Varlık, var olan demektir. Hayvan, bitki, ağaç, Güneş, Ay vb. birer varlıktır. Varlıkların bazıları canlı, bazıları cansızdır. İnsan canlı varlıklardandır. Bütün canlılar gibi doğar, büyür ve ölür. İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli özellikleri vardır.

İnsanı diğer varlıklardan üstün kılan en önemli özelliği akıllı olmasıdır. Bazen herhangi bir işi başardığımız zaman ana babamız, öğretmenlerimiz veya arkadaşlarımız bize; “Çok iyi düşünmüşsün”, “Akıllı hareket etmişsin”, “Aklını kullanmışsın.” gibi övücü sözler söylerler. Başka bir varlık için aynı ifadeleri kullanmazlar.

Akıl: İnsana düşünmesi; doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve faydalıyı zararlıdan ayırması için Allah tarafından verilmiş bir güçtür.

İnsan, aklı ve düşünmesiyle üstün ve değerli bir varlıktır. Akıl, Allah’ın insana verdiği en büyük nimetlerden biridir. O, bu özelliğiyle diğer varlıklardan ayrılır. Allah, insanlardan kendilerine verilen akıl nimetini kullanmalarını ister. İnsanın aklını kullanması dinimizin bir gereğidir. Kur’an’da, “Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir? Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir? Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır?”  buyrulur. Çünkü insanın aklını kullanması, kendini ve çevresini daha iyi tanıması için önemlidir.

İnsan, aklı sayesinde düşünür, araştırır, inceleme yapar. Sanatı, bilim ve teknolojiyi geliştirir. Aklı sayesinde diğer varlıklardan yararlanır. Yaşamı kolaylaştıran uçak, gemi, otomobil, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, bilgisayar gibi araçlar hep insan aklının ürünüdür. Ayrıca akıl, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmemizi sağlar.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran özelliklerinden biri de inanan bir varlık olmasıdır. Çünkü insanın yaradılışında yüce bir varlığa inanma eğilimi vardır. İnsanlar tarih boyunca evreni yaratan yüce bir varlığa inanmışlardır. Bu durum, insanın inanan bir varlık olduğunun göstergesidir.

Kur’an’da, Allah’a inanma duygusunun insana doğuştan verildiği bildirilmektedir. Konu ile ilgili bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “…Allah’ın, insanları üzerine yarattığı fıtrata sımsıkı tutun…”Bu ayete göre Yüce Allah her insanı fıtrat yani kendisine inanma duygusuyla yaratır. Allah, insandan bu inanma ve ona bağlanma duygusunu geliştirmesini, kendisine inanmasını ister.

İslâm dininde Yüce Allah’a inanmak, ergenlik çağına gelmiş ve akıllı her insanın sorumluluğudur. Çünkü insan akıllı, düşünen ve araştıran bir varlıktır. O, aklı ile kendini ve çevresini tanımaya çalışır. Evrenin oluşumu, düzeni ve işleyişi hakkında sorular sorar. Çevresinde gördüğü varlıkların kendi kendine mi yoksa yüce bir güç tarafından mı yaratıldığını öğrenmek ister. Bütün bu sorgulamalar, araştırmalar sonucunda evrendeki hiçbir şeyin kendiliğinden var olamayacağı sonucuna ulaşır ve her şeyi yaratan üstün bir gücün yani Allah’ın var olduğuna inanır.

Allah’a inanmak iman esaslarının birincisidir. Allah’a inanan kişi, kendisini sürekli görüp gözeten bir yüce yaratıcının bulunduğunu bilir. Yaptıklarından sorumlu olduğunun ve bir gün hesap vereceğinin farkındadır. Bu düşünce onu, kötü şeylerden uzaklaştırır. Kimsenin kalbini kırmaz. Herkese sevgi ile yaklaşır. Başkalarına zarar vermekten kaçınır. Kendisi için istediğini, başkası için de ister. Dürüstlükten ayrılmaz. Hoşgörülü, merhametli ve cömert olur.

Sorumluluklarını bilir, ona göre davranır. Herkes onu sever. Bu sevgi ona huzur ve mutluluk verir. Allah inancı insanın sıkıntılarını azaltır. Karşılaştığı zorluklara dayanma gücü verir. İnanan kişi Allah’ın kendisine yardım edeceğini bilir. Ümitsizliğe düşmekten kurtulur.

Bizler de akıllı birer varlık olarak Allah’a inanma konusundaki sorumluluğumuzu bilmeliyiz. Allah’ın vermiş olduğu aklı doğru şekilde kullanmalı, kendimiz ve çevremizdekiler için yararlı, güzel işler yapmaya çalışmalıyız.