Etiket: yardım

2.Viyana Kuşatması Kısa Bilgi (1683)

2.Viyana Kuşatması Nedenleri ve Sonuçları:

Avusturya’nın egemenliği altında bulunan Protestan Macarlara siyasi ve dini baskılar yapması üzerine, Macarlar Osmanlıdan yardım istemiş, bunun üzerine Avusturya üzerine sefere çıkan sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana’yı ikinci kez kuşatmış ancak alamamıştır.

2.Viyana Kuşatmasının Nedenleri

  • Avusturya’nı Antlaşması ile oluşan barış sürecine rağmen Macaristan ile ilgilenmeye devam etmesi,
  • Avusturya’nın kendi yönetimi altında yaşayan Macarlara iyi davranmayarak onları ağır vergiler altında ezmesi ve Protestan olan Macarlara mezhep Hürriyeti hakkı tanımaması,
  • Bu baskılardan ötürü Macar Halkının Tökeli İmre‘nin başkanlığında ayaklanması ve Osmanlı Devletinden yardım istemesi.
  • Avusturya’nın Macaristan içlerine kadar girmesi Vasvar Antlaşması’nın yirmi yıllık barış sözleşmesini ihlal etmesi anlamına gelmesi.

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bu nedenle padişah IV. Mehmet ve divan üyelerini i ikna ederek 1682 yılında Avusturya’ya savaş ilan edilmesini sağladı.

2.Viyana Kuşatması Süreci

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Yanıkkale‘yi ele geçirerekViyana önlerine dayandı ve şehri sardı. Bu durum karşısında Avusturya Avrupalı Hıristiyan devletlerden yardım istedi. Osmanlı ordusu Viyana’yı kuşatırken Tuna Nehrindeki köprülerden Viyana’ya gelebilecek yardımları durdurma vazifesi Kırım Han’ına verilmişti. Kuşatma tam istenilen neticeyi verecekken Lehistan Kralı Söbieski‘nin 120 bin kişilik yardım kuvvetini Kırım Hanının durduramaması üzerine Osmanlı ordusu iki ateş arasında kalmış ve Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

2.Viyana Kuşatmasının Sonuçları

Viyana bozgununa sebep olduğu düşünülen Kara Mustafa Paşa Belgrad’ta idam edilmiştir.

  • Osmanlı’nın yenilemez bir güç olmadığının farkına varan Avrupalı devletler Osmanlı Devleti’ne karşı psikolojik üstünlüğü ele geçirmeye başladı.
  • Papanın çalışmaları sonucunda Osmanlı Devleti‘ni Avrupa’dan tamamen atmak için Kutsal İttifak adı birliği oluşturuldu. Kurulan bu ittifaka Avusturya, Lehistan, Venedik, Malta ve Rusya katılmıştır. (1683)

{ Add a Comment }

Çalışırım, Allah’ın Yardımına Güvenirim ve Başarırım

Çalışmak, herhangi bir konuda amaca ulaşmak için emek harcamak demektir. Bugün sahip olduğumuz teknolojik gelişmeler, elde edilen yeni bilgiler insanın çalışmasının bir sonucudur. İnsanı başarıya götüren; çalışması, emek harcaması, işini en güzel şekilde yapması ve inancıdır.

İnsanlar hayatlarını devam ettirebilmek için çalışmak zorundadırlar. Eğer çalışmazlarsa ihtiyaçlarını gideremezler ve başkalarına muhtaç olurlar. Bizler önce kendi üzerimize düşen görevleri yapmakla sorumluyuz. Buna gücümüz yetmediği zaman başka insanlardan yardım isteyebiliriz. Herhangi bir işi gerek kendi gayretimizle gerekse başkalarının yardımıyla tamamladıktan sonra bize düşen görev; Allah’a güvenmek, dua edip ondan yardım istemektir.

İnsan başarmak için önce elinden geldiğince çalışmalı sonra Allah’a güvenmelidir. Örneğin; bir çiftçinin üzerine düşeni yapmadan, bol ve iyi ürün beklemesi doğru değildir. Akıllı bir çiftçi tohum ekme, sulama, gübreleme ve ilaçlama işlerini yapar. Sonrasında Allah’tan yardım bekler, bol ve iyi ürün almak için ona dua eder İslam dinine göre bunların hiçbirini yapmadan, Allah’tan iyi ürün vermesini dilemek yanlıştır. Bu, dinimize uygun bir tutum ve davranış değildir.

Dinimizde de çalışmaya önem verilmiştir. Kur’an’da, çalışan insanları Allah’ın sevdiği vurgulanmış; insanın çalışmalarının karşılıksız kalmayacağı, eksiksiz bir şekilde ödüllendirileceği bildirilmiştir. Konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulur: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı tastamam verilecektir.”

Peygamberimiz (s.a.v.) de çalışmaya büyük önem vermiştir. O, “Hiç kimse kendi el emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir.” buyurarak çalışmanın önemini vurgulamıştır. İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.” buyurarak da insanın her gün bir öncekinden daha çok ve verimli çalışmasını teşvik etmiştir.

İnsan, çalışmalarında iyiye yönelmeli ve insanlara faydalı olabilmelidir. Kur’an-ı Kerim’de, inanıp yararlı işler yapmamız öğütlenmiştir. Peygamberimiz de bununla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara en fazla faydalı olandır.” Çalışmamızın sadece kendimize değil, milletimize ve bütün insanlığa yararı vardır.

Çalışkan bir öğrenci, Allah’ın çalışanlara yardım edeceğini bilir. Derslerini dinler, ödevlerini yapar, sınavlarına çalışır. Ondan sonra da kendisine yardım etmesi için Al-lah’a dua eder. Çalışmadan, ders dinlemeden “Allah’ım, ne olur başarmam için bana yardım et!” diye dua eden öğrenci yanlış davranmış olur. Çünkü, çalışmadan başarılı olmayı beklemek doğru değildir.

Çalışmalarımızı tamamladıktan sonra Allah’ın yardımına güvenmeliyiz. İnsanın bir işte elinden geleni yaptıktan sonra Allah’a güvenmesine tevekkül denir. Allah’a güvenmek, başarılı olmak için önemlidir. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyrulmaktadır: “… Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”

Allah, insanları çaba ve çalışmalarına göre ödüllendirir. Allah, insanın çalışmasını, iyi işler yapmasını istemiş ve bunların karşılıksız kalmayacağını bildirmiştir. Kur’an’da bu konu, “Kim de mümin olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.” ayetiyle bildirilir. Öyleyse bizler de çalışarak başaracağımızı bilmeli ve çalışmalarımızın Allah tarafından ödüllendirileceğinin bilincinde olarak hareket etmeliyiz.

{ Add a Comment }