Fethinin Sonuçları:

  • Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü sağlanmıştır.
  • İstanbul başkent yapılmıştır.
  • Boğazların egemenliği Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir.
  • Osmanlı Devleti’nin Yükselme Dönemi başlamıştır.
  • Osmanlıların İslam dünyasındaki ve uluslararası alandaki saygınlığı artmıştır.
  • Orta Çağ boyunca varlığını sürdüren (kısa bir dönem hariç 1204-1261) Bizans İmparatorluğu tarihe karışmıştır.
  • Güçlü surların yıkılabileceğinin anlaşılması Avrupa’da derebeyliklerin yıkılmasına ve mutlak krallıkların kurulmasına ortam hazırlamıştır.
  • Önemli ticaret yollarının Türkler’in denetimine girmesi Coğrafi Keşifler’in yapılmasına neden olmuştur.
  • İstanbul‘dan İtalya’ya giden bilim adamları Rönesans hareketlerinin başlamasına öncülük etmiştir.
  • Orta Çağ sona ermiş Yeni Çağ başlamıştır.

Fatih İstanbul’un fethinden sonra Ortodoksların himayesini üstlenmiş, böylece Osmanlının hoşgörüsünü göstermeyi, Hristiyan dünyasındaki ayrılıkların sürmesini ve Ortodoksların desteğini sağlamayı hedeflemiştir. 

II- Fatih Sultan Mehmet Dönemi Batıdaki Gelişmeler

  • Fatih, İstanbul’u fethettikten sonra Avrupalı devletlerin Osmanlı’ya karşı birleşmesini engellemeye çalışmış; bu amaçla bir taraftan askeri seferlerini yoğunlaştırırken öbür taraftan Venedikler’e ekonomik ve diplomatik (İstanbul’da elçi bulundurma hakkı) ayrıcalıklar tanımıştır.
  • Fatih döneminde Belgrat hariç Sırbistan (1459) Modon, Koron, Navarin hariç Mora, Osmanlı topraklarına katılmıştır.
  • Fatih, Mora Despotluğu’na ve Trabzon Rum İmparatorluğuna son vererek, Rumların Bizans İmparatorluğumu yeniden canlandırma girişimlerini sonuçsuz bırakmıştır.
  • Eflak Beyi, Vlad’ın (Kazıklı Voyvoda) ödediği vergiyi kesmesi üzerine 1462’de Eflak, 1463’te Bosna, 1465’te Hersek, 1476’da Boğdan, İskender Bey’in s ölümünden sonra’da Arnavutluk (1479) Osmanlı topraklarına katılmıştır.
  • Fatih’in yaptığı bu fetihler Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki egemenliğini kalıcı hale getirmiş, sağlamlaştırmıştır.

III- Fatih Sultan Mehmet Dönemi Anadolu’daki Gelişmeler

Anadolu’da siyasi birliği sağlamayı ve Karadeniz ticaretini denetim altına almayı amaçlayan Fatih, Çenevizliler’in elindeki Amasra’yı (1460), İsfendiyaroğulları’na son vererek Sinop’u (1461) Osmanlı’ya karşı papadan ve Uzun Hasan’dan yardım istemesi üzerine Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıkarak Trabzon’u (1461) ve Karamanoğulları’nın Venedik’le Osmanlı aleyhine anlaşma yapması üzerinede Konya ve Karaman’ı (1466) Osmanlı topraklarına katmıştır.

IV- Otlukbeli Savaşı (1473)

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan‘ın ülkesinin sınırlarını Osmanlı aleyhine genişletmesi, Karamanoğuları, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Venediklilerle Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kurması, Anadolu’da Osmanlı-Akkoyunlu rekabetini ortaya çıkarmıştır.

Fatih’in hazırladığı ordu 1473’te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli’nde Uzun Hasan’ı yenmiş böylelikle Akkoyunlular Osmanlı Devleti için tehlike olmaktan çıkmış, yıkılış sürecine girmişlerdir.

V- Fatih Sultan Mehmet Dönemi Denizlerde Gelişmeler

Fatih Sultan Mehmet, Karadeniz, Akdeniz ve Ege’yi hâkimiyet altına alarak Avrupa’yı ekonomik olarak Osmanlı Devleti’ne bağımlı hale getirmeyi amaçlamıştır.

Ege Adalarının Alınması:

Ege Denizi’nde Venedik ve Cenevizleri yenerek Semadirek, Taşoz, Limni, Bozcaada, Gökçeada, Midilli ve Egriboz’u Osmanlı topraklarına katmış böylece Ege kıyılarının ve boğazların güvenliğini sağlamıştır.

Sen Jan şövalyelerinin elindeki Rodos adası kuşatılmış ancak alınamamıştır (1480).

Venedik ile Savaş (1463 -1479):

Osmanlı Devleti’nin İstanbul’u fethetmesi, Balkanlar ve Ege Denizi’ni hâkimiyet altına alması, Venediklilerin ticari çıkarlarını olumsuz yönde etkileyince, Venedikliler Macar, Arnavut, Karaman ve Akkoyunlu devletlerinin desteğini alarak Osmanlı’ya savaş açmıştır. Aralıklarla on altı yıl süren savaşlar sonunda taraflar arasında antlaşma yapılmıştır. Buna göre,

  • Arnavutluk’taki İşkodra ve Kroya kaleleri Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır.
  • Venediklilere, savaş tazminatı ve yıllık vergi ödemeleri karşılığında, Osmanlı sularında ticaret yapma ve İstanbul’da elçi bulundurma hakları tanınmıştır.

Fatih Venediklilere bu tür ayrıcalıklar vererek, Hristiyan birliğini bozmayı ve Akdeniz ticaretini canlandırmayı hedeflemiştir.

VI- Kırım Seferi

Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Kefe, Azak ve Menkup gibi Ceneviz kolonileriyle, iç karışıklıklar içinde bulunan Kırım’ı Osmanlı topraklarına katmıştır (1477). Böylece,

  • Karadeniz Osmanlıların kontrolüne (Türk gölü) alınmıştır.
  • Karadeniz’de Ceneviz kolonisi kalmamıştır.

VII- İtalya Seferi

Napoli Krallığı’nın Osmanlı aleyhine faaliyetlerde bulunması üzerine, Gedik Ahmet Paşa komutasında İtalya Seferi’ne çıkan Osmanlı donanması, önce Yunanistan’ın batısındaki, Zenta, Ayamavra ve Kefalanyo adalarını (1479) daha sonra da İtalya’nın güney doğusundaki Otranto’yu (1480) fethetmiştir. Ancak Fatih’in ölümünden sonra Otranto kaybedilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet, Otranto’yu Roma’yı fethetmek için bir üs olarak kullanmak istemiştir.

{ Add a Comment }

Çelebi Sultan Mehmed Kimdir – Hayatı – Dönemi

Osmanlı Devletini Yeniden Kuran Padişah: Çelebi Sultan Mehmed, Yıldırım Beyazıd’ın oğlu olarak 1338 yılında doğmuştur. Babasının Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilgisi sırasında 14 yaşında bulunuyordu. Savaşın kaybedilmek üzere olduğunu görünce, yakınlarıyla beraber Tokat yoluyla Amasya’ya çekildi. Yoluna çıkan eşkiyaları tepeleyerek Amasya, Tokat ve Bolu civarlarında hakimiyet kurdu. Başarılarında lalası Sofu Beyazıd’ın büyük katkıları olmuştur.

Çelebi Sultan Mehmed’in bundan sonraki hayatı da bitip tükenmez mücadeleler içinde geçti. Anadolu birliğini parçalayan ve Osmanlı Devleti’ni yıkılma tehlikesiyle baş başa bırakan Timur, geldiği topraklara dönünce Yıldırım Beyazıd’ın oğulları arasında saltanat mücadelesi başladı. Çelebi, Emir Süleyman ve Musa Çelebi’yi bertaraf ederek tek başına sultan oldu (1413).

Demek ki kardeşler arasında bu çetin mücadele on yıldan daha fazla sürmüştür. Çelebi Mehmed hakimiyeti ele geçirdikten sonra karışıklıkları önlemek, idareyi sağlam esaslara oturtmak, Timur fitnesinden doğan yarayı sarmak ve Anadolu’da yeniden türeyen beyliklerle mücadele etmek gibi çok önemli meselelerle uğraşmaya başladı. Bu sebeple, önce Bizans’la bir anlaşma yaptı. Rumeli’ndeki tehlikeleri önleyip Anadolu’ya geçti. Önce Aydınoğullarına gereken dersi verip Ege sahillerini yeniden ele geçirdi. Sonra Karamanoğlu üzerine yürüyerek onu bir anlaşmaya zorladı.

Daha sonra da Osmanlı tarihinin en büyük isyanlarından olan Şeyh Bedreddin isyanı ile uğraştı. Bu isyan hareketi biraz geç farkedildiğinden, ancak 1420 yılında, Şeyh Bedreddin’in idamıyla tamamen bastırılabildi. Bu arada Düzmece Mustafa olayı patlak verdi. Yıldırım Beyazıd’ın oğlu olduğunu ve saltanata Çelebi Mehmedd’en daha çok hak sahibi bulunduğunu iddia eden Düzmece Mustafa, Aydınoğlu Cüneyd Bey’in. Eflak ve Bizans’ın da yardımlarıyla kısa zamanda büyük bir güç kazandı. Ne var ki Çelebi Sultan Mehmed, yapılan bir “savaşta Düzmece Mustafa’yı mağlup ederek bu tehlikeyi önledi. Düzmece Mustafa ve Cüneyd Bey, Bizans’a sığındılar. İmparator da, Osmanlılarla iyi geçinme düşüncesiyle onları Limni Adası’nda göz hapsinde bulunduracağını bildirdi.

Uzun ve yorucu mücadelelerin bir parça kapandığını gören Çelebi Sultan Mehmed Bursa’ya çekildi. Burada kendi türbesinin ve camiinin yapımı ile uğ-raştı. Daha sonra Edirne’ye döndü. 1421 yılının Mayıs ayında nüzul sebebiyle hastalandı. Oğlu Murad’a haberciler gönderdi. Ölümünün bir müddet gizlenmesini vasiyet ederek vefat etti.

Gerçekten vezirler bu haberi kırk gün kadar gizlediler. Sultan Murad Bursa’ya gelerek padişah olduğunu ilan etti. Çelebi Sultan Mehmed’in cenazesi Bursa’ya nakledilip, çinilerle süslü muhteşem türbesine defnedildi. Bugün bile Yeşil Türbe adıyla bilinen ve Bursa şehrinin sembolü olan bu türbe Osmanlı sanatının en parlak örneklerindendir.

Tarihî kaynaklar, Çelebi Sultan Mehmed’in zeki, uyanık ve tedbirli bir insan olduğundan yılmak bilmeyen bir azimle, Timur’un param parça ettiği Osmanlı ülkesinde birlik ve beraberliği sağladığında ittifak etmektedirler. Bu sebeple kendisine: “Devleti yeniden kuran padişah” denilmektedir. Devrinde ilim ve sanat hayatı canlanmış, Edirne, Bursa ve diğer Osmanlı şehirlerinde camiler, medreseler, türbeler inşa edilmiştir. Çelebi Sultan Mehmed’in Murad, Mahmud, Yusuf, Mustafa ve Orhan isimli oğulları vardı. Bunlardan yaşı en büyük olan şehzade Murad, babasının vefatıyla, henüz 18 yaşında tahta çıkmıştır.

Çelebi Sultan Mehmed’in mücadelesi Osmanlı Tarihi’nde çok önemli bir yer tutmaktadır. O, Timur belâsıyla parça parça edilen Anadolu birliğini yeniden kurmuş, çökmek üzere bulunan devleti büyük bir iman ve azimle yeniden kurmuştur.

{ Add a Comment }

Cem Sultan Kimdir – Cem Sultan Olayı Nedir

Talihsiz Şehzade ismiyle Osmanlı tarihine geçen Cem Sultan, Fatih Sultan Mehmed’in küçük oğludur. 23 Ocak 1459 tarihinde Edirne’de doğmuştur. Annesinin ismi Çiçek Hatundur. Cem Sultan, küçük yaşta tahsile başlamış, dokuz yaşma gelince de Kastamonu Sancak Beyliği’ne gönderilmiştir. Fatih’in çok sevdiği bu zeki ve çalışkan şehzade değerli hocalar elinde yetiştirilmiş. 1474 de ağabeyi Şehzade Mustafa’nın ölümüyle Karaman Eyaletinde görevlendirilmiştir. Bu süre içinde Arapça ve arscayı öğrenen Cem Sultan, idari ve askeri alanda da kendini yetiştirmiş, çevresinde çok sevilen bir insan olmuştur. Babası gibi ilim ve sanat adamlarına karşı saygı ve sevgi doludur. O’nun tarihe mal olan hazin macerası, Fatih Sultan Mehmed’in 1481 yılında, zehirlenerek şehid edilmesiyle başladı. Bütün bir İslam alemini yasa boğan bu acı haber kendisine geç ulaştı. Bu arada ağabeysi II. Beyazıd Osmanlı tahtına oturmuş bulunuyordu.

Cem Sultan bunu kabul etmek istemedi. Hemen Bursa’ya yürüyerek şehri ele geçirdi. Adına hutbe okutturup hükümdarlığını ilan etti. D. Beyazıd’a haberciler göndererek ülke yönetiminin ikiye bölünmesini teklif etti. Padişah bu çok tehlikeli isteği kabul etmedi. Ordusunu toplayarak Cem’in üzerine yürüdü. Bursa yakınlarındaki savaşta Cem Sultan mağlup oldu. Konya’ya kaçtı. Kendisini takip ettikleri için oradan ayrılıp Halep’e, Şam’a ve nihayet Kahire ye geldi. Burada Mısır sultanı tarafından büyük bir törenle karşılandı. Bir yıl kadar Mısır’da kaldı. 1482 de ailesi ile beraber hacca gitti. Döndükten sonra Karamanoğullarının da teşvikiyle yeniden faaliyete geçip padişahlık için mücadeleye girdi. Kuvvetli bir ordu topladı. İki kardeş yeniden savaştılar ve Cem yine mağlup oldu.

Çaresizlik, ve üzüntü içinde aynı yıl Rodos Şövalyelerine sığındı. Bir Osmanlı şehzadesini ellerinde bulunduran hain ve zalim şövalyeler O’nu büyük paralar karşılığında Fransa’ya gönderdiler. Cem burada yedi yıl kadar esir hayatı yaşadı. Hala sultan olabileceğini düşünüyordu. Ne var ki hıristiyanlar O’nu Osmanlı Devletine karşı bir koz olarak kullanmaya devam ettiler. Cem 1489 yılında Roma’ya getirilerek Papa’ya teslim edildi. Papa bu asil ve kahraman şehzadeyi hıristiyan yapmak için çok uğraştı. Ancak her türlü sıkıntı ve ıstıraba rağmen Cem Sultan bu çirkin teklifleri şiddetle reddetti. “Kardinallik ve papalık değil Cem dünyanın saltanatını verseniz bile ben dinimden dönmezem” diye haykırdı.

1494 yılında Fransızlar Roma’yı işgal ederek Cem’i tekrar memleketlerine götürmek istediler. Ne var ki papa bir takım maddî imkanlar temini düşüncesiyle şehzadeye tesiri geç farkedilen kuvvetli bir zehir içirmeye muvaffak oldu. Cem Fransa’ya giderken yolda rahatsızlandı. Napoli’de bir saraya yerleştirildi. Yüzü gözü şişmeye ve morarmaya başladı. Zehirlendiğini anlayınca yakınlarına vasiyette bulundu. “Ağabeyim Sultan Beyazıd benim cesedimi bu kafir ellerinde komasın. Beni anavatanıma defnetsin” dedi ve öldü. (1494) Tahlihsiz Şehzadenin bu hazin macerası henüz otuzbeş yaşlarında iken böylece son buldu. Padişah II. Beyazıd Onun ölüm haberini alınca çok üzüldü. Ne yapıp edip kardeşinin vasiyetini yerine getirmek istedi. Büyük miktarda paralar sarfederek ancak 1499 yılında cenazeyi Bursa’ya getirtip, Muradiye’deki türbesine defnettirdi.

Cem’in, Sultanlık hırsıyla giriştiği bu macera böylece sonuçlanmış oldu. O, aslında çok iyi yetiştirilmiş sanatkar ruhlu bir insandı. Şiir sanatına karşı büyük bir sevgisi vardı. Farsça ve Türkçe olmak üzere iki divanı vardır. Bilhassa gazellerinde coşkun bir lirizm hakimdir.

{ 1 Comment }