Etiket: yüzyıl

19.Yüzyılda Osmanlı Toplum Yapısında Meydana Gelen Değişmeler

19. Yüzyılda Osmanlı Toplum Yapısındaki Değişim:

  • 19. yüzyılda Osmanlı toplum yapışı incelendiğinde dikkati çeken ilk özellik nüfus yapısındaki değişimdir. Bir yanda kaybedilen topraklarla toplam nüfus azalırken, diğeri yandan da Anadolu’ya göçler yaşandığından şehir ve kasabalarda nüfus artışı yaşandı.
  • 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde şehirleşmenin hız kazandığı dönemler oldu. İstanbul bir milyonu aşan nüfusu ile Avrupa‘nın en büyük şehirlerinden biri oldu.
  • Şehitlerin görünümü de değişmeye başlamıştır. Tren ve buharlı gemiler ulaşımda, kullanılmaya başladı.
  • Alınan teknoloji ile birlikte Avrupa yaşam tarzı Osmanlı toplumunda etkilerini göstermeye başladı. Özellikle büyükşehirlerdeki devlet yöneticileri Avrupa yaşam tarzının öncüsü oldular.
  • 2.Mahmut, batı tarzı giyim kuşama ağırlık veren bir çizgi takip etmiştir. Din adamı dışındaki devlet memurlarına fes, pantolon ye ceket giyme zorunluluğu getirmiştir.
  • Büyük şehirlerde Batı yaşam tarzı özellikle yönetici ve zenginlerde kendini gösterirken halk ve taşrada yaşayanlar geleneklerine bağlı kalmışlardır.

{ Add a Comment }

Sanayi İnkılabı Osmanlı Devletini Nasıl Etkilemiştir

Sanayi İnkılabı’nın Osmanlı Devletine Olumsuz Etkisi – viki

XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti, dışındaki gelişmeler, Osmanlı ülkesinde de etkisini gösterdi. Avrupa XVII. yüzyılda, daha önceki birikimi sonucunda, ticaret alanlarında büyük bir gelişme gösterdi. Bunu, XVIII. yüzyılda Sanayi İnkılabı izledi. Sanayi İnkılabı neticesinde dünyada sömürgecilik yarışı ve buna bağlı olarak üretilen malların satılacağı pazar ihtiyacı arttı. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti bu çerçevede Sanayi İnkılabı’nın olumsuz etkilerini tam anlamıyla hissetmeye başlamıştır.

Daha önce Batılı devletlere verdiği kapitülasyonlar ile beraber, Mısır meselesinin çözülmesi noktasında 1838 yılında İngiltere ile yaptığı. Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı topraklarının İngiliz tüccarlara açılması Osmanlı ekonomisi üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurmuştur. Bu gelişmeler sonucunda Osmanlı Devletinde;

  • Avrupa’da üretilen ucuz ürünler ülkenin pazarlarına kolayca girdi.
  • Avrupa’dan gelen ucuz mallar karşısında rekabet edemeyen küçük el tezgahları ve atölyeler kapandı.
  • İşsizlik arttı.
  • Ülke gelirleri azaldı.
  • Halkın üzerindeki vergi yükü arttı,
  • Ekonomik alanda Avrupa’ya bağlılık arttı.
  • İthal malların kullanımının artması nedeniyle dış ticarette denge bozuldu.
  • Ekonomik olarak çöküş, siyasi alanda da başarısızlıklara zemin hazırlamıştır.
  • Avrupa’da ham madde ve pazar bulmanın önemli bir sorun haline gelmesi sonucunda Avrupa devletlerinin Osmanlı topraklarına göz dikmesi sonucu Osmanlı topraklarının bir kısmı sömürge haline getirilmiştir.

{ 1 Comment }

19. YY Başlarında Asya ve Avrupa Devletlerinin Genel Durumu

19.Yüzyılda Asya ve Avrupa Devletlerinin Siyasi Durumu:

1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti dört yüz yıl boyunca dünyanın süper gücü olmuş, dünya siyasetine yön veren devletlerin başında gelmiştir. Ancak 1699 Karlofça Antlaşması ile başlayan dönemde bu özelliğini kaybetmeye başlamıştır. XVIII. yüzyılda Avrupa’nın gerisinde kalındığı padişahlar ve devlet adamları tarafından anlaşılmış ve önlemler alınmaya çalışılmıştır. Bu önlemler yeterli olmamış Osmanlı Devleti XVIII. yüzyılın sonlarına gelindiğinde topraklarını saldırılar karşısında tek başına korumayacak duruma gelmiştir. Denge politikası denilen bir diplomasi ile ittifaklar kurarak topraklarını korumaya çalışmıştır.

Osmanlı Devleti’nin bu şartlar içerisinde girdiği XIX. yüzyılda (1800 – 1900) dünyada da dengeler değişmeye başlamış ülkeler dış politikalarını kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden düzenlemişlerdir. Bu durum Osmanlı Devleti‘ne de etki edecektir. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Asya ve Avrupa devletlerinin politikaları şu şekilde gelişmiştir.

19.Yüzyıl Başlarında İngiltere’nin Siyasi Durumu

Parlamenter yönetime geçmiş olan İngiltere’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilan edilmişti (1689). İngiltere XIX. yüzyıl başlarında dünyanın en büyük sömürge İmparatorluklarından biridir. Hatta bu devlet için “üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk” tabiri kullanılıyordu. İngiltere başta Hindistan olmak üzere Sömürge yollarının güvenliğini sağlamayı en önemli politikası haline getirmiştir. Bu yüzden İngiltere, 1878 Berlin Antlaşması‘na kadar sömürgelerinin yolu üzerinde olan, zayıf Osmanlı Devleti‘nin toprak bütünlüğünden yana olmuştur.

İngiltere 1878 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nin Almanya ile yakınlaşması yakınlaşması sonucu Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü korumaktan vazgeçmiştir. İngiltere başta Kıbrıs olmak üzere Osmanlı Devleti’nin topraklarını işgal etmiş, 1908 yılındaki Reval Görüşmeleri‘nde Rusya’ya Osmanlı topraklarındaki emellerini gerçekleştirmesi için izin vermiştir. İngiltere, I. Dünya Savaşı‘nda Osmanlının karşısında yer almıştır.

19.Yüzyıl Başlarında Fransa’nın Siyasi Durumu

Kanuni Sultan Süleyman zamanında bulayan Osmanlı Devleti ile Fransa arasında dostluk, 1798’de Napolyon‘un Mısırlı işgali ile bitmiştir. Sömürgecilik yarışında İngiltere kadar başarılı olamayan Fransa, Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’da bulunan topraklarını (Cezayir, Fas) işgal ederek, I. Dünya Savaşı‘nda Osmanlı Devleti’nin karşısında yer alınıştır. Fransa azınlıklara milliyetçilik fikrini benimseterek Osmanlı Devleti’ni zayıflatma yolu ile yeni çıkarlar elde etme politikasını takip etmiştir.

19.Yüzyıl Başlarında  Rusya’nın Siyasi Durumu

Rusya XVIII. yüzyılda başlatmış olduğu dış politika önceliklerini, XIX. yüzyılda da sürdürmektedir. Buna göre;

  • Boğazlar ye Balkanlar yoluyla sıcak denizlere inmek,
  • Balkanlardaki Ortodoks Slavları, sürekli olarak Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtma ve buna bağlı Olarak Osmanlı’dan kopararak kendisine bağlama politikası (Panslavizm)

Rusya, I. Dünya Savaşında Osmanlı Devleti’nin karşısında olmuştur.

19.Yüzyıl Başlarında Avusturya’nın Siyasi Durumu

Milliyetçilik hareketleri Osmanlı gibi çok uluslu bir yapıya sahip olan Avusturya’nın Balkanlar ve Doğu Avrupa’da izlediği politikaların kendisine zarar vereceğini düşünerek bu yüzyılda Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünden yana olmuştur.

19.Yüzyıl Başlarında Almanya’nın Siyasi Durumu

Siyasi birliğini geç tamamlayan Almanya, ihtiyaç duyduğu ham madde ve pazar kaynaklarına ulaşılabilmek için Osmanlı Devleti ile yakınlaşmaya önem vermiştir. Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü savunmuştur. I. Dünya Şavaşı‘nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır.

Asya Kıtası’nda bu dönemde varlık göstermiş olan Türk topluluklarından Yaka Türkmenleri önemlidir.

19.Yüzyıl Başlarında Yaka Türkmenleri’nın Siyasi Durumu

Büyük Selçuklu Devleti‘nin yıkılmasından sonra Türkmenlerin bir kısmı Mangışlak, Maveraünnehir ve Horasan‘da kalmışlardı. Bu bölgede diğer Türk boyları ile birlikte önce Moğol, sonra da Timurlular hâkimiyetinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. XVIII. yüzyılın ikinci yansından sonra Moğol asıllı Kalmakların saldırısına maruz kalmışlardır. Fakat bulundukları bölgelerin istilalara karşı daha korunaklı olması ve boylar halinde yaşamaları sebebiyle Türkmenler genelde bağımsız bir hayat sürdürmüşlerdir.

Kopet Dağı çevresinde Yamud, İmralı gibi Türkmen boyları ile bir araya gelerek güçlendiler. 1835’ten itibaren İran ve Hive Hanlığı baskısıyla Merv bölgesine doğru yayıldılar. Burada 1855’te Hive Hanlığı, 1860’ta da Oranlıların saldırılarını boşa çıkararak bağımsızlıklarını korudular Bu dönemde başlarında Kuşid Han bulunuyordu.

Türkistan’daki Rus ilerleyişi karşısında büyük direniş gösteren Türkmenler, 1879’da Göktepe‘de Rusları ağır yenilgiye uğratmışlardır. Daha sonra aynı mevkide yapılan savaşlarda verilen kayıplar ve uğradıkları katliamlar sonucunda 1884’te Rus hâkimiyetini kabul etmişlerdir.

Çarlık Rusya’sı döneminde Türkmenler, ağır baskılara maruz kalmışlardır. Bu baskılar. Sovyetler döneminde de devam etmiştir. Bu dönemde, Hazar kıyılarından Merv bölgesine kadar uzanan bölgelerde Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adında sözde, bir devlet kurulmuştur. Bu devlet 1981 yılında bağımsızlığını ilan ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adını almıştır.

Türkmenistan’da yaşayan Türk boylarına (Türkmenlere) Osmanlılar, Hazar Denizi’nin öbür yakasındaki Türkmenler anlamında “Yaka Türkmenleri” bir başka ifadeyle de “Sayın Hanlı Türkmenleri” adını vermişlerdir.

{ 1 Comment }

18. YY’da Osmanlı’da Yönetim ve Bürokrasideki Değişmeler

18.Yüzyılda Osmanlı Devletinde Yönetim ve Bürokraside Yenileşme Hareketleri:

Divanı Hümayun’dan Babı Ali’ye Geçiş:

Divanı Hümayun, Osmanlı devlet mekanizmasının temeliydi. Burada ülke sorunları görüşülüp karara; bağlanırdı. XVI. yüzyılda haftada dört gün, XVII. yüzyılda haftada iki gün toplanan divanı hümayun, XVIII. yüzyılda üç ayda bir toplamaya başladı. Divan toplantıları, Topkapı Sarayı‘nda Kubbealtı denilen yerde yapılmaktaydı. İlk kurulduğu zaman padişahlar divana başkanlık ederdi. Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren padişahlar, Divanı Hümayun başkanlığını veziriazamlara bıraktılar. Veziriazam başkanlığındaki divanın aldığı kararlar yine padişaha sunularak geçerlilik kazanmaktadır.

XVI. yüzyılın sonlarında Sokullu Mehmet Paşa‘nın devlet işlerinde padişahlardan daha ön planda olmasıyla, veziriazamlar yönetimde daha da etkili olmaya başlamışlardır. Bu durum zamanla divanın yapısında da değişiklikler meydana getirmiştir.

XVIII. yüzyılda divanı hümayunun yapısında şu değişiklikler görülmüştür:

  • Haftada iki gün toplanılmasından üç ayda bir toplantı yapılması sistemine geçildi. Bu durum Divanı Hümayun‘un eski önemini kaybetmesine yol açmıştır.
  • Divanı Hümayun‘un toplanma yeri de değişmiştir Artık divan toplantıları padişahın gözetimindeki kubbealtında değil veziriazamın konağında (Babı Ali) yapılmaya başlanmıştır.
  • Veziriazam konaklar (Babı Ali) devlet yönetiminin merkezi haline gelmiştir. Bununla beraber defterdar ve nişancılar da Babı Ali‘ye taşınmışlardır. Divanda seyfiye sınıfının etkisi kalemi ye sınıfına geçmiştir.
  • Yabancı devletlerle olan ilişkiler artınca kalemiye sınıfının önemi artmış, nişancıya bağlı olarak ressülküttap dışişleri bakanlığına getirilmiştir. Reisülküttaplar zamanla sadrazamlığa da gelmeye başlamışlardır.

Ayan ve Eşrafın Ön Plana Çıkması:

Osmanlı Devleti‘nde Kanuni döneminden itibaren şehirlerde ve köylerde Ayan ve eşraf adı verilen etkili ve zengin bir zümre ortaya çıkmıştır. Bu zümre yergilerin belirlenmesinde ve toplanmasında görevlilere yardımcı olurlardı. Ayanların ve eşrafların zaman içerisinde güçlü bale gelmesinde;

  • Tımar sisteminin değişmesiyle toprakları iltizama alanlar genellikle Ayanlar Böylece Dirlik sahiplerinin haklarına sahip olan Ayanlar bulundukları yerleri yönetmeye başladılar.
  • Merkez teşkilatının bozulmasıyla “beylerbeyi” veya “sancak beyi” olarak atananların, makamlarına gitmeyerek, o eyalet ya da sancaktaki Ayanı mütesellim (vekil) olarak görevlendirmeleri, Ayanların devlet gücünün temsilcisi durumuna gelmesine neden olmuştur.

XVIII.yüzyılda güçlenen Ayanlar, yapılan savaşlarda devlete para ve asker yardımında bulunarak siyasi Alanda da güç sahibi oldular. Bu yüzyılda herhangi bir sancakta kimin önemli bir görev alacağına ayanlar karar yeriyor ve belirledikleri ismi devlet görevlisine bildiriyorlardı.

II.Mahmut döneminde 1808 yılında Ayanlarla yapılan Senedi İttifak ile padişah Ayanların varlığını resmen tanımıştır. Ayanların güçlü durumu Tanzimat Fermanı‘nın ilanına kadar devam etmiştir. Tanzimat’tan sonra illere merkezden valiler atanınca Ayanlık sistemi de ortadan kalkmıştır.

Nizamı Cedit Ordusu:

III.Selim‘in askeri alandaki ıslahatlarının yanında gerçekleştirmiş olduğu yeniliklerin tamamına Nizamı Cedit ismi verilir. Nizamı Cedit hareketinin amacı;

Yeniçerileri kaldırmak, ulamanın nüfuzunu kırmak, Osmanlı Devleti‘ni Avrupa’nın ilim, sanat, ziraat, ticaret ve medeniyette yaptığı ilerlemelere ortak etmektir.

III. Selim‘in bu ıslahatlarının en önemlisi Nizamı Cedit adında yeni bir ordu kurmasıdır. III. Selim işe başlamadan önce devlet adamlarının fikrini de sormuştur. Bir grup devlet adamı Yeniçerilerin ıslah edilmesinin çok zor olduğunu bu yüzden yeni bir ocağın kurulması gerektiğini ifade ettiler. Padişah da bu düşünceyi benimsemiştir. Yeniçerilerin tepkisini çekmemek için dikkat edilerek kurulan ocakta, ilk kışla Levent Çiftliği‘nde kurulmuş, daha sonra artan destekle beraber önce Üsküdar’da daha sonra da Anadolu’da ortalar kurulmuştur.

Bu ortaların kurulmasıyla beraber Nizamı Cedit Ordusu‘nun sayışı 230 bine yaklaşmıştır. Askerler 25 yaşını geçmemiş yiğit, asil ye temiz ailelerden seçilir, bunlara önce usul ve erkân öğretilirdi. Eğitimleri Fransız usulüydü. Yeniçerilerden, farklı giyinen bu askerlerin ayaklarında dizlik; sırtlarında ise ceket vardı. Silahları çakmaklı ve süngülü tüfekti.

Nizamı Cedit askerlerinden menfaatleri zarar gören Yeniçeriler ve Ayanlar hoşlanmamakta idiler. Bu durumu da fiiliyata dönüştürerek Kabakçı Mustafa önderliğinde isyan çıkardılar. İsyanın büyüdüğünü gören padişah, Nizamı Cedit‘i kaldırdığını ilan ettiyse de isyancılar bununla yetinmeyerek III. Selim’i de tahttan indirmiştir.

Malikane Sistemi:

Osmanlı’da XVII. yüzyılın son çeyreğinde yoğunlaşan savaşlar giderleri artırdı. Devlet, uğradığı ekonomik Zararları kapatmak amacıyla, toprak gelirlerini hayat boyu iltizam sahiplerine kiraya vermiştir. Bu şekilde ortaya çıkan sistem “malikane sistemi”dir.

XVIII. yüzyıla kadar devlet, tımar dışında kalan topraklarını gelirlerini açık artırma yoluyla mültezim denen kişilere kiralıyordu. Bu yüzyıldan itibaren iltizam uygulamasından vazgeçerek malikane sistemine geçmiştir. Malikâne sisteminin devlete çok faydası olmuştur. Zamanla bulundukları malikâneleri satın alan mültezimler, üretken bir konuma geldiler. Bulundukları bölgenin güvenliğini sağladılar.

Esham:

Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıl boyunca yapılan savaşların uzun sürmesi ve savaşların başarısızlıkla sonuçlanması üzerine ekonomik olarak zor durumda kalmıştır. Oluşan bütçe açığını kapatmak amacıyla esham adı verilen iç borçlanmaya gitmiştir. Buna göre devlet; Mukataa adıyla bilinen vergi kalemlerinde yıllık gelirleri, sehimler halinde dilimlere ayırıyordu. Bu bölümlere ayrılmış kısımlara muacele adı veriliyordu ve peşin para karşılığında satılıyordu. Bu şekilde devlet halkına karşı bir nevi borçlanmış oluyordu.

Esham 1775 yılında başlatılmış bir uygulamadır. Devlet, bütçe açığını kapatmak için varolan vergileri artırarak yeni vergiler koymuştur.

{ Add a Comment }

18.Yüzyıl Islahatları ve Islahatçıları

18.Yüzyıl Islahatçıları Kimlerdir – 18. Yüzyılda Yapılan ıslahatlar:

18.yüzyıldan itibaren gerçekleştirilen ıslahatlarda Avrupa’daki gelişmelerin etkisi altında kalınmıştır. Avrupa’daki ilim ve teknik alanındaki gelişmeler takip edilerek Osmanlı devlet sisteminde uygulanmaya ve bu şekilde gerilemenin önüne geçilmeye çalışılmıştır.

 1.Mahmut Dönemi Islahatları

Avrupa’da meydana gelen gelişmelere ayak uydurulmaya çalışılmış, Avrupa tarzı ıslahatlarla ordu yeniden düzenlenmek istenmiştir.

  • Osmanlı hizmetine giren Fransız Kont de Bonneval askeri ıslahatlarla ilgili raporlar hazırlamıştır.
  • Humbaracı Ocağı yeniden düzenlenmiş, Üsküdar’da bir Humbaracı kışlası yaptırılmıştır.
  • Subay ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla Kara Mühendishanesi (Mühendishane-i Berr-i Hümayun) açılmıştır.

3. Mustafa Dönemi Islahatları

  • Macar asıllı Baron dö Tot Sürat Topçuları Ocağı’nı kurmuştur.
  • Top imalathaneleri açılmıştır.
  • Osmanlı donanmasının subay ihtiyacını karşılamak amacıyla Deniz Mühendishanesi (Mühendishane-i Bahr-i Hümayun) açılmıştır.
  • Fransızca bazı eserler Türkçeye tercüme edilmiştir.
  • İlk defa bu dönemde iç borçlanma (esham) yoluna gidilmiştir.

3. Selim Dönemi Islahatları

3.selim döneminde devletin siyasi, ekonomik, askeri, dengeleri bozulmuş durumdaydı. 3.Selim bu yüzden hükümdarlığı, döneminde planlı ve programlı olarak ıslahat hareketlerine girişti, 3.Selim bu amaçla;

  • Devletin içinde bulunduğu durum ve sorunların çözümü için raporlar (Layiha) hazırlattı.
  • Bir danışma meclisi (Meclis-i Meşveret) oluşturarak ıslahat yapma kararı aldı.
  • Avrupa’ya daimi elçiler gönderdi. Buradaki amacı Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip etmek ve Osmanlı Devleti hakkındaki düşüncelerini öğrenmektir. Paris, Londra, Viyana ve Berlin’e elçiler göndermiştir.
  • Nizamıcedit adında bir ordu meydana getirdi. Bu ordunun giderlerini karşılamak amacıyla İradıcedit adında bir hazine oluşturdu. Ordunun eğitimi için Levent ve Selimiye kışlaları kuruldu.
  • Yabancı dil eğitimine Önem verildi.
  • Birçok kitap Türkçeye tercüme edilerek kültürel gelişim sağlandı.
  • Paranın değerini koruması için tedbirler alındı vergi düzenlemeleri yapıldı.
  • Vezirlerin sayısı ve görev süreleri yeniden belirlendi ve kadıların görev yerlerine gitmeleri sağlandı.
  • Mühendishaneiberrihümayun (Kara Mühendis Okulu) adında yeni bir askeri okul açıldı.
  • Avrupa’dan yabancı uzmanlar getirilerek lağımcı, topçu, humbaracı ocakları teknik sınıf olarak yeniden düzenlendi.
  • Denizciliğe önem verildi, tersaneler onarılarak işler hale getirildi.
  • Yeniçeri ocağını aşamalı olarak kaldırmak istedi.
  • Musikiye önem yerildi.
  • Darü’t Tıbatü’l Amire adlı devlet matbaası kuruldu.

3. Selim‘in idari, askeri ve ekonomik alanda giriştiği bu köklü ıslahatlar devleti yüzde yüz dağılmaktan kurtaramadı. Fakat çağdaşlaşmak amacıyla yapılan bu icraatlar kendinden sonraki devlet yöneticilerine örnek teşkil etmiştir.

1.Abdülhamit Dönemi Islahatları

  • Kapıkulu ocaklarında sayım yapılarak maaşlı asker sayısı belirlenmeye çalışılmıştır.
  • Ulufe alım satımı yasaklanmıştır.
  • Sürat Topçuları Ocağı geliştirilmiştir.
  • Avrupa’dan getirilen subaylar Osmanlı ordusunun eğitiminde görevlendirilmiştir.
  • İstihkam Okulu açılmıştır.
  • Yabancı mallara karşı yerli malının kullanımı teşvik edilmiştir.

{ 2 Comments }

18. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Değişim ve Islahatlar

18. Yüzyıl Osmanlı Devlet Yönetimindeki Değişmeler:

  • yüzyıldan itibaren padişahlar, devlet işlerinin çoğunu sadrazamlara bırakmaya başladı. Böylece sadrazamların devlet yönetimindeki etkinlikleri arttı.
  • Kubbealtında toplanan divan, 1654 yılından itibaren Paşakapısı (Bab-ı Ali) denilen sadrazamın sarayında toplanmaya başladı.
  • Divan toplantılarının sayısı 18.Yüzyıl başlarında haftada bir güne kadar inmiştir.
  • Bu yüzyılda devletlerarası ilişkiler önem kazanmaya başlamış ve bunun sonucunda kalemiye (bürokrat) sınıfının önemi artmıştır.
  • yüzyılda taşra teşkilatı da bozulmaya başladı. Eyalet ve sancak yöneticileri bulundukları görev yerlerine mütesellim denen vekiller göndermeye başladı.
  • Zamanla bu görevlere taşrada eşraf ve ayan arasından güçlü ve nüfuzlu olanlar getirilmeye başlandı.
  • Mukataa haline getirilen dirlik toprakların ihale yolu ile dağıtılması taşrada bulunan zengin ayanların güçlenmesine ortam hazırladı.

{ Add a Comment }

18. Yüzyıl Islahatlarının Genel Özellikleri

18.Yüzyılda Yapılan Islahatların Nitelikleri:

  • Osmanlı Devleti’nin batının gerisinde kaldığı anlaşıldığından, Avrupa örnek alınarak yapılmıştır.
  • Bu dönemde gerilemenin gerçek nedenleri üzerinde durularak çözüm bulma yoluna gidilmiştir.
  • Savaşların yenilgiyle sonuçlanması ve toprak kayıpları nedeniyle ıslahatlar daha çok askeri alanda yapılmıştır.
  • Islahatlar, şahıslara bağlı kalması, halkın desteğinin alınamaması ve çıkarları zedelenen toplum kesimlerinin tepkileri yüzünden süreklilik gösterememiştir.( Padişahlar ve bazı devlet adamları tarafından yürütüldüğünden, halk ıslahatları anlayamamış ve halkın yeterince desteği olmamıştır.)
  • 17.yüzyıl ıslahatlarına göre daha sistemli ve daha geniş kapsamlı yapılmış, fakat Osmanlı Devleti’ni çöküntüden kurtaramamıştır.

{ Add a Comment }

Avrupa’da Düşünce Alanındaki Gelişmeler – Aydınlanma Çağı

Aydınlanma Çağı’nda Meydana Çelişmeler:

Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan tarihsel dönem, Batı toplumunda XVII. ve XVIII. yüzyıllarda gelişmiştir. Akılcı düşünceyi eski, geleneksel, değişmez kabul edilen bilgilerden ve görüşlerden arındırmak ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünce gelişimini ifade eden döneme denilmektedir.

Aydınlanmaya yol açan düşünsel gelişmeler Rönesans ve Reform hareketleridir. Bu gelişmelerin oluşturduğu ortam sonucunda Avrupa’da XVII. yüzyılda “Akıl Çağı”XVIII. yüzyılda “Aydınlanma Dönemi” ortaya çıkmıştır.

Tarihsel süreç içerisinde Avrupa’daki tabloyu tekrar hatırlamak gerekirse;

Orta Çağ Avrupası : Tam bir kilise hakimiyeti vardı. Kilisenin herkesin ve her şeyin üstünde görülmesi ve fikirlerinin tartışılamaması bilimin gelişmesini engellemiştir. Bu dönemde skolastik düşünce Avrupa’ya hakimdir.

Yeniçağ Avrupası: Rönesans ve Reform ile insan aklını Ön plana çıkaran Avrupalılar Coğrafi Keşifler ile de hayat standartlarını yükseltiler. Kilisenin baskısından kurtularak özgür düşünce ortamında her alanda gelişmeye başladılar.

XVIII. Yüzyıl Avrupası: Bu gelişmeler sonucunda XVIII. yüzyılda Avrupa’da akıl, bilim ve özgür düşünce ön planda olmuştur. İnsan aklını kullanarak insanlığın yararına güzellikler meydana getirebilir anlayışı geliştirilmeye çalışılmıştır.

Avrupa’da Bilim Alanındaki Gelişmeler:

Aydınlanma Çağı’nda “aktın kullanılması ile doğru bilgiye ulaşılabileceği” fikri temel alınmıştır.

Bu dönemin önemli bilim insanları;

  • Newton: Fizik ve matematik alanında çalıştı. Ortaya attığı ışığın parçalarından oluştuğu teorisi Laplace tarafından geliştirilmiştir. Bu bilim adamı güneş sisteminin oluşumunu açıklamıştır.
  • Copernik: Evrende güneş merkezli bir sistem olduğunu ve dünya’nın güneş çevrisinde döndüğünü kanıtladı.
  • Galile: Dünya’nın yuvarlak olduğunu ispatlayarak, kilise tarafından benim senen, Dünya’nın düz olduğu görüşünü yıkmıştır. Ayrıca fizik alanında da çalışmalar yapmıştır.
  • Dekart: Bilimsel bilgiye ancak matematikle ulaşılabileceğini öne sürmüş ve bu nedenle analitik ve geometriyi geliştirmiştir.
  • Bu dönemde sosyal bilimler alanlarında da akılcı bir görüş benimsenmiş ve edebiyat eserlerinde toplumsal konular işlenmiştir.
  • Bu alanda özellikle Jan Jak Russo gibi düşünürler yazılarında baskıcı düşüncelere karşı çıkarak demokrasinin doğmasına ve gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.
  • Aydınlanma Çağı’nda güzel sanatlar alanında da gelişmeler olmuş, özellikle müzik alanında Mozart ve Bach gibi ünlü besteciler yetişmiştir.

Aydınlanma Çağı’nın Sonuçları:

  • Bilim, sanat, edebiyat, siyaset ve sosyal alanlarda önemli eserler verildi.
  • Bilimsel ve teknolojik gelişmeler Sanayi İnkılâbı’nın temelini oluşturdu.
  • Siyasi ve sosyal gelişmeler ABD’nin kurulmasında ye Fransız İhtilali‘nin çıkmasında etkili oldu.
  • Avrupa’da akılcı düşünce sistemi gelişti.

{ Add a Comment }

18. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Avrupa devletlerinin Dış Politikası

XVIII. Yüzyılda Osmanlı ve Avrupa Devletlerinin Dış Siyaseti:

  • yüzyılda Osmanlı Devleti’nin dış politikasındaki ilk hedef Karlofça ve İstanbul Antlaşmalarıyla kaybedilen toprakları geri almak olmuştur.
  • Osmanlı Devleti’nin diğer bir hedefi de mevcut topraklarını korumaktır. Bunun için bu yüzyılda batıda Avusturya ve Venedik, kuzeyde Rusya ve doğuda İran ile savaşlar yapılmıştır.
  • Osmanlı Devleti; 18. yüzyılda Rusya ve Avusturya ile yaptığı savaşlarda toprak kayıplarının yanında ekonomik ve siyasi kayıplara da uğradı Bu yüzyılda gelişen farklı bir siyasi olay da Fransa’nın Osmanlı topraklarına saldırması olmuştur. Osmanlı -Fransız ilişkileri bu yüzyıla kadar dostluk içerirsinde devam etmiştir.
  • Osmanlı Devleti’nin kayıpları bu yüzyılda da devam edince, Avrupa’nın gerisinde kalındığı kabul edilmiş ve Avrupa örnek alınarak, devletin geleceği için dünyanın değişen ve gelişen şartlarına göre ıslahatlar yaparak bozulan kurumlar düzeltilmeye çalışılmıştır.

Sonuç olarak Osmanlı Devleti 18. yüzyılda;

  • Kaybettiği toprakları geri alma,
  • Mevcut toprak bütünlüğünü koruma,
  • Avrupa tarzı ıslahatlar yaparak kötü gidişi durdurabilmek siyaseti takip etmiştir.

18. Yüzyılda Fransa’nın Dış Politikası

Bu yüzyılda Fransa’nın dış politikadaki önceliği Akdeniz’e egemen olmak ve yeni sömürgeler elde etmektir. Bu konuda en büyük rakibi önceki yüzyılda da savaşlar yaptığı İngiltere olmuştur. Fransa 18. yüzyılda büyük bir imparatorluk kurabilmek amacıyla Osmanlı Devletiyle iyi ilişkilerine rağmen Mısır’a saldırmıştır. Bu olay sonrasında Osmanlı Devleti’nin Fransa’ya, güveni sarsılmış ve ilerleyen dönemlerde de iş birliği yapma noktasında tek başına Fransa’yla ittifaka girmemiştir.

18. Yüzyılda Yüzyılda İngiltere Piş Politikası

İngiltere bu yüzyıla kadar elde ettiği sömürgelerinden dolayı “Güneş’in batmadığı imparatorluk” olarak diye nitelenen bir büyüklüğe ulaşmıştır. 18. yüzyılda, da İngiltere dış politikasında;

  • Sömürgelerine giden yolların güvenliğini sağlamak
  • Kendisine tehdit oluşturabilecek Rusya’nın sıcak denizlere inmesini engellemek,
  • Sömürgecilik yarışındaki en büyük rakibi olan Fransa’nın Akdeniz ve Mısır’da hâkimiyet kurmasını engellemek, konuları önceliğe sahipti.

İngiltere diplomasiden iyi anlayan idarecileri, güçlü ördü ve donanması ile bu yüzyılın dünyadaki süper güçlerinden biri olmuştur.

18. Yüzyılda Avusturya’nın Piş Politikası

Avusturya çok uluslu yapıya sahip bir devlet olduğundan, 18. yüzyılda bu yapıyı koruma ye dağılmama hedefi ile hareket etmiştir. Avusturya 18. Yüzyılın sonlarına kadar özellikle Macaristan (Orta Avrupa) egemenliği için Osmanlı Devleti ile mücadele etmişken 18. yüzyılda dünyada gelişen olaylardan dolayı Osmanlı Devleti ile ilişkilerini Ziştovi Antlaşması ile barış politikası izlenmesi şekline dönüştürmüştür.

Bu yüzyılda Avusturya’nın dış politikasında;

  • Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik akımından olumsuz etkilenmeme,
  • Rusların, Slavların birliğini savunarak Balkanlara yayılma politikasını engelleme,
  • Alman Birliği’ni sağlayan Prusya ile mücadele etme, şeklinde öncelikleri olmuştur.

18. YüzyıldaRusya’nın Dış Politikası

Rusya, 18. yüzyılda Çar Petro ile büyük devlet olma hedefine sahip olmuştur. Bu amaçla I. Petro ve dolayısıyla Rusya’nın şekillenen dış politikasında;

  • Baltık Denizi‘ne hâkim olmak
  • Kırım’ı alarak Karadeniz’e ulaşmak
  • Slav birliği politikası ile Balkanlara hâkim olarak Ege Denizi’ne ulaşmak
  • İstanbul Boğazını ve Çanakkale Boğazını, alarak yine Ege Denizi ve Akdeniz’e ulaşmak, öncelikleri olmuştur.

{ Add a Comment }

18. Yüzyılda Avrupa Devletleri’nin Genel Durumu

XVIII. Yüzyılda Avrupa ve Osmanlı Devleti Nasıldı:

  • 18. yüzyılda Avrupa’da merkezi krallıklar ve prenslikler hâkimdir.
  • Avrupa’da bu yüzyıl diplomasi ve ittifakları ön plana çıktığı bir yüzyıldır.

BİLGİ NOTU:

Diplomasi:  Dış politikada sorunların barışçıl yöntemlerle ve müzakereler yoluyla çözülmesine denir. Tarihte bilinen ilk yazılı diplomasi Hititler ile Mısırlılar arasında imzalaman Kadeş Antlaşması‘dır.

  • Bu ittifakların oluşumunda dini birliktelikler ve devletlerin milli çıkarları etkili olmuştur.
  • Dönemin felsefesi Makyavelizm‘dir. Makyavel, İtalya Rönesans hareketinin önde düşünce adamlarındandır. Öne sürdüğü “Hedef ulaşmak için her türİü araca başvurmanın uygun olduğu anlayışı diğer Avrupa devletler tarafından kabul görmüştür.
  • Zenginlik kaynakları üzerindeki mücadeleleri 18.Yüzyıl boyunca Avrupalı devletler arasında savaşlara sebep olmuştur.
  • yüzyılda Avrupa’daki krallıklar arasındaki akrabalık münasebetlerinden dolayı Veraset Savaşları yaşanmış, uzunca bir süre devam eden bu savaşlar devletlerin ekonomilerini bozmuş, bu durum devletleri kendi çıkarları doğrultusunda ittifaklara itmiştir.

{ Add a Comment }