İnsan Hata Yapabilen Bir Varlıktır

İnsanların hata yapabilen bir varlık oluşu, mutlaka hata yapacağı anlamına gelmez. İnsan günahlardan kaçınmaya gayret göstermelidir, insan iradesini kullanarak hatalı davranışları terk ederek doğru davranışlara yönelmelidir. Bu konuda Hz. Peygamber, “Asıl muhacir (hicret eden), hata ve günahlarını terk edebilendir.” buyurmuştur. İnsan, bilerek veya bilmeyerek işlediği hata ve günahlar için de Allah’tan bağışlanma dilemelidir, önemli olan, insanın hatasını anlayıp pişman olması ve tövbe etmesidir.

Allah, insanın hatasız olmayacağı gerçeğinden hareket ederek ona, yaptığı kötülükleri düzeltme ve eksikliklerini tamamlama fırsatı vermiştir. Buna göre kul hakkı yiyen kimseler, hakkını yediği kişiden özür dileyip helallik istemelidir. Şayet kişi Allah’a karşı bir suç işleyip günaha girdiyse tövbe edip ondan af dilemelidir.




Tövbe, Hatadan Dönme ve İyiye Yönelme Erdemidir

Tövbe, kişinin yaptığı bir hata ya da işlediği bir günahtan dolayı pişmanlık duyması ve Allah’tan bağışlanma dilemesidir. Tövbede esas olan, bireyin samimi bir niyetle yaptığı hatadan vazgeçip bir daha aynı davranışı tekrarlamamaya karar vermesi ve iyiliğe yönelmesidir. Tövbe aynı zamanda duadır. Dua, kişinin yaratıcısına yönelerek ondan istek ve dilekte bulunmak, sorunlarını ona iletmek ve yalvarmak demektir. Dua bireyin Allah’la aracısız iletişim kurma biçimidir.

Bilerek veya bilmeyerek günah işleyen kişi hemen Allah’a yönelip tövbe etmelidir. Yaptığının hata veya günah olduğunu bilip bunları terk ederek Allah’a sığınmalı dır. Kişi yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek ondan kendisini affetmesini, bağışlamasını dilemeli, yalnızca ona yâlvarmalıdır.

Allah Bağışlayıcıdır, Bağışlayanı Sever

Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette Yüce Allah’ın affedici ve bağışlayıcılığına vurgu yapılır. Allah’ın Kur’an’da en çok tekrarlanan sıfatları “rahman” (merhamet eden, esirgeyen) ve “gafur” (bağışlayan) sıfatlandır. Kur’an’da bu konuda, “…Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.” buyrulmaktadır.

Allah bağışlayıcı olduğu kadar bağışlayan insanları da sever. Kur’an’da, “Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir…” buyrularak bağışlamanın önemine dikkat çekilmekte ve bağışlayanın Allah tarafından mükâfatlandıracağı belirtilmektedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) hataları affeden ve bağışlayandı. O, kendi yakınlarına ve sahabelerine karşı devamlı hoşgörülü olduğu gibi düşmanlarını da özellikle onlar güçsüz bulundukları ve teslim oldukları zaman bağışlamıştır. Kur’an’da, “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet; bağışlanmaları için dua et…”ayetiyle Peygamberimizin hoşgörüsü ve bağışlayıcı özelliğine dikkat çekilmektedir.

Bağışlama Bireysel ve Toplumsal Hoşgörünün Temelidir

İslam dini, barış ve huzurlu bir toplum oluşmasını amaçlamaktadır. Bunun oluşması için insanlar arasında sevgi ve hoşgörünün var olması gerekir. Bireysel ve toplumsal hoşgörünün oluşmasında sevgi ve bağışlama önemli bir yer tutar. Bağışlama ile hoşgörü bu anlamda iç içedir. Bağışlamak bazen anlayışla karşılama bazen de hoşgörü göstermekle olur. Hoşgörülü olmak, kusurları ve hataları bağışlamayı gerektirir.

Hoşgörülü olabilmek için insanlar birbirlerinin kusurlarını araştırmamalı ve affedici olmalıdırlar. Kur’an’da Allah, “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” buyurmaktadır.

İyilikler Kötülükleri Giderir

Tövbe, insanın hatasından dönerek iyiliğe yönelme erdemi olduğundan, tövbe ile iyilik arasında yakın bir ilişki vardır, insanın tövbe ettikten sonra iyiliğe yönelmesi tövbesinin devamı açısından önemlidir. Yüce Allah, tövbe edenleri bağışlayacağını ve bireyin yapmış olduğu iyiliklerin, kötülükleri gidereceğini de Kur’an’da bizlere bildirmektedir.